15. IF İSTANBUL BAĞIMSIZ FİLMLER FESTİVALİ BU SENE “BİRLEŞİN” DİYOR

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılacak 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 18-28 Şubat 2016 tarihlerinde İstanbul’da, 3-6 Mart 2016 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek. Bu yıl “!f İstanbul birleştiriyor!” sloganıyla yola çıkan festival, bağımsız sinemanın en iyilerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f² ile de 33 şehir, 50 farklı noktaya film götürecek.

Festival mekânları

15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 18-28 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Fitaş, Cinemaximum Nişantaşı City’s, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak; 3-6 Mart tarihlerinde de Ankara’da Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Piersinemalarında gerçekleşecek. Bu yıl !f music partileri Babylon’da, festival etkinlikleri ise DEPO ve SALT Galata’da düzenlenecek.

Festivalin kampanyası Rafineri’den

Festivalin “!f İstanbul Birleştiriyor!” adlı 2016 kampanyasının afişi ve reklam filmi, Türkiye’nin önde gelen ajanslarındanRafineri tarafından hazırlandı. Festival afişi Resul Geniştarafından tasarlanırken, illüstrasyonu Aykut Aydoğdu üstlendi. Yaratıcı yönetmenliğini Ayşe Bali’nin üstlendiği, yaratıcı ekibindeKerim Gürsel, Sezer Üstungel ve Resul Geniş’in yer aldığı “!f İstanbul Birleştiriyor!” filmi, Cansu Boğuşlu yönetmenliğinde veTamer Üner yapımcılığında, Spark Film tarafından çekildi. Ayşe Bali’nin seslendirdiği filmin görüntü yönetmenliğini David Griffiths, müziklerini Tufan Aydın üstlenirken, post prodüksiyonu MOJO tarafından yapıldı.

!f’i Anomalisa açıyor

“Being John Malkovich/John Malkovich Olmak”, “Adaptation”, “Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan” gibi pek çok modern klasiğin yazarı Charlie Kaufman ile televizyon tarihinin en sıradışı animasyon serisi “Mary Shelley’s Frankenhole”un yaratıcısı Duke Johnson’ın birlikte çektiği “Anomalisa”, !f İstanbul’un açılış filmi olacak. Daily News’un “Rüzgâr Gibi Geçti’nin varoluşçu kukla film hali”, Variety’nin “Küçük bir mucize”, Indiewire’ın “Tuhaf bir şekilde güzel, canlandırılmış bir varoluş krizi” sözleriyle tarif ettiği, bir çok eleştirmen tarafından da “yılın başyapıtı” sayılan “Anomalisa”, hayatının sıkıcılığından bezmiş aile babası ve “Onlara Yardım Etmenize Nasıl Yardım Edebilirim?”in saygın yazarı Michael Stone’un karanlık, absürt ve sürreal yolculuğunu anlatıyor. Michael, müşteri hizmetleri profesyonelleri için bir kongrede konuşmak için gittiği Cincinnati’de kalacağı Fregoli Otel’de Akron hamurişleri satış temsilcisi Lisa ile tanışıyor ve çaresizliğinden olası bir kaçış olarak hayatının aşkına yelken açıyor. Prömiyerini yaptığı Venedik’te Jüri Özel Ödülü’nü kazanan, Austin Fantastic Fest’te En İyi Yönetmen, San Diego, San Francisco, Indiana gibi pek çok eleştirmenler birliği tarafından da “Yılın Animasyonu” seçilen filmde, “herkesin sesi”ni Tom Noonan seslendirirken, Michael’a David Thewlis, Lisa’ya ise Jennifer Jason Leigh sesleriyle hayat veriyor. “Carol”, “Fargo”, “Being John Malkovich”, “In Bruges” gibi pek çok filmin müziğini yapmış Carter Burwell’ın etkileyici müzikleri de filmin hüznünü güçlendiriyor.

Galalar: Yılın yıldızları burada!

Galalar bölümü, Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmlerini seyirciyle buluşturuyor.

