863269c786
gzone-3-yasinda

GZONE 3 YAŞINDA! İŞTE 3 YILDA GZONE’A KONUK OLAN ÜNLÜLER VE AÇIKLAMALARI

GZone Dergi ve websitesi bugün 3.yaşını kutluyor. İşte 3 senedir GZone’a konuk olan ünlüler ve açıklamaları.

Türkiye’nin en ses getiren, en büyük eşcinsel yaşam ve kültür dergisi GZone, yayın hayatına başlayalı tam 3 sene oldu.

Her ay yüzbinlerce kişiye ulaşan, Türkiye’nin en çok okunan dijital dergisi “GZone Dergi” ve websitesi www.gzone.com.tr, haberleri, özel röportajları ve fotoğraf çekimleriyle kendisine, sadece LGBTİ’ler arasında değil  hedeflediği üzere ana akım medyada da yer buldu.

3 yıl, 36 sayıdır sayısız dosya ve incelemenin yanında, Türkiye’den ve dünyadan, sinema, müzik, resim ve edebiyat dünyasından onlarca değerli isme yer veren GZone’un konuklarının bizlere neleri açıkladığına şöyle bir göz atmak istedik.

GZone Dergi’nin Tüm Sayılarına Burayı Tıklayarak Ulaşabilirsiniz…

Hulya Avşar

GZONE: Bir anne olarak, kızınız ya da çocuğunuz size eşcinsel olduğunu açıklasa tepkiniz ne olurdu?

HÜLYA AVŞAR: Bu soruyu bana yıllar önce sorsaydınız gerçekten başıma çok büyük bir olay gelmiş gibi düşünüp üzülebilirdim. Daha doğrusu niçin bu ortamda bu kadar ikinci sınıf olarak görüldüğünüzü düşündüğüm için üzülürdüm, hayat şartlarınızın zorlaşacağı için üzülürdüm. Ama şimdi büyük söylememek lazım ama evladımdır, başımın üstünde yeri vardır, ayrıca da bana hiç garip gelmiyor bana şu anda. Bilmiyorum zaman değişti, belki insanın kendi çocuğuyla ilgili duyguları değişik olabilir ama hiç garip gelmiyor şu anda hiç olayı büyüteceğimi sanmıyorum.

Nukhet Duru

GZONE: Sizce neden “gay ikonu”sunuz? Eşcinseller sizi neden ikonlaştırmış olabilir?

NÜKHET DURU: Dişilik kavramını doğru taşıdığım için ve belirgin bir tarzım olduğu için ve şarkılarımın hümanist bir söylemi olduğu için.

Lara Fabian

LARA FABIAN: Ailemden sonra benim için en önemli insan, en yakın arkadaşım bir eşcinsel. 30 yıldır tanıdığım bu insanın homofobi ve ırkçılık sebebiyle neler yaşadığını bilmem, onun arkadaşı olarak şahit olmam ve ona karşı beslediğim sevgi beni Dünya’daki hoşgörü problemiyle ile ilgili bir şeyler yapmaya iten sebeplerdendir. Ve bu insan da tek değil, etrafımda fazlasıyla eşcinseller var.Onları neden bu kadar sevdiğimin  sırrı sanırım fazlasıyla duygusal olmaları, içlerinde her iki cinsiyeti de yaşıyor olmaları ve yaratıcılıklarının sınırsız olması.

Seyyal taner

SEYYAL TANER: Zeki Müren bu devirde yaşasaydı, özel hayatı gereksiz yere çok didiklenirdi. O çok özel bir insandı. Ondan yeteri kadar istifade edilemediğini düşünüyorum. Dünya çapında büyük bir star ve devrimci bir sanatçı olmasının yanında insanlarla sosyal ilişkileri muazzam olan biriydi. Herkesin adını tek tek bilir hatırlar ve hitap ederdi. Fazlasıyla donanımlı bir adamdı.

