AYŞE KULİN: HOMOFOBİ CİDDİ BİR İNSANLIK SUÇUDUR. BU SIFATI HAK ETMEDİM

Türkiye’nin eşcinsel kültür ve yaşam dergisi  GZone, Haziran 2016 “Onur Haftası Özel” sayısı için tarihinde ilk kez siyaha büründü. LGBTİ bireylere yapılan bir soykırım hareketi olan Orlando katliamı için #yastayız. Bu anlamlı günlerin şerefine sizlere dolu dolu bir sayı hazırladık.

Bu sayımızın konuklarından biri de Ayşe Kulin.

Yazdığı kitaplar son 20 yılda en çok satanlar listesinin hep en üst sıralarında oldu. Romanlarındaki sağlam kurgusu, yalın dili ve akıcı hikayelerden yola çıktığı kitapları çok okundu, çok sevildi.

Tüm sevilen kitaplarının yanı sıra, eşcinsel bir karakteri ana merkezine oturtan “Gizli Anların Yolcusu (GAY)” kitabını yazınca bir kısım LGBT bireylerin tepkisini çekti ve 2012 yılında homofobik isimlere verilen “Hormonlu Domates” ödülünü Melih Gökçek’le paylaştı.

Bu benzersiz ödülün 4.senesi şerefine(!) Ayşe Kulin’le edebiyat serüvenini, kitaplarını ve LGBT ile ilgili olan düşüncelerini konuştuk.

Röportaj: Murat Renay

İşte bu röportajdan bir bölüm. Bu özel röportajın tamamı Haziran 2016 “Onur Haftası Özel” sayımızda

Eşcinsel karakterlerin olduğu “Gizli Anların Yolcusu” romanını yazmak için nereden ilham aldınız? Bazı kesimler bu romanın “ısmarlama” ya da “pazarlama hamlesi” olduğunu iddia ettiler ya da sizi bir erkek eşcinselle ilgili roman yazmak için doğru isim olmadığınız konusunda eleştirdiler. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ismarlama mı? Yayıncımın beni vazgeçirme çabasını bir bilseniz! Tek bir ısmarlama çalışmam var, o da Türkan Saylan’ın okutmaya çabaladığı, kırsalın yoksul kızları ile ilgili kitaptır. Kitabın adını KARDELEN koymuştum, isim projeye yapıştı kaldı.Kitabın geliri de sattıkça hâlâ bana değil, o projeye gider.

Pazarlama hamlesine gelince; ben söz konusu kitabı yazmak için okur kaybetmeyi dahi göze almıştım. Çünkü o günlerde eşcinseller, ünlü ve zengin olmadıkça hırpalanıyor, hakarete uğruyor hatta öldürülüyorlardı. Aynı cinsten iki insan arasında da derin bir aşk yaşanabileceğine işaret etmek için yazmıştım. Sonrasında gelen eleştirilere kafa tutmak için, hiç hesapta yokken, BORA’NIN KİTABI’nı da yazdım. Meydan okumayı severim.

2012 yılında Lambda İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin homofobi ve transfobiye dikkat çekmek için dağıttığı “Hormonlu Domates” ödüllerinde -tam ünvan ve açıklama olarak söylüyorum,mazur görün- “Gizli Anların Yolcusu kitabıyla eşcinsellerin dünyasını homofobik ve bilgisizce yansıttığınız için” bir ödüle(!) layık görüldünüz. Geçmiş yıllarda Onur Yürüyüşü’nde de yürüyen biri olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kırıldınız ya da üzüldünüz mü?

Öncelikle şaşırdım. Oysa şaşırmamam gerekirdi, bizim milletçe okuduğumuzu yanlış anladığımızı biliyordum. Bu romanda eşcinsellere ait olumsuz tek bir satır yoktu ayrıca. Beni asıl inciten, bu ödülü Melih Gökçek’le paylaşmak oldu.  Değer yargıları tamamen zıt biriyle aynı kefeye konmak elbette hoşuma gitmedi.

“Gizli Anların Yolcusu” romanına gösterilen LGBT reaksiyonunun temeli aslında bu kitapla ilgili yaptığınız bir röportajda “iki erkeğin sevişmesini pornografik buluyorum bu yüzden romanda yer vermedim” sözleriydi. Halen aynı düşüncede misiniz?

İki insanın tutkuyla sevişmesi, bence son derece estetiktir. Böyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum. Belki üstüme çok gelindi neden bir sevişme sahnesi yazmadınız diye de, ben de cevaben “pornografi değil roman yazıyorum” demişimdir. Tutun ki dedim, bu beni homofobik mi yapar? Yapsa yapsa, muhafazakar yapar ki o bile bana çok aykırı düşer. Ama Homofobi ciddi bir insanlık suçudur, bu sıfatı hak etmedim!

Bu röportajın tamamı için

GZONE DERGİ’NİN “HAZİRAN 2016” SAYISINI

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA TIKLAYARAK ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

 

GZONE DERGI HAZIRAN 2016 KAPAK