2000’lerin en tartışmalı filmlerinden “Melissa P.” ve kısa sürede modern klasikler arasında yerini alan “I am Love/Benim Adım Aşk”ile tanıdığımız İtalyan yönetmen Luca Guadagnino’nun Tilda Swinton, Ralph Fiennes, Matthias Schoenaerts ve Dakota Johnson gibi etkileyici bir kadroyu buluşturduğu, Variety’nin “Sinsi, muzip ve tahmin edilemez bir gerilim” sözleriyle merakımızı kamçıladığı son filmi “A Bigger Splash/Sen Benimsin”; 2011’de Cannes’da Jüri Ödülü aldığı “Polis” filmiyle yönetmenlik kariyerini iyice sağlamlaştıran Fransız aktris Maïwenn’in yönettiği ve Altın Palmiye için yarıştığı Cannes’da “Jules and Jim/Unutulmayan Sevgili”, “A Man and a Woman” gibi romantik klasiklerle karşılaştırılan “Mon Roi/Prensim”; Oscar aldığı “An Inconvenient Truth/Uygunsuz Gerçek” ve “Waiting for ‘Superman’”belgeselleriyle tanınan Davis Guggenheim’ın Nobel Barış Ödüllü feminist aktivist Malala Yusufzay’ın hayatını konu alan etkileyici belgeseli “He Named Me Malala/Adımı Malala Koydu”; nev-i şahsına münhasır auteur Denis Coté’nin Berlin’de Altın Ayı için yarışacak karanlık ve gerçeküstücü komedisi “Boris without Beatrice/Beatrice’i Olmayan Boris”; İngiliz komedyen, aktör, radyo ve televizyon sunucusu, şarkıcı, köşe yazarı, yazar, kısacası her şey olan ve elbette, hayranları kadar nefret edenleri de eksik olmayan Russell Brand’in uyuşturucu bağımlılığı, narsistliği ve Hollywood star’lığından geçen yolculuğunu ve beklenmedik bir şekilde ateşli bir devrimci olarak yeniden doğuşuna tanıklık edeceğimiz “Brand: A Second Coming/Brand: Diriliş”; 90’larda “Saturday Night Live” ile başlayan komedi kariyerini sarsmadan sürdüren Sarah Silverman’ın canlandırdığı ve mutlu görünen evliliğinin gerisinde uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla mücadele eden bir kadının trajik hikâyesini konu alan “I Smile Back/Bakıp Gülümserim”; Cannes’dan ödüllü “I’ve Heard the Mermaids Singing” ve görkemli uyarlaması “Mansfield Park” ile tanıdığımız usta yönetmen Patricia Rozema’nın evlerinden uzakta, elektriksiz ve insansız bir ortamda bir başlarına kalan iki kız kardeşin hikâyesini anlattığı ve Ellen Page ile Evan Rachel Wood’u buluşturan kıyamet filmi “Into the Forest/Ormana Doğru”; dünyanın en namlı sosyalisti Naomi Klein’ın yer kürenin kapitalizmle olan savaşını irdelediği aynı adlı kitabından eşi Avi Lewis’in yönetmenliğinde çekilen “This Changes Everything/İşte Bu Her Şeyi Değiştirir”; 2008’de intihar ederek yaşama veda eden David Foster Wallace’ın Time dergisince “1923’ten beri yayımlanmış En İyi İngilizce Romanlar” arasında yer alan meşhur kitabı “Infinite Jest”in yayımlanması sonrası 1996 yılında çıktığı kitap turunu canlandıran “The End of the Tour/Yolun Sonu”;Trey Edward Shults’ın ilk yönetmenlik denemesiyle Cannes’da Eleştirmenlerin Haftası’nın en beğenilen filmlerinden birine dönüşen, dört kuşağı bir araya getiren Şükran Yemeği için kız kardeşine konuk olan ve varlığıyla patlamaya hazır bir bombaya dönüşen Krisha’nın hikâyesini hüzünlü ve cesur bir dille anlatan, başrolündeki Krisha Fairchild’ın yılın en akılda kalıcı performanslarından birini verdiği “Krisha”; 4 yıl önce !f İstanbul’da da gösterilen ilk filmi “Volcano/Volkan” ile takibe aldığımız İzlandalı yetenek Rúnar Rúnarsson’ın etkileyici bir büyüme hikâyesini Sigur Rós’dan Kjartan Sveinsson’un büyüleyici müzikleri ve enfes İzlanda görüntüleri eşliğinde sunan, San Sebastián, Varşova ve Zagreb film festivallerinde En İyi Film seçilen “Sparrows/Serçeler”; Crystal Moselle’in Sundance’de Büyük Jüri Ödülü alan ve gerek çarpıcı konusu gerek konuyu ele alış biçimiyle yılın en çok konuşulan belgesellerinden birine dönüşen “The Wolfpack”; Bernardo Bertulucci’nin “The Dreamers/Düşler, Tutkular, Suçlar”ıyla tanıdığımız Fransız aktörLouis Garrel’in sürprizli sonuyla şaşırtan üçlü bir aşk hikâyesini Fransız Yeni Dalga sineması esintileriyle anlattığı romantik komedisi “Two Friends/İki Arkadaş” ve “Blue Ruin” ile adını bir kenara yazdığımız Jeremy Saulnier’ın Neo-Nazi’lerin peşine düştüğü bir rock grubunun korku dolu gecesini anlattığı ve şimdiden yılın en sıra dışı ve yaratıcı korku filmlerinden birine dönüşen “Green Room/Dehşet Odası”, Galalar bölümü filmlerinden sadece birkaçı.

