BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ŞAMANİZM

Gzone Dergi yaşam yazarı KAAN ARER, Gzone Dergi Eylül 2015 sayısı için BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ŞAMANİZM’i araştırdı. İşte yazarın dergide yayınlanan makalesi…

Hazırlayan: Kaan Arer

Sen, ipek yolunun nazlı emaneti,

Işıklı yüzünü ve gülüşünü nöbetçiler korur.

Ben baharat yolundaki şaman dedenin

Ay tutkunu torunu.

Beni bitkiler ve efsaneler korur.

Vedat Özdemiroğlu

 

Çağlar içerisinde Türk milletinin tarihine şöyle bir baktığımızda belki de dünyada en fazla din değiştiren milletlerden biri olduğu görülür. Buna rağmen girmiş oldukları dinlerin de en ateşli savunucuları yine Türkler olmuştur. Hatta zaman zaman kendi kardeşleriyle bile savaşmışlardır. Ancak ne kadar farklı dine girersek girelim, sosyal hayatımızda eski Türk dininin izlerini silmek mümkün değildir. Bu yazıda genellikle eski bir Türk inancı olarak algılanan Şamanizm’i detaylarıyla inceleyerek, günümüze kadar ulaşan şaşırtıcı kalıntılarını aktarmaya çalışacağım.

Şamanizm Nedir?

İnsanın evren ile iletişimi olan Şamanizm, insanlık tarihi kadar eski bir yoldur. Günümüzde genel tabirle insanlığın en eski dinlerinden biri ya da eski Türklerin bir dini olarak tanımlanmaktadır. Fakat şamanizm bir din değil, Gök Tanrı Dini içindeki bir inanç sistemidir. Genellikle Eski Türklerle ya da Orta Asya ile birlikte anılmasının en büyük sebebi ise bu bölgede çok yoğun bir kültür oluşturmasıdır. Bunun yanında Keltlerden, Kızılderililere, Türklere ve Moğollara kadar daha pek çok kavmin tarafından benimsenmiştir.

İlkel toplumlarda insanoğlu karşılaştığı sosyal olaylar, çelişkiler, hastalıklar, doğal afetler gibi bazı durumların sebeplerini anlamıyordu. Bunları anlamak ve kontrol altına almak için animizm etkisiyle kötü ruhları kovalayıp, iyi ruhların yardımına kavuşma çabasındaydı. Bu maksatla büyücülük faaliyetleri ortaya çıkmış ve toplumsal hayatın sağlığı için önemli bir unsur haline gelmiştir. Büyücülüğün tarihi süreci ilkel medeniyet etaplarından geçmiş, ulusların tarihinde bu tür eylemler farklı biçimlerde ayakta kalmıştır. Tarihteki bu tür büyücülük eylemleri ve onun günümüzdeki izlerine Şamanizm dairesi içinden bakılmaktadır.

Şaman Kimdir?

Şaman; büyü, sihir yapan kişidir. Şamanlar uyguladıkları yöntemleri sayesinde hastaları tedavi ettikleri için hekim kimliğine de sahiptir. Şaman sözü Tunguzca bir söz olup Tunguzcadan Rusça yolu ile Batı ilim dünyasına geçmiştir. Türkler, Şaman yerine ‘Kam’ı kullanırlar.

Şamanlar için din insanı, rahip gibi tanımlamalar yaptığımızda ise eksik bir tarif yapmış oluruz. Çünkü onlar uzman bir meditasyon teknikeri, ruhlarını dünyevi gerçeklikten kurtarıp yer yüzünün alt ve üst katmanları arasında astral seyahatler yapabilen kişilerdir.

Şamanizm ve Seksizm

Kam, Şamanizme bağlı kavimlerde ruhlarla insanlar arasında iletişimi sağlayan bir nevi din insanıdır. Bu noktada dilimizde yaygın olan “din adamı” tabirini kullanmamaya özen gösterdim. Çünkü Şamanizm toplumların anaerkil dönemlerinden de ataerkil dönemlerinden de geçmiş bir inanç sistemidir. Bu sebepten ötürü seksist bakış açısından yoksun kalmayı başarmıştır. Şaman kadınlar olduğu gibi Şaman erkekler de vardır, Şamanizm cinsiyete önem vermez. Şamanizmde cinsiyetin önemsizliği kıyafette de kendini göstermektedir. Erkek Şaman ile kadın Şaman kıyafeti arasında hiçbir ayrım söz konusu değildir. Sadece her Şamanın kendine has bir kıyafetinin olması yeterlidir.

