KÜÇÜK İSKENDER: EŞCİNSEL MİLLETVEKİLİ OLSUN İSTEMEM ÇÜNKÜ…

Cumhuriyet Gazetesi’nden Ceren Çıplak, LGBTİ’lilerin Beyoğlu’nda bugünkü yürüyüşü öncesi küçük İskender’le buluştuk. O, ‘Erkek, yarı dişi formdan geliyor. Heteroseksüellik güzel ama heteroseksizm tehlikeli bir şey. İktidar hetroseksist bir yapıdır’ diyor.

İşte bu röportajdan önemli satırbaşları:

-Onur Yürüyüşü’nün yapılmaması için Alperen Ocakları sert bir çıkış yaptı, onlar da “Sizden kimlerle birlikte olduğumuzu il il açıklarız” deyince geri adım attılar, bir sonraki adımı görebiliyor musunuz?

Seksist düşünce heteroseksüeller için de -ki ben onlara düz cinseller diyorum- bir tehlikedir. Seksist yaklaşım baskı oluşturuyor. Bunun çok eğlenceli bir yanı var, senin de ifade ettiğin gibi sen üstüme gelirsen ben de bunu açıklarım gibi çocuk oyununa dönüşebiliyor, çünkü hakikaten seks bir oyun, bir eğlence. Seksin altında sadece üreme yok, seks oyundur. Oradaki arkadaşlarımızın da açıkladığı gibi eminim ki LGBTİ bireyi olduğunu ifade eden milliyetçisi, inançlısı, faşisti, ateisti her türlü insan bu yapının altında. Bana göre gökkuşağı bayrağı taşımalarının altında farklı ırklardan insanların bir araya gelmesi yatmıyor; olimpiyat halkaları gibi değil o. Toplumun farklı kesiminin insanlarının kendini özgürce ifade etttiği bir bayrak o.

 

-LGBTİ bireylerinin cinsel hayatının renkli olduğu söylenebilir mi?

LGBTİ bireylerinin cinsel hayatlarının renkli olmasını şu şekilde kabul edebilirim; yatak odaları çok renkli olmayabilir, bundan kastım şu, yolgeçen hanı değil orası. Otoyol değil, ama arzularını, beklentilerini, özlemlerini, aşklarını, şehvetlerini dile getirirken daha dürüst ve daha dobra olduklarını düşünüyorum. Biz hoşlandığımız insana hoşlandığımızı söyleriz. Hoşlandığımız için plan kurmayız, bunun için araya aileler girmez. Kız, oğlan isteme hikâyeleri olmaz. Biz birinden hoşlanırsak ya bunu bedensel olarak ya sosyal olarak ifade ederiz. Ya birlikte oluruz ya da olmayabiliriz. Sıkıntı yok…

-LGBTİ bireyleri ile ilgili olarak toplumun genelinin şöyle bir yargısı var; sıra dışı, yaramaz, öncelik sevgi değil seks.

LGBTİ üyeleri arzularını daha özgürce yaşadığı için sabah kalkıp akşama kadar seks düşünüyor gibi algılanıyor. İnsanların tüm dönem ana kavramları bence kurumsallaşmayla başlıyor. Devletle paralel yürüdüğün anda yani kurumsallaştığında bunun içine evlilik şirketi de giriyor. Genel bir şablon var ve o şablon birey olarak mutlu olma ihtimalinizi daraltıyor. Batı’daki kaliteli düz cinseller, heteroseksüeller gay barlara gitmeyi daha çok tercih eder çünkü orası çok daha eğlencelidir. Çünkü insanlar gerçekten eğleniyordur. Sabah işe nasıl gideceğim, şunu nasıl halledeceğim gibi dünyevi sıkıntıları ikinci plana atıp o anı o ortamla yaşamanın tadını ortaya koyarlar. Açın, Ferzan Özpetek filmlerini, çoğunda şu sahneyi görürsünüz; aynı evde yaşayan gay’ler, transların en büyük keyfi bir masa kurmaktır. Bir aile havası kurmaktır. Tüm dünyanın buraya doğru gitme eğilimine karşı bazı ülkelerin buna şiddetle karşı çıkmasını hâlâ anlayamıyorum…

-LGBTİ bireyleri ile ilgili olarak toplumun genelinin şöyle bir yargısı var; sıra dışı, yaramaz, öncelik sevgi değil seks.

LGBTİ üyeleri arzularını daha özgürce yaşadığı için sabah kalkıp akşama kadar seks düşünüyor gibi algılanıyor. İnsanların tüm dönem ana kavramları bence kurumsallaşmayla başlıyor. Devletle paralel yürüdüğün anda yani kurumsallaştığında bunun içine evlilik şirketi de giriyor. Genel bir şablon var ve o şablon birey olarak mutlu olma ihtimalinizi daraltıyor. Batı’daki kaliteli düz cinseller, heteroseksüeller gay barlara gitmeyi daha çok tercih eder çünkü orası çok daha eğlencelidir. Çünkü insanlar gerçekten eğleniyordur. Sabah işe nasıl gideceğim, şunu nasıl halledeceğim gibi dünyevi sıkıntıları ikinci plana atıp o anı o ortamla yaşamanın tadını ortaya koyarlar. Açın, Ferzan Özpetek filmlerini, çoğunda şu sahneyi görürsünüz; aynı evde yaşayan gay’ler, transların en büyük keyfi bir masa kurmaktır. Bir aile havası kurmaktır. Tüm dünyanın buraya doğru gitme eğilimine karşı bazı ülkelerin buna şiddetle karşı çıkmasını hâlâ anlayamıyorum…

-Belki kurumsallaşmanın önünü kesmemek içindir, çünkü iktidar iktidarını kurumsallıkla koruyor

Eğer o kurumsallaşmayı yitirirsen her birey özgürleşecek, her birey mutlu olacak, her birey daha sağlıklı düşünecek. O zaman peşine takılıp gideceği bir siyasi düşüncenin değil bu ülkeyi güzelleştirecek insanların peşine takılacak ve onlara oy verecek.

-Öyleyse iktidarın heterolara ihtiyacı var, LGBTİ’lere değil diyebilir miyiz?

Bizim gibi ülkelerde ülkeyi mutlaka heteroseksüeller yönetmek zorunda kalıyor. Çok isterdim Ege’de, Trakya’da insanların kendini daha iyi ifade edebildiği yerlerde eşcinsel belediye başkanı olmasını.

-Bizim Meclis’te gizli eşcinseller var mıdır?

Birkaç tane milletvekili duymuştum. Eşcinselin milletvekili olmasını istemem çünkü orada kendini iyi ifade edemeyebilir. Bir bağımsız milletvekili kendini nasıl ifade edemiyorsa bir LGBTİ üyesi de kendini ifade edemeyebilir. Bizim sokakta yaşadığımız tüm baskıyı Meclis’te yaşayabilir.

Söyleşinin tamamı BURADA