863269c786
mbfwss18

BEDİRHAN TAŞÇI VE MERİÇ MASAT YAZDI: MBFWİSS’18’İN ARDINDAN

GZone Dergi editörlerinden Bedirhan Taşçı, geçtiğimiz günlerde yapılan Mercedes Benz Fashion Week İstanbul ile ilgili izlenimlerini Meriç Masat ile birlikte yazdı.İşte o yazı:

Her sene düzenli olarak yapılan ve Türkiye’nin en önemli moda organizasyonu olan Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul geçtiğimiz haftalarda eski yerinde, Zorlu PSM’de yapılmış bulunmakta. Mercedes-Benz Fashion Week bu sefer 10. Sezonunu kutluyor.

Açılışını 11 Eylül akşamı bir partiyle başlatan ve 4 gün boyunca süren bu kusursuz etkinlik, 23 farklı tasarımcının 2018 İlkbahar/Yaz koleksiyonlarıyla tatlarını damağımızda bıraktı.

Bu sene MBFWİ organizasyonun 10. Sezonu olması itibariyle Mercedes-Benz’in ikonik yıldızı markanın bugüne kadar desteklediği 9 farklı tasarımcıyla (Özlem Süer, Zeynep Tosun, Gül Ağış, Hande Çokrak, Gülçin Çengel, Mehtap Elaidi, Bahar Korçan, DB Berdan, Başak Cankeş) yeniden yorumlandı ve etkinlik boyunca alanda sergilendi.

Şimdi gelelim defile günlerine…

Maratona Mert Erkan ile başlıyoruz. Pastel ve doğal renklerin hakim olduğu bu defile açılış defilesi olmayı hak etti mi, büyük bir tartışma yaratır. Geçen sezonunu daha çok beğenmeme rağmen tasarımcı bu sezon bence özensiz davranmış. Kullanılan modellerden tutun kıyafetlerdeki dikim hatalarına kadar her şey özensizdi.

1970’lerden esinlenen, rengarenk tasarımlarıyla güne Raşit Bağzıbağlı ile devam ediyoruz. Birçok ünlü ismin de katıldığı Rashid 2018 YAZ koleksiyonu güzel tepkiler aldı. Ve tabii ki koleksiyonun son parçasını üzerinde taşıyan Tülin Şahin muhteşem fiziğiyle podyumu sallayıp geçti.

Sıradaki mi? Tabii ki Şiyar Akboğa. Akıllarda kalan tasarımcılardan. Hem yaptığı güçlü ve dinamik tasarımlarıyla hem de konsepti gereği bizi “Metropol hayatının kaosu” ndan çekip kurtardı. Koleksiyonların feminenliği, cesur dekolteleri, asiliği; mankenlerin saç-makyajda dikkat çekiciliği, kıyafetleri taşıyışları izleyenleri kendine hayran bıraktı diyebiliriz.

Gelelim ilk günün final defilesine. Özgür Masur. Ama ne finaldi. Olması gereken gibiydi. Muhteşem ötesiydi. 50 parçalık Couture koleksiyonunu pür dikkat izletti bize. Gözümü dahi kırpmadım. Japonya’dan yola çıkan bir geyşanın Batı’ya doğru giderek ve hayatını Pera’da sonlandıran bir kadının hikayesiydi izlediğimiz. Özgür Masur bu sezon klasikleşmiş renklerine yeni renkler de eklemiş. Soft yeşil ve pembe tonlarıyla birlikte işleme detayları güne kocaman harflerle imzasını attı.

Gelelim MBFWİ SS’ 18 organizasyonunda 2. Güne…

Açılışı Mehmet Korkmaz ile yapıyoruz. Haute Couture Spring Summer 2018 adını verdiği koleksiyonunda siyah, lacivert ve beyazın yoğun olduğu bir sunumla karşı karşıyayız. Kullanılan şapkaların mükemmelliği direkt göze çarpıyor.

Sonrasında Runway’de erkek koleksiyonuyla beni en çok etkileyen Emre Erdemoğlu defilesi yer alıyor. “AYSEL” adını verdiği koleksiyonunu şöyle anlatıyor:

“Çocukluğumdan beri Aysel’ in dillere pelesenk olan şarkılarından beni en çok etkileyen 15 tanesini ele aldım ve şarkıların içinde geçen anahtar kelimeleri grafiksel olarak resmettirdim.”

