FATİH MELEK: MEDYADA DAHA FAZLA EŞCİNSEL GÖRÜNÜRLÜĞÜ İÇİN ÇORBADA TUZUM OLURSA ÇOK MUTLU OLACAĞIM

Eurovision videoları, seksi Instagram profili ve müzik çalışmalarıyla uzun zamandır radarımıza giren yakışıklı Fatih Melek, Haziran 2018 GZone Dergi’nin konuklarından oldu ve Mert Bell’in sorularını cevapladı. İşte bu röportaj:

Merhaba Fatih. Öncelikle seni tanıyalım biraz. Bunca zamandır neler yapıyordun?

Merhaba GZone! Kısaca bahsetmek gerekirse Trabzon’da doğdum, büyüdüm. İTÜ’de Telekomünikasyon Mühendisi oldum ama hiç mühendislik yapmadım. Bir şekilde profesyonel olarak yazabilmek için üniversite yıllarımdan beri çalıştım, bunu da başardım. Müzik sektörüne yazdığım bir yazı sayesinde girdim. Hadise’nin bir konseri hakkında yazdığım değerlendirme, menajeri Süheyl Atay’ın dikkatini çekti ve beni asistanı olarak işe aldı. O dönemde Hadise, Atiye, Mirkelam, Tuba Ünsal gibi birçok isimle beraber çalıştım. Sonra Eylem’le tanıştık ve “Bugün Burda“ albümünü beraber yazdık. Peşinden kendi demolarımı oluşturdum. Bugün müzikle ilgilenmeye devam ederken, bir yandan da reklam yazarlığı yapıyorum. Yazarlık yapmak için Türkiye’de en güvenilir sektörün reklamcılık sektörü olduğunu düşünüyorum.

Sanırız televizyon programlarında bir geçmişin de var? Nerelerde neler yaptın?

Girdiğim ilk iş “Kim 500 Bin İster?” programındaydı. Osmantan Erkır yapımcılığında Kenan Işık’la beraber çalışmıştık. Sonrasında birkaç programda daha görev aldım ama en keyiflisi “Fehmi Dalsaldı ile Gullüm Show”du. Hem komedi yazarı olarak ilk tecrübemdi, hem de Fehmi’nin akılalmaz doğaçlama yeteneği sayesinde çekimlerde gülmekten ölüyorduk. O zamanın skeçleri hala bugün çıkmış kadar komik geliyor bana.

Şarkı söylemek, yazdığım bazı şarkıları çok sevmemden ötürü oldu.

“Ben şarkıcı olacağım” dediğin an ile olduğunu hissettiğin an arasında neler yaşandı?

Aslında derdim şarkı yazmaktı. Halen daha da öyle. Şarkı söylemek, yazdığım bazı şarkıları çok sevmemden ötürü oldu. Sesime hiçbir zaman çok güvenmedim ama “eğitim şart” diyerek 2 yıl boyunca şan eğitimi aldım. Sonrasında kendi demolarımı kaydettim. Şimdi de kendimi düşününce “şarkıcı” demek gelmiyor aklıma açıkçası. Ama yazdıklarımı söylemeyi çok seviyorum.

Çıkışını “Demolar” adlı single’daki iki şarkı ile yaptın. Bu isim kulağa çok samimi geliyor ama bir yandan ciddiye alınmama ihtimali de var sanki. Dezavantaj da olabilirdi senin için. Neden bu ismi tercih ettin?

“Demolar”ın çıkış hikayesi gerçekten çok tuhaf. “Kahır” kaydedileli yıllar oluyor ve çıkmasıyla ilgili bir fırsat oluşmadığı için demodan final haline asla gelmedi. Şarkıyı dinlemiş ve çok sevmiş arkadaşlarım vardı. Bir yere yüklememi istiyorlardı tekrar dinlemek için. Bir gün kendi kendime “neden bu şarkı bilgisayarda boş boş duruyor?” diye sordum ve YouTube kanalıma yükledim. Aynı gece saat 12 olmadan Özgür Aras aradı. “Bu şarkıyı demo haliyle çıkaralım, kimse böyle bir şey yapmadı. İsmi de ‘Demolar’ olsun” dedi. Ben de “tamam” dedim ve ilk şarkım çıkmış oldu. Bir şey için yıllar boyunca uğraşırsın olmaz, kendi haline bırakırsın olur. Bunun gerçek bir örneği oldu.