Ben bugün gey ikon seçildiysem, Zeki Müren’in öncülüğüyle, onun açtığı yoldan ilerleyerek onun büyük katkısıyla seçilmişimdir. Androjen bir yapısı vardı, bana da öyle dediler. Ben de duruşumu ona da benzetiyorum.

Taner Ceylan

GZONE: Eserlerinizde eşcinsel ilişkinin, penisin hatta spermin çarpıcı bir şekilde kullanılması ile neyi amaçlıyorsunuz?

TANER CEYLAN: Resmimdeki su bardağı da, tavus kuşu da, gül de benim için aynı çarpıcılıkta. Bir sanatçı olarak imajların anlamları farklı farklı olsa da bendeki etkisi eş düzeyde. Bu sebeple bahsettiğiniz çarpıcılık aslında izleyici üzerinde ortaya çıkıyor. İzleyici bildiği ama çok rahat görmediği / bakamadığı  an ile karşılaştığında sanırım daha fazla tepki veriyor. Sonuçta neyi nasıl gösterdiğiniz çok önemli, burada estetik kriterler çok önemli.

tan tasci

TAN TAŞÇI: Eşcinsel değilim, bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Sanırsam bu dedikoduların sebebi belki ben hayatımı heteroseksüel olduğumun üzerine basa basa yaşama ihtiyacı duymamam olabilir. İnsanların cinsel yönelimlerini üzerine basa basa yaşamasını da anlamsız ve avam buluyorum. Belki dünyada ve ülkemizde o kadar fazla örnek var ki  bu şekilde düşündürüyorumdur. Belki sadece öyle düşünmek istiyordur karışamazsın ki saygı ile karşılıyorum.

Bazen hayata dair doğru cevapları almak için çocukluğumdan yola çıkıyorum, çocukken hayranı olduğum hiç bir sanatçıyı çok seksi bir kadın ya da çok yakışıklı bir erkek diye sevmiyordum. Onları sadece yaptıkları işlerden ve saçtıkları enerjilerden dolayı seviyordum. Mesela çocukken Michael Jackson’ı çok dinliyordum ama onu herhangi bir cinsel dürtüyle örtüştürerek dinlemiyordum. Büyüdükçe insanları kategorileştirmeye, etiketlemeye doğru gidiyoruz. Bu “erkek”, bu “kadın”, “zengin” “fakir” “soylu” “soysuz” “dinli” “dinsiz” diyerek ayrıştırıyoruz. İşte bu da tam anlamıyla kirlenmek oluyor. Konuya çocukluk saflığıyla bakıyor olsak, ne böyle dedikodular olur ne de insanları ötekileştirmeye gideriz.

atiye

GZONE: Dünya LGBT haklarını sanatçıların desteğiyle kabul etti. Sence LGBT hakları için ülkemizde sanatçılara ne gibi görevler düşüyor?

ATİYE: Her sanatçı bu desteğe kendisi karar vermeli. Özgürlükten yana olmak her sanatçının görevi diye düşünüyorum. Özgürlük olmadan sanat da olmaz. İnsanlar genelde bilmediği şeylerden korkar ve korktuğu şeylerden de uzak dururlar. Keşke önyargılardan daha uzak olunsa! Bence her şeyin çözümü doğru iletişim, sevgi ve saygı.

caner-alper-mehmet-binay

GZONE: Eşcinsel yönetmenler olarak Çekmeceler gibi bir film ürettiğiniz için, Türkiye’de ve dünyada kadın özgürlüğünün, cinsel yönelim-LGBT’lerin özgürlüklerinin ön koşulu olarak görülebileceğini düşündüğünüzü seziyorum. Yanılıyor muyum? Sizce bu iki kavram birbirine yakın mı?

CANER ALPER: Kesinlikle çok haklısınız. Cinsel yönelimler-LGBT özgürlükleri ve kadın özgürlüğü birbirine sıkı sıkıya bağlı. Bunun için pek çok üniversitede araştırma kürsüleri bir arada. Eşcinsellerin ve kadınların toplum içinde yükselişi ancak birbirine bağlı olarak gerçekleşecek.

