HOMOFOBİK MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI ERTUĞRUL TULPAR, GZONE’A KONUŞTU

Ertuğrul Tulpar ismi, LGBT bireylerin milletvekili aday adaylıklarının konuşulduğu geçtiğimiz Mart ayında gündeme geldi. Ak Parti İstanbul 3.Bölge Milletvekili Aday Adayı olarak “Eşcinsel Evliliklere Hayır” ve “Eşcinsellerin Evlat Edinme Haklarına Hayır” gibi iki söylemle ortaya çıkan Tulpar, tanıtım broşürüne sanki bu iki konuyla alakası varmış gibi “Kadına Şiddete Hayır “ ve “Çocuk İstismarına Hayır” gibi iki cümleyi de ekleyip kafa karıştırmıştı.

Ertuğrul Tulpar’ın bu homofobik söylemlerinin yayıldığı sırada YouTube’da beğendiği kaslı erkek kanalları ve Facebook’ta beğendiği eşcinsellikle ilgili sayfaların ortaya çıkmasını GZone olarak BU ŞEKİLDE haber yapmıştık.

Eşcinselliğin tedavi edilir bir hastalık olduğunu söylemenin ve hatta ima etmenin bile GZone’un düşünce yapısına ve duruşuna ters olduğunun altını çizsek de , Ertuğrul Tulpar’la görüşüp, tam olarak neyi savunduğunu, söylemlerinin ne olduğunu anlamaya ve sizlere anlatmaya çalıştık.

Kendisine önyargı ile yaklaşmak istemedik ancak sorularımızı sıraladıkça savunduğu şeylerin temelsiz olduğunu fark etmemek imkansızdı.

Sapla samanın birbirine karıştığı, çelişkili açıklamaların yer aldığı bu röportajı Tulpar’ın açıklamalarını sansürlemeden yayınlıyoruz.

Ropörtaj: Murat Renay

 

-AK Parti tarafından milletvekili adayı olarak hiçbir sıradan aday olamadınız. Neden gösterildi mi?

Gösterilmedi. Ak Parti’nin sosyal konularda duruşu biraz zayıf. Kadına şiddet, çocuk istismarı ve eşcinsellik konularında. Hatta eşcinsellik konusu gündemlerinde bile değil. Bu yüzden olabilir.

-Eşcinsellerle derdiniz nedir? Bu nereden geliyor. Birçok dernekteki fotoğraflarınızı görüyoruz. Burada gönüllü olarak da çalışmışsınız herhalde. Ona bir açıklık getirir misiniz?

Benim eşcinsellerle hiçbir problemim yok. Etrafımda eşcinsel arkadaşlarım da var. İstatistiklere vurmaya çalışırsak, nüfusun %7’si eşcinsel. Bunların bir kısmı kendini kabullenmiş ve bir kısmı da kabullenememiş. Ben kendini kabullenemeyen sessiz azınlığın temsilcisiyim, onların sesini duyurmaya çalışıyorum. Toplumun muhafazakar kesiminden de olur, her kesimde olabilir, içinde bir his var, hemcinsine karşı duyuyor, bu duygudan kurtulmaya çalışıyor.

-Peki, özel olmayacaksa, siz bu mücadeleyi nasıl bu kadar yakından biliyorsunuz. Siz de bununla mücadele eden bir eşcinsel misiniz? İşin bu kadar detayını nereden biliyorsunuz?

Bu konuda yıllardır uğraşıyorum. Taciz ve tecavüz olaylarının da farkındayım. Bu hiç konuşulmaz ama, Kur’an Kurslarında, çeştili yurtlarda bu tip olaylar sürekli yaşanır. Bunların oluşturduğu travma da var. Bu kesimleri de yakından biliyorum. Kendimin tanık olup olmadığı konularına girmek istemiyorum. Bu konuda çalışmalar yapıyorum ve bu haberlerin basına yansıması engellendi.

-Bu dediklerinize hak veriyorum. Bu konular araştırılmalı ve üzerine gidilmeli ama yayınladığınız sloganlarda “çocuk istismarına hayır” ve “kadına şiddete hayır” derken neden “eşcinsel evliliklere ve eşcinsellerin evlat edinme haklarına hayır” da dediniz. Bu konuların çocuk istismarı ve kadına şiddetle ne alakası var?

Şöyle; Kadına şiddet uygulayan insanların içinde aslında bastırılmış eşcinsel duygular var bence. Kadına şiddet’in bastırılmış eşcinsellikle yakından alakası var. Çocuk istismarı konusunda da devlet çok yetersiz kalıyor. Hapishanelerde de bu tip taciz vakaları yaşanıyor. Güçsüz erkek çocukları hapishanelerde tecavüze uğruyorlar.

-Tamam ama bunun pedofili ile alakası var, eşcinsellikle alakası yok. Pedofili ve tecavüz cinsel sapkınlık olguları. Siz eşcinselliği de bunlarla bir tutup bir cinsel sapkınlık olarak mı görüyorsunuz?

Cinsel sapkınlık olarak değil seks bağımlılığı olarak görüyorum.

-Eşcinsellerin yatak odaları dışında bir kimlikleri yok mu sizce? Cinsel yönelimlerinin hepsi seksten mi ibaret? Sadece o açıdan mı görüyorsunuz?

Kimlikleri vardır elbette. Eşcinsellerin ruhsal dünyaları karmaşık. Bu karmaşa bazen sanat olarak ortaya çıkabiliyor. Bu manik depresiflerde de böyledir. Eşcinsellerin sanata katkıları fazladır. Bu kişilerin içlerindeki sıkışıklık sanat olarak ortaya çıkıyor. Ben aslında şunu demek istiyorum. Kendisini kabullenmiş eşcinsellerle ilgili sıkıntım yok. İstediğiyle yatar kalkar, buna kimse de karışamaz.

İnsan iki cinstir. Kadın ve erkek. Tabi ki teoriler var, kuir teori ve diğer yönelimler vb. Eşcinsellik doğuştan değil kesinlikle. Ya babanın baskısı ya başka bir şey.

-Yani illa bir dış etken var diyorsunuz?

Elbette. Kesinlikle. Genler %5 etkili %95 çevre etkisi var. Gerçekten eşcinsellik geni varsa bile ya dış etkenlerle aktif olacak ya da ortaya çıkmayacak. Babanın narsist olması yüzünden erkek çocuğunun anneye yaklaşması, kardeşlerin etkisi gibi nedenler yüzden eşcinsel olduğunu düşünüyorum. Eşcinselleri mağdur olarak görüyorum. Eşcinsellik bence bir çıkış yolu.

-Bunu bu kadar genelleyemeyiz. Ben dediklerinizin hiçbirini yaşamadım. Baskıcı veya narsist bir babam yoktu, kardeşlerimle ve annemle ilişkim de sıkıntılı değildi ve kendiyle sorunu olmayan bir eşcinselim. Bu dediklerinize katılmak mümkün değil.

 

-Eşcinselleri terapi ile normale(!) döndürdüğünü iddia eden Hüseyin Kaçın’la yakınlığınız nedir?

Kendisiyle temasım var. Görüştüm. Anlattığı tedavi yöntemlerini dinledim. Benim ufkumu açtı. Ben de tedavi olmak isteyen kişilerin haklarını savunuyorum.

-Yüzde yüz katılıyorum. Bunu tedavi edilecek bir hastalık(!) gibi gören insanlar vardır. Pek çok eşcinsel kendini kabullenme sürecinde psikolojik sıkıntılar yaşamıştır. Ancak sizin yaklaşımınızdaki asıl sorun şu: Samimiyetinize inandık desek de, bu tip yaklaşımlar nefret söylemi yaratıyor. Eşcinsel insanlar “hasta” olarak görülüyor ve yaftalanıyor. “Hasta” olarak görüldüğü için bunun tedavisi ağır ilaç da olabilir dayak da kurşun da. Bu tip bir söylemi yaymaya çalışmanız çok sıkıntılı ve çok yanlış! Yol açtığınız bu bilgi kirliliğiyle sorunumuz var.

Eşcinsel hareket son 30-40 yıldır haklar mücadelesi içerisinde. Ancak eşcinselliğiyle barışmayan insanlar hep unutuluyor, göz ardı ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği hastalık olmaktan çıkardı ya da çıkarmadı-

-Çıkardı!

Tamam çıkardı ama eşcinselliğiyle barışamayan bir kesim hala var. Toplum baskısı yüzünden falan da değil, “ben bunu kabullenemiyorum” diyorlar.

-Peki sizce çözüm ne?

Psikoterapi öneriyorum. Psikoterapi ile bundan vazgeçmek ve karşı cinse yönelmek mümkün. Eşcinsel örgütlerle aynı şeyi savunuyoruz. Onlar nasıl “açılmayı” savunuyorsa ben de eşcinselliği değil heteroseksüelliğe giden yolu savunuyorum. Travmalar bir bir ortadan kalktıkça bu konu da çözülüyor.

-Tedavi olan biriyle tanıştınız mı? Evli mi?

Evet tanıştım. Evli olan bir vaka var. Bir tane çocuğu var.

-Başka?

(Sessizlik)

-Ben çok açık bir şey söyleyeyim size. Bu Hüseyin Kaçın denen arkadaş eşcinsel bireylere bir şekilde ulaşmaya çalıştı ve tabi ki aklı başında olan kimseden olumlu bir reaksiyon alamadı. Bu kez de, kendi hizmetlerini öne çıkarmak için sizi kullandığını düşünüyorum. Bu çıkışlarınız bana pek tesadüf gelmiyor.

