can-sila

CAN ATEŞSAÇAN YAZDI: HEYBEDEN GERÇEKÜSTÜ ŞARKILAR

İstanbul’da konser denince aklımıza hep yaz mevsiminde, 3 ay boyunca aralıksız maraton şeklinde devam eden Harbiye Açıkhava Konserleri gelir. Yani en azından bir çoğumuz için öyleydi… Ta ki Cuma akşamı Maslak TİM Show Center’da Sıla’yı izleyene kadar.

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında iptal edilen Harbiye Açıkhava Konserleri’nin acısını çıkartırcasına, Sıla ‘Heybeden Şarkılar’ konserleri kapsamında 13-14 ve 20-21 Ocak’ta, dört gün boyunca sevenleriyle buluştu.

Efe Bahadır’ın solo gitarı eşliğinde başlayan konserde Sıla ilk şarkılarını bir berjerde oturarak akustik versiyonlarıyla seslendirdi. Bugüne kadar yayınlamış olduğu albümlerin kronolojik sırasına göre Kenar Süsü, Egeli Lodos, Dön Demeyi Unuttum, Yara Bende, Sevişmeden Uyumayalım, İnşallah gibi hepimizin diline pelesenk olmuş şarkılarını seslendirdi. Konserin açılışını  göğüs dekolteli, siyah bir elbise ile yapan Sıla daha sonra iki kıyafet daha değiştirdi, finalde ise smokinli orkestra arkadaşlarına gönderme yaparak kendisi de siyah bir smokin giydi.

Aslan Gibi ve Dağınık Yatak gibi başka sanatçılara verdiği şarkıları da seslendiren Sıla’nın en büyük sürprizi ise daha önce Ebru Gündeş’in seslendirdiği “Gönlümün Efendisi” oldu.

Eski ve yeni albümlerinden 40’dan fazla şarkıyı yaklaşık 3 saat boyunca aralıksız seslendiren Sıla’nın kapanış şarkıları ise “Vaziyetler” ve “Afitap” oldu. Özellikle “Afitap” tüm konser boyunca oturarak şarkılara hep bir ağızdan eşlik eden biz seyircileri, yerimizden kaldırıp dans ettirdi.

Konser notları

  • TİM Show Center konser mekanı olarak Harbiye Açıkhava’nın rahatsız koltuklarından sonra çok iyi geldi. Ayrıca salonun yerleşimi, sahneye yakınlık ve akustik de bu güzel konserlere ve gerçekleştirilen önemli showlara yakışır düzeyde.
  • Konser başlarken ben dahil hepimizin ellerinde olan akıllı telefonlar sonlara doğru (hafızalar dolmuş olacak ki…) cep ve çantalardaki yerlerini aldı.
  • GSM operatörlerinden mi yoksa mekanın mimarisinden mi kaynaklı bilmiyorum ama konser boyunca mobil internet sorunu peşimizi bırakmadı.
  • Sıla ve vokalisti Dünya Kızılçay’ın sonlara doğru birlikte seslendirdiği “Ateşle Oynama” performansında ise en çok kimi alkışlayacağımı şaşırdım. Sıla’yı mı Dünya’yı mı yoksa şarkıyı mı?
  • Konser sırasında da sürekli olarak yanımdaki arkadaşıma dillendirdiğim gibi bu genç yaşta bu kadar insanı kendine hayran bırakan, Sıla gibi bir yeteneğin konserinde olduğum için kendimi şanslı hissettim.
  • Daha önce de izlemiştim, ancak bu sefer Sıla’nın gerek sesiyle gerek güzelliğiyle sahneye ne kadar yakıştığını çok daha iyi hissettim.
  • Fuayede açılan stand sayesinde “Biraz Pop Biraz Sezen” albümüme de kavuşmuş oldum.

#birazpopbirazsezen

Yaklaşık 3 haftadır devam eden bir Sezen Aksu çılgınlığı hepimizi sarmış durumda. Albüm çıkacak, çıktı derken nihayet Minik Serçemizin yaklaşık 6 yıl aradan sonra yayınladığı “Biraz Pop Biraz Sezen”ini yeni doğmuş bir bebek gibi elimize aldık. Onno Tunç’un ölüm yıldönümü olan 14 Ocak’tan hemen sonra piyasaya sürülen albümde 16 şarkı bulunuyor. 