MEHMET BİNAY: Zenne filmini yaptığımız süreçte gördük ki, bize ve LGBT meselelerine en çok kadınlar sahip çıkıyor. Hafta içi 11:00 seansına topluca gidip sonra da tartışan kadın grupları vardı. Öte yandan medyada kadın yazar ve haberciler dört elle sarıldılar LGBT meselesine. Onun için sinemamızda çoğu zaman unutulan kadın rolleri ve hikayelerini anlatmak bizim için büyük keyif oldu. Geyler zaten kadınlara bayılır, bu denli etraflı ve çarpıcı kadın karakterler yaratmak da ayrı bir zevkti filmde.

Reyhan-Karaca

REYHAN KARACA: Birbirimizi sevelim, önemli olan bu. Cinsel ayrımcılıktan vazgeçelim artık. Çağ başka bir çağ, sevgiyle yürüyebiliriz. Sevginin olmadığı yerde ne cinsel yönelimlerin önemli, ne kadın ne de erkek olmak. Sevgiyle yürüyelim.

Sezen-Aksu

SEZEN AKSU: Kadını, erkeği, transı, geyi yok; aşk  gökyüzü gibi, herkesindir. Şarkılar da öyle… Bazı insanların, “sen aşık olabilirsin, sen olamazsın” gibi gülünç dayatmaları çok geri ve nafile bir çırpınıştan ibaret. Varoluşla, sansür ve baskı ile başa çıkmaya çalışmak, doğa ile inatlaşmak demek… Akıl dışı yani…

demet-akalin

DEMET AKALIN:  Aralarda LGBT için bir şey istenirse elimden geleni yapıyorum. Keşke daha çok şey elimden gelse. Takipçimiz sevenimiz çok ama keşke bir şeyleri değiştirme gibi gücüm olsa. Bir parti kurun bende genel başkan olayım ve güçlerimizi birleştirelim. Bakın o zaman neler oluyor görün. Söyleyeceğim şey şudur : Herkesi önce insan olarak kabul etmek gerekir herkesin yaşamsal hakkına saygı göstermeyi unutmamak gerektiğini hatırlatırım.

emel-muftuoglu

EMEL MÜFTÜOĞLU: Lezbiyen değilim ama olsaydım bunu asla kimseden gizlemezdim çünkü kimseye verilecek bir hesabim yok, Allah’tan başka.

askin-nur-yengi

AŞKIN NUR YENGİ: Sezen bence yazdığı şarkı sözlerinde hayatın içindeki gerçekleri yaşadığımız en dip köşe duyguları, insan kulağına insan kalbine taşımış bir söz yazarıdır. Müziği de öyledir. Ben onun o kullandığı dili çok seviyorum. Ben bayılıyorum onun o konudaki yeteneğine. Çünkü iyi ve sağlıklı düşünen bir insandır. Kendi de bu duyguları bire bir yaşadığı için yaşamda ezber bozan bazı şeyleri bilir ve günlük hayattan birbirimize çekindiğimiz kelimeleri, yüzümüze, kalbimize vura vura anlatan bir söz yazarıdır.

riff-cohen

RIFF COHEN: En az 3 eşcinsel çift arkadaşım çocuk sahibi oldu. Çok iyi ebeveynler oldular ve çok da iyi eğitimlere sahipler. Benim için de buna şahit olmak yeni bir deneyim aslında ama eşcinsel ailelerin de ne kadar iyi çocuk yetiştirdiklerini de görüyorum.

