LGBTİ AKTİVİSTLERİ “ONUR YÜRÜYÜŞÜNÜ” ENİNE BOYUNA KONUŞTU

Türkiye’nin eşcinsel kültür ve yaşam dergisi  GZone, Haziran 2016 “Onur Haftası Özel” sayısı için tarihinde ilk kez siyaha büründü. LGBTİ bireylere yapılan bir soykırım hareketi olan Orlando katliamı için #yastayız. Bu anlamlı günlerin şerefine sizlere dolu dolu bir sayı hazırladık.

“Onur Haftası Özel” sayımız için, LGBTİ hareketin içinde yer alan ve okuyacağınız üzere, birbirlerinden farklı görüşlere de sahip olan aktivistler Hande Çayır, Deniz Şapka, Can Çavuşoğlu, Sedef Çakmak ve Görkem Ulumeriç ile bir söyleşi yaptık.

Bu isimlere Türkiye’deki LGBTİ Onur Yürüyüşünün tarihi, etkileri ve herkesin aklına takılan kilit noktaları sorduk.

Röportaj: Deniz Su Tiffany

İşte bu röportajdan bir bölüm. Bu özel röportajın tamamı Haziran 2016 “Onur Haftası Özel” sayımızda.

*Onur Yürüyüşü’nün her sene artan katılımcı sayısının sırrı sizce nedir?

HANDE ÇAYIR:  Birbirinden güç almak. ‘Sen yokken bir eksiğiz’in dokunması. Bir de tabii buramıza kadar geldi. Trans cinayetleri, kadın cinayetleri vb. olaylar oldukça sene içinde bulunduğumuz noktalarda tepkimizi veriyoruz; ama o gün, toplu paylaşım, büyük tepki, ‘Buradayız, varız’ deme günü. Gelemeyenlere ‘Yalnız değilsin’ deme günü. Ondan…

DENİZ ŞAPKA: Artışın sırrını, LGBTİ hak mücadelesinin toplumsal bir mesele haline gelmesine bağlıyorum. LGBTİ görünürlüğünün yanı sıra heteroseksüellerde de bir bilinçlenme hakim ve bunu sahiplenir oldular. Buna ek olarak bir çok sebebin yanında, yürüyüşün büyük bir coşku ve renklerle kutlanması da katılımı arttırmakta ve geleneksel bir kitle yürüyüşü kültürü Türkiye’ye de yansıdı.

CAN ÇAVUŞOĞLU: Bence eşcinsellerin toplumda daha fazla görünür olması, bir de tabi sırf LGBTI bireyler değil bizleri destekleyen arkadaşlarımız da bu yürüyüşe katılması.

SEDEF ÇAKMAK: Sırrı LGBTİ hakları alanında emek veren dernekler, aktivistler ve yalanlar üzerine kurulu bir hayat yaşamak yerine “kendi” olabilmeyi tercih etmiş bireylerin varlığıdır. Onur Yürüyüşleri bu grupların öncülüğünde gerçekleşiyor, ama son birkaç senedir artan bir şekilde çocuğu, ebeveyni, arkadaşı, çalışanı, öğrencisi LGBTİ olan kişilerin de desteğiyle giderek büyüdü. Tabii bunda Valiliklerin de büyük bir katkısı var, onlar derneklerimizi kapamaya, yürüyüşlerimizi yasaklamaya çalıştıkça katılımcı sayısı daha da artıyor. Yasaklar belki kısa bir süreliğine insanları sindirebilir ama insanın kendi hayatı ve hakları için verdiği mücadeleyi asla yok edemez.

GÖRKEM ULUMERİÇ: Tarihin LGBTİ hakları konusunda evrildiği bir dönemdeyiz. Her şeyin başında zamanın ruhu bunu gerektiriyor. Bunun yanında, Onur Yürüyüşleri yapıldıkları şehirlerin en güzel bayramlarıdır. İnsanlara umut veriyor, son derece pozitif. Herkese kendini özgürce ifade etme alanı sunuluyor. Son derece farklı arkaplanlardan insanlar belirli değerler çevresinde bir arada bu günü kutluyor. Aynı zamanda Türkiye’de LGBTİ’ler söz konusu olduğunda çok ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Avrupa’da nefret cinayetlerinde 1’inci sıradayız. Eğitim, sağlık sisteminden dışlanma, istihdamda devasa sorunlar söz konusu. Önyargılar ve ayrımcılık yaşamı birçok alanda LGBTİ bireylere dar ediyor. Şarkılar ve danslarla dalga dalga büyüyen bir isyandır bu diyelim. Bir de tabii organizasyon ekibimiz arı gibi çalışıyor.

*Bu kadar çok katılımcıya rağmen hala değişimlerin yaşanmamış olmasını hangi faktöre/faktörlere bağlıyorsunuz?

HANDE ÇAYIR: Katılımcılar yürüyüşün olmadığı günlerde bu meselelere ne kadar mesai harcıyorlar? Ne kadar ısrar edebiliyorlar günlük koşturmaca sırasında? Kimliğine, varoluşuna kaç kişi sahip çıkabiliyor? Gandhi’nin ‘Görmek istediğiniz değişim olun’ sözü bana rehberlik ediyor. Günlük hayatlarımızda, o görmek istediğimiz değişimleri, bizzat kendimiz olarak uygulamaya gayret etmek çok mühim bir değişim. O değişimler çoğalırsa belki diğer değişiklikler de gelecek.

