HANDE YENER’İN EFSANE ALBÜMÜ: 10 YIL SONRA HALA “APAYRI”

GZone Dergi müzik yazarı Mert Bell, yayınlanışının 10.yılı şerefine, Hande Yener’in efsane albümü “APAYRI”yı kaleme aldı:

“Apayrı”nın ilk şarkısını (“Yola Devam”) ilk kez dinleyişim -abartmadan ifade ediyorum- müzikal bir aydınlanma anıdır. Hayatımda bu tip aydınlanmaları çok fazla yaşamadığım için hafızamdaki yerini aradan geçen zamana rağmen hiç kaybetmiyor, aksine her detayı ile hatırlıyorum.

O zamanlar Ankara’da yaşıyordum ve şimdi aynı evi paylaştığım canım Alper’in evine gidecektim. Bayram tatiliydi ve ruh halim otomatikman iyiydi. Hande Yener’in yeni albümünün çıkmak üzere olduğunu biliyordum ama tesadüfen uğradığım bir müzik markette CD’yi görünce heyecandan hemen hem Alper’e hem de kendime birer CD aldım. (Bu heyecanın sebebi tabi ki bizi hem zevkten 8 köşe eden hem de albümün kalanı için meraklandıran “Kelepçe” idi.) Yolum uzundu ve Ankara kışının çetin şartlarında otobüs ile gidecektim. Albümü tüm arkadaşlarımdan önce dinlemek için daha uygun bir fırsat olamazdı.

“Yola Devam” çalmaya başladı ve bir dakika içerisinde dünyadan koptum. Bahçelievler’den Eryaman’a giden o otobüsün içinde, o kalabalıkta, tamamen açık bir zihinle, öyle bir yükseldim ki 45 dakika boyunca ikinci şarkıya geçmemek suretiyle inmek nedir bilmedim. Elbette ki şarkının insana mutluluk veren, öforik yapısı ve enerjisini katlayan düzenlemesinin bu otobüs transımdaki payı çok büyüktü ama Yener’in şarkının sözlerini satışı da muazzamdı.

Şarkıcının “Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor” patlamasının ardından farklı bir şeylerin peşinde olduğu belliydi ve “Kelepçe” ile bunun sinyallerini zaten almıştık. Ancak “Yola Devam” gibi tamamen elektronik bir dans şarkısını albümün açılışına koyması beni direk afallatmıştı. Tüm bu dönüşüm Hande Yener’in görseline ve çok daha önemlisi (ve sonradan çokça tartışılacak) şarkı söyleme stiline de yansımıştı elbette. En önemlisi, hiçbir nağmeli/arabesk ağız yoktu. 2006’nın ve geleceğin şarkıcısı olmaya niyetli bir kadın vardı karşımızda. Hayranı olduğu Madonna kısa bir süre önce “Confessions On A Dance Floor”u çıkarmıştı, Yener de karşısında “Apayrı” ile gururla duruyordu.

Nasıl durmasındı? Mete Özgencil’den Alper Narman’a, Erdem Kınay’dan Ertuğ Ergin’e kadar muazzam bir ekip bu büyülü albüm için bir araya gelmişti. Albümün oluşum hikayesini bilmiyorum, haliyle tüm ekibi kim bu şekilde topladı ve koordine etti, o konuda bir fikrim yok ama tüm unsurlar öylesine bir araya gelmiş ki “Apayrı”da, ortaya çıkan işte bir kusur bulmak çok güç.

Albümün bel kemiğinde ise Mete Özgencil var gibi görünüyor. Özgencil, bir önceki albümde Yener ile 2 şarkıda (harika bir video da çektiği “Hoşgeldiniz” ve en damar Hande Yener şarkılarından “Bir İz Gerek”) çalışarak iyi bir uyum yakaladıklarını ortaya koymuştu. Ancak bu kez, 14 şarkının 7 tanesinin söz ve bestesi ona aitti ve bu şarkılar Yener’e o güne kadar ziyaret etmediği başka bir müzikal evrenin kapısını açmıştı. (Örneğin hala Yener’in “Nasıl Zor Şimdi”den daha sağlam bir iç hesaplaşma şarkısı söylemediğini düşünüyorum.)

Hande Yener’in bu müzikal evrende savrulmamasında aranjörlerin katkısı yadsınamazdı elbette. Aynı albüm içerisinde hem house, hem r&b, hem rock gibi farklı türlere bulaşıp hiçbirinin, yorumcunun üstünde sırıtmadan durmasını sağlamak ve neticede tastamam bir pop albümü ortaya koymak ciddi bir başarı örneğidir. Bu anlamda Erdem Kınay, Devrim Karaoğlu, Bülent Aris, Genco Arı ve Rene Krüger’in önünde saygıyla eğilmek lazım.