“Yılın filmi” The Assassin/Suikastçı !f’te!

Bu bölümde ayrıca; “The Assassin/Suikastçı”, “Innocence of Memories/Masumiyet Müzesi”, “The Diary of a Teenage Girl/Bir Genç Kızın Gizli Defteri”, “Tangerine”, “James White”, “Kill Your Friends/Arkadaşlarını Öldür” ve “Love 3D/Aşk 3D” de Türkiye galasını yapacak filmler arasında…

Cannes’da gösterildiğinde festivalin en iyilerinden biri sayılan ve tartışmasız bir şekilde En İyi Yönetmen Ödülü’ne uzanan, Sight&Sound dergisi tarafından “2015’in en iyi filmi” seçilen “The Assassin/Suikastçı”, 9. yüzyılda Çin’de geçiyor ve sevdiği adamı öldürmesi için görevlendirilen bir kadın suikastçının duygusal ikilemini konu alıyor. Tayvan Yeni Dalga sinemasının en önemli yönetmenlerinden Hsiao-Hsien Hou’nun “Le Voyage du Balon Rouge/Kırmızı Balonun Yolculuğu”ndan beri çektiği ilk film olan“Suikastçı”, Hou’nun “Three Times”, “Millenium Mambo” gibi klasiklerinde de rol almış fetiş oyuncusu Qi Shu’yu başrole taşıyor ve şiirsel dili, incelikli görüntüleri ve yönetmenlik dehasıyla yılın en büyüleyici filmlerinden birine dönüşüyor.

‘Masumiyet Müzesi’ Venedik’ten sonra İstanbul’da!

Radiohead ve Muse için çektiği efsane kliplerinin yanı sıra “Joy Division” ve “Patience (After Sebald)” gibi kült belgeselleriyle tanıdığımız Grant Gee’nin Orhan Pamuk’un ‘Masumiyet Müzesi’nden esinlenerek çektiği, dünya prömiyerini yaptığı Venedik’te hayranlıkla karşılanan “Innocence of Memories/Masumiyet Müzesi”; Sundance’te Görüntü Yönetmeni Ödülü kazanan, Berlin’in Generation bölümünde “En İyi Film” seçilen, bağımsız sinemanın en önemli ödüllerinden Gotham’da da Bel Powley’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getiren“The Diary of a Teenage Girl/Bir Genç Kızın Gizli Defteri”;“Martha Marcy May Marlene”, “Simon Killer” gibi bağımsız klasiklerin yapımcısı olarak tanıdığımız Josh Mond’un John Cassavetes filmleriyle kıyaslanarak övgülerle karşılanan, Sundance’te Seyirci Ödülü’nü, Locarno’dan da Özel Mansiyon’u kapan ilk filmi “James White”; Duplass Kardeşler’in yapımcılığını üstlendiği ve Sean Baker’ın iPhone 5s kullanarak çektiği, hem hikâyesi hem de tekniğiyle senenin en yenilikçi yapımları arasında yer alan, özellikle başrol oyuncuları Kitana Kiki Rodriguez ve Mya Taylor’ın enerjik performanslarıyla seyircinin gönlünü kazanan“Tangerine” ve John Niven’ın aynı adlı çoksatan romanından kendisinin senaryoya uyarladığı ve İngiliz müzik endüstrisinin hâlâ yeni yetenekler aramak için çuvalla para harcadığı 90’ların sonunda bir plak şirketinde dönen oyunları gün yüzüne çıkaran, yılın en sert İngiliz filmi sayılan “Kill Your Friends/Arkadaşlarını Öldür”; Galalar bölümünün en çok konuşulacak filmlerinden…