EceSeckin

ECE SEÇKİN: LGBT insanları herhangi bir bireyden ayırmıyorum. Bence LGBT bireyler de bu samimiyeti bende buluyorlar ki beni kendilerine yakın görüyorlar. Yaşımın genç olması ve onların cinsel yönelimlerini keşfetme döneminde olmaları, genç LGBT’lerin kendilerini bana yakın hissetmesine sebep olabilir. Ben de özel hayatımda kendimi bulma dönemimdeyim, bunu gizlemiyor ve saklamıyorum. LGBT bireyleri  ileiletişimim herkes ile nasılsa onlarla da aynı şekilde ayırt etmeksizin devam ediyor.

oben-budak

OBEN BUDAK: Pozitif bir yargı gibi de gözükse sanat, moda ya da müzikle eşcinselliği bağdaştırmak ayrımcılık gibi geliyor bana. Tamam Tom Ford çok başarılıdır ama Ralph Lauren ya da Ricky Owens da başarılıdır ama gay değillerdir. Belki bu tip meslekler LGBT kimliğini daha rahat kaldıran dallar olduğu için seçiliyordur. Orduda ya da bir kasap dükkanında da kolay kabul edilebilir olsa ortaya çıkan rakamlara hep birlikte şaşarız. Mesela bana göre futbol dünyası da bu çemberin içine alınmalı, ama Türkiye şartlarında sıkar biraz. Atilla İlhan demiş ki “Eşcinsel olmak, özel bir acayiplik getirmez. Çözememişse getirir, sorun budur”

Yesim-Salkim

YEŞİM SALKIM: Türkiye’de insanların haklarının olmadığını düşünüyorum. İnsan haklarının olmadığı bir yerde insanlar LGBT hakları üzerine yorum yapamıyorlar. Ne yapılmalı? Çok okunmalı, çok düşünülmeli. Ahlak nedir onu bir öğrenebilirsek ondan sonra bir takım haklar üzerinde konuşabileceğiz. Çünkü tek konuşulan “belden aşağı” konular. Dünyada da bu böyle. Artık sadece cinsellik üzerine konuşuluyor. Bunun olduğu yerde insan hakkının konuşulmaması normal.

kadebostany

KADEBOSTANY: İnsanları olduğu gibi görüyorum. Kendimi melez bir insan olarak görüyorum ve peşin hükümlerden kaçınmaya çalışıyorum. Azınlıkların benim müziğimin ülkesinde kendine bir yer bulması hoşuma gidiyor. Herkesin gerçeklikten kaçmaya ihtiyacı vardır ve müzisyen olarak benim görevim de insanlara cenneti görebilecekleri bir yeri öneriyor olmak.

mabel-matix

MABEL MATİZ: Alaimisema” cinsel ayrımcılığa, homofobiye, transfobiye, totalde bütün nefret suçlarına karşı yazılmış bir şarkıydı. Konserlerde herkes, her kesimden ve düşünceden insan bu şarkıyla yan yana dans ediyor yıllardır. Homofobi bile var belki o dansın içinde ve dans ettikçe kırılıyor, değişiyor belki, bilemiyorum. Bunu görmek, deneyimlemek çok anlamlı benim için. Ses çıkaran, birleştiren, ötekiyi kollayan -ya da öteki kavramını silecek demeliyim belki- renkli şarkılar yazmaya elbette devam edeceğim. Ülkemizdeki LGBT hareketini de bu anlamda oldukça ilham ve güç verici buluyorum. 

nuriharun

NURİ HARUN ATEŞ: Bu gezegende hayatta kalma içgüdüsü üzerine yeterince düşünülmediği için korkunç şeylere maruz kalıyoruz ve bazen maruz kalmasak da bunlara şahit oluyoruz. Kimse kimse için tehdit değil, kimse kimseden üstün değil aksine herkes birlikte güçlü, birlikte güzel.

ayta

AYTA SÖZERİ:  Ben seks işçiliği yapmadım. Beni seks işçisi trans arkadaşlarım engelledi. Onların bu sayede kazandığı paraları da yediğim oldu. “Sen yapmayacaksın, sabredeceksin oyuncu olacaksın, hayalini gerçekleştireceksin” dediler. Bana baktılar beni kolladılar. Ben kendimi trans bireylerin ilk burs verdiği insan olarak görüyorum.

