ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN ODTÜ LGBTİ+ YÜRÜYÜŞÜ DAVASI İÇİN KAMPANYA

Uluslararası Af Örgütü, ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle yargılanan 18 öğrenci ve bir akademisyene yönelik suçlamaların düşürülmesi için Acil Eylem başlattı.

Uluslararası Af Örgütü, 30 Ekim 2019’da yayımladığı Acil Eylem ile ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle yargılanan 18 öğrenci ve bir akademisyene yönelik suçlamaların düşürülmesi için imza kampanyası başlattı.

Adalet Bakanlığı’na yönelik hazırlanan dilekçede, “Size, ODTÜ’lü 18 öğrenci ve bir akademisyene 10 Mayıs 2019’daki Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları iddiasıyla yöneltilen suçlamaları düşürmeniz çağrısında bulunuyorum. Hiç kimse ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarını kullandığı için yargılanmamalıdır” denildi.

“Kamu düzeni devletin yükümlülüğünde”

Af Örgütü’nün dava kapsamındaki suçlamaların düşürülmesi amacıyla yaptığı Acil Eylem çağrısında şu bilgilere yer verildi:

“Varsayıma dayalı tehlikeler, barışçıl bir toplanmayı yasaklamak için meşru gerekçeler olamaz. Gereklilik ve orantılılık ilkeleri gereğince ilgili tüm koşullar, korunmak istenen hususlara yönelik olası etkiler ve tehlikenin gerçekleşme olasılığı incelenmeli, daha az kısıtlayıcı bir tedbirin yeterli olup olmayacağı değerlendirilmelidir.

“Kamu düzenini sağlamak ve barışçıl toplanma hakkının kullanılmasını kolaylaştırmak, kolluk görevlileri de dahil olmak üzere devletin yükümlüğündedir.

“Barışçıl toplanma hakkı engellendi”

“18 ODTÜ öğrencisi ve bir akademisyen, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmekle suçlanıyor.

“Sınırlandırıcı niteliği ve keyfi şekilde uygulanması nedeniyle bu yasa şimdiye kadar birçok kez Türkiye’de barışçıl toplanma hakkını engellemek için kullanıldı.

“Dağıtma kararı son çaredir”

“Devletler, barışçıl toplanma hakkının kullanılmasını yasalarda ve uygulamada bilfiil kolaylaştırmakla yükümlüdür. Türkiye yasalarında da olduğu gibi, barışçıl toplanma hakkının kullanılması, hükümet yetkililerinin iznine tabi değildir.

“Bu hak, uluslararası hukuk ve Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelerde belirlenen standartlar gereğince de koruma altındadır. Bir toplanmayı dağıtma kararı, gereklilik ve orantılılık ilkelerinin gerektirdiği gibi ancak son çare olarak ve dikkatli bir biçimde verilmelidir.”

Ne olmuştu?

Ankara Valiliği 18 Kasım 2017’de, o tarihte Türkiye’de geçerli olan Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde valiliğe tanınan olağanüstü yetkileri kullanarak Ankara’daki kamuya açık tüm LGBTİ+ etkinlikleri yasaklamıştı.

Valilik, bu kararını, benzeri etkinliklerin “düşmanlığı” körükleyebileceği veya “belirli toplumsal hassasiyetler nedeniyle toplumun bazı kesimlerinde olumsuz tepkilere neden olabileceği” gibi gerekçelere dayandırmıştı.

Ankara Valiliği, OHAL döneminin Temmuz 2018’de sona ermesinden sonra buna benzer yeni bir yasaklama kararını da 3 Ekim 2018’de aldı.

Ankara merkezli LGBTİ+ örgütleri, KAOS GL ve Pembe Hayat, OHAL döneminde verilen genel yasak kararının ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle ayrı ayrı yasağa karşı yasal mücadele başlattı.

Bunun üzerine yasak, 19 Nisan 2019’da, bu yasağın OHAL dönemi hukuku gereğince bile anayasaya aykırı olduğuna hükmeden bölge idare mahkemesi tarafından kaldırıldı. Ancak ODTÜ yönetimi, Ankara Valiliği’nin 3 Ekim 2018’deki ikinci yasaklama kararına göre hareket etti ve bunun sonucunda polis 10 Mayıs 2019’daki ODTÜ kampüsünde düzenlenen Onur Yürüyüşü’ne müdahale etti.

18 öğrenci ve bir akademisyen hakkında LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle dava açıldı.

Kaynak: Bianet

Haber fotoğrafı: Yıldız Tar/Kaos GL (ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan öğrenciler serbest kaldıktan sonra.)