Noé’den 3 boyutlu Aşk!

Bölümün en heyecan uyandıran filmlerinden biri de hiç kuşkusuz,Gaspar Noé’nin Cannes’da kuyruklara yol açan ve izleyen herkesi şoke eden son filmi “Love 3D/Aşk 3D”! The Guardian’ın “Noé’nin seks ile hikâyeyi evlendirme denemesi. Fiziksel aşkın görüntüsünü, sesini ve hissini ekrana yansıtma çabası…” olarak tanımladığı film, Arjantinli auteur Noé’nin “I Stand Alone”,“Irreversible/Dönüş Yok” ve “Enter the Void” filmleriyle deneysellikte sınır tanımadığı sinemasında 3 boyutlu, sıra dışı bir deneyim… Paris’te yaşayan Amerikalı Murphy’nin deli-dolu sevgilisi Electra’yla olan tutkulu birlikteliğini konu alan “Aşk 3D”, yılın en cesur sinema tecrübelerinden biri olacak.

Kapanış filmi Demolition!

Başta “C.R.A.Z.Y./Çılgın” olmak üzere “Young Victoria/Genç Victoria”, “Café de Flore/Ruh Eşim” filmleriyle takipçilerini yaratan, iki yıl önce “Dallas Buyers Club/Sınırsızlar Kulübü” ile erkek oyuncularına Oscar kazandıran Jean-Marc Vallée’nin son filmi “Demolition/Yeniden Başla”, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Variety’nin “Brokeback Mountain’dan beri en iyi performansı” olarak gösterdiği ve şimdiden 2017 Oscar’ları için adı kulislerde anılan Jake Gyllenhaal’ın başrolünde olduğu “Yeniden Başla”, eşini bir trafik kazasında kaybeden yatırım uzmanı Davis’in bir otomat makinesine sinirlenip şirkete mektup yazması sonrası gelişen olayları konu alıyor. Gyllenhaal’a Naomi Watts ve Chris Cooper’ın eşlik ettiği film, yalnızca Toronto Film Festivali’nde görücüye çıktı ve o günden beri yılın en merakla beklenen projelerinden birine dönüştü. Vallée’nin “Bugüne dek yaptığım en rock’n’roll film” olarak tanımladığı “Yeniden Başla”ya comingsoon.net’in yorumu ise şöyle: “İnsanlar dehasını fark eder fark etmez kült bir klasiğe dönüşebilecek bir film!”

David Bowie klasikleri !f’te

!f İstanbul’un bu yıla özel bölümlerinden ilki, 10 Ocak’ta kaybettiğimiz, sinemadan müziğe pek çok alanda unutulmaz eserler vermiş, 70’lerden bugüne, tarzı ve duruşuyla sanat ve moda dünyasını derinden etkilemiş David Bowie’nin anısına hazırlanan “David Bowie …”. Bowie’yi beyazperdede de ikon bir isme dönüştüren iki film, yenilenmiş kopyalarıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek.

Bunlardan ilki, “Far from the Madding Crowd”, “Bad Timing”,“Don’t Look Now” gibi ödüllü filmleriyle tanıdığımız Nicolas Roeg’in Walter Tevis’in aynı adlı romanından uyarladığı 1976 tarihli başyapıtı “The Man Who Fell to Earth/Dünyaya Düşen Adam”. Gezegeninde yaşanan su sıkıntısına çözüm bulmak için Dünya’ya gelen ama burada geçen zamanı uzadıkça insanlığın yozlaşmalarına kapılıp ruhunu kaybeden bir uzaylının yaşadıklarını konu alan film, türün hayranları tarafından kısa sürede kült mertebesine ulaşmış bir bilimkurgu. David Bowie’nin ilk filmi olma özelliğini de taşıyan “Dünyaya Düşen Adam”, Berlin’de yarışmış, Bilim Kurgu, Fantastik ve Korku Filmleri Akademisi tarafından da Bowie’ye En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü getirmişti.

