KADEBOSTANY: AZINLIKLARIN MÜZİĞİMİN ÜLKESİNDE BİR YER BULMASI HOŞUMA GİDİYOR

Türkiye’nin ilk ve tek eşcinsel yaşam ve kültür dergisi GZone yayın hayatına başlayalı tam bir yıl ve 12 sayı geçti. 13.sayımızın kapağını 1.yaşımızı kutlamaya ayırdık ve her daim güzel, her zaman güçlü bir pop star olan Yeşim Salkım bize katıldı…

Yeni sayımızdaki ilgi çekecek söyleşilerden biri de, Türkiye’ye de defalarca gelen ve hiç azımsanamayacak bir hayran kitlesi olan İsviçreli “Kadebostany” grubu ile yaptığımız çok özel söyleşi oldu. 

Ropörtaj: Murat Renay & Cansu Ateşsaçan
Fotoğraflar: Supermafia VJ’s

Türkiye’ye de defalarca gelen ve hiç azımsanamayacak bir hayran kitlesi olan İsviçreli “Kadebostany” grubu, ilk adıyla “Kadebostan Cumhuriyeti”, 2011 yılında kuruldu. Kadebostan isimli DJ-Yapımcı önderliğinde bir araya gelen grup, solisti Amina, saksofon ve klarnetçisi Jaafar Aggiouri, tromboncusu ve bas gitarcısı Jerome Leonard’tan oluşmakta.

“Walking With A Ghost”  ve “ Castle In The Snow” gibi çalışmalarıyla büyük başarı kazanan Kadebostany’nin yaratıcısı Kadebostan’a yoğun dünya turnesi sırasında ulaştık ve sorularımıza yanıt vermesini istedik.

Kadebostany’nin müzik mottosu ne? Sizi dinleyenlerde ne gibi hisler uyandırmak istiyorsunuz?

Kadebostany’nin müziği özgürlükle dolu. İnsanların kendisini savaşçı gibi hissetmesini istiyorum. Stüdyoda insanların tüylerini diken diken edecek o anı bulmak için çok çaba harcıyorum ve tam da o anlarda kendimden geçiyorum. Kendi ülkesinde rahat edemeyen ve “Kadebostany Cumhuriyeti” isimli başka bir ülkede yaşamak isteyen herkes için efsaneleşmiş şarkılar yapmak istiyorum.

Bazı şarkılarınızın içinde Türkiye’den melodiler var. (“Maybe The War Is Over” şarkısındaki “Üsküdar’a Giderken” teması gibi) Şarkılarınızı yaratırken başka ülkelerin müziklerinden ne kadar etkilenirsiniz?

Aslında “Maybe The War Is Over” bir istisnadır. Ben herkesin kalbine dokunabilecek uluslararası melodiler üretmeyi seviyorum. Sizi alıp başka bir yere götüren melodiler.

Şarkılarınıza yapılan remixler de aslında muhteşem. Hatta bazı remix versiyonlar aslından daha çok ilgi gördü. Şarkılarının hangi remixlerini daha çok seviyorsun?

Ben aslında remixleri sevmem ancak Kadebostany Cumhuriyeti’nin daha fazla kitleye ulaşıp keşfedilmesini sağlaması açısından önemli araçlar olarak görüyorum.

Özellikle Türkiye konserlerinizde Kadebostany büyük ilgi ile karşılandı. Türkiye’deki dinleyici sizi neden bu kadar sevmiş olabilir? Kadebostany ile Türkiye’deki müzik dinleyicisini birbirine bağlayan sence ne olabilir?

Sevgiyi açıklamak her zaman zordur ama gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki müzik takipçisi kitleyi belli bir şekle sokmak zor. Çok iyi bir zevkleri var ve müziğin temsil ettiğiyle değil duygusal olarak ne yansıttığı ile ilgileniyorlar. Türkiye’ye gelen bir Amerikan şarkıcısı çok fazla bilet satamayabiliyor. Türkiye’deki müzik dinleyicisi İngiliz emperyalizmiyle pek alakalı değil. O müziğin imajıyla ilgilenmek yerine dinledikleri müzikte duygu hissetmek istiyorlar.

Türkiye ve Türkiye kültürü senin için ne ifade ediyor? İstanbul’da en çok neyi yapmayı sevdin?

Ben çeşitlilik ve gelenekle kültür arası geçişlerden ve karışımdan çok hoşlanıyorum. İstanbul’u ilk ziyaret ettiğimde bu şehri Orta Doğu’nun Berlin’i gibi düşündüm. Muhteşem bir misafirperverliğe sahip genç insanların olduğu bir grup var.

LGBT hayranların hakkında ne düşünüyorsun? LGBT bireylerin dünya müziğini etkilediğini düşünüyor musun?

İnsanları olduğu gibi görüyorum. Kendimi melez bir insan olarak görüyorum ve peşin hükümlerden kaçınmaya çalışıyorum. Azınlıkların benim müziğimin ülkesinde kendine bir yer bulması hoşuma gidiyor. Herkesin gerçeklikten kaçmaya ihtiyacı vardır ve müzisyen olarak benim görevim de insanlara cenneti görebilecekleri bir yeri öneriyor olmak.

Gelecekle ilgili planların neler? Yeni albüm ne zaman gelecek? Şarkıların sound’u alıştığımız gibi mi olacak yoksa daha deneysel girişimlerin var mı?

Gelecek çok parlak görünüyor. Başarımızı daha büyük ve daha umulmadık bir şey yapmak için kullanıyor olacağız. Dünyayı istiyoruz, daha büyük olmak istiyoruz.  Gelecek albümün öncekileri takip eden, onlara benzer bir şey olmasını istemiyorum. Bu riski göze almak isterim çünkü bu “sonraki Kadebostany albümü” olacak. Artık bir sorumluluğumuz var. Pop müziğin gelecekteki yüzünü yansıtmak istiyorum. Kendimizi pop müzik imparatorluğunun yeni kolonisi olarak görüyoruz.

Türkiye’deki hayranlarınıza, özellikle LGBT olanlarına ne mesajınız var?

Konserlerimize gelin, müziğimizi dinleyin ve Facebook sayfamızı beğenerek hemen Kadebostany pasaportunuzu edinin. (www.facebook.com/kadebostany)

Kendinizi gururlu hissedin ve herkesten daha başarılı olun. Bunu hak ediyorsunuz ve sadece bir tane hayatınız var!

GZONE DERGİ’NİN 1. YAŞ ÖZEL EYLÜL 2015 SAYISINDAN, AŞAĞIDAKİ BUTONLAR ARACILIĞI İLE ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ..

gzone indir ikon

google

apstore