Günümüzde Yaşayan Şamanlar Kimler?

Bu başlık altında yaşayan ünlü Şamanların isimlerini paylaşacağımı sanıyor olabilirsiniz. Ama bu konuda herhangi bir bilgiye sahip değilim. Sadece biraz sonra anlatacağım özellikler sizin kendi çevrenizde var olan şamanları bulmanızı sağlayabilir.

Kamlık (Şamanlık) sanatı öğrenmekle elde edilmez. Kam olmak için belli başlı bir Kamın neslinden gelmek gerekir. Ayrıca kimse Kam olmak istemez, çünkü Kamlar para karşılığı çalışamaz, ekonomik gelirleri yoktur, genellikle yoksul bir yaşam sürerler, çalışamadıkları için ailelerine de maddi anlamda bir katkıları olmaz. Fakat geçmiş kam-atalarından birinin ruhu kam olacak torununa musallat olur; onu kam olmaya zorlar.

Şamanlığı diğer dinlerden ayıran özellik şimdi yaşayan insanla onun çoktan ölmüş ataları arasında sıkı bir münasebetin mevcut olduğuna dair inanıştır. Bu bağın kuvvetine olan iman, atalara ardı arkası kesilmeden saygı göstermeyi gerekli kılmaktadır.

Şamanların harikulâde insanlar olduklarına, ruhlar, gizli güçler ile ilişki kurup onlara istediklerini yaptırabildiklerine inanırlardı. Hatta şamanlar Gök Tanrı ile de temasa geçip ondan mesajlar getirebilen şahsiyetlerdi. Onlar bu kabiliyetleri elde etmek için inzivaya çekilerek kendilerini sıkı bir riyazete tabi tutarlardı. Gelecekten haber veren, hava şartlarını değiştiren, felaketleri önleyen yahut düşmanlarına musallat olan, hastaları iyileştiren, göğe çıkıp uçabilen, ateşte yanmayan Türk Şamanları incelendiğinde bunların Türk ‘Veli’ imajına çok benzedikleri açıktır.

Şaman olabilmek için Şaman adaylarında, bazı özel yetenek ve bilgi de bulunması gerekmektedir. Dalgınlık, hayal görme, inziva eğilimi, söylenme, asabiyet, sara nöbetlerine benzer şekilde zaman zaman bayılma ve ağızdan köpük gelmesi gibi haller, ağaç kabuklarıyla beslenme, kendini ateşe veya suya atma, bıçakla yaralama gibi davranışlar Kamlık eğilimi ve kabiliyetinin belirtileri sayılmaktadır.

Şaman olabilmek için bazı belirtilerin gösterilmiş olması yeterli değildir. Kişi kendi isteğiyle de Şaman olabilir, ancak bu tür bir Şaman ötekilere göre daha aşağı düzeyde sayılır. Şaman namzedi mesleğe girmeye karar verirse, usta bir Şamanın yanında öğrenim görür. İhtiyar Şaman öğrencisine ruhların adlarını, ayinlerin nasıl yapılacağını, okunacak duaları ve efsunları, silsilesindeki büyük Kamların ve Tanrıların şecerelerini öğretir. Sonra genç Kamın bütün yakınları toplanıp “Kam Bakşı Toy” denilen ayini yaparlar. Bu ayin ihtiyar Şamanın nezareti altında genç Şaman tarafından gerçekleştirilir. Böylece genç Şaman gerçek Kam sıfatıyla ayin yapmaya yetki kazanmış olur.

Şamanların Kıyafetleri

Her Kamın kendine mahsus özel bir cübbesi, külahı, davulu ve maskesi mevcuttur. Cübbe ve davulun vasıfları ve biçiminin, Kamın hizmetinde bulunduğu ruh tarafından bildirildiğine inanılmaktadır. Şamanlar ayinleri esnasında hayvan derisinden bir göğüslüğü olan açık cübbe ve üzerinde dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı bir külah giyerler.

Şamanlar ruhları kovmak için, elbiselerine bir takım şeyler takar. Bunların arasında kollara, sırta takılan küçük zil ve çıngıraklar bulunurdu. Çeşitli sesler çıkararak ruhları ürküten madeni eşya, şamanın zırhı sayılır. Çıngırakların üst kısmında küçük yaylar bulunur. Bunlar da yine zırhın bir parçası olarak kötü ruhlara karşı silah vazifesi görür. Şamanın giydiği elbise, kötü ruhlara karşı onu bir maske gibi muhafaza etmektedir.

