BAY VÜCUT, AHMET KOÇ: FIT OLMAK EŞCİNSELLERE ÇEKİCİ GELİYOR

Adını ilk olarak magazin basınında Türkiye’nin en fit 7. erkeği, dünya yarışmasına hazırlanıyor haberini okuduğum zaman ilgimi çekmişti. Hazır spor dünyasında homofobi gündemdeyken Ahmet Koç ile hem bu konuyu, hem de fit olma yolunda yaşadıklarını konuşmak için basın danışmanına ulaştım. İşte profesyonel ve global bir Türk sporcusunun spor dünyasına bakış açısı. 

Röportaj: Onur ÖZIŞIK
BU RÖPORTAJ GZONE DERGİ OCAK SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR

Sizi Türkiye’nin en fit 7. Erkeği olarak tanıdık. Sporla tanışmanız ve bu zamana geliş sürecinden bahseder misiniz ? Fit olma hırsı nereden geldi ?

Spora 7-8 sene önce herkes gibi merdiven altı spor salonlarında başladım. Sporla tanıştığım zaman çok hevesliydim, çok hırslıydım. Çünkü ileride iyi bir yerlere gelmeyi istiyordum ve iyi bir yere geleceğimi görebiliyordum. Bu işe gönül verip, bu işi severek yapan ender sayılabilecek kişilerden biriyim. Spor sektöründe beslenmeye dikkat etmediğiniz zaman, düzenli antrenman yapmadığınız zaman, gelişemezsiniz. Bizde yokluklarla büyüdük. Spor yaparken doğru dürüst beslenemiyorduk. Gelişim olmuyordu, sonralarda bunun beslenme ve sporla dengelediğimizde sonuç ortada görüldüğü gibi. 7.’lik durumuna geldiğimizde Türkiye Şampiyonası yapıldı, oraya nasıl hazırlandım diye soracak olursanız sıkı bir diyet ve her gün antrenman yaptım. Şekerden, tatlıdan, tuzdan, asitten, hamurdan her şeyde uzak durdum. Herkesten bir farkımız vardı ki biz o dereceyi elde ettik.

Neden 1. Değil de 7. Oldunuz ? Umduğunuz bir sonuç muydu?

Şimdi Türkiye şartlarını göz önünde bulundurduğumuz zaman biliyorsunuz emeğe pek değer verilmiyor. Bir yerlere torpille geliyorsun; işte Ankara’da bir meclis üyesi dayın ve halan varsa ya da daha yüksek mevkilerde tanıdığın birisi varsa bir yerlere gelebilmeniz çok kolay oluyor. Ama benim torpilim yoktu. Oysaki Eylül’de yapılan müsabakada formumu çevremdeki spor eğitmeni tanıdıklarımda beni çok başarılı bulmuştu. Kısa dönemde hızlı bir süreç yaşadık. Form grafiğime baktığımız zaman benim sıkletimde bulunan sporculardan daha iyi bir forma sahiptim. Torpil olmasaydı 7.liğe değil de ilk üçe gireceğimden emindim.Türkiye’de her sektörde torpil var. Nisan’da müsabaka var,ona bomba gibi hazırlanıyorum. Gerek antrenman metotları,gerek beslenme,gerek psikolojik açıdan daha iyi hazırlanıyorum ve hırsım en büyük avantajım. 7. oldum ama hakkım yendi ona istinaden Nisan’da birinci olacağım. Çok iddialıyım ve Nisan öncesi medyanın önemini anladım ve medya çalışmalarına da hız verdik.

Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edebilecek fit erkeklerden birisiniz. Hazırlıklar nasıl gidiyor ?

Spor salonunda kişisel eğitmenim,özel dersler veriyorum ve bu süreçte beslenmeme değer veriyorum. Fast food, şeker, hamur, asit nedir unuttum. Hedefimiz varsa ve bu da Avrupa Şampiyonası’na gidip bayrağımızı dalgalandırmak ise bu gıdalardan vazgeçmemiz gerekir. Diğer rakipler de çok iyi bizler de iyiyiz. Ama en iyi olabilmek için sürekli antrenman yapıp düzenli beslenip,ihtiyaç doğrultusunda her şeyi gidermemiz gerekir. Günde bir kilo et, 500 gram karbonhidrat tüketiyorum ve sebzemi yiyorum. Gıda takviyeleri de aldığımız oluyor ve haftada 6 gün antrenman yapıyorum. Bunlarla beraber düzenli uyuyorum. Minimum maddi kaynaklarla ilerliyorum tek sıkıntım bu.

Spora başlayıp,gelişip fit olmanın püf noktaları nelerdir?

Öncelikli olan yüzde 70 oranında beslenmeye önem vermemiz gerekir. Günlük protein,karbonhidrat ve su ihtiyacını gidermezsen bu sporu yapma daha iyi. Çünkü spora araba gibi bakmamız gerekir. Ne kadar yakıt yüklersen o kadar yol ilerlersin.

Düzenli beslenmek / Düzenli uyumak / Sıkı antrenman / Düzenli ve amaca uygun antrenman / Motivasyonu arttıracak şeyler (Müzik) / Alkol kullanmamak / Sigaradan uzak durmak / Tatlı ve fastfood’dan uzak durmak gerekir / En önemlisi ise sebzelerdeki temiz karbonhidratları tüketmek. / Gerektiği takdirde supplement alınabilir.

Aynı zamanda kişisel eğitmenlik yapıyorsunuz.Muhakkak öğrencileriniz arasında eşcinseller vardır.Eşcinsellerin spor ve sağlıklı yaşama olan tutkularını nasıl buluyorsunuz? Salonların eşcinsellere yönelik reklam geliştirmesi hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Öncelikle sporda din,dil,ırk,cinsiyet ayrımı yoktur,bunu bir kere kafamıza sokmamız lazım.Hangi branşta olursa olsun bir kere dinini, dilini, ırkını, cinsiyetini, ayrım yapmadan herkese aynı özveriyi göstermemiz lazım. Öğrencilerim arasında eşcinsel bireyler olmadı ama olsaydı da değişen bir şey olmazdı. Benim işim burada insanlara bilinçli spor yaptırmak ve insanları bilinçli beslendirmek. Ardından kişiyi hedefine ulaştırmak. Eşcinsel birey de olsaydı aynı özveriyi onlara da gösterip, onları hedeflerine ulaştırmak için motive ederdim. Eşcinsellerin spora bakış açısı şöyle önemli; biraz daha görsel amaçları ve efektleri göz önünde bulundurdukları için bir insanın fit olması onlar için çekici geliyor, bunu doğal kılmak lazım. Bir çok reklamda bence bütün cinsel kimlikleri kapsıyor.

Öğrencilerinizi başarıya nasıl ulaştırıyorsunuz?

Öğrencilerimle yaptığım ilk antrenmandan sonra eksikliklerini giderecek bir program hazırlıyorum. Ondan sonra beslenme alışkanlıklarını dinleyip, onları hedefe ulaştıracak beslenme programı hazırlıyorum. Günde kaç gram karbonhidrat ve protein alacaklarını, su ihtiyaçlarını belirttikten sonra,antrenman metotlarını anlatıyorum. Yani buraya gelip saatlerce koşu bandına binmek yerine onları hedeflerine ulaştıracak en iyi antrenman metotlarını uygulatarak, onların başlarından ayrılmıyorum. Onları itekleyen taraf ben olduğum ve onlara motivasyon veren taraf ben olduğum için hedeflerine ulaşmaları kaçınılmaz oluyor.

Dünya erkek trendlerine en üst seviyede spornoseksüellik geliyor. Bu trendin Türkiye’de durumu sizce nedir ? Kendinizi spornoseksüel olarak tanımlıyor musunuz ?

Dünya erkek trendleri arasında spornoseksüellik yaygın olsa da Türkiye’de yaygın bir akım değil. Çünkü bizim ülkemize göre biraz fazla. İlerleyen zamanlarda yaygınlaşsa da fazlaca tartışma yaratabilir.

Spornoseksüel değilim ama vücudumu beğeniyorum. Çünkü vücudum bir çok şeyi barındırıyor. Aynaya baktığımda emeğimi, hırsımı, azmimi vücudumda görebiliyorum. Her gün aynaya baktığımda özgüvenimle gurur duyuyorum. Spornoseksüel değilim. Sonuçta benim işim vücut geliştirmek ve bunu da Uluslar arası ve Ulusumuzdaki podyumlarda,müsabakalarda sergilerim.

Olimpiyat konseyi geçtiğimiz ay homofobik yapıya sahip ülkelerde olimpiyatların kesinlikle gerçekleşmemesi konusunda sert bir karar aldı. Batı’da en büyük homofobi karşıtı duran sektör,spor sektörü. Heteroseksüel bir sporcu olarak ülkemizde homofobi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir önceki sorularda da değinmiştim. Sporda kesinlikle din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı olmaması gerekir. Sadece spor sektörü değil bir çok sektörde ayrımcılık olmamalı. Mantıklı bir karar alınmış. Cinsiyet ayrımından ziyade spor dallarındaki eksikliklerin giderilmesi ve spor dallarında gelişim sağlanıp, spora konsantre olunursa daha fazla yarar sağlanır. Sporcuya sporcu gözüyle bakılmalı. Eğer bu şekilde ayrımlar devam ederse bir çok ülkede kaos olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here