KISA FİLMLERİNDE TRANSLARI ANLATIYOR: JAKE GRAF

Deniz Su Tiffany ve Murat Renay,  İngiliz senarist, oyuncu, yönetmen ve dünyanın en yakışıklı trans erkeklerinden Jake Graf’la GZone Ocak 2016 sayısında, özel bir söyleşi gerçekleştirdi. İşte bu söyleşi:

Fotoğraflar: Paul Grace

Selam Jake. Bu işten önce ne iş yapıyordun?
Tüm zamanımı filmlerimle ilgilenerek geçirmek istesem de gündüz tam zamanlı bir işim var. Çocuklara Fransızca öğretiyorum ve pek çok konuda onlara danışmanlık veriyorum. Bu işi 18 yıldır yapıyorum. Çocuklara hayranım ve yaptığım iş beni arta kalan zamanlarımda, yani filmlerimi yazar ve çekerken daha yaratıcı olmaya yönlendiriyor.

“Cinsiyet geçişi yapmasaydım şu an nerede olurum bilmiyorum ancak iyi bir yerde olmayacağım kesin…”


Hayatındaki en büyük kırılma noktası neydi?
Geçtiğimiz yıl muhteşemdi. İki ödül kazanan filmim dünyada pek çok yerde gösterildi. Dergilere kapak oldum ve trans görünürlüğünü arttırarak pozitif mesajlar yaymakta yardımcı oldum. Aslında geçtiğimiz yılın benim için bir dönüm noktası olduğumu söyleyebilirim ancak özel hayatımdaki kırılma noktası ise; 8 yıl önce artık cinsiyet geçiş sürecine başlamaktan başka çarem olmadığını anneme söyleyecek cesareti bulduğum zamandı. Bu çok uzun bir yolculuk oldu ancak inanıyorum ki beni şu an bulunduğum güzel yere getirdi. Eğer cinsiyet geçişi yapmasaydım şu an nerede olurum bilmiyorum ancak iyi bir yerde olmayacak olduğum kesin.  Doğrusu, şu an burada olamazdım.


Sinema sektörüne nasıl girdin? Ve bir trans erkek olarak bu alanda iş yapmanın zorlukları olduğunu söyleyebilir misin?

İlk senaryomu, kısa filmim X-WHY için yazmıştım. Her zaman yazmayı sevdim ve kendi hayatımda yaşadığım fiziksel geçiş sürecinin bu senaryoda yerini bulması hoşuma gitti. Kendimi bu kadar ortaya koymaktan aslında korkmuş olsam da eğer cinsiyet geçişine cesaret ettiysem kesinlikle bu filmi çekmeye de cesaret edebilirim diye düşündüm. Film Londra Lezbiyen ve Gey Film Festivali’nde gösterilip beğenilince bu konuda bir yeteneğim olduğunu düşünüp devam ettim ve “Brace” isimli filmimi yazdım.

Trans olmanın beni engellediğine inanmıyorum ancak açıkcası başka şekilde olmayı da bilmiyorum ve bu yüzden bu konuda yorum yapamam. Bence çok çalışmak, biraz yetenek ve kendini fazlasıyla yaptığın işe adamak her zaman işe yarar. İster trans, gey veya ne olursanız olun!

“Ben kendimle ilgili hiçbir şeyi filmlerde göremeden büyüdüm ve kendimi çok yalnız, dışlanmış hissetim. Belki de bunu ekranda görmek derdime biraz çare olabilirdi…”

Sence filmler trans kitle için güzel şeyler vaat ediyor mu?
Bence hiç olmamasındansa, filmlerin varlığı insanlara umut verebilir. Ben kendimle ilgili hiçbir şeyi filmlerde göremeden büyüdüm ve kendimi çok yalnız, dışlanmış hissetim. Belki de bunu ekranda görmek derdime biraz çare olabilirdi.

Trans karakterlerin hikayelerinin daha görünür olmasını çok önemli buluyorum çünkü genç translar kendi odalarında korkmuş/kaybolmuş hissettikleri zaman ekranda temsillerini görerek bunun onlara umut ve dünyada yalnız olmadıklarını hissettirmesi onları yaşam ve ölüm arasındaki çizgide tutabilir.

Yeni projelerin yine kısa filmler mi olacak, yoksa uzun metrajlı filmler, festival filmleri veya gişeye hitap eden filmler de çekmeyi düşünüyor musun?

En son üzerinde çalıştığım kısa film Dawn’ın başrolünde bir trans kadın var. Bu filmin de diğerleri kadar takdirle karşılanacağını düşünüyoruz.

Kısa filmler çekmeyi seviyorum. Herkes bana uzun metrajlı bir film de çekmemi söylüyor, hatta senaryomuz da hazır ama zaman bulduğumuzda yapacağız.

X-Why filmini hikayesini kendi hayatından yola çıkarak mı yazdın yoksa transların hayatından da doneler içeriyor mu?