Şamanların ayin yaparken giydikleri kıyafetlerine cübbe denir. Şamanlığa namzet olan genç staj gördüğü müddet içinde, cübbe giymez, ayinleri adi elbisesiyle yapar. Geleneğe uygun bir cübbe hazırlamak pahalıya mal olduğu için bazı Kamlar, ruhlarının özel müsaadeleriyle, birkaç yıl cübbesiz ayin yaparlar. Fakat cübbesiz Kamlar kötü ruhlara karşı fazla cesaret gösteremezler. Bunun için her kam ne yapıp yapıp şaman kıyafeti elde etmeğe çalışır. Şaman olacak kişinin cübbeyi temin etme şekli biraz farklıdır. Şaman adayı akraba ve dostlarından yardım ister. Onlar da Şaman adayına cübbe ve davul için gerekli olan malzemeyi armağan ederler. Malzeme hazır olduktan sonra kadınlar toplanıp cübbeyi dikerler. Cübbenin hazırlanmasının ardından Şaman bir ayin yaparak cübbeyi ruhların beğenisine sunar. Koruyucu ruhlar cübbeyi incelerler, beğenirlerse cübbe ayin yapmaya yarar; beğenmezlerse eksikleri tamamlanır. Şaman cübbesi, altmış kadar muhtelif parçadan oluşur. Cübbenin esas kısmı meral veya beyaz koyun derisinden yapılan ceketten ibarettir. Başka parçalar bu cekete dikilir. Bu parçalar Şamanların ruhlar dünyasında bulunduğunu tahayyül ettikleri bütün varlıkların sembolleridir.

Şamanların Görevleri

Şamanların başlıca vazifesi ruhlarla temas kurmaktır. Bunu da ancak muayyen kabiliyet ve istidada sahip kimseler başarabilir. Kamların, Tanrı ile insanlar ve ruhlar arasında aracılık yapma kabiliyetine sahip olduğuna inanılmaktadır. Toplumda ölüm ve hastalık gibi birçok kötülükler ruhların işi olarak görülmektedir. Onların, vecd tekniği sayesinde ruhları hükümleri altına alabildikleri; ölülerle ve tabiat ruhları ile bağlantı kurabilecekleri, ateşe hâkim olabilecekleri, hastalanan (yani ruhları çalınan) kimselere şifa temin edebilecekleri, dertlilerin şikâyet ve dileklerini dinleyerek onlarla Gök Tanrı ve öteki kutsiyetler arasında aracılık yapabilecekleri kabul edilmekteydi. Onların toplumdaki dini-sihri hayattaki önemleri ölümlerinden sonra kendilerine gösterilen saygıyla devam etmiş ve Kamlar ölümlerinden sonra ailenin/kabilenin koruyucuları sayılmışlardır.

Esas olarak Şaman, hastalık durumlarında vazgeçilmez bir hekimdir. Yeryüzünde bulunan kötü ruhlar insan vücuduna girerek iç organları yemek ya da insan ruhunu çalıp yeraltına götürmek suretiyle insanı hastalandırır. Birinci durumda Şaman ruhla anlaşmaya çalışır ve bazen ruhu bir hayvanın vücuduna girmeye ikna ederek hastanın iyileşmesini sağlar. İkincisinde ise Şaman yer altı dünyasına inerek hastanın ruhunu çalan kötü ruhları bularak onlarla anlaşır ve şartlarını yerine getirerek çalınan ruhu geri getirir.

Şamanizme Dayanan Davranışlarımız

Ay Dede: Eskiden şamanist Türkler, ayın koruyucu/sahip ruhuna, Ay Ata ya da Ay Dede derlerdi. Biz de hâlâ çocuklarımıza ayı gösterip “Ay Dede” diyoruz.

Akdeniz- Karadeniz: Şamanist dönemde, Türkler için her yönün bir renk simgesi vardı. Kuzeyin simgesi kara, Batı’nın simgesi ise aktı. Bu yüzden kuzeyimizdeki denizin adı “Karadeniz”, batımızdaki denizin adı “Akdeniz”dir.