Ülke olarak içinde bulunduğumuz bu sıkıntılı, kasvetli dönemde adeta ilaç gibi geldi Sezen bize. Dinledikçe anladık ki aslında özlediğimiz; Sezen Aksu’nun sesi, şarkıları ve verdiği duygularla beraber, Sezenli yılların hüküm sürdüğü 80’li 90’lı yıllarmış. Sezen’in bugüne kadar gündeme gelmiş veya getirilmiş olan politik duruşuna, siyasi söylemlerine girmeden, bizim, tüm bu halkın en ufak hücresine kadar işlemiş, hepimizin kendimizden bir duygu bulduğu şarkılarına, müziğine ve yorumuna odaklanalım derim.

Neyse lafı fazla uzatmayacağım. Bu ilaç gibi albümde benim en çok dikkatimi çeken ve tekrar tekrar dinlediğim ilk üç şarkı ise sırasıyla; “Canımsın Sen”, “İhanetten Geri Kalan” ve tabi ki “Manifesto”

Güneşli bir Cumartesi

Hafta sonu, soğuk ama güneşli bir Cumartesi gününe uyandık. Soğuk, karlı, yağışlı ve kapalı günlerden sonra uyandığımda güneşi görmek iyi hissettirdi açıkçası. Güneşli ve açık bir havanın enerjisi bir başka oluyor. Hava her ne kadar soğuk da olsa, güneş bizi sokağa çıkmaya çağırdı. Kahvaltının ardından biz de bu çağrıya uyup güneş gözlüklerimizi takıp attık kendimizi Bebek sahiline…

Güzel bir coğrafyada yaşıyoruz aslında. Hepimizin bazen aklının bir kenarında kaçıp gitmek, başka ülkelere veya şehirlere yerleşmek olsa da, İstanbul, ve tabii ki tüm ülkemiz, her haliyle kendine hayran bırakan bir güzelliğe sahip. Bu güzelliğin değerini bilmek ve keyfini çıkarmak için her fırsatı değerlendirmemiz lazım.

Sen sen ol, #hayatinasahipcik

Geçtiğimiz hafta yeni bir sivil toplum hareketi başladı. #hayatinasahipcik sloganıyla başlayan hareket; içinde bulunduğumuz ve hepimizin canını sıkan bu dönemde, terörün ve bu hain saldırıların esas amacı olan korku havasına kapılmadan sokağa çıkmanın, rutinlerimize devam etmenin ve hayatımıza sahip çıkmamızın önemini vurguluyor. Basın lansmanı 12 Ocak’ta Feriye Palace’ta, hareketi hayata geçiren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, harekete ilk desteği veren ünlüler ve basının katılımıyla gerçekleşen #hayatinasahipcik hareketi umarım hedefine kısa sürede ulaşarak, hepimizde rutinimizi bozmama eyleminin ne kadar etkili olduğunu gösterir. Teröre karşı en basit eylemimiz, tabii ki olanlara alışır hale gelmemek ama rutinlerimize de devam etmek olmalı.

İstanbul’a yeni kan: Stalk Nişantaşı

İstanbul gece hayatı Cumartesi akşamı yeni bir mekana kavuştu. Abdi İpekçi Caddesi No:42’de hizmet vermeye başlayan Stalk Nişantaşı görkemli bir açılışla merhaba dedi. Ozan Çolakoğlu’nun konuk DJ olarak yer aldığı gecede, kadın ve erkek dansçıların performanslarıyla eğlence sabah saatlerine kadar sürdü. Gerek mekan sahibi gerek işletmeciler oldukça konuksever davranıp tüm konuklarla birebir ilgilendiler. Uzun soluklu bir house müzik mekanı olmayı hedefleyen Stalk Nişantaşı’na başarılar dilerim.

İlginizi Çekebilir

meir-para

MEİR ÖZVEREN YAZDI: PARAYI SEVİYOR MUSUNUZ?

Sezgisel terapist Meir Özveren’in yeni yazısının konusu: PARAYI SEVİYOR MUSUNUZ?  İşte bu yazı: Parayı seviyor ...