KENDİNE HAS PORTRELER: MARSHA P.JOHNSON

LGBTİ+ Onur Haftası'nda Kendine Has'ın katkılarıyla sizlere LGBTİ+ mücadelesinde kendine yer edinmiş, öncü ve değerli isimlerden oluşan portre seçkisi sunduğumuz yazı dizisindeki konuğumuz: Marsha P. Johnson

2020’nin LGBTİ+ Onur Haftası’nda Kendine Has’ın katkılarıyla sizlere LGBTİ+ mücadelesinde kendine yer edinmiş, öncü ve değerli isimlerden oluşan bir portre seçkisi sunuyoruz. Can Yapıcı’nın derlediği yeni yazımızın konuğu LGBTİ+ tarihindeki en önemli olay Stonewall isyanında en ön planda olan isimlerden biri: Marsha P.Johnson

LGBTQ aktivisti, siyahi trans hakları öncüsü, seks işçisi, queer performans sanatçısı ve Greenwich Village sokak hayatının neredeyse 30 sene boyunca demirbaşlarından biri olmuş olan Marsha P. Johnson 24 Ağustos 1945’te Elizabeth, New Jersey’de doğar. General Motors’da bir montaj hattı çalışanı olan Babası Malcolm Michaels Sr., temizlikçilik yapan annesi Alberta Claiborne ve altı kardeşiyle birlikte yaşadığı evde geçer yaşamının ilk yılları. Ailesinin güçlü dini inançları ve Katolik yetiştirilme tarzı Johnson’ın çocukluk yaşlarının zorlu geçmesine neden olur. Çok küçük yaşlarda annesinin kıyafetlerini deneyerek kendini keşfetmeye başlayan Johnson’ın yönelimleri ailesi tarafından baskılanır.17 yaşında lise mezuniyeti sonrası cebinde 15 doları ve küçük valiziyle New York’a taşındıktan sonra bütün hayatı değişir.

1966 yılında Greenwich Village’a taşındığında garsonluk, seks işçiliği gibi işlerle geçimini sağlayan Johnson hayatı boyunca maddi sıkıntılarla boğuşur. Şehirdeki diğer queer insanlarla tanışması ve gece hayatını keşfetmesiyle Christopher Caddesi’ndeki kulüplerde drag queen olarak sahne almaya başlar. Drag kariyerine Black Marsha ismiyle başlar. Ardından 42. Cadde’deki Howard Johnson adlı restorandan aldığı Johnson soyadı ve cinsiyeti konusunda sorulan sorulara verdiği ‘pay it no mind!’ cevabına gönderme olan P. kısaltmasıyla Marsha P. Johnson ismiyle devam eder. Büyük bir çoğunluğunu kendi sınırlı imkânlarıyla hazırladığı kostümleri, sıra dışı şapkaları, gösterişli takıları, yaşadığı mental rahatsızlıklara ve sık sık polislerle mücadele etmek durumunda kalmasına rağmen hep gülen yüzü ve renkli kişiliğiyle çok kısa bir zaman içerisinde Greenwich Village ’ta herkesin tanıdığı bir isim haline gelir.Johnson, 1972’den 1990’lara kadar J. Camicias’ın uluslararası, New York merkezli drag performans topluluğu The Hot Peaches’ın bir üyesi olarak performanslar sergiler. San Francisco’dan benzer bir drag topluluğu olan The Cockettes,  East Coast’da  “The Angels of Light” adıyla bir tiyatro topluluğu kurduğunda, Johnson’ın da onlarla birlikte performans göstermesini ister.1973’te Johnson, Angels’ın “The Echanted Miracle” adlı eserinde “Çingene Kraliçesi” rolünü oynar.1990’da bir AIDS aktivisti olarak, Londra’daki The Hot Peaches’de “The Heat” adlı yapımda “Silence = Death” (“Sessizlik=Ölüm”) yazısını taşırken şarkı söyler.Polis, mafya ve çetelerin queer insanlara yönelik şiddetinin ve tacizinin had safhada olduğu bir dönemde, kendisi gibi evsiz olan ve geçim sıkıntılarıyla boğuşan LGBTQ gençlerinin ‘drag annesi’ olarak büyük bir onur ve cesaretle her zaman toplumuna karşı duyarlı bir yaşam sürer.

