BARBAROS ŞANSAL: GEZİ’DEN SONRA LGBTİ HAREKETİNİN İVMESİ DÜŞTÜ

Barbaros Şansal, BirGün gazetesine verdiği röportajda Gezi’den sonra LGBTİ hareketinin ivmesinin düştüğüne dikkat çekti. 

Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin, eski karısının evinin yatak odasına gizli kamera yerleştirmek suretiyle elde ettiği mahrem görüntüler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Türkiye’de eşcinselliğin artarak kriminalize edildiğini bir kez daha ortaya çıkaran olayı BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz, terzi yamağı Barbaros Şansal ile konuştu.

İşte bu röportajdan bazı soru ve cevaplar:

Şansal, Gezi’den sonra LGBTİ hareketinin ivmesinin düştüğüne dikkat çekerek, şöyle devam ediyor:

“Bu topluma tükürük hokkası lazım. O yüzden bir hedef lazım bu topluma. Bunun arkasında da İslam’daki recm kültürünün devamı olan linç kültürü var. Bu kadar derinden bağlı olduğumuz bir özelliğin olduğu bir yerde vücut dokunulmazlığı, düşünce ve vicdan özgürlüğü, ifade ve seyahat özgürlüğü gibi şeyleri konuşamayız.”

»Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin eski karısının gizli çekilmiş görüntülerinin kamuoyuyla paylaşmasının ardından eşcinsellik meselesinin ne kadar kriminalize edildiğine bir kez daha şahit olduk…
Türkiye’de aslında ötekileştirilen iş LGBTİ olmak değil. LGBTİ yürüyüşünü 24 sene önce başlatanlardan biri olarak, son beş senedir ortaya çıkan yozlaşmayı yakından gözlemleme imkânım oldu. Diyebilirim ki, Türkiye’deki siyasal, ekonomik, kültürel erozyonlaşmadan nasibini LGBTİ de aldı. İlk önce kendi şehrinde yaşayamayan LGBTİ bireyler, topluca İstanbul’a göçmeye başladılar. Hatırlarsanız Savaş Ay’ın varilde ateş yakıp onları hedef gösterdiği seneler… Nefret oluşturmak için, insanların nefretini bir yöne kanalize etmek için medyamız el birliğiyle LGBTİ kimliğini ötekileştirdi.

»Muhafazakâr iktidar döneminde bu ötekileştirme artmadı mı? 
LGBTİ derneklerinin büyük bir kısmı fonlarını AB’den alıyor. Devletin herhangi bir katkısı yok. Bu derneklerin yönetimindeki insanlar, yeni jenerasyondan gelen genç eşcinselleri kontrol edemediler. Dernekler, zamanla bu gençlerin yönetimine geçince eşcinsel hareketi saygınlığını kaybetti Türkiye’de. Bu olay Gezi Parkı Olaylarının hemen sonrasındaki Onur Yürüyüşü’nde gerçekleşti. Cihangir’deki o çirkin görüntüleri gördük. Çırılçıplak soyunmak bir eylem değildir. Böyle olunca çoluğuyla çocuğuyla gelen insanlar hareketten geri çekildiler. Anlamanın en zor olduğu şey de ikiyüzlülük. Hande Kader, Taksim’de yerlerde sürüklenirken, bir bakıyorsunuz, Bülent Ersoy sarayda iftar açıyor. Bunlar toplumun çifte standartları aslına bakarsanız. Hande Yener, Onur Haftasına geliyor “Romeo” adlı şarkısının primini yapıyor ama diğer risk almanın gerekeceği olaylarda hiç sesini çıkarmıyor. En son Ceceli olayında da benzer bir tablo var.

»LGBTİ bireylerin çalışma hayatlarında, özel hayatlarında kendilerini korumak ve gizlemek zorunda olmaları; onlara bakışı ve yaklaşımı ne yönde etkiliyor?
Bu da aslında sorunu yaratan şeylerden bir tanesi. Özel hayatlarıyla görünür olmadıkları için, kimliğine dair ortaya çıkan ilk şeyde büyük darbe alıyorlar. Kendilerini sıradan, heteroseksüel bireyler olarak pazarlıyorlar ve diğer yanları ortaya çıkınca bir anda itibarları sarsılıyor. Mesela bana kimse bel altı vuramaz çünkü ben Okan Bayülgen’in programında açıkça benim ben olduğunu söyledim. Bunu yapmayan bireyler bir şey söylerler mi, laf atarlar mı gibi kaygılardan dolayı hayatlarında tedirginlik yaşıyorlar.

»Özel hayatlarını açıkça yaşamak istemekten çekinenler için nasıl bir alternatif var peki?
Türkiye’deki eşcinsellerin çoğu yurtdışına iltica etmeye başladı. Bu gibi durumda insan çok var. Fakat hayalleri çok yüksekte olup, hayal kırıklığına uğrayan bir kesim de yok değil. Özellikle Gezi Parkı olaylarından sonra eşcinsel hareketinde büyük bir yavaşlama görüldü. Yurtdışına çıkanların da etkisiyle, üye sayımız yetmiş bin kişiydik sonrasında darmadağın olduk.

Röportajın tamamını okumak için tıklayın