“GÜNDEM YARATAYIM MI?” DİYEREK GERİ DÖNDÜ. ÖZEL RÖPORTAJ EMEL MÜFTÜOĞLU

GZone Dergi'nin Ocak-Şubat 2019 sayısı için yeni şarkısı "Gündem Yaratayım Mı?"yı çıkaran pop müziğin efsanevi şarkıcısı Emel Müftüoğlu ile görüştük. İşte Buse Tirman'ın şahane fotoğraflarıyla Murat Renay'ın röportajı. 

“Gündem yaratayım mı?” ile geri döndünüz. Sizden yeni bir şarkı dinlemek için neden bu kadar bekledik?

İçime sinen bir şarkı olmasını istiyordum. “Ben müziği bıraktım gibi açıklamalar “yapmadım sonuçta. Zaten müzikten kopmam mümkün değil. Çok enerjik bir şarkıydı. Çok keyif aldım ve bunu da herkesle paylaşmak istedim. O nedenle bu kadar uzun bir ara oldu.

90’lardan 2000’lere, hep gündemde olan ve yeni çalışmalar üreten bir şarkıcı oldunuz. 2010’larda ise müzik çalışmalarınız hayli yavaşladı, bunun sebebi neydi?

Çalışmalarım kendimle ilgili yavaşladı. En son 2007’de “Evlenilecek Kızlar, Eğlenilecek Kızlar” albümünü çıkarmıştım. Sonrasında bir sürü prodüksiyonda yer aldım. İşin mutfağındaydım aslında müzikten kopmadım. 2007’den sonra sahnelere çıkmamaya başladım sadece. Albüm yapmayayım diye bir kararım yoktu, ben zaten 1995’ten beri single yapmak istiyorum. Albüm büyük çabalar sonucunda oluşan ve kolayca tüketilen bir şey. Bir şarkının ömrü de çok kısa, bir albümün ömrü de dolayısıyla kısa oluyor. Eskiden bir albüm çıkardı biz onu 1-2 sene dinlerdik. Onuncu onikinci şarkıya kadar dinler, sırasını bile bilirdik. Şimdi öyle değil. En çok satan albümün bile, kliplendirilmiş olan 2-3 şarkısını görüyoruz. Oysa ki tüm şarkılar aynı emekle yapılıyor. Bu durumda söz yazarları ve bestecilere haksızlık oluyor. Bu yüzden single tercih ediyorum ama neden olmasın kafama göre şarkılar çıkarsa albüm de olur.

-Oyuncu olarak da sizi farklı farklı rollerde izledik. Oyunculuğa nasıl bakıyorsunuz? İleride bu konuyla ilgili farklı hedefleriniz var mı?

Oyunculuğu konservatuar yıllarımdan beri çok seviyorum. Konservatuar’da da şan bölümündeydim. Sürekli aklımdaydı. Keşke olsaydı, oyunculuk okumayı çok isterdim. Bugünlerde de çok sevimli iki projeden teklif geldi ama ben oyumu komediden değil de daha çok dramadan yana kullanmak istiyorum. Kendimi de komedi dışında denemek istiyorum. Başarılı olacağıma çok inanıyorum.Komedi oyunculuğunun üstüme yaftalanmasını istemiyorum.

-İlk çıkış yaptığınız yıllardaki müzik piyasası ile şimdiki müzik piyasası arasındaki farklar neler? Şu an fark yaratmak o dönemlere göre sizce daha mı zor?

Doksanlı yılları şimdiki zamanlarla kıyaslarsak, her şey daha kolaydı. Nedenlerinin en önemlileri ise; kanal sayısı azdı, çok fazla müzik programı vardı. Kendinizi, albümünüzü tanıtacağınız çok mecra vardı. 2010’lardan sonra bu programların neredeyse nesli tükendi. En son bir Beyaz Show’umuz vardı artık o da yok. Mecra çok fazla ancak kendinizi anlatmanız çok zorlaştı. Oysa arkadaşlarımız çok güzel işler yapıyorlar ama tanıtması çok kolay olmuyor. Bildiğim kadarıyla çok da fazla albüm çıkıyor. Aradan sıyrılıp kendilerini tanıtmaları çok zor oluyor. Çok yatırım yapılması gerekiyor.

-Şimdiki yeni şarkıcıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kimleri beğeniyorsunuz?

