CAN ATEŞSAÇAN YAZDI: İSTANBUL’U YENİDEN KEŞFETMEK

Nereye mi gittim?

İstanbul hem büyüklüğü hem de kozmopolit yapısıyla her gün yeni bir keşfe olanak tanıyor. Alışık olduğumuz mekanlar, ve belki de biraz tembelliğimiz, çoğu zaman içimizdeki kaşife “aman boşver, git köşede iç kahveni” dedirtebiliyor. Cihangir’de arkadaşımla birlikte fotoğraf çekimi için mekan arayışımız benim içimdeki keşfetme fitilini ateşledi diyebilirim.

Arkadaşımın önerisiyle gittiğim Cihangir’deki Journey’yi eminim birçoğunuz biliyorsunuzdur. Dünya ve Türk mutfağının yanı sıra, sadece kahve içmek için de tercih edilesi bir mekan. Kahve denince nedense aklımıza gelen ilk yerler zincir kahve restoranları oluyor. Journey’nin şık kahve sunumu ile bu alışkanlığımızın yıkılacağı garanti.

Diğer gözdem ise Karaköy’de bulunan 2 Cafe. Retro tarzda döşenmiş bu küçük, aydınlık ve hareketli kafenin tatlılarını deneyin. Haftanın hemen hemen her günü kalabalık olan Karaköy’de, güneşli bir havaya denk gelirseniz kapı önündeki masalarda yer bulmak zor olabilir…

Ne mi izledim?

Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerindeki Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde yer alan Gündelik Sesler Sergisi’ndeydim. Gündelik hayatta kulağımızın aşina olduğu sesler, hatta dikkatimizden kaçan sesler, bir araya getirilmiş ve eminim daha önce hiç deneyim etmediğiniz bir sergi ortaya çıkmış. İstanbul Boğazı’nın dalgalarının sesini, sokak çalgıcılarının melodilerini, hatta “akbil” sesini bile bu sergide yeniden keşfedeceksiniz.

Sergi 20 Mart‘a kadar ücretsiz ziyarete açık. Detaylı bilgi BURADA

!f İstanbul devam ederken şimdilik iki filmi izleme şansım oldu. Bunlardan birisi, kız arkadaşından yeni ayrılmış çılgın bir büyükannenin, akşama kadar 600 dolar bulması gereken torunu Sage ile olan günübirlik macerası sırasında yaşadıklarını eğlenceli bir şekilde anlatan “Grandma” idi. Bir diğeri ise, lise öğrencisi Tina’nın kendisine musallat olan kabusunu ve bu kabusuyla yüzleşmesini anlatan “Der Nachtmahr”. 28 Şubat’a kadar devam eden !f İstanbul filmlerini, sonundan da olsa yakalamaya çalışın.

Ne mi dinledim?

Son günlerde radyoda, müzik kanallarında, hatta dilimde bu üç şarkı var:

  1. Simge – Yankı
  2. Gülden Mutlu ft. Bahadır Tatlıöz – Uzun Lafın Kısası
  3. Murat Dalkılıç ft. Boygar – Leyla

Ne mi okudum?

Uzun bir süredir kitap okumaya ara vermiştim, ta ki D&R’da karşıma çıkan “Deniz’in Dibi”ni görene kadar. Uzunca bir süredir cezaevinde olan Deniz Seki’nin kaleminden, tüm samimiyetiyle dökülen kelimeleri okurken duygulanmamak elde değil…

“Bu kitap, yerle yeksan adalet duyguma ve epeydir uzak kaldığım, yalnız bırakmak zorunda olduğum ama çok da özlediğim Deniz Seki’ye” (Denizin Dibi – Deniz Seki)

Benden bu haftalık bu kadar. Haftaya görüşmek üzere…

Ana görsel hariç tüm fotoğraflar: Can Ateşsaçan