DENİZ ŞAPKA: Değişimlerin yaşanmadığını söylemek doğru olmaz. En basitinden 1993 ile son yıllarda yapılan yürüyüşler arasında fark bile büyük bir değişimin göstergesi diyebiliriz. Onur yürüyüşlerine katılan ve destek olan beyinler, insanların fikirlerinin olumlu yönde dönüştüğünü göstermektedir. Anayasal anlamda değişimler olmadı ama bunun zemini için çok yol katedildiğini düşünüyorum. Yıllardır mücadele eden LGBTİ aktivistlerinin bizleri doğru temsiliyetlerinden dolayı zihinlerin değiştiğini söyleyebiliriz. Bugünlerde parlementoda bizler için mücadele eden milletvekilleri var, belediyelerde çalışan LGBTİ aktivistleri var, iş hayatlarında açık kimlikleri ile çalışan LGBTİ’ler var, sendikalarda LGBTİ komisyonları var, yerel seçimlerde açık kimlikli adaylarımız oldu. LGBTİ hareketi bir taraftan bedeller öderken, olumlu anlamda birçok değişim ve dönüşeme de ön ayak olmaktadır.

CAN ÇAVUŞOĞLU: “LGBTI bireyler olarak heteroseksüellerle aynı haklara sahip olmak” yani eğitim, sağlık, istihdam, barınma, seçme ve seçilme gibi alt başlıkları düşünürsek bunun yasal zeminde gerçekleşmemesini Türkiye’nin siyasi yapısına; muhafazakarlığına bağlıyorum. Malumunuz son 14 senedir ülkeyi AKP yönetiyor ve politik gündemlerinde yer almıyoruz, yani politik açıdan önümüz tıkalı… Sosyal açıdan bir değişim söz konusuysa şayet –bu da haliyle zaman alacaktır- her şeye rağmen bizim açımızdan daha pozitif bir değişim gözlemliyorum.

SEDEF ÇAKMAK: Aslında değişen şeyler var, değişmeyen şeyler de var. Değişimin kolay ve kısa bir süreç olmadığını aklımızda bulundurmamız gerekiyor. Hepimiz kendi kişisel hayatımıza baktığımızda da bunu görüyoruz, çok büyük bir çoğunluğumuz kendi hayatımızdaki değişimler konusunda ne kadar hızlı davranabiliyoruz ki, bazen çok basit bir alışkanlıktan kurtulmamız bile yıllarımızı alabiliyor. Koskoca bir toplumun ve baskı-şiddet üzerine kurulmuş bir iktidar anlayışının bu kadar kısa sürede değişmesini beklemek gerçekçi değil. Ama dediğim gibi, değişen şeyler de var, 2003’te İstiklal’de 30 kişiyken, geçtiğimiz senelerde bu rakam 80 bine çıktı. Yine 2003 yılında tüm ülkede sadece iki şehirde, İstanbul ve Ankara’da, iki tane LGBTİ hakları konusunda emek veren inisiyatif varken bugün Edirne’den Kars’a 40a yakın inisiyatif var. Bu çok önemli bir gelişme, hepimiz kendimize ve çevremize açılırken bizimle aynı kaygıları taşıyan, aynı duygularda olan kişilerle konuşabilmeye ihtiyaç duyuyoruz. Evimizin yakınında olan bir LGBTİ inisiyatifi hayat kurtarıcı olabiliyor Bir şeyler değişiyor, hak ettiğimiz, inandığımız hayata ulaşmak için sabırlı ve kararlı bir şekilde mücadeleye devam etmemiz gerekiyor sadece.

GÖRKEM ULUMERİÇ: LGBTİ hareket görmezden gelinemeyecek bir siyasi özneye dönüştü. Toplumun belirli kesimlerinde önemli değişimler yaşanıyor. Ben Türkiye’de pozitif bir trend olduğu görüşündeyim. İstanbul Avrupa’nın en büyük şehri, son derece dinamik. Sen ne kadar tutmaya da çalışırsan çalış, şehir alıp yürüyor. Bir kriter olarak Onur Yürüyüşü’nü alırsak, 2003 yılında 30 kişi iken bugün 100 bin kişinin yürüdüğünden söz ediyoruz. Muhafazakar iktidarın değişime burun kıvırması toplumun dönüşmediği anlamına gelmiyor. LGBTİ’ler artık bir arada, Türkiye’nin küçük şehirlerinde de mücadele ediliyor. Destekçiler de azımsanamaz. Mevcut baskı ortamı biraz değişmeye başladığında asıl büyük dönüşümü o zaman yaşayacağız. O noktada birbirine böylesine kenetlenmiş insanları tutabilir misiniz? Tutamazsınız.

Bu röportajın tamamı için

GZONE DERGİ’NİN “HAZİRAN 2016” SAYISINI

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA TIKLAYARAK ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

GZONE DERGI HAZIRAN 2016 KAPAK