“David Bowie …” bölümünün bir diğer filmi ise, ilk filmiyle vampir filmlerine yepyeni bir soluk getiren Tony Scott’ın yönettiği“The Hunger/Açlık”. 1983’te gösterime girdiğinde ağır eleştirilerle karşılanan ama zaman içinde kendi takipçilerini yaratarak en muhteşem vampir filmlerinden birine dönüşen“Açlık”, David Bowie, Catherine Deneuve ve Susan Sarandon’lı kadrosuyla da göz kamaştırıyor. Bowie’nin performansıyla büyülediği “Açlık”, stilize, atmosferik ve bugünün standartlarında bile oldukça seksi ve melankolik bir vampir filmi.

Karanlık & Köşeli: Koltuğunda zıplamak isteyenlere!
Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı“Karanlık & Köşeli” bölümünde bu sene de, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan senenin en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircinin ‘görme biçimleri’ni altüst eden, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor.

En üretken yönetmenlerden Takashi Miike’nin aksiyon ve korkuyu dozunu artırarak kullandığı, dünyanın ilk yakuza vampir filmi “Yakuza Apocalypse/Yakuza Cehennemi”; fantastik tutkunlarının internetteki adresi SLASHFILM’in “Çılgın… Son 10 yılda yapılmış başka hiçbir filme benzemiyor” sözleriyle övdüğü, 1997 yılının kıyametten sonrasını bize gösteren, retro, nostaljik bir gelecek tasarımıyla 80’ler aksiyon filmlerinin bıraktığı yere götüren ve yılın fantastik film festivallerinden ödüllerle dönen “Turbo Kid/Turbo Çocuk”; 80’ler klişelerinin, videokaset kültürünün ve birçok şeyin çılgınca dalgasının geçildiği, şimdiden kült olmuş yılın en çılgın kısalarından “Kung Fury”; özel bir hastanede hemşirelik yapan, sosyal fobisi olan, yalnız bir adamın tuhaf ve arızalı hayatını anlatan, Türkiye sinemasında bugüne dek görmediğimiz girdaplarda dolaşan Pınar Sinan’ın gerilimi “Ceset”; görsel sanatçı AKIZ’in ilk filmiyle takip edilesi yönetmenler listesine üst sıralardan girdiği, yaratık filmlerine getirdiği orijinal bakış ve görselliğiyle insanı adeta sarsan “Der Nachtmahr”; “Æon Flux”,“Jennifer’s Body”, “Girlfight” gibi türler arasında gezen kariyeriyle Hollywood’un kendine has yönetmenlerinden Karyn Kusama’nın yönettiği, sinema tarihinin en dehşet verici yemek sahnelerinden birine sahip “The Invitation/Davet ve Derya Alabora’yı evini korumak için her türlü caniliği yapmaya ant içmiş Naciye rolünde izleyeceğimiz, Lütfü Emre Çiçek’in Screamfest’te dünya prömiyerini yapan korkusu “Naciye”, !f’in seyirciyi yerinden hoplatacak filmleri arasında…

Gökkuşağı: Gökkuşağının altında hepimize yer var!