Adını Anmamak: Eski Türkçe’de kurda, “börü” denirdi. Ancak Şaman geleneklerinde, animist anlayış mevcut olduğu için her nesnenin bir ruhu vardı. Ad anıldığında, o ruhu ya da gücünü çağırmış olursunuz (invoke). O yüzden Türkler, bu kutsal ve korkulan hayvanın adını anmaktan imtina etmişler, onun yerine “kurt” demeyi tercih etmişlerdir ki kurt, elma kurdu gibi, zararsız, solucan nevi bir hayvandır, bu hayvanın ruhunun zararsız olduğu düşünülmüş ve börü’nün adı değiştirilmiştir. Adını anmama geleneği Şamanizm’den beri toplumumuzda yaşatılmaktadır. Örneğin “cin” yerine “üç harfli”, “iyi saatte olsunlar” gibi, doğrudan adını anmaktan kaçınıcı tabirler kullanılır. “Dağda gezen“, İç Anadolu’da “domuz” sözcüğü yerine kullanılır.

Güneş ve Ay Tutulması: “Ay Kararması/ Ay Çekilmesi/ Ayın Görünmez Olması” değil de “Ay Tutulması” denmesi önemli bir ayrıntıdır. Şamanizm’de ayın ya da güneşin de bir ruhu vardı ve ay karardığında, bu ruhun, kötü ruhlar tarafından tutsak edildiğine inanılırdı. Tutsak sözcüğünün kökü olan “tut-” fiili, bu yüzden ayın kararması anlamında kullanılmıştır.

Şaman inancına göre kötü ruhlar Güneşin ve Ayın ruhlarıyla sürekli mücadele halindedirler, bazen onları yakalayıp karanlık dünyalarına sürüklerler. Güneş ve Ay tutulmalarının sebebi budur. Güneş ya da Ay tutulduğu zaman, Şamanistler onları kötü ruhların esaretinden kurtarmak için bağırıp çağırırlar, davul çalarlar. Onlara göre bu gürültüler kötü ruhları korkutmak içindir. Günümüzde genellikle Uygurlar olmak üzere bazı halklar Ay ya da Güneş tutulmasını gelecek felaketlerin habercisi olarak kabul ederler.

Ay Şahit: Filmlerde, şarkılarda falan sık sık geçen “ay şahit”, “güneş şahit” sözleri Şamanizmden gelmektedir. Şaman inancında “kün ana” (güneş anne) ve “ay ata”yı (ay dede) şahit göstererek yemin edilirdi.

Satılmış’ İsmi: İnsanların çocuklarına “Satılmış” diye isim koyması şimdilerde bize komik gelir. Aslında Satılmış ismi de Şamanizm’e dayanmaktadır. O dönemde yeni doğan bebeklerin çok yoğun bir şekilde ölmesi insanların bir türlü anlamlandıramadığı bir şeydir. Şamanizm inancıyla birlikte çocukların ölümü, kötü ruhların musallat olmasına bağlanmıştı. Bu yüzden, kendisine düşman bir kötü ruhun var olduğuna inanan aile, bu ruhun çocuklarına musallat olmasını engellemek için, “biz bu çocuğu başkasına köle olarak sattık” anlamında “Satılmış” ismi verirdi.

Hıdırellez Ateşinden Atlamak: Şamanizm’de ateş her şeyi temizler ve kötü ruhları kovardı. İnsanlar alevler üzerinden atlayarak kötü ruhlardan arındırdıklarına inanırlardı. Bu inanış günümüzde hıdırellez ateşlerinin üzerinden atlanmasıyla sürdürülmektedir.

Şamanizm inancına göre ilk insanlar meyve ve otla beslendikleri için ateşe ihtiyaçları yoktu. Tanrı onlara et yemelerini buyurduktan sonra ateşe ihtiyaç duyulmuştur. Tanrı gökten biri siyah, diğeri beyaz iki taş indirmiş ve bu taşları birbirine sürterek ateş çıkartmayı insanoğluna öğretmiştir. Bundan dolayı Şamanist Türklerde çakmak taşından elde edilen ateş kutsaldır. Kuzey Altaylılarda gelin ve damadın, evliliklerinin ilk üç gününü bu suretle yaktıkları ateşin başında geçirmeleri adetten sayılmıştır. Şamanist Türklerde ateşe bakıp kehanette bulunmak da eski bir gelenektir.

BU MAKALE GZONE DERGİ EYLÜL 2015 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

DERGİYİ AŞAĞIDAN HEMEN OKUYABİLİR, İNDİREBİLİR VEYA MOBİL UYGULAMALARIMIZDAN OKUYABİLİRSİNİZ

gzone indir ikon

google

apstore