CİHAN ÖLÇEK: YETENEĞE DEĞİL ETİKETE BAKILIYOR

GZone Dergi Kasım-Aralık 2018 sayısının konuklarından biri, uzun zamandır yaptığı müzik çalışmalarını görücüye çıkaran genç şarkıcı Cihan Ölçek oldu. Ölçek, GZone'dan Mert Bell'in sorularını cevapladı.

Genelde yeni çıkan isimler kendilerini tanıtırken adeta bir peri masalı anlatırlar. Senin de böyle bir masalın var mı? Kimsin sen? Nereden çıktın? Anlat bakalım…
Bir peri masalı mı bilmiyorum, bana daha çok bir emek ve azim hikayesi gibi geliyor ama siz karar verin. 11 Şubat 1989’da Almanya’da doğdum. Bizimkiler yarım asırdır orada yaşıyor. Çocukluğumdan beri müziğe merakım var. Sürekli müzik dinlemek ve şarkı söylemekle geçti yıllarım. Hep İstanbul’a gelmeyi, müzik yapmayı, sahnelerde olmayı hayal ettim. Müzik dışında hiçbir şeyle mutlu olamayacağımı biliyordum. 11 yaşımdan beri şarkı yazıyorum. Gitar çalmaya ise 16 yaşımda başladım, sonrasında 2 yıl özel ders de aldım. Ticaret lisesini bitirdikten sonra bankacılık eğitimine başladım. Bir yandan da Türkiye’ye gelebilmek için üniversite sınavına hazırlandım. İstanbul Üniversitesi’nin Radyo Sinema Televizyon Bölümü’nde okumaya hak kazandım. 2011’de bankacılık diplomamı alıp tası tarağı toplayarak hayallerimin şehri olan İstanbul’a yerleştim. Üniversiteden önce şan derslerine başladım. Kendimi geliştirmek adına farklı hocalardan solfej ve gitar dersleri almaya devam ettim. Sonra yıllar yılları kovaladı işte. “Anahtar Teslim”e gelene kadar uzun bir tırmalama dönemim var aslında. Tam anlamıyla yola çıkmak 29 yaşında kısmetmiş. Herkesin doğru bir zamanı vardır, şimdi benim zamanım!

“Anahtar Teslim”le hareketli bir giriş yaptın. Hiç yadırganmayan, hemen alışılan bir şarkı. Bu şarkının hikayesi nedir? Neden bunla çıkış yaptın?
Nasıl bir şarkıyla çıkış yapmam gerektiğini uzun uzun düşündüm aslında. İlk intiba önemli her zaman. Fazlasıyla melankolik ve hassas biriyim ama slow bir şarkıyla çıkış yapmak istemedim. Eğlenceli başlarsak daha güzel olur diye düşündüm. Sonra nasıl olsa birlikte üzülürüz… Single yapma kararı aldığımda “Anahtar Teslim” ortada  yoktu. Başka bir şarkı üstünde ilerlerken aniden ortaya çıkıverdi. Yarım kalan şarkılar üstünde çalışırken bir anda nakaratı geldi aklıma. Sonra hemen tamamlandı gerisi. Bana verdiği enerji ve heyecanla çıkış şarkımın “Anahtar Teslim” olmasına karar verdim. Dans ederek başladık, yas tutmaya da geçeceğiz inşallah. Yıllar içinde biriken çok şarkım var, hepsinin zamanı gelecek. Ben yolumu kendi şarkılarımla çizeceğim.

Aslında uzun zamandır müzik piyasasının etrafında dolanıyorsun. Neden ilk şarkın için bu kadar bekledin?
Bana kalsa beklemek istemezdim ama yeni bir isim olduğunda kendini fark ettirmek çok zor. Hele ki benim gibi eşin dostun olmadan kapı çalıyorsan, dikkate alınmıyorsun. Şarkılarını dinleyip rafa kaldırıyorlar. Yeteneğe değil etikete bakıyorlar. Zaten yenilere yatırım yapan da kalmadı. Onlar yok saydıkça ben daha çok var oldum. İnatla hep bekledim, bir gün doğru insanın karşıma çıkacağına inandım. “Neredesin Firuze” filminde olanları kısmen yaşadım. Defalarca keşfedildim ama hep ortada kaldım. En sonunda ne kadarsam o kadarım diyerek yola koyuldum. Çalışıp para biriktirdim ve kendi prodüksiyonumu günahıyla sevabıyla kendim gerçekleştirdim. Kendimden ödün vermedim. Yani arkamda kimse yok, gücümü kendimden alıyorum! Bu süreçte ben de epey olgunlaştım ve daha emin adımlarla ilerlediğimi fark ediyorum. Kalıcı olmak için var gücümle çalışacağım.