!f İstanbul’un ilk yılından beri, sevmekten korkmayanların ve gökkuşağının altında hepimize yer var diyenlerin filmlerini buluşturduğu “Gökkuşağı” bölümünde izleyeceğimiz filmler ise şöyle: Beş yıl önce !f’te gösterilen “William S. Burroughs: A Man Within” filmiyle tanıdığımız Yony Leyser’in seyirciyi günümüz Berlin yeraltı dünyasında ve sıradışı barlarında gezintiye çıkararak dokunaklı, ayrıksı ve kışkırtıcı insan hikâyeleri anlattığı ilk kurmacası “Desire Will Set You Free/Arzu Seni Özgür Bırakacak”; Bombay’lı müzisyen Sahil ve New York’ta hayatına devam eden işkolik Jai’in birlikte çıktıkları kısa tatilde iki erkeğin arasındaki ilişkiyi konu alan Hindistan yapımı “Loev/Akş”;Karolina Bielawska’nın kendisi olmayı hayatındaki herkesten çok isteyen bir kadının hikâyesini konu alan belgeseli “Call Me Marianna/Bana Marianna De”; “La Nana/Hizmetçi”, “Old Cats/Yaşlı Kediler” gibi filmlerinde yarattığı özgün kara mizahıyla eleştirmenleri ve seyirciyi büyüleyen Şilili yönetmen Sebastián Silva’nın, bir gey çiftin en yakın arkadaşlarından taşıyıcı anne olmasını istemeleri sonrası gelişen olayları anlattığı, 2015 Berlin’den Teddy Ödülü’nü almış “Nasty Baby/Yaramaz Bebek”; “American Pie/Amerikan Pastası”nın yaratıcısı ve fenomen televizyon dizisi “Mozart in the Jungle”ın senaristi Paul Weitz’ın yönettiği, Lily Tomlin’in yılın en çok övülen performanslarından birini verdiği komedi “Grandma/Anneanne”; Havana’nın kendine has havasında geçen, içten hikâyesini klişelere düşmeden anlatmayı başaran, İrlanda’nın 2016 Oscar adayı “Viva” ve Rüzgâr Buşki’nin yönettiği, 2013 Haziran’ında İstanbul’da geçen, direnişin rengarenk filmi “#direnayol”.

Ev: Ev dediğimiz Türkiye

!f İstanbul’un, Türkiye sinemasının son bir yılını mercek altına alan ve alternatif sesleri bir araya getiren Ev bölümünde izleyeceğimiz filmler ise şöyle: Esen Işık’ın Pippca Bacca’ya ithaf ettiği, dört karakterin kendilerinden daha güçlü olan karakterler karşısında nasıl değiştiklerini anlatan ilk kurmacası “Köpek”;David Hovan’ın “Born in Adana/Doğum Yeri: Adana”, Ömer Akbaş’ın “Son Nefes” ve Sidar İnan Erçelik’in “Patronsuzlar”belgesellerinden oluşan “Hayat, Devam” seçkisi; “Mahallenin kedileri siz eve girdikten ve ortalıktan kaybolduktan sonra ne yapıyor” sorusuna eğlenceli yanıtlar bulan, Galata, Cihangir, Feriköy gibi semtleri dolaşarak İstanbul’un kedilerini filme çeken“Nine Lives: Cats in Istanbul/Kedi”; Deniz Gamze Ergüven’in Türkiye’de kadın veya çocuk olmayı değil, kendileri olmayı seçen beş kız kardeşin hikâyesini etkileyici bir dille anlattığı, 2016 Oscar’larında Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü için Fransa’yı temsil eden “Mustang”

!f music: !f’in müzik festivali 5 yaşında!

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenen !f music, bu yıl beşinci yaşını kutluyor ve müziği sinemaya, sinemayı sahneye taşımaya, partileriyle de İstanbul gece hayatını hareketlendirmeye devam ediyor.