28 Haziran 1969’da Christopher Caddesi’ndeki Stonewall Inn isimli bara polisin yaptığı baskını izleyen haksız tutuklamalar ve kelepçelenen LGBTQ bireylerin zorla polis arabalarına bindirilmeye çalışılmasına karşı direnişin başlamasıyla iki taraf arasında çatışmalar başlar. Çatışmanın ilk iki gecesi en yoğun günleri iken, polisle olan çatışmalar bir hafta sonra Greenwhich Village’ın eşcinsel mahallelerinde bir dizi kendiliğinden gösteri ve yürüyüşe neden olur. Yıllardır süregelen polis baskısına karşı ilk defa bu kadar sert cevap verilmiştir ve bu olaylar daha sonra Stonewall Ayaklanması olarak hatırlayacağımız direniş hareketini başlatmış olur.

Johnson ayaklanmayı başlatan kişi olduğunu reddeder, 1987’de “o sabah saat 2’de” oraya geldiğini ve “ayaklanmaların zaten başladığı” ve geldiğinde Stonewall binasının polisler onu ateşe verdiğinden beri çoktandır “yanmakta” olduğunu söyler. İsyanlar, Stormé DeLarverie o gece onu tutuklamaya çalışan polis memuruna karşı savaştıktan sonra sabah 1:20 civarında başlamıştır.David Carter, Stonewall emektarları ve Morty Manford ve Marty Robinson gibi eşcinsel aktivistlerin Robin Souza’ya, Johnson’ın isyanın ilk gecesinde ateşe verilmiş barın içinde aynaya shot bardakları fırlatıp “benim sivil haklarım var” diye çığlıklar attığını söylediğini yazar. Gay Aktivist İttifakı kısa bir süre sonra bunların “dünyanın dört bir yanından duyulabilen shot bardakları” olduğunu söyler. Ancak Carter, Robinson’un o gecenin birkaç farklı anlatısını sunmuş olduğu ve muhtemelen herkesin önünde, isyanı; ruhsal ve cinsel durumu ile herkesçe iyi tanınmış Johnson’a atfetmekten korktuğu için bu anlatıların hiçbirinde dile getirmediği kanısına vardığını söyler. Bunun sebebini “Stonewall ve dolaylı olarak gey özgürlük hareketi, hareketin muhalifleri tarafından etkin bir şekilde kullanılabilirdi” sözleriyle açıklar.

Fotoğraf: Leonard Pink

İddia edilen “shot bardakları” hadisesi de yoğun bir şekilde tartışılmıştır. Carter’ın kitabından önce, Johnson’ın bir polis memuruna “bir tuğla attığı” iddiası doğrulanmamıştır. Ancak birçok kişi, ikinci gece, Johnson’ın bir elektrik direğine tırmandığını ve polis arabasının üzerine içinde tuğla olan bir çanta fırlatarak ön camını kırdığını teyit eder. Kesin olarak bildiğimiz tek şey Stonewall Ayaklanması boyunca Marsha’nın hayatı boyunca olduğu gibi direnişin hep en önünde olduğudur.

Stonewall ayaklanmasını takiben Johnson, Gay Liberation Front’a (Gay Özgürlük Cephesi’ne) katılır ve Haziran 1970’de Stonewall isyanının ilk yıldönümünde, ilk onur yürüyüşü olan “Christopher Street Liberation Pride” mitinginde yer alır. Johnson’un en önemli doğrudan eylemlerinden biri, kendisi ve GLF (Gay Liberation Front) üyeleri ile birlikte 1970 yılının Ağustos ayında New York Üniversitesi’ndeki Weinstein Hall’da gerçekleşir. Bir dans etkinliğinin eşcinsel sponsorluklara sahip olması sebebiyle yöneticiler tarafından iptal edilmesinden sonra oturma eylemi düzenlerler.

