863269c786
nahid-sirri-orik

KIYMETİ BİLİNMEYEN BİR YAZAR. KALEMİNİN TÜM GÜCÜYLE “NAHİD SIRRI ÖRİK”

GZone Dergi yaşam yazarlarından Deniz Su Tiffany, Ocak 2018 sayımız için, Türk Edebiyatı’nın kıymeti pek bilinmeyen gizli kahramanlarından birini, cinsel kimliği yüzünden şiddete maruz kalan Nahid Sırrı Örik’i kaleme aldı. İşte bu yazı:

Sevgili GZONE okurları, her sayıda olduğu gibi bu sayıda da hem arşivlik, hem de yepyeni ve özgün içerikler üreterek beğenilerinize sunuyoruz. Bu ayın konusu “kız gibi narin tabiatı” ile 19. Ve 20. Yüzyılda “nezih çevrelerce” bile burun kıvrılmış olan; abartırsak binlerce, abartmazsak onlarca yazılı eseriyle ölümsüzlüğün iksirini bulmuş yazarlardan birisi Nahid Sırrı Örik ve kısaca onun hayatı…

1895 yılında Dünya’nın daha keskin sayılabilecek homofobisinin içerisine doğdu. Her ne kadar özel dersler alarak da yetişse, zamanın Beşiktaş’ındaki Afitab-ı Maarif Rüştiyelerinde de okusa, Beyoğlu’nda Galatasaray Sultaniyesi’nin kapısından da geçse, o dönemlerdeki homofobi çok daha keskin olduğu için kendisini koruyamıyordu zehir oklarından. Gençliğinin ve (sanırsak) o dönemlerdeki iç karışıklıklardan dolayı ve belki de ülkesindeki homofobiye küs şekilde Paris, Viyana, Roma, Berlin, Kopenhag diyerek; tam da binlerce yıl öncesinin göçebe Türkleri gibi yaşamıştı. Homofobi demişken, Avrupa’nın dahi o dönemlerde keskin sayılabilecek homofobisi nedeniyle Berlin’de bir partide kadın kılığına girmiş halde görülür ve bu “büyük bir olay” olur. Böylece Avrupa’dan beklediğini bulamayan Nahid Sırrı, er ya da geç Türkiye’ye kesin dönüş yapacaktı. Bu kesin dönüş 1923’ten, yani Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun beş yıl sonrasına tekabül etmektedir. Erken Cumhuriyet döneminde, Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlayarak bundan sonraki hayatında da Türkiye’de çeşitli görevlerde, hem İstanbul’da hem de Anadolu’nun ücra köşelerinde kaleminin gücünü gösterdi. Ölüm ise onu 1960 yılında İstanbul’da yakaladı ve böylece maalesef aramızdan ayrıldı.

Onlarca kitap yazıp edebiyatta ölümsüzlük iksirini bir kez daha bulması, eserlerinin o dönemin yazarlarınınki gibi nitelikli olması gibi durumlar Nahid Sırrı Örik gerçekliğinin ta kendisiydi. Eserlerinin arasında; Sultan Hamid Düşerken, Kıskanmak, Tanrıya Giden Yol, Eski Zaman Kadınları Arasında, Yıldız Olmak Kolay mı?, San’atkarlar, Kırmızı ve Siyah, Eve Düşen Yıldırım, Kozmopolitler, Turnede Bir Artist Öldürüldü, İstanbul Yazıları, Eve Düşen Yıldırım, Bilinmeyen Yaşamlarıyla Saraylılar, Anadolu’da Yol Notları üçlemesi gibi müstesna olanları vardır. Ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı öyküleri; anı, deneme, tiyatro oyunları gibi farklı türlerde de ürettiklerini es geçmemek lazım. Eğer gerçek anlamda ölümsüzlüğün iksirini içseydi onlarca eser yüzlerce olacak, her birinde de yepyeni birikimlerini aktaracak ve yine benzersiz olacaktı. Yine de Nahid Sırrı Örik’in yeterince keşfedilemediği gerçeği, acı bir şekilde önümüzde durmaktadır. En azından hiç kimse keşfetmediyse bile, ya kaleminden dolayı tüm edebiyatçılar, ya da cinsel kimliği konusunda hiçbir saklama girişimi olmamasından dolayı LGBTİ+ bireyler onu tanıdıkça daha çok sahiplenecek ve ölümsüzlüğünü daha güçlü yaşatacaktır.

Her ne kadar Yusuf Ziya Ortaç gibi “kırıtarak gelirken uzaktan Nahid Sırrı” diyerek burun kıvıranlar olsa da, Selim İleri gibi “kadın karakterler yaratabilmesindeki başarısını” takdir eden yazarlar da vardı. Ancak Örik, eserlerinde tam da Osmanlı etkilerinden kurtulmaya çalışan bir topluma inat; tarihinden, özgün yapılarından övercesine bahsettiğinden dolayı da toplumun gerisine itilmektedir. Buradan Örik’in hem cinsel kimliği, hem de düşünceleri için sürekli bir mücadele halinde olduğu; “toplum geneline” değil, doğru olduğuna inandıkları uğrunda hem susmadığını, hem de kalemini satmadığını anlıyoruz

Ve özlemle anıyoruz…

Ocak 2018 sayımızın tüm içeriklerini görüntülemek için aşağıdaki görsele tıklayın. 

Ayrınca Bakın

bohemian-rhapsody

İZLE: FREDDIE MERCURY’NİN HAYATINI ANLATAN BOHEMIAN RHAPSODY’NİN FRAGMANI

Bryan Singer’ın yönetmen koltuğuna oturduğu yapım 1960’lı yılların sonunda Londra’da kurulan ve tüm zamanların en ...