deniz-akkaya

DENİZ AKKAYA: Ben bir anneyim, aynı zamanda LGBT camiasının da en çok sevdiği insanlardan biriyim. Bir eş ve güzel bir kadın kimliğine de sahibim. Hatta bu yüzden gökkuşağı bayrağını da çok severim, üzerinde bir sürü rengi barındırır, tam olarak anlatmak istediğim şeyi ifade eder. Kendimi bildim bileli iş hayatım, ev hayatım ve Deniz olarak oturttuğum kimliğimle hem gay’lerle arkadaşlık kurdum hem de bu arkadaşlıklardan gurur duydum. Sanıyorum bunlara bağlı olarak bir ikonum.

fehmi-dalsaldi

FEHMİ DALSALDI: Bizim toplumumuz aslında mizahı çok iyi biliyor. Üç sezon Azize kılığında sokak röportajı yaptım, kimse de bana “ne bu halin kardeşim kadın kılığında röportaj yapıyorsun” vb demedi. İlk defa gören bile sorulan sorulara gücü nispetinde cevap verip oyuna katılıyor. Bizim toplumuz her şeyin yerini çok iyi biliyor ve ayırıyor aslında. Ha birileri ayıramıyor, o başka bir şey!

mehmetmuratsomer

GZONE: Türkiye edebiyatında “kuir temaların” yeterince işlendiğini düşünüyor musunuz?

MEHMET MURAT SOMER: Hiçbir dünya edebiyatında yeterince işlendiğini düşünmüyorum ki. Türkiye de bundan farklı değil. Eşcinsel karakterin olduğu kitaplar elbette var. Eşcinsel karaktere bakarsak Shakespeare’in eserlerinde de var. Ancak bunlar kuir edebiyat ürünü değil. Eşcinsel karakterler hep var ama nasıl ele alındıkları önemli. Uzunca bir süre -ki hala devam ediyor- bir eşcinsel karakter bir romanda belirdiği vakit onun kötü olduğuna inandırılıyoruz. Suçlu veya ahlaksız profiliyle o romanlarda yer alıyorlar. Bunun en önemli örneği Kuzuların Sessizliği’dir mesela. Bizden bazı polisiye yazarları da eşcinselleri bu şekilde konu edinebiliyorlar. Bu tip romanlarda, hafif makyaj yapan, kırıtık birisi varsa kesin suçlu veya katil çıkar. Bu karakterlerin varlığı bence varlık değil bir negatif etkidir, olumlu bir şey değildir. Çünkü bilinçaltlarında kötü bir şeyi kodlamaya çalışıyor.

mujde-ar

MÜJDE AR: Türkiye’deki hareketlerin içinde pek görünmedim ama yurtdışında her gördüğüm harekete atladım (Gülüşmeler). Burada polisin yaklaşımı beni korkutuyor. Zaten bir gözüm yüzde otuz görüyor, diğerinin de başına bir şey gelmesin diye çıkmıyorum. Yoksa ben de LGBT hareketinin “sapan atan teyze”si olmak istiyorum aslında. Yanınızda olmasam bile beni sürekli öyle algılayın.

izzet-capa

İZZET ÇAPA: Bana çok soran oldu; “Neden Onur Yürüyüşlerine gitmiyorsun arkadaşım?” diye…
Kimisi önde yürür kimisi geri planda durup sadece beynini kullanır. Bugün LGBTİler haklarını sonuna kadar düzgün savunuyorlar ancak hatalı yaptıkları bir şey var; onlar da ötekileştirmeye başladılar. Bence bu yanlış.
Bence sorgulanması gereken kanunlar, insanların önünü kesen politikacılar vb değil, “aydın” kisvesi altında ahkam kesip kendi özel hayatında istediğini yaşayıp korkak olan insanlardır. Örf ve adetleri unutmadan yaşamak lazım. Kimse kimseyi sorgulayamaz elbette ama insanların gözüne illa ki bazı şeyleri sokmamak gerekiyor. Bunu taşkınlıkla yapanlar da ne yazık ki aydın geçinen kişilerdir ama bu harekete zarar veriyorlar. Sokakta eşcinselliğini rahat yaşayan insanlara da zarar veriyorlar. Yaşadıklarımızı bu toplumun örf ve adetlerinden uzak tutamayız. Ahlak denen kavramın toplumsal normlar sonucu üzerimize ‘yıkılmış’ bir olgu olduğuna inanıyorum. Fakat nasıl bir Suudi Arabistan değilsek Amerika olmadığımızı da kabul etmek lazım.

