LGBT ROLLERİYLE OSCAR’A ADAY OLAN OYUNCULAR

GZone Dergi yazarlarından Yeşer Sarıyıldız, Mayıs 2018 sayımız için LGBT rolüyle oscar kazanan oyuncuları “Oscar’lar neden bu kadar hetero?” yazısında kaleme aldı. İşte bu yazı:

Bahar geldi, Oscar ayı çoktan geçti; ama yılın her zamanı Oscar hakkında söylenecek bir şeyler var. Bilenler bilir, asıl mesleğim reklamcılık. Küçük bir tüyo vereyim; önümüzdeki yılların trendlerini anlamak için Oscar’ı takip edin. Neler konuşuluyor, gündem ne yönde seyrediyor, hangi filmler çoğunlukta gibi. Mesela son yıllarda kadın gücünü ve bağımsızlığını konu alan bir sürü film izledik. Joy, Hidden Figures, Suffragette, bu senenin en iyi film adaylarından Three Billboards Outside Ebbing, Missouri bunlardan bazıları. Hollywood da yine bu dönemde Wonder Woman gibi filmler üretti. Tüm dünyadaysa, markalar kadının gücünü ve özgürlüğünü öne çıkaran projelere imza atmaya başladı. Ülkemizde bile bir dolu örneğini görebiliriz.

Son bir iki yılda öne çıkan konularsa, ırkçılık ve LGBT. Hatta geçen sene ikisine birden değinen Moonlight’ın Oscar’ı kapması da hiç şaşırtıcı değildi.

Filmler bir yana, bir de Oscar törenlerini hatırlayalım. Geçtiğimiz yıllarda “Oscar’lar neden bu kadar beyaz?” diye soruldu, kadın çalışan sayısı ve oranından bahsedildi. Törenler de sadece kırmızı halıdan ibaret değil, Oscar gecesi de bir mesaj da veriliyor. Bu sene törende olmasa da, 2018 itibariyle sorulan çok haklı bir soru var: “Oscar’lar neden bu kadar hetero?”

2018’e geldik; ancak bugüne dek Oscar’a aday olabilen hiçbir eşcinsel aktör ya da aktris olamadı. #OscarsSoStraight etiketi üzerinden, tüm dünyada bu konu tartışılıyor. Hiçbir eşcinsel oyuncu aday olamazken, tam 52 hetero oyuncunun eşcinsel rolleriyle Oscar’a aday olması ise manidar.

Hepsi hakkında uzun uzun konuşmasak da şöyle birkaçını hatırlayalım:

Timothée Chalamet – Call Me By Your Name

22 yaşında olan Timothée Chalamet, Call Me By Your Name filmiyle bu sene En İyi Erkek Oyuncu adaylarından biriydi. Kuzey İtalya’da geçen filmde, 17 yaşında hayatının ilk aşkını 24 yaşında, üniversiteden mezun olmuş bir öğrenciyle yaşayan genci canlandırıyordu.

Richard Jenkins – The Shape of Water

Richard Jenkins, bu sene En İyi Film Oscar’ını alan The Shape of Water’da karşımıza eşcinsel bir karakterle çıktı. Bir yaratığa aşık olan konuşma engelli Elisa’nın en yakın gay arkadaşı ve komşusu olan Giles rolünü canlandırıyordu ve bu rolle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ına aday oldu.

Tom Hanks – Philadelphia

Tom Hanks’e 1993 yılında ilk Oscar’ını kazandıran film ise, Philadelphia. Bu filmde AIDS olduğu için işinden atılan eşcinsel bir karakteri canlandırıyordu.

Nicole Kidman – The Hours

“Mrs. Dalloway” isimli romanın 3 farklı jenerasyondan kadının hayatını nasıl etkilediğini anlatan film, 2002 yılında Nicole Kidman’a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandırdı. Nicole Kidman’ın rolü ise, hetero olmayan yazar Virginia Wolf’tü.

The Hours’ta eşcinsel rolleriyle aday olan başka isimler de var. Julianne Moore, ailesini bırakmadan önce komşusuyla öpüşen umutsuz bir ev kadını rolüyle, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu adayı oldu.

Ed Harris ise, Richard Brown rolüyle aday olurken, AIDS yüzünden ölen bir eşcinseli canlandırıyordu. Tüm bu isimlerin arasında ise, gerçekten eşcinsel bir isim bulunmuyor.

Charlize Theron – Monster

2003 yılında Charlize Theron, Monster’daki aklımıza kazınan eşcinsel mi, yoksa biseksüel mi olduğundan emin olmadığımız karakteriyle Oscar kazandı.

Penélope Cruz – Vicky Cristina Barcelona

Woody Allen’ın 2008 yılında çektiği, ilişkiler ile ilgili kült haline gelen Vicky Cristina Barcelona’yı eminim ki, hatırlarsınız. Bir ressamla evliyken, evliliğini kocası ve sevgilisiyle birlikte biseksüel bir şekilde yaşamaya başlayan Maria Elena rolü, Penelope’ye ilk Oscar’ını kazandırdı.

Jared Leto – Dallas Buyers Club

2013 yılında, HIV- pozitif olan trans rolüyle Jared Leto ilk ve tek Oscar’ını kazandı.

Benedict Cumberbatch – The Imitation Game

Sherlock Holmes rolüyle hayatımıza giren Benedict Cumberbatch, 2014’te The Imitation Game filminde Alan Turing rolüyle En İyi Erkek Oyuncu adayı oldu. 2. Dünya Savaşı sırasında, Almanların kodlarını kırmasıyla ünlenen İngiliz matematikçi Turing, eşcinsel olduğu için İngiliz Hükümeti tarafından da tehdit ediliyordu.

Eddie Redmayne – The Danish Girl

2015’te yayınlanan The Danish Girl mutlu bir evliliği olan ressamın, karısının da desteğiyle transeksüel bir bireye dönüşmesini anlatıyor. Eddie Redmayne bu rolle Oscar’ı kazanamadı, ama En İyi Erkek Oyuncu Adayı oldu. Yüzlerde bir gülümseme olması adına hatırlayalım; o sene The Revenant’taki rolüyle Leonardo Di Caprio sonunda Oscar’ı kapmıştı.

GZone Dergi’nin Mayıs 2018 sayısının tüm içeriklerine aşağıdaki kapak görselini tıklayarak ulaşabilirsiniz.