EŞREF KOLÇAK OĞLU HARUN KOLÇAK’I CİNSEL YÖNELİMİ YÜZÜNDEN REDDETTİĞİ SÖYLENTİLERİNİ YANITLADI

Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz, pop müziğin önemli isimlerinden olan Harun Kolçak’ın oyuncu olan babası Eşref Kolçak verdiği röportajda Harun Kolçak’ı cinsel yönelimi yüzünden reddedip reddetmediği söyletileriyle ilgili soruya “Ne olursa olsun, o benim oğlumdur. Öyle şeyler insanın kendisini ilgilendirir. Neden reddedeyim? ” şeklinde cevap verdi. 

Eşref Kolçak, Posta gazetesinden Işın Cinmen’e verdiği röportajda önemli açıklamalar yaptı. Röportajda müzik yapımcısı Şahin Özer, şarkıcı İbrahim Tatlıses ve Harun Kolçak hakkında çirkin bir yazı kaleme alan Cengiz Semercioğlu, Eşref Kolçak’ın sert sözlerinden nasibini aldı.

İşte bu röportajdan ilgi çekici bölümler.

Başınız sağ olsun. Evlat acısının üzerine acı yoktur derler… 

Ben en son 70 yıl önce üzüldüm kızım. En büyük acıyı anacığımı kaybettiğimde yaşadım. Hayatın bittiğini düşündüm. Yıl 1947’ydi. 20 yaşındaydım. Sonra 56 yıllık eşimi kaybettim, şimdi oğlumu… Ne eşim ne de oğlum için üzüntü duydum. Gayet tabii üzüldüm ama anamdan sonra hiçbir acı kalbime ulaşmadı. Kendimi yerlere atıp, paralamadım.

Oğlunuzu en son ne zaman gördünüz? 

Hastaneye gitmedim. Onu o halde görmek istemedim. Harun da, “Babam haklı. Beni bu halde görmek istemez” dedi. Menajeri birkaç kez Harun’u görmemi istedi ama “Çocuklar, hayalimdeki Harun nasılsa öyle kalsın” dedim. En son Mayıs ayında Yalova’daki konserinde gördüm. Hali hoşuma gitmedi.

Size söylediği son cümle ne oldu?

“Ben iyiyim. Telefonu doktora veriyorum, doktorla konuş.” Son cümlesi buydu. Öleceğini biliyordu. Uzatmak istemedi. İlaçlarını da kasıtlı olarak almıyordu. 15 Temmuz doğum günüydü, birkaç gün sonra da öldü… Ama öldüğünü hissettim biliyor musun?

Nasıl?

Harun, Yengeç burcuydu. O gün mutfağa girdiğimde buzdolabımdaki yengeç mıknastısının yere düştüğünü gördüm. Yerde duran yengece baktım ve “Oğlan gidiyor” dedim. Nitekim üç saat sonra gitti. Onu burada, Gemlik’te defnettim. Harun’u anneciğinin kucağına verdim. Zamanı gelince ben de yanlarına yatacağım. Cenazesi kalabalıktı, seveni çoktu ama beni çok üzen bir şey oldu.

Uyuşturucu ve alkol kullandığıyla ilgili yazı mı?

Evet. Adamı tanımam… Cengiz Semercioğlu diye biri yazmış. Ya bu kadar terbiyesizlik olur mu? Ayıptır! Ölen birini kötüleyerek ne kazanırsın be adam. Alkol tamam… Ama Harun katiyen uyuşturucu kullanmadı. Doktoru da açıkladı. O yazıyı yazana küfür bile etmem!

Harun Bey’in alkol sorunu var mıydı?

Vardı. Bir-iki defa hastaneye zor yetiştirdim. Ben de zamanında çok alkol aldım ama bir yerden sonra gider yatardım. Ah benim dik kafalı Harun’um… O öyle değildi ki… Komaya girene kadar devam ederdi. Çok üzülüyordum ama “Baba karışma sen” derdi. Üzerine gittikçe daha beter olur diye gitmedim. Başkasına zarar veremediği için kendisine verdi. İncitmemek için incindi.

Niye üzgündü?

Haruncuğum yapımcılar tarafından çok harcandı. İnsan diye kabul etmediğim İbrahim Tatlıses… Ondan evvel de Şahin Özer denen ahlak yoksunu… Biri üç yıl, öbürü dört yıl Harun’u oyaladı. Oğlanın yedi yılını mahvettiler. “Bugün yarın, bugün yarın” diye diye albümlerini yapmadılar, bırakmadılar da… Alkolle o hırsını tatmin etmeye çalışıyordu ama mutlu öldü.

Siz iyi bir baba oldunuz mu? 

Ben baba değildim, arkadaştım. Küçücükken bile onunla hep yetişkin gibi konuştum. Bebekliğinden beri çok meraklıydı. Her sorusuna uzun uzun cevap verirdim. Eşim bile bu kadar üzerine düşmemi yadırgardı. Onun hep bilinçli bir çocuk olmasını isterdim.

Bir pişmanlığınız var mı? 

Evlenmesini çok isterdim. Özellikle de anacığı… Herkesin torunu var. Ben de torunum olsun isterdim. Öldüğümde bizden kimse kalmayacak.

Evlenmesi için baskı yaptınız mı?

Yürüme engelli bir arkadaşı vardı. Çok iyi bir ailenin kızıydı. Biz evlenmelerini istedik. “Baba ben evlenemem” dedi.

Cinsel yönelimi sebebiyle onu reddettiğinize ilişkin söylentiler vardı… 

Ne olursa olsun, o benim oğlumdur. Öyle şeyler insanın kendisini ilgilendirir. Harun’un Hıristiyan olduğu haberleri de çıkmıştı. O haberi çıkaran kişi sonra benden özür diledi. Anadolu’ya gittiğimde bile sürekli oğlumu neden terk ettiğimi soruyorlar. Bunları söyleyenlerin baba-oğul münasebetinden haberi yok mu? İyi veya kötü o benim oğlumdur. Neden reddedeyim?