Filmlerimde yer alan içeriğin çoğu kendi hayatımdan ve deneyimlerimden esinlenerek ortaya çıkarıldı. X-Why ise tamamıyla benim hayatımdan esinlenilmişti. Çok sevdiğim bir kız arkadaşım vardı ancak onu lezbiyen olarak niteleyebilirdik. Ben kendimi daha erkek olarak hissetmeye başlayınca beraber olduğum insanın da erkekleri çekici bulması –doğal olarak- önem kazandı. Bu yüzden aramızdaki ilişki yürümedi ve ayrılmak zorunda kaldık. Bu aslında, çiftlerden birinin cinsiyet geçişi sürecinde doğal olarak yaşadığı şeylerden biridir.  Şu an halen o kişiyle arkadaşız. Benim çok zor bir zamandan geçmeme yardımcı olduğu için ona hep minnettar kalacağım.

“Testesteron almaya başladıktan bir yıl sonra erkekleri çok çekici bulmaya başladım….”

“Brace” filmi hakkında konuşursak, trans bir bireyin eşcinsel olması filmlerde pek işlenmeyen ve cesaret isteyen bir konu. Bu konuda bir film yapmak sizce riskli mi yoksa LGBTI içerikli filmler için yeni bir açılım mı?
“Brace” filmi de benim için çok kişisel bir hikaye. Testesteron almaya başladıktan bir yıl sonra erkekleri çok çekici bulmaya başladım. Ve hayatımda ilk kez bu hikayeyi anlatmak istedim. Bu filmden sonra yüzlerce trans erkek tarafından teşekkür telefonları aldım. Bu cinsel yönelime sahip kişileri görmezden gelmediğim için çok sevinçliydiler.

Geçiş süreci sonunda bu keşifler olabiliyor. Ve eminim ki birçok insan cinsiyete takılmadan randevulaşmaya açık.

“Brace” aynı zamanda birbirine uygun olmayan iki karakterin de hikayesi. Gerçek hayatta bunları yaşadın mı?
Çoğu zaman! Trans bireyler olarak, anlayış ve bizim olduğumuz gibi kabul eden, trans olma durumumuza aldırış etmeyen insanlar arıyoruz. Elbette trans olmanız sizinle mutlaka anlaşacakları anlamına gelmiyor. Hayatımda bir kez trans bir kadınla çıktım, çok iyi anlaşmamıza ve benim onu çok güzel bulmama rağmen trans olmamız yüzünden gelen bazı güvensizlikler yüzünden ilişkimiz yürümedi.

“Chance” filmi gey temalı olmasına rağmen etnik ayrımcılık konusunda da söyleyecek sözü olan bir film. Sence etnik ve cinsel yönelim ayrımclığı birbiriyle nasıl benzeşiyor?

“Chance” filmi benim kişisel deneyimlerimi en az yansıttığım film oldu. Bu yüzden de yazma konusunda en zorlandığım filmdi. Bence ister cinsel yönelim ister ırk ayrımcılığı olsun, her ne ayrımcılığına maruz kalırsanız kalın, bu sizde aynı kötü etkiyi yaratıyor. Bu filmde, İngiliz beyaz erkeğin aksine, cinsel yönelimini gururla kucaklayan ve kendi hayatını tehlikeye atan bu Müslüman erkeği filmin merkezine koydum.

Kısa film için bile olsa, aynı zamanda filmi yönetmek ve rol yapmak zor olsa gerek. Sizce bu daha yorucu mu yoksa film için daha verimli mi oluyor?

Aynı anda filmi yönetmek ve oynamak çok zor. Bunu 2009’da Cocktale isimli filmimde denemiştim. Ancak açıkca konuşmak gerekirse, kamera açılarını ve benzeri şeyleri başka birinin düşünüp beni yönetmesini daha fazla tercih ediyorum. Buna rağmen, elbette kafamdaki hikayeyi yazmak ve filme dökmeyi de çok seviyorum ve geri dönüşünü daha tatminkar buluyorum.

Bu sene, web için Spectrum East isimli bir diziyi yazacağım. Başroldeki erkeklerden biri de benim. Bir an önce onun akışına kapılmak için heyecan duyuyorum.

“Caitlyn Jenner kuir düşünceden uzak ve trans toplumundaki rolünün ne anlama geldiğinden haberi olmayan biri…”

 
Orange Is The New Black’in trans kadın oyuncusu Laverne Cox hakkındaki düşüncelerin neler? Oyunculuğunu beğeniyor musun?

Bence kesinlikle muhteşem ancak dizide yeteri kadar potansiyelinden faydalanılmadığını düşünüyorum. 3.Sezondaki hikayeleri daha ilginç ve anlamlı olabilirdi. Yine de yazarların bizim hikayelerimizi anlatacak kadar ona güvenmeleri güzel bir şey.