Bugün maalesef bu dünyada olmayan Ertuğ Ergin’in “Yola Devam”daki başarısı ben ve benim gibi hissedenlerin yaşadığı mutluluk patlamaları ile sonuçlanırken bestecinin diğer işi olan “Kim Bilebilir Aşkı” ise bugün hala en sevdiğim Hande Yener şarkısı olma özelliğini korumaktadır (üzgünüm “Deri Eldiven”). Ergin’in dinleyiciyi hemen yakalayan sözleri ve muhteşem bestesi, Yener’in Ajda Pekkan’ı kıskandıracak kadar iyi performansı ve Erdem Kınay’ın bestenin etkisini milyonla çarpan nefis funky-house düzenlemesi (o müthiş saksafon sample’lı intro, insanın tüylerini diken diken eden yan flüt kullanımı ve şahane vokal düzenlemesi) ile “Kim Bilebilir Aşkı” tabi ki ikinci klip için seçildi ve yönetmen Luca Tommassini sayesinde hak ettiği görselliğe kavuştu.

Erdem Kınay’ın bu albüm öncesinde Ayşe Hatun Önal için yaptığı “Kırıcan mı Belimi” ile elektronik müziğe olan yatkınlığını görmüştük ama bu harika aranjörün “Apayrı” içerisindeki emeklerinin altını çizmek gerek. Örneğin “Yola Devam” için yaptığı tüm müzikal tercihler (ki dünyada uzun zamandır “EDM-Elektronik Dans Müziği” olarak kategorize ediliyor) bu albümün devamındaki tüm Türkçe pop albümlerin içine karışacak elektronik müzik unsurlarına referans olacak ve tüm bu gelişmeler “elektronik müzik vs. bakkal müziği” tartışmalarına yol açacaktı.

Ancak Kınay’ın başarısı yalnızca EDM’i kullanmakla sınırlı değildi. Mete Özgencil tarafından yazılan albümün isim şarkısını şıkır şıkır bir r&b düzenleme ile taçlandıran da oydu, Yener’in müzikal değişimini yadırgayan dinleyiciye ilaç gibi gelebilecek olan tek şarkıyı (yine bir Mete Özgencil bestesi “Aşkın Ateşi” ) pop şekeri haline getirip sattıran da.

Mete Özgencil – Hande Yener – Erdem Kınay ortaklığının en parlak sonucu ise tartışmasız “Nasıl Zor Şimdi” idi. Özgencil’in derbeder sözlerine çok yakışan bir synth-pop düzenleme üzerinde Yener’in serin yorumu ve finale doğru kaosa sürüklenen vokalleri ile birlikte “Nasıl Zor Şimdi” albümün zirvelerinden biriydi.

Bir başka Özgencil şarkısı “Şefkat Gibi” ise sözleri ile (ama özellikle ‘rüya değildin işte ordaydın, tam ortasında hayatının, söylediğimde bana kızmıştın ama görüyorsun ya bensiz de dönüyor dünya’ kısmı ile) albümde hayranların favori şarkılardan biri olmuştu.

Hande Yener’in eski ortakları Alper Narman ve Fettah Can ise bu albümde üç şarkı ile karşımızdalardı. Çıkış için seçilen Bülent Aris bestesi “Kelepçe”, Cher’den Sophie Ellis-Bextor’a kadar tüm disko kraliçelerinin söylemek isteyeceği kadar leziz bir disko hitiydi zaten ama Yener’in şarkının havasına bu kadar girmiş olmasında ikilinin yazdığı şahane sözlerin önemi büyüktü. “Kelepçe” adeta ‘eski Hande’ ve ‘2006 Hande’ arasında bir bağlantı kuruyordu ve Aris’in yaylıları, Erdem Kınay’ın ise gitarı öne çıkaran iki farklı versiyonuyla da pop klasikleri arasında yerini alıyordu.

İkilinin sözlerini yazdığı diğer şarkı “Bugün Sevgililer Günü” ise herhalde gelmiş geçmiş en seksi sevgililer günü şarkısı olabilirdi. Özünde, lafı o saçma günde yalnız olmanın anlamsızlığına getiren “Bugün Sevgililer Günü”, Erdem Kınay’ın beste ve düzenlemesi ile öyle bir atmosfer yaratıyordu ki bir yatak odası şarkısına dönüşüp nihayetinde dinlerken (ironik bir şekilde) yalnız olmak istemiyordunuz.

