İŞTE YILMAZ ERDOĞAN’A HİTABEN KALEME ALINAN O SİTEM YAZISI

Yazar Ayşen Şahin Aksakal'ın, sinemaya sansürün yolunu açan yasaya destek veren Yılmaz Erdoğan'a hitaben Evrensel'de yazdığı yazı dün büyük ilgi gördü.

Yazar Ayşen Şahin Aksakal, sinemaya sansürün yolunu açan yasaya destek veren Yılmaz Erdoğan’a hitaben bir yazı yazdı. Ağır sitemlerle dolu bu yazı dün Twitter’da Trending Topic listesine girdi.

İşte bu yazıdan bir bölüm: Y

Geç kapatabildim defterini, birkaç gün sürdü vedalaşmam. Aklım almadı nereden icap etti o futbol takımına girmesi, o toplu fotoğrafta öyle iğreti gülümsemesinin neden gerektiği.

Defalarca, Kelebeğin Rüyası’ndaki şairlerin, duvara çalakalem dalması gibi mektup yazasım geldi. Elim de gitmedi. Aklıma geldi filmdeki “Unutmak en iyisi. Ama unutmak zor gelir insana. Hatırlamamak daha iyi. Unutmakla hatırlamamak aynı şey değil nasıl olsa!” repliği. Hatırlamamayı seçtim.

Üzerimize koca bir sinema sansürü indiren o yasanın geçtiği masada, gülerken ve takım elbiseli gördüm en son.

Mükremin gibi gülmüyordu, Deli Emin gibi bakmıyordu, Neşeli Hayat’ta Rıza Şenyurt’un giydiği Noel Baba kostümü bile o gülümseme kadar iğreti durmuyordu.

Benim yaramın kabuğunu, habire koparmaya ne hakkın var Yılmaz Erdoğan?

Ardında duramayacağı gözyaşının ve kahkahanın altına imza atar mı insan? Kolay mı gençliğimizin anılarını, kahramanlarını alıp yerine o gülüşü koymak?

Onca yıl milyonlara izletmiş, dinletmişsin de kendini, birilerinin masaya yumruğu koyması gerektiğinde, o gücün nereye gitti?

Bu millet seninle şeyhlere gülmüş, işçi önderi Vedat’ın yanında saf tutmuşken o gülümseme bize çok müstehzi geldi be abi! Feriştah gelse derdi ki: öyle bir güldün ki bir gülüş bize ancak bu kadar müstehzi gelirdi ve bir gülüş ancak bu kadar kırardı yıkılan duvarın briketlerini.

Yazamadığım mektuplarla ince sitemim kaba bir vedaya dönüştü.

Kayıp kentin yakışıklısının faili bulunamadı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN