İZZET ÇAPA VE FATİH ALTAYLI İNTİZAR OLAYINDAKİ “AHLAKSIZ GAZETECİLİĞİ” YAZDI

İzzet Çapa, İntizar ve Sinem Gedik ilişkisinin basına sızdırılmasındaki çirkin hesapları ve bağlantıları yazdı. Çapa, bu olayı basına servis eden Filiz Öcal ve Hürriyet gazetesi yazarı Cengiz Semercioğlu’nun eleştirdi. Fatih Altaylı da isim vermeden Cengiz Semercioğlu’nu eleştirdi.

İzzet Çapa’nın ‘İNTİZAR OLAYINDAKİ’ AHLAKSIZ GAZETECİLİĞE İTİRAZIM VAR! isimli yazısı:

İNTİZAR OLAYINDAKİ’ AHLAKSIZ GAZETECİLİĞE İTİRAZIM VAR, hem de en başından, yazılış şekilden sunuluş biçimine kadar her aşamasına itirazım var! Anlatayım…
Bir kere Cengiz gazeteciliğin temel kurallarından birini ihlal etmiş. Karşı tarafa görüş hakkı tanımamış, bir gazetecinin asla bürünmemesi gereken avukat kisvesine bürünüp olayı tamamen Mustafa Ceceli’nin bakış açısıyla yazmış.

İşin daha vahimi, Ceceli, Cengiz’in Kelebek’deki ortağı Selim Akçin’in eski eşi, Deep İleşitişim’in sahibi olan Filiz’in sanatçısı. Yani bu ağın adamı…

Muhtemelen dava dosyasını Filiz alıp bunların önüne götürmüş, Selim her zamanki ortalarından birini yapmış, Cengiz’de aklı sıra son vuruşu yapıp, işi bitirmiş. Oysa bitirdiği koskoca Hürriyet’in ilkelerinden başka bir şey değil çünkü onlar da bu soruları sormadan haberi alıp birinci sayfalarına taşımışlar.

Velhasıl bir ayağı medyada, öteki ayağı PR işlerinde olan bu network’ün habere ulaşabilmek için gösterdikleri, saygı duyulacak en ufak bir gazetecilik refleksi falan da yok ortada.

Üstelik de üzerinde gizlilik kararı olan bir dosya bu yayınladıkları ve yine üstelik deliller, eve yerleştirilen gizli bir kamera vasıtasıyla toplanmışken yaptılar bunu.

Sözün özü delillerin toplanma şekli şaibeli, bunun Kelebekçiler’in eline geçmesi anlattığım gibi her açıdan danışıklı döğüş – şikeli, yazının yazılış biçimi ise tepeden tırnağa bütün gazetecilik kurallarına aykırı, belden aşağı ve hileli…

İnanın o medya plazalarda hala alınlarının akıyla gazetecilik yapmayan çalışan gerçek meslek emekçileri için üzülüyorum. Çünkü en çok da onların ağırına gidiyor bu tip ranta tahvil edilmiş üç kağıtçılıklar; ekmeklerini kaybetmemek için susuyorlar; birebir tanıklıklarımdan biliyorum.

PR’cı Filiz, onun eski kocası Kelebek’in maşası Selim ve bu ekibin köşe yazarı görünümlü sacayağı Cengiz; gazetecilik tarihine unutulmaz çirkinlikte bir imza daha attınız. Mesleği, üç kuruşluk rantiye için birilerinin itibarını yerle bir etmek için kullandınız. Ama ne mutlu ki insanlar artık gerçek yüzünüzü görüyor ve bu numaraları yemiyor. Bu saatten sonra da yemezler!