Yeni sesleri çok beğeniyorum. Yaptıkları işi bu çağın soundlarıyla çok iyi yapıyorlar. Üstelik müzikaliteleri yüksek ve müzik bilgileri de var. Çoğu enstrüman çalıyor ve söylüyor. Gayet bilinçliler. Hepsini çok beğeniyorum, severek izliyorum. İçlerinden özellikle Simge’yi çok beğeniyorum. Neden Simge? Çünkü inanılmaz bir köprü. Hem genç kuşağa hem nostaljik kuşağa hitap ediyor. Ses rengi de çok değişik bir karışım. Beğendiğimiz seslerin karışımı. Hani Nektar meyvesi vardır ya, birkaç meyvanın karışımıdır, Simge de aynen öyle. Sahnede de çok iyi. Onun dışında her arkadaşımı beğeniyor ve dinliyorum.

-Albüm üretimlerinizde ve art direktörü olarak katkıda bulunduğunuz işlerde hep bir kolektif çalışma var. Bunca önemli ve kreatif insanı bir araya getirmenin sırrı nedir?

Prodüktör olarak da çalışmış olmanın artısı var. Ben Unkapanı döneminden geliyorum. Çok küçük yaşlarda Şahin Özer bana şirketini teslim etmişti. Birçok albümün prodüktörlüğünü bana yaptırıyordu. Bundan dolayı o kreatif insanları tanıma fırsatım oldu, kimlerin neyi ne kadar yapabileceğini biliyorum. Bu nedenle şanslıyım.

-“Korkuyorum” Türkiye LGBTİ topluluğu için önemi olan bir klip oldu. Klipteki lezbiyen aşka olan göndermeleri halen hatırlıyoruz. Bu konu sizi rahatsız ediyor mu?

Korkuyorum bizim dönemimizde çok cesurca bir hareketti. Bu klibin hikayesini defalarca anlattım; aslında çok bilinçli yapılmış bir mizansen değildi. Her şey çok tesadüftü ama öyle denk geldi.

Hayır beni rahatsız etmiyor. Benim cinsel yönelimim Allah ile benim aramdadır. Bu sorumluluk bana aittir. Cinsel yönelimim ne olursa olsun açıklamaktan hiçbir zaman çekinmezdim.

Klibin enteresan bir hikayesi var. Yine yapar mıyım bilmiyorum ama yaptığıma pişman mıyım? Değilim. Hayatın içinden bir hikayedir sonuçta. 

-Müzik konusunda hep cesur, yenilikçi işlere imza attınız. Şimdiki toplumda aynı cesur işlere imza atmak mümkün mü sizce? 90’lardan hatta 2000’lerden bu yana sanatçıların özgürlüğü sizce nasıl değişti?

Özgürlük konusunda bir şey diyemeyeceğim. Şu an özgür olmadıklarını düşünmüyorum sanatçıların. İnternet var ve orada sınırsız bir özgürlük var. Bence bu bahaneye yaslanılan bir tembellik var diyeyim. Televizyonlar için bir şey diyemiyorum, orada kısıtlamalar var elbette ama artık çoğu şey sosyal medya üzerinden yürüyor zaten. Bence insanların birbirine bel altı hakaretleri engellenmeli, hayatın içinde yaşanan hiçbir şey kısıtlanmamalı, hele hele de sanat konusunda bu özgürlük sınırsız olmalı.

-Daha özgür olmak için kişi sizce ne yapmalı?

Daha özgür olmak için ne yapmalı? Özgürlüğün şöyle olmasından yanayım:çevreye rahatsızlık verecek özgürlüklere karşıyım ama sanat konusunda konu başka. Karşımızdaki gerçek bir sanatçıysa ve bize bir şey anlatmaya çalışıyorsa bize her türlü mecradan ulaşabilir bence.

-Bu single’dan sonra yeni albüm gelecek mi? Müzikle ilgili planlarınız neler?

Eğer yine karşıma böyle keyif aldığım, enerjisi yüksek bir şarkı çıkarsa yine yaparım tabii ki. Çağın gerisinde kalıp “neden olmuyor” diye hayıflanmak da istemem. Bu minik denemeyi yaptım, bunun gidişine göre bakacağım. Geride kaldıysam eğer, ısrar etmenin anlamını olduğunu düşünmüyorum açıkcası.