esma-er

ESMA ER: Eşcinsellerin olduğu dünya bana çok eğlenceli geliyor. Çok renkli ve çok ilgimi çekiyor. Açıkçası bu derginin varlığı dahil eşcinsellik hakkında bilmediğim birçok şey var. Yaptığınız emeği çok önemsiyorum çünkü herkes bu bilgilere çok aç. Siz de bu bilgileri sunuyorsunuz ekip olarak.

aynur aydin

AYNUR AYDIN: “Gey İkon” olmak çok büyük ve iddialı bir kelime, ben kendimi öyle görmüyorum. Ben ünlü olduğumun bile henüz farkına varabildim. Onun öncesinde birçok insan benimle uğraşıyordu “bu kız piyasada olmadı” diye. Ben de bunun bunalımını üzerimde taşıyordum. Gücümün daha yeni yeni farkına varıyorum. LGBT ikonu olma yolunda ilerlediğimi biliyorum, fakat en az 2-3 sene sonra bu soruyu düşünmek daha mantıklı olur.

ferman akgul

FERMAN AKGÜL: Ben kimseyi siyah beyaz, heteroseksüel erkek-kadın veya eşcinsel olarak ayırmıyorum ki. Öyle bir kültürle yetişmedim. Türkiye’nin de aslında halk olarak çoğu ülkeden bu konuda daha açık görüşlü olduğuna inanıyorum. Bülent Ersoy gerçeğini unutmayalım. Türkiye’deki durum sanırım şöyle; aslında herkes biliyor, ama bunu açıkça duymak istemiyor. Örneğin Zeki Müren’in eşcinselliği hala kapalı bir kutu. Belki açık olunsa bazı konularda, toplumun da önyargıları değişebilir. Eurovision bildiğiniz gibi LGBT  bireylerin çok fazla rağbet gösterdiği bir organizasyondur. Oradaki bir çok kişi bize “İstanbul’a gelebilir miyiz, rahat olur muyuz” diyorlardı. Türkiye’nin en güçlü ve en çok sevilen sesi Bülent Ersoy’dan bahsettiğimde inanamadılar.

Uzun lafın kısası iyi ses, iyi müziktir önemli olan. Bunlar olduğu sürece kimse kimsenin yönelimi ile ilgilenmez. 

irem-derici-gzone-kapak

İREM DERİCİ: LGBTİ bireylerinin herkesten daha hassas bir ruha sahip olduğuna inanıyorum. Sanatın her dalında çok daha iyiler. Dünya görüşleri çiçek gibi, bakış açıları geniş. Dünya üzerinde en kıymet verdiğim ve canımdan saydığım arkadaşlarımdan biri 14 yaşında lezbiyen olduğunu itiraf etmişti bize. Yıllardır onun yaşadığı zorlukları onunla beraber en az onun kadar omuzlamaya çalıştım ve savaşındaki gücüne hayran kaldım. Çalışma hayatımda da normal hayatımda da LGBTİ bireylerin hayatıma kattığı bi kamyon güzellik var.

mans zelmerlow

MANS ZELMERLÖW:  LGBT camiası beni kucaklayan ilk kitle oldu. Onları çok seviyorum.Hem de bu yeni bir konu değil. 2007’de İsveç’te organize edilen Melodfiestivalen yarışmasında yer aldığım günlere dayanan bir destekleri söz konusu. Beni Viyana’daki Eurovision finallerinde de desteklediler.