Bundan kısa bir süre sonra, 1972’de Marsha ve yakın arkadaşı Sylvia Rivera, eşcinsel ve trans, sokak çocukları için bir sığınak olan STAR House’u kurarlar. Burası “Street Transvestite Action Revolutionaries” (“Sokak Travestileri Eylem Devrimcileri”) kısa adıyla “STAR” organizasyonunun ana merkezi olur.(başlangıçta “Street Transvestities Actual Revolutionaries” ismindeydi). Marsha, STAR evinin “drag annesi” olarak seçilir.Genç drag queenler, trans kadınlar, eşcinseller, Christopher Street rıhtımlarında ya da New York’un Aşağı Doğu Yakasındaki evlerde yaşayan diğer eşcinsel sokak çocukları için yiyecek, giyim ve duygusal destek sağlamak için çalışır.

1980’lerde Johnson, sokak aktivizmini saygın bir organizatör olarak sürdürür. 1992’de, George Segal’ın Stonewall anıtı, Ohio’dan Christopher Caddesi’ne gey özgürlüğü hareketini hatırlatmak için taşındığı zaman, “Bu iki küçük heykelin, eşcinsel insanları hatırlatmak için parka sokulması yolunda kaç kişi öldü? İnsanların, hepimizin kardeş olduğumuzu, insan ırkından ve insan türünden olduğumuzu anlaması için daha kaç yıl geçmesi gerekiyor? Yani, insanların, bu hayat mücadelesinde hepimizin birlikte olduğunu görmesi için kaç yıl geçmesi gerekiyor?” yorumlarında bulunur.

1992’deki Onur Yürüyüşü’nden kısa bir süre sonra, Johnson’un bedeni Hudson Nehri’nde yüzerken bulunur. Polis başlangıçta ölümün bir intihar olduğunu ileri sürse de Johnson’ın arkadaşları ve yerel toplumun diğer üyeleri Johnson’ın intihar etmediği konusunda ısrar ederler. Johnson’ın başının arkasında büyük bir yaraya sahip olduğuna dikkat çekerler.

Bazı insanlar Johnson’ın, insanları soyup öldüren bir grup “haydut” tarafından taciz edildiğini söylerler. Başka bir tanık ifadesinde, 4 Temmuz 1992’de Johnson ile kavga eden bir mahalle sakini gördüğünü, dövüş sırasında homofobik hakaretler kullandığını ve aynı kişinin daha sonra bir barda, Marsha adında bir drag queeni öldürdüğünü söylediğini ekler. Ancak maalesef tanık bu bilgiyi polise iletmede başarılı olamamıştır. Diğer yerliler daha sonra, kolluk kuvvetlerinin Johnson’un ölümünü soruşturmakla ilgilenmediklerini belirterek, davanın “gey siyah bir adam” hakkında olduğunu ve bu yüzden polislerin çok az şey yapmak istediklerini belirtirler. Ölümünden çok uzun süre sonra 1 Kasım 2012’de, eylemci Mariah Lopez, New York polis departmanının davayı olası bir cinayet olarak tekrar açmasını sağlar.

Ölümünün ardından Johnson’ın bedeni yakılır ve külleri yerel kilisedeki cenaze töreninden sonra arkadaşları tarafından nehrin üzerinde serbest bırakılır. Cenaze töreni Yedinci Cadde’yi kapatacak kadar çok insanın katılımıyla gerçekleşmiştir.

Derleyen : Can Yapıcı

Kaynakça:

https://www.google.com.tr/amp/s/www.biography.com/.amp/activist/marsha-p-johnson

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Marsha_P._Johnson

https://www.yakimapride.org/stonewall/Marsha-P-Johnson

Visuals may be subject to copyright. It can be removed due to copyright owner’s demand.