AV.OĞUZ KARA RÖPORTAJI; LGBTİ’LER AYRIMCILIĞA KARŞI HAKLARINI NASIL SAVUNABİLİR?

İstanbul Barosu avukatlarından Oğuz Kara LGBTİ'lerin uğrayabileceği ayrımcılığa karşı kanunen hakkımızı nasıl savunabileceğimizi yazdı.

Hem işyerinde hem özel hayatımızda LGBTİ olduğumuz için karşılaşabileceğimiz ayrımcılığa karşı kanunen hakkımızı nasıl arayabileceğimizi, konuyla ilgili uzman isimlerden biri olan İstanbul Barosu avukatlarından Oğuz Kara ile görüştük. İşte bu röportaj:

Yıllardır avukatlık yapıyorsunuz. Eminim ki önünüze pek çok dava geliyordur. Dava seçerken önemsediğiniz, sizin için olmazsa olmaz kriter var mıdır?

Meslek hayatımın ilk yıllarında müvekkil seçme gibi bir şansım ne yazık ki yoktu. Zaman geçtikçe ve meslekte bir yerlere gelince, siz müvekkili değil, müvekkil sizi istiyor. Müvekkil konusunda benim için önemli olan kriter “arkadaş olabileceğim” özellikte birisi olması. Bu her müvekkilimle arkadaş oluyorum anlamına gelmiyor. Yani, aynı dilden konuşmak istiyorum. Aynı dilden konuşamadığım kişiyle empati kurmakta zorlandığım gibi davasını da aynı şevkle takip edemiyorum.

Okuyucularımızın en çok ilgisini çeken konu ayrımcılık… Ayrımcılığın tanımını yapar mısınız?

Ayrımcılık “kişinin belirli özelliklerinden dolayı önyargılı davranarak, ona diğerlerinden farklı bir tutum geliştirmek”. Yani ayrımcılık pozitif de olabilir negatif de. Kişinin kadın olması, alevi olması, lgbti birey olması, şimdilerde Suriyeli olması, sık görülen ayrımcılık örnekleri. Bir bakıma kişinin önyargısı sebebiyle “eşitlik ilkesi”ni ihlal etmesi diyebiliriz.

Bir davanın eşcinsellikle ilgili ayrımcılık olma sınırı nedir? Yani diyelim başka bir özel problem olmadığını nereden anlayabiliriz?

Kişinin özellikleri sebebiyle farklı muameleye maruz kalması… Başka özel bir durum varsa somut olaya göre değerlendirilir.

Bu arada ayrımcılığı salt eşcinselliğe indirgemeyelim, ırk, mezhep, din vb. birçok sebebe dayalı ayrımcılık örnekleri ile karşılaşıyoruz. Ancak bu dönem en çok karşılaştığım istihdamda cinsel ayrımcılık. Kişinin kadın veya eşcinsel olması üzerinden büyük ayrımcılık yapan işverenlerimiz ne yazık ki var.

Bunun yanında, ayrımcılık içeren davranışlar hiç tahmin etmediğimiz yakın gördüğümüz kişilerden de gelebiliyor.

Somut bir örnek vereyim. Bir müvekkilim, Cüneyt Özdemir eskiden hizmet aldığı bir kişi. Aralarında devam eden bir tazminat davası var. Bu davada Cüneyt Özdemir’in avukatı müvekkilimin “yönelimi” üzerinden müvekkilimin kişiliği hakkında nahoş tespitler yapıyor. Sanıyorum ki, bu done üzerinden giderek müvekkilimi onursuzlaştırmak istemekte. Çünkü olayın müvekkilin tercihiyle ve karakteri ile ilgisi olmadığı halde “karşı tarafın karakteri hakkında izlenim vermek adına” deyip, müvekkilin özelini paylaşıyorlar.

Burada asıl acı olan bir konu da Cüneyt Özdemir gibi insan hakları ve demokrasi savunucu olduğunu iddia eden bir habercinin “davada haklı görünmek adına” müvekkilimin kişilik haklarına saldırması… Tabi biz hem avukatı hem de kendisi hakkında savcılık şikayetimizi yaptık.

LGBT bireylerin Türk Ceza Kanunu’nda ne gibi hakları var? Bu tip ayrımcılıkla karşılaştıklarında bunun ayrımcılık olduğunun adını nasıl koyacağız?

LGBTİ bireyler için özel olarak düzenlenmiş bir kanunumuz yok. Anayasa ve Türk Ceza Kanunu cinsiyet, cinsel yönelim ayrımı yapmaksızın herkes için aynı hükümleri içeriyor.