Eğer trans hareketi hakkında, Caitlyn Jenner gibi kuir düşünceden uzak ve trans toplumundaki rolünün ne anlama geldiğinden haberi olmayan birinden daha fazla söz söyleyebilirse Laverne Cox’a daha fazla güveneceğim.

Trans aktivizm konusunda önde gelen bir isimsin. “Trans Olmak Neye Benzer?” projesinin videosu nasıl ortaya çıktı?

Uzun zamandır bir YouTube videosu yayınlamak istiyordum ancak yıllardır trans bireylerin videolarını yakından takip eden biri olarak, yapacağım bu videonun sadece benimle alakalı olmasını istemiyordum.

Daha geniş bir bakış açısıyla, pozitif ve canlı bir iş yapmak istedim. Filmdeki arkadaşlarımı çok dikkatli seçtim ve iyi konuşmacılar olmasına dikkat ettim. Şu anda 250 binin üzerinde görüntülenme sağladık ve daha şimdiden yenisinin üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yani demek ki iyi bir şey yaptık.

Vücüdun hem erkek eşcinseller hem de kadınlar tarafından beğeniliyor. Fit olmanın sırrı ve güzel formunun sırrı ne?
Çok kibarsınız! Benim için kendi vücudumun içinde rahat edebilmek çok önemli ve ben erkekte her zaman atletik, kaslı vücutları çok beğenmişimdir. Haftada 5 gün egzersiz yapıyorum ve uzun yıllar bir hayli alkol aldıktan sonra artık sadece özel günlerde içki içiyorum. Herkes için uygun olmayabilir ancak yaklaşık 30 sene aynada gördüğünden hoşlanmamış biri olarak buna değdiğini düşünüyorum.

“Kendinize dürüst olun ve mümkün olduğunca kendinizi kucaklayın, kabullenin…”


Türkiye’deki trans erkek ve kadınlar hakkındaki düşüncen nedir? Onların yaşam koşullarını biliyor musun? Türkiye’deki ve tüm dünyadaki trans insanları cesaretlendirmek için neler söylemek istersin?

Kabul etmem gerekir ki pek fazla Türkiye’den trans insan tanımıyorum. Ancak ülke olarak bu kavramı kabul etmeye yakın olduklarını görüyorum. 1988 yılından beri insanların cinsiyet geçişi yapmasına izin verildiği bilgisini aldım. Açıkcası 1982’den önce eşcinsel olmanın yasal olmadığını düşünürsek, bizim İngiltere’de edindiğimiz haklara yakın sayılır.

Dünyanın neresinde olursanız olun, ülkeniz ne kadar liberal olup translığı ne kadar kabul etmişse olsun, aileniz ve arkadaşlarınızın sizi kabul edebildiği kadar bu hayatta var oluyorsunuz.

Trans olan herkese söyleyebileceğim; kendiniz olun. Kendinize dürüst olun ve mümkün olduğunca kendinizi kucaklayın, kabullenin. Benim en büyük pişmanlıklarımdan biri cinsiyet geçiş sürecimi daha erken başlatmamış olmamdır mesela. Onca yılımı boşa harcadığımı hissediyorum.

Kendinizi kabullenmek kolay olmayacak ve bir gecede gerçekleşmeyecek elbette ama ancak kendinize dürüst olabilirseniz her şey iyiye gidebilir.

Jake Graf, 40’a yakın festivalde beğeni toplayan filmi “BRACE (BAĞ)”ıin tamamını YouTube’da ilk kez GZone kanalında, Türkiye izleyicisiyle paylaştı. Türkçe altyazılı BRACE filmi aşağıda:

JAKE GRAF RÖPORTAJI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN GZONE DERGİ’NİN “OCAK 2016” SAYISINIAŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARDAN ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

Türkiye’nin en büyük eşcinsel kültür ve yaşam dergisi  GZone,  2016’yı, Merve Özbey, İsmail Acar, Jake Graf, Şahin Action, Kemal Ördek özel röportajları, ünsüz ama güzel erkeği Deniz Erol Atmaca, Amsterdam Rehberi, Zuizm, Kayak Stili, Eşcinsel Evlilik, Pornografi özel dosyalarıyla karşılıyor……

(Ocak 2016 sayımız, Google Play ve IOS App Store Uygulamalarımız bakımda olduğundan, üstten “Click To Read”e ya da alttaki kapak görselimize tıklanarak, ISSUU üzerinden her türlü mobil cihazdan kolayca okunabilir)

gzone dergi ocak 2016 kapak

gzone indir ikon

google

apstore(Ocak 2016 sayımız, Google Play ve IOS App Store Uygulamalarımız bakımda olduğundan, üstten “Read Now” a ya da dergi kapak görselimize tıklanarak, ISSUU üzerinden her türlü mobil cihazdan kolayca okunabilir)

1 YORUM

Comments are closed.