Olabilir. O eşcinsellikle ilgili her şeyin içinde. Beni de kullanmış olabilir. Başkalarını da…

-Eşcinsel tedavi konusuna tek yoğunlaşan psikolog Hüseyin Kaçın. Bu konudaki yumuşak karnı artık bir sektör haline getirmiş belli ki. Başka var mı?

Var tabi. Cem Keçe, Nevzat Tarhan ve Üsküdar’da Mustafa Merter ve grubu var. Onun dışında Muhafazakar Eşcinseller Topluluğu’nun duydunuz mu? Ben kurucusuyum. Bir ara Gezi olayları sırasında “Anti-kapitalist Müslümanlar” arasına katıldım ve İhsan Eliaçık’la görüştüm.

-Sonra aranız bozulmuş galiba.

Evet fikir olarak anlaşamadık.

Ben eskiden beri şunu söylüyorum. Dini gruplar arasında iki yüzlülük var. Bu konunun ne olduğunu anlayamıyorlar. Din adamları arasında da eşcinsel eğilimler var. Bazı dindar insanların bu konudaki bilinçsizliği çok dikkat çekici.

(AK LGBT olarak, diğer iki AK LGBT üyesiyle ropörtaj verdiği gazete kupürlerini gösteriyor.)

AK LGBT’yi Lambda’nın bir uzantısı olarak görüyorum. Aynı şeyleri savunmuyoruz.

-Zaten gündemde eşcinsellerin evlilik ve evlat edinme hakları yokken, buna neden karşısınız?

Bunlar gündemde var. HDP’nin ve CHP’nin bu konuda çalışmaları var. Bununla ilgili kanun teklifi sunuldu.

-Sunulduysa bile eşcinsellerin daha temel hakları verilmiş değil. Bu söyleminiz erken ve düşmanca olmuş. Eşcinsellerle sorunum yok diyorsunuz ama böyle bir çıkış yapmış olmanız çok kırıcı ve üzücü oldu. Demek istediğinizi tam olarak anlatamadığınızı düşünüyorum.

Sizler de kırıcısınız. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenler de size kırılıyorlar. Madem insan hakları diyoruz, bu insanların da tedavi hakları elinden alınıyor.

-Onların elinden bunu kim alıyor? Gitsinler olabiliyorsa kime tedavi olurlarsa olsunlar? Saydığınız psikologlara gitsinler? Onları kim engelliyor? Lambda veya başka bir dernek kollarından mı tutuyor?

Engelleniyor. Tedavisinin olmadığı söyleniyor.

-Çünkü doğru olan bu. Bunlar somut gerçekler.

Hayır. Kişi istiyorsa bunun tedavisi mümkün.

-Bilimsel olarak böyle değil. Olmadığı defalarca söylendi.

O derneklere gidildiği zaman “çocuğunuz hasta değil, siz hastasınız” deniyor. Bu da haksızlık.

-Tamam da bu barışçıl bir yöntem. Kimse kimseyi hasta olarak görsün ve zarar versin istenmiyor. Bu iyi değil mi?

(Sessizlik)

Biz nefret söylemi üretmek niyetinde değiliz. Biz MESTÇİ olarak bunun tedavi olabileceğini söyleyen bir grubuz.

-Vahdet ve Yeni Akit’in nefret söylemlerini hakkında ne düşünüyorsunuz?

Saçmalık. Bu insanlar eşcinsellikten ne anlar ki yorum yapıyorlar. Önce kendi içlerindeki sorunları çözsünler.

-Bundan böyle yolunuza nasıl devam edeceksiniz? Amacınız her neyse ulaştınız mı?

Ben doğru bildiğimi söyledim ve eşcinsellik konusunu gündeme getirdim. Şunu da söylemek isterim; Eşcinseller HDP’ye oy vermiştir diyenlere de katılmıyorum. Böyle bir şey yok. Türkiye’deki eşcinsellerin yarısından fazlası Ak Parti’ye oy vermiştir . Ancak elbette Ak Parti’nin gündeminde eşcinsellikle ilgili bir çalışma veya bir öngörü yoktur. Ben bu konuda ilk adımı attım.

Gelecekte eşcinsellik konusuyla ilgilenmeye devam edeceğim. Ayrıca, dini kurumlardaki taciz ve tecavüzü delilleriyle ortaya koyacağım. Bu travma yüzünden bu insanlar dinden kopuyorlar.

 Haberimizin sonunda altını tekrar çizmek isteriz ki; Eşcinsellik bir hastalık değildir. Bu yüzden de tedavisi yoktur. 

 (Bu ropörtajın tüm hakları GZone’a aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz ve alıntı yapılamaz)

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here