Hatta Anayasa’nın 10. maddesi eşitlik ilkesini içeriyor. Maddenin ilk fıkrası “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” diyor. İçerisinde cinsel yönelim teriminin de olması isterdik, ancak, “ve benzeri” diyerek içeriği geniş tutuyor.

Diğer sorunuza gelirsek, kişi ayrımcılıkla karşılaştığında, ayrımcılığın ortaya çıktığı olaya göre hareket etmeli. Örneğin, cinsel yönelimi konusunda hakarete uğrayan kişi ve/veya özel hayatı deşifre edilen kişi Türk Ceza Kanunu kapsamında savcılığa başvurabilir. Maddi ve manevi zararı varsa tazminat davası açabilir. İşyerinde işveren tarafından ayrımcılığa uğrayan kişi İş Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında iş hukuku anlamında hakkını arayabilir. İş Kanununun bu maddesi işverenin ayrımcılık yapmasını kesinlikle yasaklıyor.

Bu cezalar genelde teoride olsa da pratikte uygulanabiliyor mu?

Esasında yargı organlarına bağlı ne yazık ki. Kimi savcı ve hakimler “insan hakları” konusunda çok daha bilinçli olup, teoride olan bu mevzuat hükümlerini uygularken, kimi özellikle soruşturma dosyalarında sonuç almakta zorlanıyoruz.

Ancak, şahsi görüşüm, öncellikle başta polis olmak üzere, kolluk kuvvetlerinin insan hakları ve ayrımcılık üzerine özel bir eğitime tabi tutulması. Gözlemlerime göre, Türkiye’de yaşayan Suriyeliler, LGBTİ bireyler, seks işçileri hoş olmayan tavır ve davranışlara maruz kalıyorlar.

Ayrımcılık yapan bir kişinin “ama benim çok eşcinsel arkadaşım var” diye bir beyanda bulunması hatta kanıtlar sunması onun lehine olur mu?

Esasında bu biraz daha psikoloji ve sosyoloji ile ilgili bir soru. Neden derseniz bu doğrudan ayrımcılık değil, dolaylı ayrımcılık. Kişi “eşcinselleri” ötekileştirerek, benim de öyle arkadaşım var diyor. Bunu çok duyarız “benim de Ermeni arkadaşlarım var, benim de Hristiyan arkadaşlarım var gibi.” Bu örneklerde kişi kendisini ayrı tutup, ötekileştirdiği grubu da kendisinden olmasa dahi kabul ettiğini söylüyor. Ama salt bu söylemden yola çıkarak, ne yazık ki, yol alamayız. Mevzuat daha ziyade doğrudan ayrımcılığı ele alan koruma mekanizmasına sahip.

Ancak, örneğin işveren A Hanım, “benim de eşcinsel arkadaşlarım var” diyor, işyeri sosyal etkinliklerine eşcinsel çalışan E’yi çağırmıyor, ona her yıl diğerleri kadar zam yapmıyor, toplantılarda sürekli sözünü kesiyor, görmezden geliyor, sürekli eleştiriyor vb. sistematik ve süreklilik taşıyan pasifize edici davranışlarda bulunuyor ve E’nin kendi isteğiyle işten ayrılmasını amaçlıyorsa, bu durumda eşit işlem ilkesine aykırılık ve mobbing’den belki bahsedebiliriz. Belki diyorum çünkü her olumsuz davranış mobbing değil.

Ayrımcılığa uğrayan kişilere tavsiyeniz nedir?

Hakkınızı arayın. Sistemden dem vurup kendi kendinizi sabote etmeyin. Sistem ve hak arama mekanizması, siz bu yola başvurdukça ve pes etmedikçe gelişecek.

Başarılı bir avukatsınız. Bu konuda genç meslektaşlarınıza önerebileceğiniz şeyler var mı?

Teşekkür ederim. Ben sevdiğim işi yapıyorum ve sevdiğim işleri alıyorum. İşi sahiplendiğim için evde misafirlerime yemek yaparken bile bazen aklıma dosyayla ilgili bir konu gelebiliyor. Genç meslektaşlarıma da sevdiği işleri almalarını, sahiplenebilecekleri dosyaları takip etmelerini öneririm. Bunun dışında kendini geliştirmek çok önemli. Ben yurtdışına çok seyahat ederim, kendi alanımla ve kişisel gelişimle ilgili çok kitap alır okurum. Bizde mevzuat sürekli değiştiği için okumak ve gündemi takip etmek çok önemli. Spor yaparım. Bizim meslekte deşarj olmak çok önemli. Belki G-Zone partilerine de katılınabilir