KERİMCAN DURMAZ “NUDE VAKASI”: VURUN KAHPEYE 2019

GZone genel yayın yönetmeni Murat Renay, Kerimcan'ın sosyal medyaya düşen videosuna gelen tepkilere birçok açıdan baktı. İşte bu yazı:

Kerimcan Durmaz’ın sosyal medyaya düşen malum videosu, insanların hesaplarının ve nefretinin ortaya çıkmasına sebep olan bir 3 saniye aslında. Başka storylerin arasından “cee” yapar gibi görünüp giden ancak ikiyüzlülüğümüzü analiz etmek için de gayet yeterli olan bir 3 saniye.

Öncelikle şunu söyleyelim; “Kerimcan savunucusu” değiliz. Sırf eşcinsel olduğu için gözümüzü karartıp, kimsenin yaptıklarını her şeyiyle onaylamak gibi bir alışkanlığımız yok. İnsanların her yaptığı cinsel yönelimi ile bağdaştırılamaz veya haklı çıkarılamaz. 

Cinsel yönelimini bir kenara bırakın, bunca yıldır her şeyini gözümüze sosyal medya aracılığıyla sokan Kerimcan’dan biraz daha dürüst olmasını beklerdik. “Video bana ait değil” diyerek açıklama yapması çok talihsiz. “Avukatına yollamaya çalıştığı” “başka birisi tarafından ona yollanan bu video”nun sahip olduğu kişi her kimse, kollarındaki benzersiz(!) Chanel bileklikler Kerimcan’ın taktığının aynısı. Tişörtü, Kerimcan’ın CIP kapısında çektirdiği fotodaki uçağa binerkenki beyaz tişörtle aynı. Derdimiz olay yeri inceleme yapmak değil ancak insanları aptal yerine koymamak lazım. 

Kerimcan’ın neyi yapmadığını bırakalım ve insanların tepkilerine gelelim;

Bu paylaşım sayesinde tüm homofobiklerin ekmeğine yağ sürüldü. LGBTİ+ bireylerin ne kadar “ahlaksız” bir hayat yaşadığını tasdiklemiş olanlar, ağzından köpükler saça saça olayı kınadı. Sanki kendileri hiç kimseye “nude” yollamamışcasına.

“Ben LGBTİ+ dostuyum” diyenlerin bazıları ve bazı LGBTİ+ arkadaşlar ise “Kerimcan’ın kendilerini temsil etmedikleri” konusunda ateşli konuşmalar yaptılar. Evet haklıydılar ancak zaten ne Kerimcan ne Hakan Kakız ne Caner Çalışır ne Samet Liçina veya bu tip benzeri şöhretlerin böyle bir amacı hiçbir zaman olmadı. Gayeleri bolca para kazanıp kendi hayatlarını rahatça yaşamaktı (hepimiz gibi) ve zaten bu insanlar LGBTİ+yi temsil edecek donanıma sahip değildiler, hiçbir zaman da olmadılar, kendilerinin de böyle bir iddiası yoktu.

Kerimcan ve benzeri feminen şöhretler (hakaret olarak söylemiyoruz) yüzünden ekmeğini kaybettiğini düşünen bazı müzik adamları ve DJ’ler ise yine Kerimcan’ın ahlaksızlığından (!) dem vurdular. Kerimcan’ın sahne aldığı yerlerin onlara talep göstermemesinin intikamını bu 3 saniyelik video ile almaya çalıştılar. Kerimcan’ın talep görmesi ve bu rakamları kazanıyor olması Kerimcan’ın suçu muydu, ya da onlara talep gösterenlerin mi, yoksa bu dönemde mekanlara gelen talepler bu yönde miydi? Her ne olursa olsun, onlara da güzel bir fırsat çıktı ve bu yumuşaklara(!) sövme fırsatını kaçırmadılar.

Gösteriş ve görgüsüzlüğe olan tepki de homofobi olarak kendini gösterdi. Kayda değer hiçbir içerik üretmeden, -bir şekilde- sosyal medya şöhreti haline gelen (belki de “sosyal medya şöhreti” böyle bir şeydir, rahat mı olsak?) ve kaldığı lüks otelleri, aldığı lüks markaları, yemek yediği pahalı restoranları gözümüze sokmayı seven Kerimcan ister istemez bir “zengin nefreti” yarattı. Bu yaşta onca şöhret ve paraya nasıl sahip olabilirdi? Hem de neredeyse hiçbir şey üretmeden? Bu konuyu kafasına takanlar da yine -elbette- homofobi üzerinden Kerimcan’a giydirdiler.

Oysa ki Kerimcan, “Evet video benim. Özel mesaj olarak atacakken story’de paylaştım, herkesin özeli var, konuyu büyütmeyelim” deseydi ağızların çoğu kapanırdı. Homofobik tweetlerin çoğu anlamsız kalırdı. 

Ancak böyle olmadı. Hemen siyah zemin üzerine daktilo harfleriyle yazılmış “celebrity açıklaması” geldi, okumadan biliyorduk ki videonun kendisine ait olduğu bir yalandı(!)

Peki şimdi ne olacak? Bu ülkede her şey olunup “rezil” olunmadığı için bu konu unutulacak. Hatta belki Kerimcan bir süre her şeyden uzaklaşacak ve sonra fiyatını arttırıp geri dönecek. Belki arada Umre’ye de gider gelir muhtemelen. Ona güzel akıllar veren olur nasıl olsa. Yani yine tribünlere oynar. Bu filmi biz bir çok kez gördük. 

Bu olayın mağduru Kerimcan değildir sadece, tüm LGBTİ+ bireylerdir. Kerimcan keşke dik durarak kendisini savunsa idi, kimseyi değil sadece kendisini. İstemeden de olsa Türkiye’deki tüm LGBTİ+’ler için faydalı bir şey yapmış olurdu. Bu 2019 model “Vurun Kahpeye” hikayesi de hepimiz için daha “onur” dolu olurdu.