Onların beni desteklemesinden fazlasıyla gurur duyuyorum.

derya alabora gzone dergi

DERYA ALABORA: Her zaman insanların cinselliklerini özgürce yaşamalarından yana oldum. Bana göre ahlakçılık bir şeyleri örtmek için kullanılıyor. Ahlak vicdanla ilgilidir, kimsenin cinselliği ahlak olamaz. Ne yazık ki yıllardır insanları bunlarla damgaladılar. Bu bakış açısı bence zor değişir. Ama ileri toplumlarda sanat eserlerine, filmlere, dizilere farklı cinsel yönelimleri çok yoğun biçimde koyuyorlar. Bu hem farkındalık yaratıyor hem de insanların alışmalarını sağlıyor. Neredeyse bütün yürüyüşlerinize katılmaya çalıştım. Bu seferkine de tabii ki katılacağım.

ayse-kulin1

AYŞE KULİN: GİZLİ ANLARIN YOLCUSU (GAY)  kitabını yazmak için okur kaybetmeyi dahi göze almıştım. Çünkü o günlerde eşcinseller, ünlü ve zengin olmadıkça hırpalanıyor, hakarete uğruyor hatta öldürülüyorlardı. Aynı cinsten iki insan arasında da derin bir aşk yaşanabileceğine işaret etmek için yazmıştım. Sonrasında gelen eleştirilere kafa tutmak için, hiç hesapta yokken, BORA’NIN KİTABI’nı da yazdım. Meydan okumayı severim.

GZone dergi temmuz 2016 yonca evcimik

YONCA EVCİMİK: LGBT ile aramızda gizli bir dil var. Sosyal paylaşımlarımda özellikle neyi ne için paylaştığımı anlayıp gereken cevabı veriyorlar. Bu ülkede kendini gizlemek zorunda kalanlar var evet. Bu durumlarını anlayabiliyorum. Kapalı devre kendi çevrelerinde kurdukları hayat içerisinde yaşıyorlar. Gönül isterdi ki özgür bir ortamda olsunlar. Ama bu iş sadece olayın öznesiyle bitmiyor. Geride kalanları eğitmek , dünya görüşlerine farklı pencereler açmak lazım. Ben homofobik insanların çoğunun arka bahçesinin temiz olduğuna inanmıyorum. Yoksa nedir bu kadar takıntı yapmak? Cinayetlere varacak kadar ne yaşadı bu insanlar? Sadece ülkemizde değil, dünyada da kendi cinsel tercihlerini gizlemek zorunda kalanlar var sırf bu baskı ve korku yüzünden. Bu durumun nasıl çözüleceğini bilmiyorum. Umutlu olmak istiyorum ama son zamanlarda hepimizin şahit olduğu olaylar buna engel oluyor. Kartlarını açık oynayıp, özgürce yaşayan LGBT üyelerine ise şapka çıkartıyorum. Kahramanca bir duruş sergiliyorlar. Her türlü sıkıntıya rağmen yaşamlarına devam edip, savaşıyorlar. İşte onlar bu davranışları ile gizlenenleri gizlendiği yerden çıkarabilecek insanlar.

zerrin-ozer

ZERRİN ÖZER: LGBTİ’leri çok seviyorum. Onlar da beni seviyor, bunu karşılıklı hissedersiniz. Sevgi anlatılamayacak bir duygudur. Muhakkak ki çok yara alıyorlar ve ben bu yaraya üzülüyorum. Elimden gelen her şeyi yapabilirim onlar için. Huzurlu yaşamaları için.

ceylan-ertem

CEYL’AN ERTEM: Kadın olarak ben bu kadar zorluklar ve kaygılar içinde yaşıyorsam, LGBTİler nasıl mücadale ediyor diye düşünüyorum. Boysan vardı. Ailesi de öyle, hala mücadele ediyorlar. Aile, toplum ve tabularla…

