İSKENDER PAYDAŞ: ÖNCELİĞİ PARA OLMAYAN SANATÇILAR CESUR OLUR

GZONE DERGİ Mayıs 2015 konuklarından biri deTürkçe pop müziğin sihirbazı İskender Paydaş. Genel Yayın Yönetmenimiz Onur Özışık’ın sorularını cevaplayan İskender Paydaş gerek LGBT hakları, gerek Eurovision hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Röportaj: Onur Özışık
Bu Röportaj GZONE DERGİ Mayıs 2015 sayısında yayınlanmıştır

25 yıldan fazla bir süredir Türkçe Pop Müziğinde dinlediğimiz ve sevdiğimiz pek çok şarkıda onun dokunuşu var. Türkçe pop müziğinin yaşayan efsane müzisyenlerinden ve Kayahan’la birlikte 3 kez Eurovision’a katılan İskender Paydaş, GZone’un sorularını yanıtladı.

İskender Paydaş Türk müziğinde önemli bir marka.  Siz buna rağmen uzun yıllar arka planda kalmayı tercih ettiniz, şimdiyse kendi albümlerinizi yayınlıyorsunuz. Neden bu kadar geç göz önüne çıktınız?

Daha önceleri müziğimi diğer sanatçıların çalışmalarına katıyordum. Sahne gerisinde müzikal ortaklıklar kurmayı tercih ediyordum.5 sene önce arkama donup baktığımda çok şarkı biriktirmiş olduğumu fark ettim ve kendi grubumla sahne almaya başladım, ki zaten sahnelere hiç bir zaman uzak değildim. Ardından albümler gelmeye başladı. Daha önce işin mutfağında kurduğum müzikal ortaklıklar artık benim albümlerim ve sahnelerimle göz önüne çıktı.

En son geçtiğimiz yaz sizin ikinci albümünüzün çıkış şarkısı, Tarkan ile yaptığınız Hop De ve sonra Ocak ayında Ozan Ünlü ile beraber yine sizin albümünüzde yer alan Orhan Atasoy’un Gemiler şarkısının yeni versiyonunun videosunu hazırladınız. Yaz aylarına yeni bir video veya tekli/albüm projesi var mıdır? 

Bu yaz Sıla ve Nazan Öncel’le “Zamansız Şarkılar 2” albümümde yer alan şarkılarımıza video klip düşünüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Sibel Tüzün ile ortak çalışmamız olan single “Aşk Bize Yeter” yayınlandı. Ayrıca bugünlerde Ferhat Göçer ile birlikte yeni bir şarkı yayınlayacağız.

“Gemiler”in ilk versiyonunun videosu ülkemizde LGBT haklarını akıllara getiren ilk işlerdendi. Siz de o videoda yer almıştınız. Sizce neden artık bu kadar cesur videolarla karşılaşamıyoruz? 

Çünkü önceliği para olmayan sanatçılar cesur olur. Orhan Atasoy ve tabii o klibin yönetmeni Umur Turagay cesur sanatçılardı. Ve tabii klipte yer alan diğer tanınmış isimler hiç bir karşılık beklemeden oradaydılar.

Birçok isim ile çalıştınız, birçok isim için müzikal bir lidersiniz. Türkiye’de müziğin gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Pop müzikte uzun zamandır pek bir değişiklik yok… Asıl heyecan verici olan ana akımda şansı olmayacağını düşündüğümüz Halil Sezai, Can Bonomo, Mabel Matiz, Çiğdem Erken gibi isimlerin konserlerinin doluyor, albümlerinin satıyor olması. Dinleyici farklı tarzları destekliyor. Bu da kreatif anlamda güzel olanaklar sunuyor müzisyenlerimize. Hissettiğim kadarıyla Türk müzik sektörü çok radikal değişimlere gebe.

Dünya ve Türkiye müziğinde LGBT etkisini nasıl buluyorsunuz? 

Yaratıcılık ve özgür düşünce estetikle birleşince ortaya çok iyi sanatsal işler çıkıyor. LGBT etkisi bolca örnekle dünyada kendini gösteriyor. Ülkemizde toplum baskısından mıdır bilemiyorum ama yeterince potansiyel olmasına rağmen sanata etkisi yetersiz kalıyor bence.

Mayıs sayımızın ana teması Eurovision. Sizce Eurovision’un Türk müziğindeki etkisi nedir?

