EKRANLARIN EN “TROLL” YERLİ DİZİSİ: YASAK ELMA

Murat Renay, Türk televizyonlarının en troll dizisi, "guilty pleasure" YASAK ELMA'yı bu yazıda mercek altına aldı. İşte bu yazı:

İlk bölümü 19 Mart 2018’de yayınlanan Yasak Elma, özellikle ilk sezonunda sınıf atlamak isteyen bir genç kızın zengin bir erkeği onunla evlenmeye ikna etmesi(!) ve bu ailenin bitmek bilmez entrikalarına dahil olmasını anlatıyordu. Yani bildiğimiz ve Türk televizyon izleyicisinin en sevdiği dizi formatlarından biri olan “zengin-fakir çatışması” ile başladı aslında.

Daha sonrasındaki ikinci sezonda, “aşkın kutsallığına ve her şeye kadir olduğuna inanan” bayık çift hikayelerini araya sokuşturduysa da hem ratinglerde hem de sosyal medya tepkilerindeki zirveyi dizideki entrikaların ve kadınların çoğalmasıyla gördü. 

Talat Bulut’un gerçek hayatta da dizideki partneri Şevval Sam’la atışması ve hatta davalık olmaları da dizinin tanıtımına bolca katkıda bulundu. Talat Bulut’un kadın bir set elemanınını taciz ettiği haberleri de “bir şekilde” dizinin daha dikkat çekmesini sağladı. 

Açıkcası ben de özellikle ilk iki sezonunda diziyi neredeyse hiç izlemeden konusunun ne olduğunu kavramış ve izleyen herkesi de eleştiri yağmuruna tutmuştum ancak 2019 Eylül’ünden itibaren başlayan üçüncü sezonunda dizi bambaşka bir havaya büründü. TV yayıncılığının sadece dizi yayınlamakla bir tutulduğu prime time kuşağının sert rekabetine meydan okurcasına hem kendi senaryosunu hem de rating yarışında olduğu diğer dizilerin öyküsünü trolleyen bu dizi, üzgünüm ama şu anda ekranda olan sözde komedi dizilerinden bile daha fazla hiciv içeriyor ve kesinlikle daha komik. 

Dizinin ataerkil söylemlere yer veriyor gibi görünüp onları ters yüz ederek dalga geçiyor oluşu ise başka bir şahanelik. Arada erkek şiddetinin olduğu birkaç sahne olsa da dizinin ahmak erkekleri kadınlara yaptığı eziyeti hem maddi hem manevi olarak eninde sonunda pahalıya ödüyor.

Başroldeki karakter Halit Argun’un güzel kadınlar ve daha çok para için sürekli bir oraya bir buraya savrulmasının tesadüf olmadığı kesin. Dizinin ilk ve ikinci sezonunda karizmatik, yakışıklı, orta yaşlı zengin adam portresini çizen -ve unutmayalım Talat Bulut gibi, jön rolünde oynayan geleneksel bir erkek oyuncunun canlandırdığı- bu karakter diziyi domine etmek şöyle dursun, hep ihtiraslarının kurbanı olarak hem aşkta hem işte sürekli yeniliyor, sürekli kaybediyor. Sadece o değil, dizideki erkeklerin tümünün “jön” kavramından uzak olarak ya antipatik ya çevresinde ne olup bittiğini anlayamayan, ahmak, parlak zekadan yoksun karakterler olması, dizideki kadınların hem erkekleri hem de dizinin olay örgüsünü domine etmeleri de aslında dikkatli bakıldığında “entrikacı kadınlar” gibi misojenik bir söylemden çok uzağa düşüyor. Dizinin yönetmeninin, iki senaristinin ve uygulayıcı yapımcısının da kadın olması ayrı bir muhteşemlik zaten. Herhalde Türk televizyonlarında ana ekibinin hepsinin kadın olduğu başka bir dizi şu anda yok. (Hiçbir zaman da oldu mu emin değilim) 

Son seküler kalemiz FOX’da yayınlanan dizide derin dekolteler, mini eteklerin bolca kullanılması içimizi açarken, her yerli diziye konan ve ne mutlu bize ki, bazen çatışma unsuru olarak da kullanılan “dini bütün” başörtülü ya da muhafazakar hiçbir karakter yok Yasak Elma’da. Zaten aslında dizide bildiğimiz anlamda aşk da yok aslında. Aynen dizinin başrolündeki karakter Yıldız Argun’un son bölümde söylediği gibi: Aşk maşk yok bizim hayatımızda, hayatta kalmaya çalışıyoruz!  Bunca yıl ağlak zırlak aşk hikayelerini izlemekten beyni jöleye dönen Türkiye TV izleyicisinin yüzüne söylemek için hem çok cesaret isteyen hem de çok manidar sözler bunlar. Hele de bu sözleri bu dizilerle aynı prime time kuşağında yayınlanırken, ertesi gününde KADIN gibi dram ve gözyaşı pornosunun yayınlandığı bir kanaldayken söylemek ise tam bir “troll” örneği. Hatta sanki ilk iki sezonunda Yasak Elma’nın kendisinin bile “aşk için ölümü bile göze alan”(peh,peh,peh) çiftlerin hikayelerine yer vermemişcesine… Kendi senaryosunu bile trolleyen bir cüretle!

Eğer dizi başka bir ülkede veya paralel bir evrende yayınlansaydı, tek eksiğinin klişe olmayan bir kuir karakter olduğunu söyleyebilirdik. (Hayır Kiralık Aşk’taki “Koriş” gibi değil, kesinlikle değil) Dizinin en karizmatik karakteri olan Ender’in kardeşi Caner kesinlikle çok iyi bir eşcinsel ya da biseksüel karakter olurdu. Ama neyse, hayal kurmayalım şimdi 🙂

Aferin Yasak Elma, tüm silahlı-çatışmalı, kadınların ezildiği, durmadan ağlanan, hiçbir amaca hizmet etmeyen birbirinin kopyası dizilere inat, kendini fazla ciddiye almadan sen böyle, bu kafalarla devam et. Hepimizin aynen böyle, dram dizisinden komedi dizisine dönerek daha da hafiflemeye, hafifleyip bolca gülmeye ihtiyacı var. Bizi trollemeye devam et bebeğim! 

Murat Renay