Tarkan’a ve Murat Boz’a benzetildiğin yorumlar okudum, bu konuda ne düşünüyorsun? Bu hoşuna gidiyor mu?
Yeni çıkan herkes mutlaka birilerine benzetilir, bu olmazsa olmaz zaten. Bence başarılı insanlara benzetilmek güzel bir şey. Ben Tarkan’la büyüdüm, ona özenerek geçti çocukluğum. O benim idolüm, ustam. Onun zerresi olabilmem mümkün mü bilmiyorum ama bendeki etkisi görülüyor demek ki hala. Karşısında ancak saygıyla eğilirim, üstüne bir erkek şarkıcı tanımıyorum. Zamanla insanlar beni daha iyi tanıyacaklar. O zaman bu benzetmeler ortadan kalkacak. Kendi çizgimi oluşturacağım. Şarkılarımdan sahneme kadar, her şey sadece benden izler taşıyacak.

Kendi şarkılarınla yola devam edeceğini söyledin. Peki seni hangi şarkı yazarları etkiliyor? Şarkı alacak olsan kimlerle çalışmak isterdin?
Beni en çok etkileyen elbette ki Sezen Aksu’dur. Zaten başlı başına hayatımdaki etkisi büyüktür, bilenler bilir. O olmasaydı bu kadar tutunamazdım hayata. Onun sözleri hep kılavuzum olmuştur. Onunla çalışmayı, onun şarkılarını söylemeyi çok isterim… Bir söze bin anlam yükleyen efsane kadın Aysel Gürel, keşke yetişebilseydim ona, belki geride bıraktıklarından söylemek kısmet olur. İyi ki bu dünyadan geçmiş! Fikret Şeneş de aynı şekilde, beni fazlasıyla etkiler. Onlar nasıl ilmek ilmek işlenmiş sözlerdir öyle. O duygular kalmadı artık. Bir de Nazan Öncel vardır ki anlat anlat bitmez, gönlünden süzer sözlerini. Sıla’yı, Gülşen’i, Soner Sarıkabadayı’yı da örnek alırım kendime. Hepsinin kendine has stilleri ve derinlikleri vardır. Geçmişten günümüze imza attıkları şarkılarla anılarımda pek çok yeri olan Altan Çetin’i ve Mete Özgencil’i de unutmadan eklemek isterim. O kadar çok isim var ki, say say bitmez.

Bir dünya starıyla bir araya gelme şansın olsa kimi seçerdin? Dünyaya açılmak gibi bir hayalin var mı?
Dünya çapında benim için yaşayan tek bir efsane var, o da Madonna! Sıfırdan zirveye uzanan yolda yaptıkları bana her zaman ilham verir. Hayat hikayesi de, kariyeri de malum. Pop müziğe ve şov dünyasına yeni bir soluk getirmiştir. Üstüne çıkabilen hala olmadı. Keşke onla bir araya gelebilsek, ben çantacısı olmaya bile razıyım, o denli yani! Yurtdışına açılma hayalim yok. Zaten ömrün yurtdışında geçti. Genlerimden dolayı mı bilmem, onlar gibi yaşadım ama onlar gibi hissedemedim. Yapmak istediğim müzik onları etkilerse ne ala, ama onları yakalamak için özel bir çabam olmayacak. Bir tek Yunanistan’da bir şeyler yapmak isterim, onlar da komşumuz zaten, her anlamda bize yakın hissediyorum.

Klipte epey kıyafet değiştiriyorsun, hepsi de birbirinden iddialı kombinler. Modayla aran nasıl? Yakından takip ediyor musun?
Modayı takip ediyorum ama bir şeyi sevmediysem asla giymiyorum. Bazen moda diye o kadar kötü şeyler empoze ediliyor ki. Üstelik herkesin tektip dolaşmasını da garipsiyorum. Ben her şeyi kendime adapte etmeyi seviyorum. Eskiden daha gösterişli giyinmeyi severdim, artık daha sade olmayı seviyorum. Dönüşümüm görünüşüme de yansıdı. Bir kot, bir beyaz tişörtle her yere gidebilirim mesela. Sahne ve çekimler istisna tabii.

Son olarak aşk hayatından bahsedelim mi biraz? Hayatında biri var mı? Nasıl bakıyorsun aşka?
Hayatımda biri yok. Benim en büyük aşkım müzik, başka bir aşka zamanım da yok, hevesim de. Zor beğenen, ince eleyip sık dokuyan bir insanım. Etkilenmem zor oluyor. Duygusalım ama konu aşka gelince mantığım çok fazla devreye giriyor. Aşk da kalmadı bence zaten artık ama derin olacak bu mevzu şimdi. Bir de ben gönül ilişkilerinin insanın kariyerini etkilediğine inanıyorum. Beni motivasyon olarak yukarı taşıyacak ve arkamda durabilecek bir kadın çıkarsa neden olmasın. Ama sürekli ilgi bekleyen ve el üstünde tutulmak isteyenler uzak olsun. Hayatta önceliğim her zaman müzik olacak.

Eşcinsel takipçilerinin ilgisi hakkında ne düşünüyorsun?
İlgi görmek beni her zaman mutlu etmiştir, onların ilgisi de beni mutlu ediyor. Açıkçası hayatımın hiçbir döneminde insanları cinsiyetine, düşüncesine, yönelimine veya herhangi bir özelliğine göre ayırmadım. Bu bana çok acımasızca geliyor. Esas olan insanın kendisidir benim için, gerisi teferruat.