Müzik severlerin !f programında ilk baktıkları bölüm olan !f music’te Janis Joplin’den Blur’e, Kurt Cobain’den The Residents’a, her biri külte dönüşmüş müzisyenlerin filmleri Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Rock müziğin tanrıçası Janis Joplin’in hayatını anlatan ve ailesi tarafından da onaylanmış ilk belgesel olma özelliği taşıyan, sanatçının John Lennon, Yoko Ono, Jimi Hendrix gibi yıldız isimlerle birlikte çekilmiş görüntülerini de ilk kez izleme şansına ulaşacağımız“Janis: Little Girl Blue/Janis: Hüzünlü Küçük Kız”; Nirvana’nın kurucusu, son 25 yılın en büyük rock yıldızlarından Kurt Cobain’in kişisel günlükleri ve ses kayıtlarından oluşan, Rolling Stone dergisinin de deyimiyle “filtresiz bir Cobain deneyimi” sunan “Cobain: Montage of Heck/Cobain: Kahrolası Montaj”; 90’larda çığır açan müzikleriyle bugünün pek çok grubuna ilham olmaya devam eden brit pop grubu Blur’un Nisan ayında yayınladığı ve 12 yıl sonra bir araya gelerek yaptıkları ilk albüm olan “The Magic Whip” için çıktıkları dünya turnesini izleyen “Blur: New World Towers”; Hip-Hop modasının 70’lerden günümüze uzanan tarihçesini kronolojik bir hikâyeyle anlatan Sacha Jenkins belgeseli “Fresh Dressed/Cakalı Faça”; gündüzleri bakıcılık yapan geceleri de Princess Shaw’a dönüşen Samantha Montgomery’nin Youtube’da bir müzik kariyeri inşa edişini anlatan “Thru You Princess/Sayende Prenses” ve kimliklerini hâlâ saklı tutan avangart rock grubu The Residents’ın 40 yıllık kariyerlerini konu alan “Theory of Obscurity: A Film About the Residents/Belirsizlik Teorisi: The Residents Hakkında Bir Film”, sinema salonlarını müzikle kaplayacak !f music filmleri.

!f music partileri

Yılın merakla beklenen etkinliklerden !f music partileri bu yıl müzikseverleri Babylon’da karşılayacak. İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenecek !f music, 20 Şubat’taKAZAMADA’nın hayat veren müziği ve Maryam Saleh’in büyüleyici sesiyle !f İstanbul’u açıyor!

Hayat Bu Kapağın Altında’nın desteğiyle gerçekleşecek gece, Ortadoğu’nun farklı seslerini bir araya getirerek !f İstanbul’un 15. yaşına özel bir kutlamaya dönüşecek. Festival programında da izleyeceğimiz “Yallah! Underground”ın hayat veren müziklerinden ilham alan !f İstanbul Açılış Partisi’nin yıldızıKAZAMADA olacak. Lübnan’dan Zeid Hamdan, Mısır’dan Donia Massoud, Ürdün’den Mahmoud Radaideh ve Filistin’den Tamer Abu Ghazaleh’in bir araya gelerek kurduğu KAZAMADA, Arap dünyasında kendi türünün ilk örneği sayılıyor. Yaptıkları müziği Neo-Arabic-Pop olarak tanımlayan ve bugüne dek özel projeler için buluşan grup, bu kez !f İstanbul için aynı sahneyi paylaşacak. Gecenin bir diğer sürprizi ise, büyüleyici sesiyle geceyi etkisi altına alacak Mısırlı şarkıcı ve söz yazarı Maryam Saleh olacak. Saleh,KAZAMADA’ya vokalde eşlik ederek hafızalara kazınacak bir gece yaşatacak. KAZAMADA’nın hemen ardından ise Ortadoğu ve Anadolu’nun müzikal zenginliğini, elektronik dünyasının farklı disiplinlerini setlerinde buluşturmayı başarmış Fortuna Records“dans devam etsin” diyecek.

Arzu’ 26 Şubat gecesi özgür kalacak!

!f İstanbul’un ilk yılından beri şehrin tüm renklerinin birlikte kutlandığı, yılın en çok beklenen partisi Gökkuşağı ise 26 Şubat’ta gerçekleşecek! Parti, bu yıl “Gökkuşağı” bölümünün en kıvrak filmi, Berlin’in artık dünyaca ünlü underground müzikleriyle bezeli “Desire Will Set You Free/Arzu Seni Özgür Bırakacak”tan esinleniyor. Cinemaximum Nişantaşı City’s’de yapılacak gösterimin ardından konukları Babylon’a çağıranGökkuşağı Partisi, filmin müzik süpervizörü Joey Hansom’ın özel setiyle başlayacak ve ardından gecenin kraliçesi, filmin de oyuncularından Venezuelalı şarkıcı ve DJ Aérea Negrot ile devam edecek. Gecenin kapanışı ise İstanbul eğlence hayatının yakından tanıdığı Mr. Sür’den gelecek. !f music parti biletleri, öğrenci 35 TL, tam 45 TL olarak Biletix’te satışa sunulacak.

