LGBTİ GÖRÜNÜR OLDUKÇA YOBAZLAR KUDURDU

LGBTİ+'nın daha görünür olmasıyla yobaz kesim birkaç koldan harekete geçti. İşte sadece iki hafta içinde yaşananlar.

Haziran ayında LGBTİ+ Onur Haftası ve öncesinde dernekler, yayın organları, fenomenler, ünlüler ve bireysel sosyal medya hesaplarının LGBTİ+ hakkındaki olumlu mesajlar vermesi yobazları çıldırttı.

Radikal muhafazakar kesimin yayın organı, gazete müsveddesi Yeni Akit başta olmak üzere, bu kesimden Youtube kanalları LGBTİ+ ile ilgili nefret söylemi içeren videolar yaymaya başladılar. Videoları “nefret söylemi” içerdiği için yayından kaldırılınca da öfkelendiler.

Sözler Köşkü isimli yobaz kanalın yayından kaldırılan ancak başka kanalda yeniden yayınlanan videosuna aşağıdan ulaşabilir ve “nefret söylemi” bildiriminde bulunabilirsiniz.

Yine gerici kesimin yayın organları, LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokol Metni’ne imza atan belediyeleri de hedef gösterdi hatta Konya’da avukatlık yapan Mehmet Hasip Şenalp, CHP’li belediyelerin yaptığı LGBTi+ Onur Haftası paylaşımları hakkında “müstehcenlik”(!) içerdiği için suç duyurusunda bulundu.

Bunlara ek olarak; gelişmişliğin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin göstergesinin simgesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin* iptal edilmesi için hareket geçen gerici dernekler bu konuda Saadet Partisi gibi gerici partileri de arkasına alarak kamuoyu yaratma çabasına girdiler.

İstanbul Sözleşmesi nedir?

“Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, 121. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 13 ülke tarafından imzalandı. “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen sözleşme 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. 

İstanbul’da imzaya açıldığı için, İstanbul Sözleşmesi olarak adlandırılan sözleşme,  cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli tüm ayrımcılık biçimlerine karşı mücadele edilmesi, erkek şiddetinin önlenmesi, şiddete karşı tedbir alınması, şiddete maruz kalan kadınların zararlarının tazmin edilmesi ve şiddet uygulayan kişilerin şiddet eylemi ile orantılı cezalar ile cezalandırılması konusunda taraf devletlere pek çok yükümlülük getiriyor. 

Sözleşme bugüne kadar kadına karşı şiddet, ev içi şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaları yaparak, Sözleşme’nin güvence altına aldığı hakların yerine getirilmesi bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmayacağını düzenlemiştir. Kadına yönelik şiddet, ayrımcılığın bir biçimi olarak fiziksel, cinsel, psikolojik olarak ıstırap verebilecek her türlü eylem, bu eylemler ile tehdit etme, zorlama ve keyfi olarak özgürlüğünden alıkoyma olarak tanımlanırken, ev içi şiddet, ev içinde veya hanede, aynı evde yaşıyor olma, eski veya şimdiki eşler, partnerler arasında olup olmamasına bakılmaksızın her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddettir. Sözleşme toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, kadınlara kadın oldukları için uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet biçimi olarak ifade etmiştir.