Sunulan ceketlerin arkasındaki Aysel işlemeleri olsun gömlekler olsun kimonolar olsun hepsi tek kelimeyle şahaneydi. Zaten hepimiz çocukluğumuzda Aysel hayranı değil miydik? Belki de bizde o yüzden derin etkiler bıraktı. Defilenin sonunda bizi Gökhan Türkmen sürprizi bekliyordu. O da podyumun tozunu attı ve sonunda tüm mankenlerle birlikte Emre Erdemoğlu yanında Gökhan Türkmen ile biz izleyicileri selamladı. Hem de fonda Aysel albümünden Sertab’ın seslendirdiği ‘Ne Kavgan Bitti Ne Sevdan’ şarkısıyla…

Bu kadar güzel, derin etkiler bırakan defileden sonra Umit Kutluk tam bir hayal kırıklığıydı. Bitmesi için artık kendimizi parçaladık. Neden mi? O kadar ağır bir defileydi ki geçmedi. Kullanılan müzikler olsun mankenler olsun mankenlere yapılan saç-makyaj olsun hepsi birer ağırlık abidesiydi. Benim için ölü gelin defilesiydi diyebilirim.

Murat Aytulum sıradaki. Defileye girmeden önce bildiğiniz dua ettim. 9. Sezondaki gibi olmasın diye. Ve duam gerçekleşti. Beğenmiştim. ‘Tropical Dreams’ adını verdiği koleksiyonunu mankenler ellerindeki filelerin içinde ananaslarla çıktı. Geçen sezondaki gibi baş manken olarak Şebnem Schaefer ve bir sürpriz yaparak Wilma Elles açılışı ve kapanışı yaptı.

Ve 2. günün son defilesi… Mehtap Elaidi. Defilenin başlaması biraz gecikse de bence değdi. İçeri alındık ve Runway’de kocaman dikdörtgen şeklinde bir masa… Üzerinde çeşitli meyveler, peynir türleri vs. yememek için kendimi zor tuttum. Tavandan sarkan ışıklandırma daha defile başlamadan güzel bir sunum olacağını işaret ediyordu. Ki nitekim de öyle oldu. ‘VEDAHA’ ismini verdiği koleksiyonda renkler göz kamaştırıyordu. Yeşilin, kırmızının türevleri; siyahlar, beyazlar çeşitli kombinasyonlarla günün güzel bir şekilde bitmesini sağladı.

Ertesi gün ise gün Minn by Kadir Kılıç ile başlıyor. Kadir Kılıç, ilk olarak markasının ezberini ilk kez bu sene bozarak siyah ve beyazın dışında renkler ile karşımıza çıkıyor. Bu durum herkesi şaşırmak ile birlikte podyumdaki bu görsel şölen hoşumuza gidiyor tabii. İkinci bölüm de ise markanın artık imzası olan siyah-beyaz ikilisi kendini Street Couture olarak gösteriyor.

Melankoli, aşk ve isyanı bir arada izlediğimiz defilenin devamında favori anım kesinlikle fırça darbeleri ile tasarlanan kıyafetler ve üzerinde seçilmiş şiirlerden alıntılar taşıyan kimolar…

Gün defileyi duyurdukları harika postları nedeni ile merakla beklediğim DBBerdan ”FAKE IS THE NEW BLACK” defilesi ile devam ediyor.

Koleksiyon parçalarında verdiği mesajlar herzaman çok konuşulan tasarımcıların bu seneki mesajı ise günlük hayatta hepimizin marus kaldığı sahte yüzler. Kıyafet konusunda biraz sadeleşmeye gidilse de koleksiyonun genel havası yine uçuk detaylar ile dolu. Düşük bel pantalonlar, göğüs dekolteleri, dar kalıplar, piercing ve zincir detayları podyumdan her geçtiğinde yer yerinden oynadı diyebiliriz. Her sene karşımıza bir supriz konuk ile çıkan Deniz&Begüm Berdan’nın bu seneki marjinalliği ile ise İdo Tatlıses’in podyumda yürümesiydi.

Her sene beni heyecanladıran bir diğer olay ise İstanbul Moda Akademisi mezunlarının ”New Gen” adı altında yaptıkları defile oluyor. Daha yolun en başında olan tasarımcıların heyecanlarını neredeyse podyumda atılan her adımda hissettim.. New Gen’e bu sene futuristik yeniliklerden ve cinsiyet eşitliğinden yanaydı. Kim bilir belki moda dünyasında aranan o kan bulunmuştur..

Bu seneki katıldığımız defileler arasında en sevdiklerimiz bunlardı, Mart ayına kadar görüşmek üzere. 🙂

Yazı: Bedirhan Taşçı & Meriç Masat

Ayrınca Bakın

kis-mekan-gezi-seyahat

BEDİRHAN TAŞÇI YAZDI: KIŞIN DA GEZMEYİ SEVENLERE İSTANBUL’DAN 10 ÖNERİ

GZone Dergi ekibinden Bedirhan Taşçı, yaklaşan kış mevsiminde de gezmekten vazgeçmek istemeyenler için İstanbul’dan 10 tane ...