863269c786
queer-temsil

FEMİNİST ÇALIŞMALARIN SİNEMADAKİ İZDÜŞÜMLERİ VE QUEER TEMSİL

GZone Dergi editörlerinden Cihangir Öz, feminist çalışmaların sinemadaki izdüşümleri ve queer temsil konusunu kaleme aldı.

İşte bu yazının giriş kısmı:

Sinemasal anlamda kadın aslında bir nevi en büyük öteki olarak kodlanarak toplumsal, ideolojik ve kültürel yaşamı temsiller üzerinden yeniden tesis ederek  onaylama yoluna gitmiştir. Bu bağlamda Simone De Beauvoir’in tanımladığı ötekilik olarak kadınlık, dişil olma durumunu sinemasal meşrulaştırma üzerinden de yansıtır. Feminist hareketin, toplumsal cinsiyet ve cinsellik tartışmalarının sinemadaki izdüşümleri irdelendiğinde sinema, kadın hareketi için bir mücadele alanı haline getirilebilecek iletişim araçlarından (medya) biri olarak görüldü.

Film, erkeklerin egemenliğindeki medyanın sunduğu tektipleştirilmiş kadın imgelerine karşı koyacak ve kadınların genellikle bağımlı roller üstlendikleri erkek egemen toplumdaki ikincil konumlarının farkına varmalarını sağlayacak ideolojik bir aygıt olarak değerlendirildi. Ruken Öztürk, bireyi meşru düzene kolaylıkla bağdaştıran ve çağımızın en önemli sanat dallarından biri olarak değerlendirilen sinemadaki kadın temsilinin ataerkil ideolojiyle uyumlu olduğunu dile getirir.

Robin Wood’a göre Hollywood filmlerinde iki ideal figürden söz edilir:

1. İdeal Erkek: Erkeksi, güçlü bir serüvenci, kuvvetli tuzağa düşmeyen adam.

2. İdeal Kadın:Eş ve anne, mükemmel bir arkadaş, sonsuza dek yuvasının ve

evinin güvenilir dayanağı.

İdeal çiftin aykırılığının birleşmesinden ise ortaya çıkan kombinasyona bakıldığı zaman

1.Evine bağlı bir koca-baba, güvenilir ama sıkıcı.

2. Erotik kadın serüvenci, kumar oynayan kadın, salon kadını. Büyüleyici ama tehlikeli, kahramanı aldatır ya da yırtıcı bir panter kesilir.

Sonuçta Amerika’nın küresel gücünün görsel temsilini meşrulaştıran Hollywood ana akım sineması da yukarda tartışılan ideal temsillerin dünya çapında kabul görmesini sağlar. Feministlerin bütün dünya ölçeğinde “evrensel ideal” kavramının erkeklerin kadınların üzerindeki baskısını da ortaya koyar. Sinemadaki evrensel ideal, aslında evrensel patriarki’nin de bir temsilidir. Feminist ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının sinemadaki izdüşümlerini derinlemesine irdelediğinde yükselen yeni kimlik politikalarının hem film kuramında hem de uygulamada ciddi yankı bulduğunu açıkça gözlemlenebilir.

BU DOSYA VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN GZONE DERGİ’NİN “NİSAN 2017 ” SAYISINI AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA TIKLAYARAK ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

İlginizi Çekebilir

ruzgar-erkoclar

RÜZGAR ERKOÇLAR EVLENDİ Mİ?

Rüzgar Erkoçlar geçtiğimiz mart ayında makyöz Tuğba Beyazoğlu ile nişanlanmıştı.Evlilik için gün sayan çiftten Beyazoğlu ...