Hala, bu devirde, bunca yüzyıllar sonra bile korkunç şeyler yaşayıp o kadar yüce gönülle karşılayan insanlar var ki, dünyanın bu tavrından ben utanıyorum. Şimdi bile ağlayacağım bak! O kadar etkileniyorum bu duruşunuzdan. Bazen karamsarlığa da kapılıyorum. Karanlık insanları bu konuda eğitmek, anlatmak öyle zor ki. Hayat kolaylık versin hepimize.

selcan-asyali

SELCAN ASYALI: LGBT bireyleri için şartlar zor. Cinselliğin tabu olduğu ve kişilikten, karakterlerden önde geldiği kapalı toplumlarda yaşamak daha da zor oluyor.  İnsana saygı, özel hayata saygı ülkemizde içler acısı bir halde iken cinsel tercihleri yüzünden özgür değiller bence. Ben toplum olarak hep birlikteyiz hayatın içinde diyorum ve bu yüzden video klibimde de LGBT bireylerden oyuncu arkadaşlara yer verdim. Benim için önemli olan “insanlık” kriterleridir; kimsenin dili, dini, cinsel yönelimi ile ilgilenmiyorum. İnsan olmanın bunu gerektirdiğini kavradığımız anda herkes huzurla bir hayata kavuşacak.

ozgun-gzone-mayis-2017

GZONE: Çocuğun ileride sana eşcinsel olduğunu açıklasa tepkin ne olurdu?

ÖZGÜN: Ne diyebilirim ki.. Hayat onun, seçimler onun. Bahsettiğim sadece cinsel yönelimi, duyguları değil. Tüm yaşam onun kendi hikayesini o yazacak. Benim baba olarak yapabileceğim tek şey kendi tecrübelerimden yola çıkarak ona tavsiyeler vermek yürüdüğü yolda ona destek ve yardımcı olmak. Ona olan sevgimde en ufak bir değişiklik olacağını aklımdan bile geçirmiyorum. 

Can-Bonomo

CAN BONOMO: Benim İstanbul’da ne yapmak istediğime karar verdiğim ve meczup albümünü kaydettiğim sıralarda, ev arkadaşım eşcinseldi. Yaklaşık iki buçuk sene beraber yaşadığım. Aynı zamanda benim İzmir’den çocukluk hatta bebeklik arkadaşım. Yani çok şanslı hissederim hala kendimi, o yaşlarda aklımın, özellikle böyle bir coğrafyada, hiç eremeyeceği bir perspektife sahip oldum. Ve eminim ki hayatımın birçok alanına pozitif bir biçimde yansımıştır bu durum.

simge-gzone-nisan-2017-cikti

SİMGE SAĞIN: Dünyada insanların genel olarak özgür olduklarını düşünmüyorum. Özgürleşebilmek için bir çok kuralı kaideyi yok saymak gerekiyor. Toplumların kendilerine göre değer yargıları var. Bu yüzden sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada sonsuz özgürlüğün olduğuna ve olabileceğine inanmıyorum. Ben sadece işimi hissettiğim ve doğru gördüğüm şekilde yapmaya çalışıyorum.

gzone-aysegul aldinc

AYŞEGÜL ALDİNÇ: LGBTİ’ye hep yakın durdum. Uğranılan haksızlıklara dayanamadım, dile getirdim çeşitli fırsatlarla.  Hepimizin üzerindeki toplumsal ve mahalle baskıları gittikçe ağırlaşıyor. Birlikle ve birlikte altından kalkmak ve hak ettiğimiz özgür hayatlarımıza  devam etmek durumundayız.

Ayrınca Bakın

mahkeme

YARGITAY’DAN ÖNEMLİ KARAR: EŞCİNSEL İLİŞKİ GÖRÜNTÜLERİ MÜSTECHEN DEĞİLDİR

Sinop’ta yaşayan bir kişinin iş yerinde yapılan aramada eşcinsel ilişkiye ait DVD bulundu. Yerel mahkeme ...