CAN ATEŞSAÇAN YAZDI: 35. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ

Henüz 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin üzerinden 1 aydan biraz fazla süre geçmişken, geçtiğimiz hafta İKSV 35. İstanbul Film Festivali’nin telaşı içinde buluverdik kendimizi. Ben bile şaşırdım, kendimi bu kadar faal bir sinema sever olarak görünce.

Önceki yıllarda 15 gün süren festival bu sene sadece 10 gün sürecek. Durum böyle olunca film ve seans seçimleri için daha kısıtlı bir zaman var.

Açılışı Çarşamba günü ‘Yaş 17’ isimli bir Fransız filmiyle yaptım. İsminden de anlaşılacağı gibi 17 yaşındaki, sınıf arkadaşı iki liseli ergenin cinsel kimliklerini kavga dövüş kabullenişini anlatan film, yer yer oldukça duygusal sahneler de barındırıyor. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan bu filmin festival kapsamındaki maalesef son gösterimiydi, ama olur da izleme şansınız olursa kağıt mendilleri hazırlayın. Dolaptaki Canavar, Paris 05:59 ve İblis beni Pazar gününe kadar bekleyen diğer filmler.              

17 Nisan’a kadar sürecek olan festivalin film gösterimleri çoğunlukla Beyoğlu’ndaki sinemalarda yapılıyor olsa da Kadıköy Rexx, Ortaköy Feriye ve İstanbul Modern de diğer alternatif sinemalar.

Yeni gözde: Büyük Valide Han

Uzun bir zamandır bazı Instagram hesaplarında gördüğüm, İstanbul’a tepeden bakan bir fotoğraf vardı. Eski bir hamam kubbesini andıran bir çatı üzerinden, arkasına Galata Kulesi, Galata Köprüsü ve Yeni Cami gibi simge yapıları da alan oldukça geniş açılı bir İstanbul manzarası. Öyle ki bu fotoğraf İki gün önce yurtdışından gelen arkadaşımın da gözünden kaçmamış, kendimizi bu manzaraya sahip kubbeyi ararken buluverdik. Eksik olmasın ünlü arama motoru sayesinde de oldukça kısa sürede hedefimize ulaştık. Meğer bu gizemli kubbe Mahmutpaşa Çakmakçılar Yokuşu’nda bulunan Büyük Valide Han’a aitmiş. 17. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılan, İstanbul’un en büyük hanlarından olan Büyük Valide Han’ın şöhreti kısa sürede yayılmış olacak ki gittiğimizde bizi bekleyen bir fotoğraf kuyruğu vardı. Telefonunu, fotoğraf makinesini kapan, yerlisi, turisti, genci, yaşlısı onlarca kişi selfie çekmek ya da artistik poz vermek için bekliyordu. Büyük Valide Han’a yüzyıllar sonra gelen bu şöhretini fırsata çevirmiş, kubbeye çıkan kapının girişinde bekleyen ve gelen her ziyaretçiden 50 kuruş toplayan güvenlik görevlisi amca ise ticari zekasıyla bizi kendisine hayran bıraktı.

Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun

Ev yemeklerine hatta Karadeniz yöresine ait ev yemeklerine ilginiz var ise bu bölüm sizler için gelsin. Çok uzun yıllardır Beyoğlu’nda hizmet veren Hayvore’yi bilmeyeniniz yoktur. İstiklal Caddesi’ne yolum düştüğünde mutlaka bir öğün yediğim Hayvore’nin karalahana çorbası favorim. Karadeniz yöresinden getirilen taze ürünler ile yapılan bu  bol malzemeli çorbanın bir kasesi bile doymanız için yeterli. Yine Karadeniz bölgesinin değişik yörelerine ait turşu kavurması, kuymak, kaygana gibi spesiyaller ise mutlaka denemeniz gereken diğer lezzetler. Turnacıbaşı Caddesi’nin hemen girişinde yer alan bu mütevazı restoranın müdavimleri arasında ünlü isimler de bulunuyor.

Galata Kulesi’nin hemen bir yan sokağında bulunan Velvet Cafe ise Türk kahvesi eşliğinde ev yapımı tatlılar yiyebileceğiniz bir başka mekan. Türk kahvesi dedim çünkü Velvet’i en özel kılan özelliği Türk kahvesi içmek istediğiniz fincanı kendiniz seçiyor oluşunuz. Kahve siparişinizi verdikten hemen sonra mekanın sahibi Yüksel Bey elinde Çekoslovakya, Almanya, İspanya ya da Türkiye’ye ait tarihi porselen fincanlarla yanı başınızda bitiveriyor ve böylelikle fincanınızı kendiniz belirlediğiniz bu keyifli ritüel başlamış oluyor. Tamamı hatıra ve antika eşyalarla dekore edilmiş Velvet Cafe’nin tatlıları da bir başka güzellik. Yüksel Bey’in annesi ve teyzesi tarafından günlük olarak üretilen ev yapımı un helvası mekanın en çok sipariş alan tatlısı sanırım. Havaların ısınmasıyla birlikte kapı önündeki minderlerde ev yapımı limonata, çilek frozen, limonlu buzlu çay ve naneli ayran içmek de bir başka keyifli olacağa benziyor. Şimdiden ‘İstanbul’un En İyi Menemen Yapan 5 Mekanı’ arasında gösterilen Velvet Cafe hafta sonu kahvaltıları için de değişik bir alternatif olabilir.

Kulak verin

Popüler Türkçe müziği çok severek dinliyor olsam da bazı şarkılara ısınmam biraz zaman alıyor. Isındıktan sonra da bıkana kadar dinlerim o ayrı. Gökhan Tepe şarkıları tam da bu duruma uyuyor. Yayınladığı her şarkısını önce dudak büzüp sonradan severek, sıkılana kadar defalarca dinlemişimdir. Geçtiğimiz günlerde müzik kanallarında klibi yayınlanan ‘Seninle Her Yere’ de şu anda sıkılana kadar dinlediğim şarkılar arasında hızlıca yerini almış gibi görünüyor. Siz de bir kulak verin bakalım beğenecek misiniz?