‘İNTİZAR OLAYINDAKİ’ AHLAKSIZ GAZETECİLİĞE İTİRAZIM VAR! Hem de en başından, yazılış şekilden sunuluş biçimine kadar her aşamasına itirazım var! Anlatayım… Bir kere Cengiz gazeteciliğin temel kurallarından birini ihlal etmiş. Karşı tarafa görüş hakkı tanımamış, bir gazetecinin asla bürünmemesi gereken avukat kisvesine bürünüp olayı tamamen Mustafa Ceceli’nin bakış açısıyla yazmış. İşin daha vahimi, Ceceli, Cengiz’in Kelebek’deki ortağı Selim Akçin’in eski eşi, Deep İleşitişim’in sahibi olan Filiz’in sanatçısı. Yani bu ağın adamı… Muhtemelen dava dosyasını Filiz alıp bunların önüne götürmüş, Selim her zamanki ortalarından birini yapmış, Cengiz’de aklı sıra son vuruşu yapıp, işi bitirmiş. Oysa bitirdiği koskoca Hürriyet’in ilkelerinden başka bir şey değil çünkü onlar da bu soruları sormadan haberi alıp birinci sayfalarına taşımışlar. Velhasıl bir ayağı medyada, öteki ayağı PR işlerinde olan bu network’ün habere ulaşabilmek için gösterdikleri, saygı duyulacak en ufak bir gazetecilik refleksi falan da yok ortada. Üstelik de üzerinde gizlilik kararı olan bir dosya bu yayınladıkları ve yine üstelik deliller, eve yerleştirilen gizli bir kamera vasıtasıyla toplanmışken yaptılar bunu. Sözün özü delillerin toplanma şekli şaibeli, bunun Kelebekçiler’in eline geçmesi anlattığım gibi her açıdan danışıklı döğüş – şikeli, yazının yazılış biçimi ise tepeden tırnağa bütün gazetecilik kurallarına aykırı, belden aşağı ve hileli… İnanın o medya plazalarda hala alınlarının akıyla gazetecilik yapmayan çalışan gerçek meslek emekçileri için üzülüyorum. Çünkü en çok da onların ağırına gidiyor bu tip ranta tahvil edilmiş üç kağıtçılıklar; ekmeklerini kaybetmemek için susuyorlar; birebir tanıklıklarımdan biliyorum. PR’cı Filiz, onun eski kocası Kelebek’in maşası Selim ve bu ekibin köşe yazarı görünümlü sacayağı Cengiz; gazetecilik tarihine unutulmaz çirkinlikte bir imza daha attınız. Mesleği, üç kuruşluk rantiye için birilerinin itibarını yerle bir etmek için kullandınız. Ama ne mutlu ki insanlar artık gerçek yüzünüzü görüyor ve bu numaraları yemiyor. Bu saatten sonra da yemezler!

A post shared by İzzet Çapa (@izzetcapa) on

Fatih Altaylı da konu hakkında Cengiz Semercioğlu’nun kastederek şu satırları yazdı:

Tam “Amma renksiz bir ülke haline geldik” diye hayıflanacağım sırada bir olay patlıyor ve o kadar da renksizleşmediğimizi anlıyorum.

Mustafa Ceceli adında muhafazakar kimliğini öne çıkaran bir şarkıcı geçen yıl tarikat toplantılarında tanıştığı sosyetik bir güzelle evlenmek için eşinden ayrılınca bayağı bir gürültü kopmuştu.

Ceceli’ye epey bir eleştiri yöneltilmişti.

Niyeyse şimdi aniden otaya çıkıyor ya da birilerine “Çıkarttılıyor” ki, Ceceli’nin eşi, cinsel tercihini değiştirip ya da gerçek cinsel kimliğini sakladığı yerden çıkarıp şarkıcı bir kadınla aşk yaşamaya başlamış.

Evliliğin bitme nedeni, erkeğin değil kadının aldatmasıymış.

Üstelik de tercih değiştirerek.

Meseleye iyi yönden bakarsak Türkiye’de renklilik bitmemiş.

Tüm baskıya rağmen böyle şeyler olabiliyor.

Tabii bu renkliliğin içinde bir “Rezillik” var ki, sormayın gitsin.

Bir gazeteci, utanmadan sıkılmadan “Bantlar gördüm, daha neler var neler” diyerek insanları harcıyor, karalıyor, ayıplıyor, ayıplatmaya çalışıyor. Sanki Ceceli’yi “Aklama ajansı” Kimi ilgilendirir adamın boşandığı karısının kiminle yattığı, kiminle kalktığı. İnsanları cinsel kimliği ve tercihi üzerinden hedef yapmak, karalamak gazetecinin işi mi? Kullandığın terminolojinin “Rezilliği” ortadayken, sen kimi yargılıyorsun be adam!