863269c786
meir-ozveren-sezen

MEİR ÖZVEREN YAZDI: SEZEN’İN SPİRİTÜEL YANI

Sezgisel danışman Meir Özveren, bu kez Sezen Aksu’nun spiritüel yanını ele alan ilginç bir yazıya imza attı. İşte bu yazı:

Bu haftaki yazım size belki biraz farklı gelecek. Malum genel olarak yazılarımda bilinç altı çalışmalarından bahsediyorum. Fakat çok uzun yıllardır çok derinden hissettiğim ve sevdiğim Sezen Aksu’nun yeni albümünün yayınlandığı bu günlerde onun hakkında yazmak istedim. Bu yazımda Sezen Aksu’ya ve şarkılarına spiritüel çerçeveden bakmaya çalışacağım. 

BÜTÜN ACILARI KENDİ ÜZERİNE ALAN CESUR BİR RUH

Şarkı sözlerine geçmeden önce Sezen Aksu’yu mistik olarak yorumlamak istiyorum.

Bazi insanlar vardır. Onların bedenleri ve ruhları dünyadaki enerjileri almaya o kadar açıktır ki maalesef bütün acıları da alırlar kendi üzerlerine. Aslında bunun ruhsal açıklaması şöyledir. Bazı ruhlar ve bedenler başkalarına şifa olabilmek, onların acılarını hafifletebilmek adına bütün yükü kendi üstlerine çekerler ve bunları iyileştirmeye çalışırlar. Bu ruhlar; cesur ruhlardır. Hem kendi karmalarını yaşarlar, hem de kolektif karmayı hafifletmeye çalışırlar. Onlar bir tür evrensel şifacıdırlar aslında. Sezen de bana göre böyle cesur ruhlardan.

SEZEN AKSU GÖNÜLLÜ BİR ŞİFACI GİBİ

Bu cesur ruhlar, kendisiyle birlikte çevresindekileri iyileştirmeye de öyle bir gönülden adanmışlıkla çalışırlar ki, yeri gelir kendini, kendi fiziksel ve ruhsal sağlığını hiçe sayarlar. Başkalarının dertlerini dinlemek, yüklenmek, onları iyileştirmeye çalışmak hiç kolay değildir. İnsanın ruhunu ve bedenini her bakımdan zorlar. Benim takip ettiğim, dışarıdan gözlemlediğim ve hissettiğim kadarıyla Sezen Aksu gönüllü bir biçimde şifacı olmaya kendini adamış gibi görünüyor. Hem kendi çevresi, ailesi, dostları ve arkadaşları için, hem de onlarla birlikte müziği ve üretimleri aracılığıyla hepimiz için. Sezen Aksu’nun yakın dostlarının en zor günlerinde yanlarında olduğunu, hastalıklarla mücadele eden dostlarına yeri geldiğinde bir doktor, bir hemşire gibi şifa vermek için uğraştığını onu yakından takip edenler iyi bilir. Bize ise şarkıları aracılığıyla dokunur, yanımızda olur, şefkatle başımızı okşar.

Sezen Aksu’nun, yıllardır kendi hayatından, yaşadıklarından, hayat serüveninde öğrendiklerinden  damıttıklarını, deneyimlediği tecrübeleri paylaştığı şarkılarıyla bir yolculuğa çıkma zamanı şimdi…   

sezen-aksu

“ACININ İNSANA KATTIĞI DEĞERİ BİLİRİM, KÜSEMEM…”

Hani “Gidemem” şarkısında “Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem” diyor ya, işte onun bizlere sunduğu ilk sır budur. Acı çekmek zordur fakat acı; ruhun bir deneyimidir aslında. Her ruh fiziksel dünyaya belirli şeyleri öğrenmeye ve tamamlamaya gelir. Her ne kadar dünyevi bilincimizle bunu anlamak çok zor olsa da “acı” ruhu, yolculuğunda yükseltir ve evrimleştirir. “Acı” bize nefsimizi terbiye etmeyi ve en yüksek erdemlerden biri olan “Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi” öğretir.

“DÜŞMANINDA KENDİNİ YAKALAYINCA, BİR DAHA KİN GÜTMEYİNCE…”

Çok önemli bir başka konuya geliyoruz.