MUSTANG

!f²: !f İstanbul 33 şehir, 50 noktada aynı anda

Dünyada ilk kez !f İstanbul tarafından gerçekleştirilen ‘alternatif film dağıtım ve paylaşım’ projesi !f², bu yıl Abu Dis’ten Girne’ye50 farklı noktaya ulaşacak. İş Bankası Maximum Kart veİş’te Üniversiteli partnerliğinde, Mediatriple tarafından sağlanacak dijital altyapıyla ve Anadolu Kültür danışmanlığında yedincisi yapılacak !f², !f İstanbul’un festival salonlarınıTürkiye’de 27 şehrin yanı sıra Abu Dis, Girne, Gümrü, Kudüs,Erivan ve Ramallah’a taşıyacak. Festivalin son üç günü olan 26-27-28 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gösterilecek 5 film, 33 şehir ve 50 farklı noktada, 15 bin kişiye aynı anda ulaşacak. Gaziantep’te 7, Şanlıurfa’da 2 farklı noktada da Arapça altyazıyla Suriyeli mültecilere özel gösterimler gerçekleşecek. Gösterimlerin ardından İstanbul’da yönetmenlerle yapılacak söyleşiler internet üzerinden canlı yayınlanacak ve bu şehirlerdeki katılımcılar da sohbeti izleyip, yönetmenlere soru sorabilecek. !f² kapsamında bu yıl; “Speed Sisters/Hızın Kızları”, “Ormana Doğru/Into the Forest”, “Sonita”, “Paradise/Cennet ve“Mustang” gösterilecek.

Türkiye’den Kısalar: Yılın en iyi kısaları bir arada

!f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı“Türkiye’den Kısalar” bölümü, bu yıl da yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı.!f İstanbul’un tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” derlemeleri İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekânlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. İstanbul’daki gösterimler sırasında yapılacak “İzleyici Oylaması” sonucu bir kısa filmin yönetmeni uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak.

Bu yıl “Türkiye’den Kısalar” bölümü üç derlemeden oluşuyor.

Sanatta ve sanatla hayatta kalmak üzerine kısalardan oluşan“Hayaller ve Duvarlar” derlemesinde, Yakup Tekintangaç’ın“Azad”, İbrahim Yeşilbaş’ın “Kameralı Çocuk”, Melis Balcıve Ege Okal’ın “Merkür”, Emre Sert ve Gözde Yetişkin’in“Rodi” ve Serdar Yılmaz’ın “Su Birikintisi” adlı kısaları; konuşulmayanlar üzerine filmlerden oluşan “Her Şey Yolunda…”derlemesinde, Eytan İpeker’in “Dağınık Yatak”, Hale Güzin Kızılaslan’ın “Dönüş”, Gülistan Acet’in “Günah”ı, Oğuzhan Kaya’nın “Savaş Bölgesi”, Onur Saylak ve Doğu Akal’ın“Orman”, Fatma Belkıs ve Emre Birişmen’in “Hepgece” adlı kısaları; adını bir Baba Zula şarkısından alan “Dört duvar arası kapanmaz ki!” derlemesinde ise, Serkan Ertekin’in “Aidiyet”,Leyla Toprak’ın “Uzak mı…”, Süheyla Schwenk’in “Meral, Kızım”, Ziya Demirel’in “Salı”, Mehmet Emrah Erkanı’nın“Tuhaf Zamanlar” ve Ali Farkhonde’nin “Ziba” adlı kısaları yer alıyor.

Biletler biletix’te!

15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin biletleri 5-7 Şubat tarihlerinde İstanbul için, 19 – 21 Şubat tarihlerinde de Ankara ve İzmir için biletix’te % 10 indirimle ön satışaçıkacak. Bu yıl festival biletleri biletix’ten ve sinema gişelerinden satın alınabilecek.

İstanbul’da bilet ücretleri:

Hafta içi gündüz gösterimleri: 9 TL (19:00 öncesi tüm seanslar)

Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün:Tam: 18 TL Öğrenci: 15 TL

21:30 – 22:00 seansları: 20 TL

Ankara ve İzmir’de bilet ücretleri:

Hafta içi gündüz gösterimleri: 9 TL

Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün:Tam: 17 TL Öğrenci: 14 TL

21:30 – 22:00 seansları: 17,5 TL