Bu iki şarkıda nasıl karar kıldın ve stüdyo aşaması nasıl geçti?

Onu da akışına bıraktım aslında. Olan demolarımdan birkaç tanesini Özgür’e gönderdim ve onun seçmesini istedim. “Fahri Sevgili”yi tercih etti. Çok da doğru oldu bence, iyi bir ikili oldular.

Sektörün çarklarıyla, dinamikleriyle uğraşmak için fazla çekingenim, yeterince dişli değilim. Ama yine de şarkılarımla söylemek istediklerim var.

“Kahır”a bir de video çektin. Onun da hikayesini anlatır mısın?

“Demolar” son derece ufak bütçeli, hatta piyasa standartlarına göre bütçesiz bir iş denilebilir. Ama çıkmışken bir de klibi olsun istedim ve kendi imkanlarımla çektim. Çektiğimiz ev en yakın arkadaşımın evi, kameralar çalıştığım ajansın kameraları. Maalesef ekiple ilgili yanlış bir karar vermişim, klibin teslimi 6-7 ay sürdü. Sonbahar klibi olacakken, ilkbahar klibi oldu! 

Yakın gelecekte “demo” olmayan şarkılar duyabilecek miyiz senden yoksa bu “demolar” devam edecek mi?

Yazdıklarımı final prodüksiyonlarıyla duymanız mümkün. Örneğin en son Hakan Akkus ve Serra Arıtürk’ün “Flying High” şarkısını yazdım, dijital platformlarda dinleyebilirsiniz. Kendi söylediklerime gelince, bundan sonra yapacağım şarkıların daha da demo olmalarını istiyorum! Çiğ, işlenmemiş, duygularını olduğu gibi yansıtan, prodüktörün, yönetmenin, onun bunun takvimini beklemeyen… Madem bana profesyonel olarak müzik yapma fırsatı sosyal medya çağında verildi, bu çağın nimetlerinden faydalanacağım. İşin özü sektörün çarklarıyla, dinamikleriyle uğraşmak için fazla çekingenim, yeterince dişli değilim. Ama yine de şarkılarımla söylemek istediklerim var.

2018’de Türkiye’de yapılan pop müziği nasıl buluyorsun? Dinlediğin, sana ilham veren birileri var mı?

Evet, sektörü sevdiğimi söyleyemem ama müziği seviyorum. En sıradan şarkılarla bombardımana tutulduğumuz zamanlarda bile bazı cevherler çıkıyor ve Türk pop müziğinin güzelliğini hatırlatıyor. Mahmut Orhan’ın popülerleşmesiyle altyapıların daha chill, daha dans tarzına dönüşmesi çok keyifli oldu mesela. Ezhel’in “Geceler” klibini izlediğimde ağzım açık kalmıştı. Herkes gibi Edis’in, Aleyna Tilki’nin yeni çalışmaları çıktığında bir an önce dinlemek istiyorum.

Türk popunun altın çağı ne zamana denk düşüyor sence?

Klişe olacak ama 90’lar tabii. Yapılmış bazı melodilerin güzelliğine hala aklım duruyor. Aşkın Nur Yengi’nin “Nazlanma” introsu mesela. “Hadi Bakalım”ın prodüksiyonu, “Yemin Ettim”in sözleri… Onno Tunç, Uzay Heparı ve Aysel Gürel kombosu… Saymakla bitmeyecek güzellikler var. Onun ardından 2005-2008 dönemini söyleyebilirim. Bir sürü güzel ve yenilikçi albüm çıktı o dönemde. 

Müzik sektörünün çok zorlu olduğu söylenir. Senin de çıkardığın dersler vardır mutlaka.. Bu kalabalık içerisinde akılda kalıcı olmanın bir yöntemi var mı?

Zorlu da laf mı? Bu sektörü ya aşırı takın ya da çok takmayın diyeceğim kısaca. Aşırı takmadan, dişinle tırnağınla kazımadan mainstream başarı elde etmek çok zor. Ya da akışına bırakarak sanatınızın kendi yolunu bulmasına izin verebilirsiniz. Her halükarda anlaşmalarınızı yazılı yapın! Akılda kalıcı olmak içinse sizi özgün kılan şeyi öne çıkarmanızı öneririm. Bu belki sesinizdir, belki yazı tarzınız. Ama sizi ayrıştıracak şey odur.

