LADY GAGA: HER KADIN İKONUN ARKASINDA MUTLAKA BİR EŞCİNSEL ERKEK VARDIR

Dünyaca ünlü pop Lady Gaga, lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüellerin (LGBT) desteği olmasa bugünkü konumuna gelemeyeceğini belirtti. Gaga, “Gay kulüplerde taklit edilmem benim için bir onur” dedi.

Yönetmenliğini Bradley Cooper’ın yaptığı “Bir Yıldız Doğuyor”da (A Star Is Born) Cooper ile kamera karşısına geçen yıldız, Hürriyet’ten Barbaros Tapan’a konuştu. Gaga’nın açıklamalarından bir kısım şöyle:

Bir sinema filmindeki ilk başrolünüz. Kariyerinizin zirvesindesiniz, hiçbir şeyi kanıtlamaya ihtiyacınız da yok. Peki bu projeye neden evet dediniz?

– Çocukluktan beri bir sinema filminde oynamak en büyük hayalimdi aslında… Proje için Bradley ile Los Angeles’ta evimde buluştuğumuz anda aramızdaki kimya tuttu. O da İtalyan köklere sahip ben de… İkimiz de doğu yakasında doğup büyüdük. İlk buluşmadan itibaren birlikte çalışmak için her türlü bağlantı vardı aramızda.

Neler oldu ilk buluşmada?

– Bradley geldiği andan itibaren onu kendime çok yakın hissettim. “Aç mısın” diye sordum, evde önceki akşamdan kalan makarnayı ısıttım ve konuşmaya başladık. Bana “Midnight Special’ı benimle söyler misin” dedi. Hemen şarkıyı buldum, piyanomun başına oturdum. Yan gözle Bradley’yi izliyordum çünkü gergin ve heyecanlıydım. Ben şarkıya başladım, Bradley de girdi, o an tahmin bile edemezsin nasıl şaşırdığımı. Durdum, “Aman Tanrım, Bradley harika bir sese sahipsin” dedim. O bana inandı, ben ona inandım ve filmi yapmaya karar verdik.

“La Vie En Rose”yi Tony Bennett ile birçok defa söylediniz ama sette söylemek nasıldı?

Farklıydı! Tony Bennett ile söylerken şarkıyı Lady Gaga söylüyordu. Filmde ise oynadığım karakter Ally söyledi. Kendimi unutup Ally’nin ruhuna bürünmeliydim. Ally haftada bir kulüplerde çıkıp şarkı söyleyen bir kız. Filmin başında hırslı değil, kendine inanmaktan vazgeçmiş ve depresyonda. Ben de New York’un doğusunda, kulüplerde şarkı söylediğim döneme geri döndüm, hayallerinden vazgeçmiş bir kız gibi performans sergiledim…

Filmdeki karakteriniz Ally müzik prodüktörlerinin yeteneğinden çok dış görünüşü ile ilgilendiğini söylüyor. Sizin de başınıza böyle bir durum geldi mi?

– Kesinlikle aynı şey benim de başıma geldi. İlk video klibimi çekmeden burnumu yaptırmamı istediler. “Hayır, İtalyan köklerimle gurur duyuyorum ve İtalyan burnumu seviyorum” dedim.

Orijinal olmak, özgün kalmak aslında daha güzel değil mi?

– Kesinlikle! Benim de kendimle mutlu olmadığım dönem oldu ama kendimi sevmeyi öğrendim. Özgün olmak kısmına kesinlikle katılıyorum, ne zaman insanlar gelip şöyle yap, böyle dans et dese de ben kendi içimden geleni yapmaya devam ettim. Kariyerimde kim olacağıma, nasıl olacağıma başkalarının karar vermesine izin vermedim. Prodüktörlerin odasındaki seksi, en güzel kız ben değildim ama kendi şarkılarımı yazıp söylüyordum. Yaptığım işte hiçbir zaman başkalarına benzemek istemedim, hiçbir zaman diğer şarkıcılar gibi olmak istemedim. Benim kariyerimdeki her şey benim vizyonum, her şey ben olmalıydı ve daha bitmedi… Daha kim olduğumu göstermeye yeni başladım.

Filmde karakterinizle ilk tanışmamız, siz sıra dışı bir barda şarkı söylerken oluyor. Ünlü olmadan önce çalıştığınız kulüplerde yaşadığınız ilginç anılar vardır. Bir tanesini bizimle paylaşır mısınız?

Çok fazla ilginç yerde şarkı söyledim. Her gece 3 ayrı yerde, 3 ayrı şov yapıyordum. Sıra dışı değil de çok özel bir kulüp vardı. New York’taki Rockwood Music Hall’de çok küçük bir kulüpte çıkıyordum. Lady Starlight isimli bir şarkıcıyla çalışıyordum. Şovumuzun adı da “Lady Gaga ve Starlight Revue”ydü… İkimiz de aynı bikiniyi giyer, dans edip şarkı söylerdik. O tabaklarla şov yapardı, ben piyanomla… Rockwood Music Hall’e hiç gittin mi bilmiyorum ama tamamen camdır ve caddeden barların içi görünür. Şovumuzu yapıyorduk, bar tıklım tıklım doluydu. Tıklım tıklım dediğim 30 kişi, o kadar küçük bir yer. Performansımızın 15’inci dakikasında camın önünün dolu olduğunu gördüm. Dışarıdan bir sürü insan bizi izleyip fotoğraflarımızı çekiyorlardı. O anı hiçbir zaman unutmam mümkün değil çünkü ben o zamanlar hiç kimseydim…

Gay kulüplerde taklit edilmeniz ve LGBT topluluğu içindeki özel yeriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

– Gay kulüplerde taklit edilmem benim için bir onur. Eğer gay topluluğunun desteği ve sevgisi olmasaydı bugün bu pozisyonda olamazdım. Filmde çalıştığım kulübün gay kulüp olması benim için oldukça önemli ve özel bir sahneydi. Bradley’ye hayatımı anlatmıştım. LGBT’nin bana nasıl sahip çıktığını, beni nasıl idolleştirdiklerini çok iyi biliyordu. Senaryoyu okuyunca ilk kalbime dokunan sahne de gay kulüp sahnesi oldu. Bazen yaptığım bir şaka vardır onu da eklemeden edemeyeceğim “her kadın ikonun arkasında mutlaka gay bir adam vardır.” (Gülüyor)

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız