İÇERİK OLUŞTURARAK HOMOFOBİ İLE MÜCADELE EDEBİLİR MİYİZ?

GZone'un sevilen konuk yazarı Aycell Gurell, sosyal medyada oluşturduğumuz içerikler ile homofobi ile mücadele edip edemeyeceğimizin yanıtını aradığı yazısıyla karşınızda.

2000 yılında dünyadaki tüm verilerin sadece %20’si dijitalken diğer %80’i yazılı olarak kayıt altındaydı. 2015 yılında ise dijitale aktarılan veri oranı %98’e yükselmiş durumda. Yani dünyada bugüne kadar üretilen tüm bilginin %98’ine dijital ortamdan erişebiliyoruz. 

Tüm bilgilerin dijital ortama aktarılmasından dolayı  artık herkes araştırmalarını kütüphane yerine internet üzerinden gerçekleştiriyor. İnternet araştırmalarının dünya genelindeki başlangıç noktası da küresel arama motoru pazarının %90’ına hakim olan Google.

Yukarıdaki görselde Türkiye’de 2019 yılına ait nüfus, mobil abone sayısı, internet kullanıcı sayısı ve sosyal medya kullanıcı sayılarını görüyoruz. Türkiye nüfusunun %72’si interneti %63’ü de sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor. Bu rakamlar da sadece içerik üreterek kitlelerin önyargılarını yıkma konusunda elimizde bir araç olduğunu gösteriyor. 

Aşağıdaki görseldeyse son 12 ayda Türkiye’den Google’da “eşcinsellik” kelimesinin arama istatistiklerini görüyoruz. 30 Haziran 2019 yani Pride hafta sonu bu kelimenin en çok arandığı dönem.

Aşağıdaki görseldeyse son 12 ayda Türkiye’deki internet kullanıcılarının “eşcinsellik” kelimesini arama yoğunluklarının şehirlere göre dağılımı var. Bu kelime en çok Zonguldak, Tokat, Elazığ, Çanakkale ve Trabzon’da aranmış. 

Son 12 ayda Türkiye’deki kullanıcıların “eşcinsellik” kelimesiyle bağlantılı olarak yaptığı diğer aramaları da aşağıdaki görselde görebilirsiniz.

Tüm bu istatistikler bir araya geldiğinde, Türkiye genelinde insanların farklı sebeplerle eşcinsellikle ilgili internette araştırma yaptıklarını görüyoruz. Peki Google’dan ulaşılan tüm bilgiler doğru mu? Hayır. 

Peki ne yapabiliriz?

Çoğunuz bilirsiniz ki Google’da bir araştırma yaparken genellikle ilk 3-4 sıradaki sonuca bakarız. Daha alt sıralarda kalan arama sonuçlarını çok ziyaret etmeyiz. Bu nedenle,

  • “Eşcinsellik”
  • “Eşcinsellik nedir?”
  • “Eşcinsellik hastalık mıdır?”
  • “Eşcinsellik tedavi edilebilir mi?
  • “İslam’da eşcinsellik”

gibi konu başlıklarında çıkan ilk arama sonuçlarının doğru bilgiyi veren sonuçlar olması çok önemli. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Sosyal medya kullanıcısı pek çok eşcinsel var ve bu kişilerin bir kısmının blogu bulunuyor. Bu kişiler bloglarında bu konu başlıklarında kaliteli içerikler üretirseler her yıl bu konularla ilgili araştırma yapan milyonlarca kişiye erişme potansiyeline sahibiz. 

Tek seçenek blog mu?

İnternetten insanlara erişmenin tek seçeneği bloglar değil. Aşağıdaki grafikte, sosyal medya kanallarının 2019 yılında Türkiye’deki kullanım oranlarını görüyoruz.

YouTube, Instagram, Facebook ve Twitter insanlara erişmek için kullanılabilecek en etkili sosyal medya araçları. Bu mecralarda açılacak hesaplar ile eşcinsellikle ilgili bilgi veren yayınlar yapılarak milyonlarca kişiye erişilebilir. 

YouTube, Instagram, Facebook ve Twitter’da hepinizin birer hesap açabilecek bilgiye sahip olduğunuzu biliyorum. Fakat bu mecraları nasıl daha etkin kullanabileceğiniz konusunda daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa bu sitelerin kullanıcılarını eğitmek için hazırladığı (bazıları işletmeler için fakat kişisel hesaplar için de ihtiyaç olan bilgiler yer alıyor) içerikler mevcut. Bunların adreslerini de aşağıya bırakıyorum.

Youtube: https://creatoracademy.youtube.com/page/home

Instagram: https://business.instagram.com/?locale=tr_TR

Facebook: https://www.facebook.com/business

Twitter: https://help.twitter.com/tr

Google: https://learndigital.withgoogle.com/dijitalatolye/courses