Eğer hayatımızda yer alan bir kişi, bizi çileden çıkarıyorsa;  aslında o kişi bize ayna tutuyordur. Bizim içimizde o kızdığımız, çileden çıktığımız şeyler yoksa, karşı tarafa bir tepki veya bir reaksiyon vermemiz imkansızdır. Karşımızdaki kişide kızdığımız şey aslında kendi içimizde düzeltmemiz gereken şeydir. Sezen’in “Şarkı Söylemek Lazım” şarkısında söylediği gibi  Düsmanında, kendini yakalayınca, bir daha kin gütmeyince”.  Bunu sadece kabul etmek bile karmamızı büyük ölçüde temizler.

“UNUTTUM BİLDİĞİMİ DOĞARKEN, UMUDUM ÖLMEDEN HATIRLAMAK…”

Aslında her ruh bu dünyaya gelmeden önce rehberleri ile birlikte bu hayatta olabilecek çok önemli olayları seçer ve onları deneyimlemek üzere gelir. Aslında her ruh derinlerde bunu bilir, şu anda sadece hatırlar. “Unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak” sözüyle Sezen buna işaret eder adeta. İşte ruhun asıl amacı budur hayatta. Yeniden hatırlamak. Ve elbette aşk. Her şeye iyi gelen, bütün dualiteleri bitiren,”her şiddeti içinden geçirip hafifleten”, kainatin gizli sesi, “anadili” olan aşk. (Size önümüzdeki günlerde gerçek “aşk”ın, ruh eşinin ne demek olduğunu da anlatacağım…)

sezenaksu

“İLK KİM BOZDU SONSUZ UYUMU ?”

Evrende her şey kusursuz bir dengede işler. Eğer biz bu dengenin içinde var olmayı bilirsek, bütün hayat olması gibi ilerler. “Hiç kavga bilmez gülle yaprak, hiç kıyar mı ağaca toprak”tır yaradılışın kanunu. Eğer biz izin verirsek bütün evren bize katkıda bulunmak ister. Nasıl mı? Sadece sorarak. Her gün evrene “Bana ve bedenime nasıl bir katkı sağlayacaksın bugün?” ve “Ben sana nasıl bir katkı sağlayabilirim?” diye sorun. Çok basit gibi görünse de aslında bu soru birçok kapının anahtarıdır.

“KÜÇÜĞÜM, DAHA ÇOK KÜÇÜĞÜM…”

Şimdi yine kendimize dönelim ve kendimiz olmaktan konuşalım biraz. Hep söylediğim gibi ancak kendimiz olduğumuz zaman gerçekten varoluş amacımızı yaşayabiliriz. “Kendimiz olmak” aşırı bir güven ya da kibir içinde olmak demek değildir. Hem “sonsuz” olduğunu bilmek, hem de yaradılışta bir “kum tanesi” kadar küçük olduğunu fark etmektir.  “Her şey bana bağlı olmadan önce vardı, ben bu dünyadan gidince de devam edecek” diyebilmek. Yani “küçüğüm, daha çok küçüğüm…” diyebilmek. “Ne kadar az yol almışım, ne kadar az.. Yolun başındaymışım meğer…” diyebilmek.  En önemlisi de yaptığımız hatalarda kendimizi çok sert yargılamamak. Evren karşısındaki zerre halimizi, küçüklüğümüzü kabul edip “bu yüzden bütün saçmalamam, yenilmem…” diyerek kendimize şefkatli davranmak. Var olmanın önemini hissetmek. İşte o zaman bu gerçekliğin sert ve kaotik kurallarının dışında aslında asıl olan bir gerçekliğe dokunmaya başlıyorsunuz, demektir. Daha çok güzelliğin, sevginin ve huzurun olduğu, ruhunuzun ait olduğu o muhteşem bilince…

“BİR KÜÇÜK İZ BIRAKMAK İÇİN DİDİNMEK…”

Yine “Küçüğüm” şarkısında Sezen’in de hissettiği gibi her ruh için hayatta en değerli şey “bir küçük iz bırakabilmektir” Her ruh, Tanrı’dan bir parçadır. Her ruh başka başka yeteneklerle, özelliklerle dünyaya gelir. Herkes hayat amacını bulmalı, büyük resimde kendi payına düşen parçayı elinden gelen en iyi şekilde boyayıp tamamlamalıdır. İşte o zaman “yıldızların o ışıklı fırçasının” da yardımıyla bu şahane tablo tamamlanır. Sezen her ne kadar ona “şahane hüzün tablosu” dese de aslında bahsettiği mükemmel hayat tablosudur.