Eurovision’da şarkı söyleme hedefim pek yok, heyecandan öleceğimi düşünüyorum öyle bir şey olursa. Ama bir gün sunucusu olmak en büyük hayallerimden

Senin bir yandan da Eurovision videoların üzerinden yükselen bir popülerliğin var. Bu kadar dikkat çekeceğini düşünmüş müydün, aklındaki neydi videoları yaparken?

İtalya’nın 2017 şarkısını dinlerken aklıma parodi İngilizce sözler geldi. Sonra sözleri tamamladıkça fikre çok yükseldim ve hem şarkıyı kaydettim hem de buna bir klip çektim. Komik ve orijinal olduğunu düşünüyordum, o yüzden elbette mümkün olduğunca çok Eurovision takipçisinin klibi izlemesini umuyordum. Hakikaten de çok güzel tepkiler aldı. Düşün daha Türkiye’de sahne teklifi gelmeden, Macaristan’daki Eurovision kampından konuk sanatçı olma teklifi geldi. Benim kadar büyük bir Eurovision hayranı için bu çok kıymetli bir şey. Geçen sene Kiev’de yarışmanın perde arkasında tanıyanlar, fotoğraf çektirenler oldu. Bu seneki yeni videolardan sonra Lizbon’da şehir merkezinde tanıdılar. Dahası İstanbul’a döndüğümde sokakta turist bir adam gelip videolarımı izlediğini, çok beğendiğini söyledi. İnanılmaz şaşırdım! Eurovision’da şarkı söyleme hedefim pek yok, heyecandan öleceğimi düşünüyorum öyle bir şey olursa. Ama bir gün sunucusu olmak en büyük hayallerimden biri! Bu videoların o yolda işe yarayacağını umuyorum.

Türkiye’nin Eurovision temsilcilerinden favori şarkı ve performansını da sormadan geçmeyelim…

“Everyway That I Can”in yeri ayrıdır. Fırsat bulmuşken Sertab Erener’e ülkemize yaşattığı bu mutluluk için teşekkür etmek isterim. Mor ve Ötesi’nin “Deli” performansını kusursuz buluyorum. Şebnem Paker’in “Dinle”si de keza öyle. Daha eskilerden Kayahan’ın “Gözlerinin Hapsindeyim” şarkısına 100 üzerinden 100 veririm. Az önce 90’ların aklımı başımdan alan şarkılarından bahsetmiştim ya, işte bu da onlardan biri. “İsyanlarda gönlüm, zaman gardiyandır” gibi bir söz olabilir mi ya?

Bir erkek şarkıcının fiziğiyle de dikkat çekmesi sence avantaj mıdır yoksa dezavantaj mıdır?

Ben sadece avantajını gördüm. Nasıl bir dezavantajı olur, ondan da emin değilim. Sonuçta bunu ne kadar ön plana çıkaracağın sana kalmış. Ama avantaj derken, sihirli bir değnek olduğunu da iddia etmiyorum. Sahne karizması, şarkıyı söylerken duyguyu verebilme gibi yeteneklerin yanında iyi fizik oldukça önemsiz kalıyor.

Fiziğinle de dikkat çektiğin için eşcinseller tarafından da takip ediliyorsun, bu konu hakkındaki düşüncelerin nedir?

Takip ediyorlar, motive ediyorlar, işlerime alaka gösteriyorlar. Ne kadar teşekkür etsem az. Umarım video olsun, müzik olsun her zaman ilgilerine layık olacak içerikler üretebilirim. Yazdığım birçok senaryoda LGBT unsurlar önemli yer tutuyor. Bir gün hayata geçtiklerinde medyada daha fazla eşcinsel görünürlüğü için çorbada bir tuzum olursa çok mutlu olacağım. Çünkü medyanın, hak eşitlikleri konusunda halkı bilinçlendirmek için en etkili yol olduğunu düşünüyorum.

Haziran 2018 Dergi içeriklerimizin tamamını okumak için aşağıdaki görsele tıklayın.