Alper Narman ve Fettah Can’ın albümdeki en iyi şarkıları “Sorma” ise balladlara nasıl hayat vereceğini çok iyi bilen aranjör Genco Arı’nın elinden çıkmıştı. Genco Arı’nın dokunduğu iki şarkı (diğeri Can Şembelli ve Ender Gündüzlü bestesi “Düş Bozumu”) tüm enstrümanlar yanı başınızda çalınıyormuş gibi hissettiren olağanüstü düzenlemeleri ile albümün, insana belki yumruk gibi inmeyen ama etinizi yavaşça kesip acıtan iki hüzün seansıydı. Yener’in o güne kadarki en olgun, en demlenmiş yorumlarına şahit olduğumuz bu şarkılarda Ajda Pekkan’ın en iyi performanslarını hatırlamak mümkün. Zaten albüm, bütününün yarattığı etki ile ikinci bir Ajda geliyor olabileceğinin de sinyalini veriyordu.

Çok da haksız bir görüş değildi bu. Yukarıda da belirttiğim gibi, Yener (tıpkı Pekkan gibi) bu albümde her türün üstesinden gelebileceğini gösteriyordu. Bu anlamda onu en zorlayan kişi ise yine Mete Özgencil’di. Özgencil, Yener’e dört başı mamur bir rock şarkısı olan (ve örneğin Mor ve Ötesi’den dinlesek anında patlayacak) “Sakin Olmalıyım”ı da söyletiyordu, tam kendi ağzına yakışacak aforizmik tekerlemesi “Unut”u da. Zaten kendisi, “Apayrı”daki gizemli ‘Sana bir yalnızın gözünden çaldığım birkaç damla yaş yolladım bu sabah ben, iyi bak ona’ ve “Aşkın Ateşi”nde lafı gediğine koyduğu ‘Yazın çıkan orman yangını gibi yazın yakmadığı çok belli, kundaktan çıkan her çocuğuna sen öğrettin aşk, aşk ateşi’ gibi pop tarihinin en akılda kalıcı cümlelerinden bir kısmını bu albüm için yazmıştı.

Bir diğer Özgencil işi “Kanat” ise bana hep Candan Erçetin için yazılmış gibi hissettirdiğinden, ister istemez kafamda ondan duymaya çalışarak odaklanamadığım bir şarkıydı ama aynı sebepten bir o kadar da çok seveni vardı. Neticede ‘Birinin aklı yerdeyse, diğerinin aklında yer ne?’ demişti ve haklıydı şair.

Kapanış ise bunca şahaneliğin üstüne, hiç beklemediğimiz bir yerden, Rebel Moves grubunun Erol Çay’ından geliyordu. Çay’ın acayip pozitif şarkısı “İnsanlar Çok”, Erdem Kınay’ın herhangi bir pop albümünde rastlamanız mümkün olmayan chill-house düzenlemesi ve albüm boyunca gayet kontrollü performanslar veren Yener’in vokalinin vocoder efektleriyle dalgalandırılması sayesinde zaten zevkten kaymış olan dinleyiciyi finalde güzelce pamuklara sarmalayıp gökyüzüne (ya da belki bir plaj diskosuna falan) fırlatıyordu.

Hande Yener bu nefis albüme “Aşkın Ateşi” sonuncu olmak üzere toplam 3 video çekmiş (ki çok daha fazlası çekilebilirdi) akabinde ise Erdem Kınay ile olağanüstü elektro-pop denemeleri (“Biraz Özgürlük”) çıkardıkları “Hande Maxi” EP’sine yelken açmıştı. Kariyerinin devamı ise pop müziği az çok takip eden herkesin bildiği gibi bir “rollercoaster ride” tadında oldu.

“Apayrı” için büyük bir iddiada bulunuyorum ve diyorum ki çıkışından 10 yıl sonra, bugün hala daha büyük bir pop albümü yapılmadı. Hande Yener bu iddianın ağırlığının altında mı kalmıştır, yoksa hiç umurunda değil midir bilemiyorum ama bir on yıl sonra “Apayrı”yı yeniden Yener’in kariyerinin zirvesi olarak görmesek daha güzel olurdu. Dilerim kendisi de böyle bir amaç edinir ve “Kışkışşş” ya da “İki Deli” gibi şarkılar söylemeyi bırakır. Çünkü yalnızca bu albümle bile, ben dahil çok fazla dinleyicinin kalbinde apayrı bir yeri var.