İPEK İPEKÇİOĞLU: CLUB DÜNYASININ SİSTEMİ DE ERKEK EGEMENLİĞİ ÜZERİNE KURULU

GZone Dergi Temmuz-Ağustos sayısının özel konuklarından biri de, lezbiyenliğini gizlemeyen, Türkiye’de ve dünyada birçok etkinlikte sahne almış Dj ve Prodüktör İpek İpekçioğlu.

İşte kendisiyle yaptığımız keyifli röportaj:

  • Selam İpek. Öncelikle seni daha yakından tanıyalım. Nerede doğup büyüdün, öğrenimin neydi? Almanya’daki hayatından bahseden misin?

Münih‘de dogdum Berlin’de büyüdüm. Sosyal Pedagoji okudum. Uzun süredir de DJ’lik yapıyorum ve müzikle uğraşıyorum. İpek İpekçioğlu bunun yanısıra -DJ’lik, prodüktörlük ve küratörlük çalışmalarının dışında- akademik çalışmalar da yapmaya çalışan bir insan. LGBT konuları üzerine bazen bir şeyler yazıyorum. DJ’lik ve prodüktörlük workshopları veriyorum. Farkındalık ve kültür üzerine de çalışmalarım oluyor. Bir çok işe maydonoz oluyorum. Çok aktif olmaya çalıştığım için de bazen bazı şeylere vaktim olamıyor.

  • Berlin’in ünlü kulubü Gayhane’deki performansların bir hayli meşhur. DJ’liğe başlangıcın nasıl oldu?

Sosyal Pedagoji okurken, hiç ilgim olmadığı halde DJ’liğe tesadüf eseri başladım. Queer bir mekanda ilk Orient partisine DJ arıyorlardı, oradaki booker de bana sordu. Lezbiyen misin? Türkiyeli misin? Bizde çalar mısın? dedi. Ben de eyvallah diyip DJliğe ilk kez böyle adım attım 😉

  • Senin adını neden Türkiye’de yurtdışından daha az duyduk? Sence bunun nedenleri ne olabilir?

Aslında İstanbul’da belli bir kitle beni taniyor. LGBTQI kitlesi mesela. Ve elbette Türkiye’de bir kaç yerde çaldım. Babylon, Ghetto, IKSV, Borusan, If Istanbul, Istanbul Onur Haftası , Gizli Bahçe, Zor gibi yerlerde ve etkinliklerde.

Çoğunlukta Berlin’de yaşıyorum ve daha çok yurtdışında çalıyorum, bu yüzden olabilir. 

  • Dünyada bir çok festivalde çaldın ve prodüktörlük yapıyorsun. En sevdiğin festival sahneleri nereler?

Garbicz, Sziget, Fusion, Glastonburry en sevdiğim festivaller arasında.

  • Geçtiğimiz yıl Budapeşte’nin özgür adası Sziget’te yapılan, dünyanın en ünlü festivallerinden birinde çaldın. Bu nasıl bir deneyimdi?

Sziget festivalinde şimdiye kadar sanırım 3 defa çaldım. Sevdiğim bir festival, her gittiğimde de yeni şeyler keşfediyorum.

  • Son çalışman “Bir Çift Turna” nasıl bir süreçte oluştu ve Sony Music ile yolların nasıl kesişti?

Sony Müzik Epic de çalışan Ali Çetinkaya beni bir süredir takip ediyormuş ve işlerimi tanıyormuş. Bana email attı ve biz de bir şeyler çıkarmak ister misin diye sordu. Ben de o sıralar “Bir Çift Turna” parçasını yapmaktaydım. Hadi bakalım dedik ve başladık.

  • Bir Çift Turna, Hakan Vreskala ile senin ortaklığında geçtiğimiz günlerde yeniden yorumlandı. Nereden tanışıyorsunuz? Hakan’la birlikte çalışmayı tercih etmendeki sebep nedir?

Hakan Ile Stockholm’da yıllar önce bir festivalde tanışmıştık ve hemencecik de birbirimize ısınmıştık. Beraber DJ & Live-Müzik performansları yapmaktayız zaten İspanya, Luxemburg vs beraber çalıyoruz.  Zaten Hakan’ın yaptığı müziği ve genel durusunu her zaman çok sevmişimdir. Ve kafalarda uyuşunca hadi gel beraber sarki yapalım düşüncesini en sonunda gerçekleştirdik.

  • Geleceğe dair planların neler? Hangi çalışmalarla seni dinleyeceğiz ve hangi sahnelerde seni göreceğiz?

Daha fazla müzik, daha fazla festival ve dünyayı görmek gibi planlarım var. Her an yeni bir festivalde karşınıza çıkabilirim. 

  • DJ dünyasında sence “rainbow Dj” diye bir kategori var mı? Yani birinin sadece cinsel kimliği üzerinden belli yerlerde çalmak için çağırılması/çağırılmaması sence doğru mu? Bu konudaki fikirlerini merak ediyorum?

Rainbow DJ diye bir kategori oldugunu bilmiyordum, olsaydı bana uyardı 😉 Elektronik müzik üreten kadın, non-binary kimliklerinden olusan bir network olan Female pressure bunun üzerine bir araştırma yapmıştı ama sanırım var tabii ki. Baktığımızda bir çok festivallerde neredeyse 99 % beyaz-heteroseksüel-cis-erkek kimlikli sanatçılar çalmakta. Cok az kadın, queer veya trans sanatçılar book ediliyor. Peki neden? Dünyada peki dinleyici  kitlesi sadece beyaz, heteroseksüel, erkeklerden mi oluşuyor? Hayır. Demek ki club iktidarı da erkek egemenliği üzerine kurulmuş bir sistem.

Festivallere ben de kadın ve queer feminist , aktivist oldugum icin çağırılıyorum. Ayrıca çaldığım yerde queer kimliğim açık oldugundan duyan geliyor çünkü otomatik olarak save space oluşuyor mesela.

Queer festivallerde queer arkadaşların çalmasını doğru buluyorum mesela. Küratörlüğü yaptığım festivallerde kadın ve queer görünürlüğüne çok önem veriyorum.  Ayrıca homofobik, cinsiyetçi DJler lütfen iş bulamasınlar.

GZone Dergi Temmuz-Ağustos 2018 sayısının tüm içeriklerine aşağıdaki fotoğrafı tıklayarak ulaşabilirsiniz.