ARAF HALİL KORKMAZ YAZDI: İÇERİK SİLİNEMİYOR

Araf Halil Korkmaz bu ayki yazısında "silinemeyen içeriklerden" bahsediyor. İşte bu yazı:

Hay aksi! Tam olarak istediğimin böyle bir seçim olmadığından o kadar emindim ki süresi bu kadar uzamayacak diye düşündüğüm görüntüyü, zihnimden sonsuza kadar silemeyeceğimi var sayarak uyandım yine bu sabah.

Beklentimi yükselten ve beni tanımlandıran bu eşcinsel, kaygıdan uzak sürekli cümbüş seven, yerini ondan hep daha renkli hikayelere bırakmak şartıyla belleğimi iyi şeylerin varlığına dair oyalayan bu yumuşacık hisleri bana kim yükledi?

Henüz küçük bir çocukken,  ‘’ DÜNYA TANRININ TELEVİZYONU KESİN ‘’ diye düşünüp, bu televizyonun içinde günlerini tamamlamakla sorumlu değil, muhakkak başrolde bir yıldız olmak için böyle bir yumuşaklığın özellikle hediye edildiğini varsayan küçük bir çocukken anlamamış mıydım sanki? Başımıza muhakkak bir işler gelecek ve bizi o işler büyütecek. Olmadı değil.

Sanki insan olmanın en büyük gereksinimi başımıza bir iş gelişiyle tamamlanacakmış gibi, bir de kalabalığın ortasına düşüp yalnız olmadığımızı göre göre tek yalnız bizmişiz numarası yapmaya devam ettikçe, başımıza hep bir işler açanın da kendimizden başkası olamayacağını yolun başındayken neden söylemediler? 

Şimdi içimdeki seslerden birinin bana şöyle demek istediğinden o kadar eminim ki;

 – Hey bunları baştan biliyor olsaydın bu hikayenin anlamsız, bilinci zayıf ve bir daha da kullanılmak istenmeyen bozuk televizyonlardan bir farkı kalmazdı.

 Muhakkak desteklediğim ama hiçbir zaman konuşmaya tahammül edemediğim seslerden biriydi bu. Yıllardır benimle ve mantıklı, düz ve duygusuz biri olmak için hazırlanmaya başladığımda saklandığı yerden çıkıp roman yazıyor sanki.

Neredeyse otuz yıldır içimdeki tüm sesleri destekleyip onları boşa konuşuyormuş gibi hissetmesinler, yaşasınlar da kendilerini yalnız zannetmesinler diye özenle dinledim durdum. Büyüdüler hepsi, kocaman oldular. Artık içime sığmıyorlar, kulağımdan silinmiyorlar. Fotoğraflarda göre göre hayran olduğum hayatlara dalıp giderken uyandıranı var, rüzgar ekip fırtına biçmeye karar verdiğim bir sabah eski defterlerden bahsedeni var, bir diğerini susturup kendinin haklı taraflarını anlatmaya çalışırken boşluğa hak vereni var. Tabi nasıl olsa o boşlukta da bir yenisi büyür yetişir ve tebrikler!

 BİR YENİ İÇ SESİNİZ DAHA OLDU.

Kusursuz bilgisayarlar gibi çöpü boşaltıp her yeni güne taze bir bellekle başlamak varken, Tanrının televizyonunda muhakkak aşkla desteklenmiş magazini bol senaryoların en çok görüneni olmak tabi ki daha eğlenceli olacaktır öyle değil mi?

Geç olsa da anladım ki o öyle değil. Hisli hisli arızalar ve teknik olduğunu düşünüp çok anlamadığım bazı kusursuz tanrısal detaylardan dolayı, insan olmak şöyle dursun da insan ötesi duygular taşımak, ne bileyim eş aşık, eşcinsel, eş duyusal varlıklar olmak bir zaman sonra bilgisayarımızı televizyonlaştıradabiliyor isterse. İki seçeneğin var, geri yükle ve kaldığın yerden devam et, ya da istersen keşfetmeye başla dünyayı ve şu lanet olası geri dönüşüm kutusuna birikenleri bir an evvel yok et!

Çünkü araya bir festival sıkışır, olur da bir manzaranın fotoğrafını çekmek istersin hafıza lazım. Birikmiş ve kirlenmiş bir çöp kutusu muhakkak arıza veriyor, ya bir haltlar oluyor ve yavaşlatıyor ya da eski gereksiz ve mütemadiyen acıtmış bir içerik silinmediği için yenisi eklenmiyor.

Araf Halil Korkmaz