“AYNI DERYAYA DOĞRU BU SEYİR…”

Bırakın bazen size “kaçak” desinler, siz tam kendinize göresiniz ve mükemmelsiniz. Öyle bir gerçeklik ki o bilinç, her şey koşulsuz sevgi, koşulsuz huzur. Kimse kimseyi ne olduğu için, nasıl olduğu için ya da kiminle olduğu için yargılamadan sadece koşulsuzca sevdiği bir gerçeklik o bilinç seviyesi. Hepimizin aslında “bir”in parçaları olduğumuzu, “aynı bedende birçok olduğumuzu”,aynı kaseden var olmanın hazzını tattığımızı” hissetmenin coşkusu. “Aynı deryaya doğru bu seyir” sözünü daima hatırlamak…

“AĞLAMAK GÜZELDİR…”

İster adınız menekşe olsun, ister kendinizi kaybedenlerden görün, bedeninizi saran o saf ve kutsal enerjiyle ruhunuz her zaman kusursuz… Siz bilincinizi temiz tuttuğunuz sürece ve geçmişten gelen negatif kalıpları dışarı akıttığınız sürece hayat size istediklerinizi her zaman verir. Bazen bırakın aksın yaşlar gözünüzden “Ağlamak güzeldir, sakın utanmayın”.

Sezen-Aksu

“ŞU SANİYE ESASTIR…”

Asla “yanlış” ya da “doğru” olmak, “iyi” ya da “kötü” olmak üzerinde kafa yormayın çünkü asıl gerçek olan yüksek bilinçte dualite yoktur, her şey birdir. Sadece “şu saniye esastır.” Eğer “Hala her şeyden çoksun” dediğiniz birisi varsa, konuşun onunla, içinizi dökün. Sonucu her ne olursa olsun… Asıl amaç bir sonuç almak değil, sadece içinizdeki “siz”e hizmet etmeyen travmaları ve acıları serbest bırakmak ve arınmak… Ancak o zaman bedeniniz yaşamanın coşkusunu hisseder ve avaz avaz şarkı söylemeye başlar.

“BENİM KARANLIK YANIM”

Sezen Aksu’nun son albümünde yer alan “Benim Karanlık Yanım” şarkısı ise belki de her şeyin özeti gibidir. Bu şarkıda kendi hayatını binlerce yıllık öğretilerin süzgecinden geçiriyor adeta. Bize hayat analizi yapmayı gösteriyor. İnsanın karanlık yanlarını, içinde hem iyiyi hem kötüyü barındırdığını, çok eski tarihlerden bugüne birçok hayattan oluştuğunu, kolektif bir bilince sahip olduğumuzu anlatıyor. Her satırı çok çarpıcı olan o şarkının sözlerini birlikte okuyalım…

Hiçbiriniz bilmezsiniz / Görmezsiniz karanlık yanımı / Kaç suçtan, cezadan sanık 
Saklandığımı /  Çok eski tarihlerden /  Bütün insanlık günahlarını / İşlemişim, hala işliyorum /  Kopara kopara canımı /  Geldim defalarca / Gittim defalarca / Kaç bahçe kuruttum bilmem / Yüzleşmedim yıllarca

Kıydım defalarca / Kırdım defalarca / Kaç kalbi yordum / Kaç aşkı vurdum
Ama mahvoldum unutulunca

Bak gözüme gör kendini / Koyu kopkoyu asfalt rengini
Söyle neyi arıyorsun / Hangi tartıya göre dengini

Cennet de cehennem de  /  Melek de şeytan da bende / Hadi bul bakalım, göster bana 

Sezen bize her zaman kendiniz olun, tek yol bu diye haykırdı. Bırakın akıntıya kürek çekmeyi, bir selam çakın kendinize diye seslendi. Ancak o zaman her şey her yer gökkuşağı gibi olur diye hissediyorum.

Sezen’e buradan selam olsun!

Londra’dan Sevgilerimle

Meir

meirswayuk@gmail.com

Ayrınca Bakın

nil-ozalp-yaz

NİL ÖZALP YAZDI: EYVAH YAZ GELİYOR

Nil Özalp, yazın yaklaşmasına sevinen ama öte yandan da endişelenen isimlerden. Yaz için yaptığı hazırlığı ...