KAYINPEDER DAMADINA AŞIK OLURSA: “SEVDİM SENİ BE TOSUNUM”

GZone Dergi yazarlarından Recep ÖZdaş, geçtiğimiz ay basında yer bulan, bir kayınpederin damadına olan aşkı konusunu, bu haberin içeriğindeki telefon mesajlarında da geçen “SEVDİM BE TOSUNUM” başlıklı yazısında ele aldı. 

Önce konuyla ilgili habere bir göz atalım:

“Kayınpeder damadına aşık oldu, boşanma davasında mesajlar ortaya döküldü

Kayınpeder, damadına tutuldu. Aşk mesajlarıyla deliler gibi aşkını dile getirdi. Ancak sevgisine karşılık bulamadı. Damadını kızdırmak ve öç almak için 3 yaşındaki torununu bile oyunlarına alet etti. Şikayet üzerine kayınpeder hakkında damadına ve torununa karşı “çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz” suçlarından dava açıldı. Dava dosyasına kayınpederinin damadına attığı “Seni sevdim be tosunum. Sevdim… İnsan hayatta bir kere sever, ikincisi olmaz. Sevdim seni ben deliler gibi hala da seviyorum tosunum…” gibi çok sayıda aşk mesajı da girdi.”

Eşcinsellerin özgürlüğü heteroseksüelleri de özgürleştirecek mi? Yoksa özgürlük içimizde mi? (Selam Tarkan-2002). Bence bu soruya verilecek en anlamlı yanıt şu: Oooooo, oooooo arada aşkın hatırı olmasa!

Evet, aşkın hatırı olmasa tüm eylemlerimiz boşa düşüyor. Aşkı kutsayıp, gündelik hayatımızdan soyutlamak değil niyetim. Aşk emektir şiarına daha yakınım hep. Şöyle ki; buradaki Yeşilçam aşk-emek ikileminden sıyrılıp, aşkı ve duyguyu, tabii ki de cinselliklerimizi ‘duygusal emek’ olarak kodlayarak queer varoluşu düşlemek biraz da asıl olay.

Yine de düşlemek eylemi yeni bir sorun yaratıyor. Düşlediğimiz şey ne? Gelecek bu kadar uzak ve imkânsızsa neyi kaçırıyoruz? Benim özgürlüğüm seni özgürleştirecek varsayımından ‘geleceği özgürleştirmek’ idealine dek tutturduğumuz tüm yollarda bir eksik bir fazlayız hep. Oradan buraya gelirken işte ‘daha iyi bir dünya mümkün’ gibi sloganlarla bir fazla (asla ulaşamayacağımız bir ideal), heteroları özgürleştireceğiz sloganıyla da bir eksiğiz.

Şimdi gelelim asıl soruya ve soruna: Kim yoksa bir eksiğiz?

Tabii ki sevdiğine, damadına, aşkına ve özellikle duygusal emeğine sadık kayınbaba, sevdiğine TOSUNUM diyebilen o âşık baba olmadan bir eksiğiz.

Peki niye? Çünkü hetero meclisine kabul edilmek için yanıp tutuşan tüm queer varoluşlar, bizler yani, dibimizdekini göremiyoruz. Kapımızdakine alaycı gülüyoruz. #Aşk eksisözlük entry si olabilir ama birinin aşkı diğerinden daha komik ve alay değil! Tüm bu izlekte, kayınbabayı meze eden her birimiz uydurulmuş imajlarla yaşıyoruz, bizim özgürlüğümüz heteroları özgürleştirecek derken biraz eksik kalıyoruz. Varlığımızı eksikliklerimizle tanımlıyoruz. Ki queer politika bu değil. İkincisi, ‘beni kabul et’ talebiyle geleceği birlikte güzelleştirelim, farklılaşalım, çoklaşalım, çiçeklenelim… derken, olmayan duaya secde ediyoruz ki secde hiyerarşidir. Birini diğerinin önünde eğer, büker. Queer eğip-bükme bu da değil.

Peki, kayınbaba-damat, kayınvalide-gelin, bacanak-bacanak, elti-elti aşkları nedir? Öncelikle gülmelik malzeme değil, imkân ve olanaklardır. Duygusal emeğin kendisidirler. Benzemeye çalıştığımız straight ailenin düz anlamlarını yamultan yeni formlardır. Ama asla yeni aileler değildirler.

Aşkı bir sabit olarak ele alıp, tüm cinsellikleri, olanakları ve imkânları duygusal emeğimizin, arzularımızın ve aşkın hatırına elde tutup, sonuçta aşkın kendisini de parçalayabileceğimiz hayaller kurmak gerek.

Bu hayal işte tam dibimizde, kapımızda, komşumuzda. Instagramda değil. Normatif güzelin dışında kalanı galerimize toplamaya uğraşırken ve bunu yaparak alternatif ve politik olduğumuzu sanarken, aslında sadece albino siyahları ve ayrık dişli manken kızları yeni normlar olarak bir yerlere çiviliyoruz. Yanlış şeyleri (başkasının kurgusu) story lerimizde highlight ediyor, halen ve ısrarla öğretilmiş olanı galerimize kaydediyoruz.

Oysa şöyle demeliyiz: “Seni sevdim be tosunum. Sevdim… İnsan hayatta bir kere sever, ikincisi olmaz. Sevdim seni ben deliler gibi hala da seviyorum tosunum…”*

Ve eklemeliyiz: Benim özgürlüğüm diğerini özgürleştirirken eksik kalmak istemiyorum ve geleceği düşlerken 40 kapı komşumu görmezden gelmek niyetinde değilim.

Daha iyi o dünya dibimizde işte, evde, hamamda, parkta ve aşkta be TOSUNUM!

GZone Dergi’nin Mayıs 2018 sayısının tüm içeriklerine aşağıdaki kapak görselini tıklayarak ulaşabilirsiniz.