Eurovision 1975  – 2002 arası ülkemiz insanının hemen hemen tümü için milli dava gibi bir şeydi. Birçok tanınmış şarkıcı/müzisyen ilk olarak Eurovision Türkiye elemelerinde seyirci ile tanıştı. Birçok Şarkıyı ilk Eurovision ile duyduk ve sevdik. Ben de Kayahan’la 3 kez Türkiye elemeleri, 1 kez de asıl yarışmaya katıldım ve o tecrübeyi yaşadım. Benim için müthiş deneyimdi.

Son yıllarda ülkemizde Eurovision Yarışması’na ilgi azaldı. Bunun değişik sebepleri olabilir. Bence olay şarkı yarışmasından farklı noktalara gitti. Daha çok şov yarışmasına döndü. Haliyle yarışmadaki şarkılar eskisi kadar güçlü değil ama iyi şovlar var.

1990 yılında Kayahan ile beraber Eurovision sahnesindeydiniz. Bize Eurovision anılarınızdan bahseder misiniz?

Bir hafta boyunca provalarda saniyelerin hesaplandığı müthiş bir organizasyonu hayranlıkla yaşadım. O zaman yarışmada canlı 60 Kişilik büyük orkestra da vardı.Yani organizasyon çok daha kapsamlıydı. Orkestra şefimiz Ümit Eroğlu orkestrayı çalıştırırken biz sahnede kamera açıları ve Işık provasıyla meşgul oluyorduk. Hiçbir şey şansa bırakılmıyordu. Tüm bu çalışmalar esnasında bir hafta boyunca diğer Avrupa ülkelerinden birçok iyi müzisyen ve şarkıcıyla arkadaşlık etmek benim için çok güzel bir deneyimdi.

Tabii o zamanlar bizim bu tarz organizasyonlarda ne kadar eksik olduğumuzu da tecrübe ettik. Fakat ülkemizde yapılan ve Athena’nın katıldığı Eurovision finali çok iyi bir organizasyondu.

Türkiye’nin son iki yıldır Eurovision’a katılmamasını hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Sebebini tam anlamış değilim ama böyle “rest çekmeler” keyfi yapılamaz. Eurovision katılımcısı TRT’dir tamam. Ama TRT özel firma değil, gelirini halkın vergilerinden sağlayan bir kamu kuruluşudur. Her ne olursa olsun Türk dinleyicisini dikkate almadan yarışmaya katılıp katılmamak adına keyfi karar verilmesini doğru bulmuyorum.

Sizce Dünya’da Eurovision neden bir eşcinsel etkinliği olarak anılmaya başladı? 

Böyle bir söylenti var son 12 senedir. Bilemiyorum sebebini. Bana pek öyle gelmiyor.Zaten benim için değişen bir şey olmaz. Sonuçta iyi yarışma, iyi müzik, iyi organizasyon olduktan sonra bunu kimler yapıyorsa sadece takdir etmek lazım.

Dünya LGBT hareketinde müzik dünyasının etkisi tartışılamaz peki sizce Türkiye’de LGBT hareketinde müzisyenlerin yeri nedir? Türkiye’de müzisyenler korkak mı davranıyor?

Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi sanatçıların olduğu bir ülkede korkak davranmaktan bahsetmemeliyiz aslında. Yine aynı şeyi söylüyorum. Gerçek sanatçı için para öncelikli değildir. Önceliğin para değilse daha cesur ve kendine has bir tarz benimsersin. Bence insanları korkaklaştıran para ve gelecek kaygısı. Sanatçıların bir bölümü de buna dahil.

Önümüzde tüm Dünya basınının takip ettiği ve önem verdiği bir LGBT Onur Yürüyüşü var. Tüm Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de gerçekleşiyor. LGBT hakları için yürümeyi düşünür müsünüz?

Bence LGBT hakları için LGBT olmayanların yürümesi öyle olanları küçümseyici bir tavır. Ben kimim ki LGBT için destek verecek ve yürüyecek kadar kendimi onlardan daha üstün kabul edeyim? Ancak hepimizin eşit bireyler olduğunun farkındalığıyla bu yürüyüşü ve diğer etkinlikleri takdirle alkışlarım.

GZONE DERGİ UYGULAMASINI AKILLI TELEFONUNUZA İNDİRMEK İÇİN BUTONLARA TIKLAYIN

google

apstore