MERT BELL YAZDI: 2019 YAZININ İLK KIVILCIMLARI

GZone Dergi müzik yazarı Mert Bell, yazın hemen başında çıkan albüm ve teklileri değerlendirdi. İşte bu yazı:

2019 yazına damgasını vurmak isteyen herkes birer ikişer şarkıları ve albümleri çıkarmaya başladı. 

Aralarından ilk bahsetmek istediğim ve yılın en iyi albümleri arasına şimdiden giren Ersay Üner’in “Nokta”sı. Üner’in daha önce yayınladığı “Tatlım Tatlım” ve “İki Aşık”ı da içeren albüm, sanatçının tamamen kendine özgü tarzını müjdeliyor öncelikle. Söz, müzik ve aranjelerin hepsinde imzası olan Üner’in bunu yaparken 7 şarkıyı da birbirinden farklı halde servis edip bir yandan aynı ruhun ürünleri olduğunu hissettirmesi müthiş bir başarı. Kendisini Demet Akalın işbirlikleri döneminden beri takip eden biri olarak iyi bir işe imza atacağından emindim ama bu kadarını tahmin etmiyordum açıkçası. Açılışı yapan trap-pop “Nokta” ve nefis yaylı enstrümantasyonu ile hemen kendini sevdiren tango “Güm” çok iyiler zaten ama oryantal-arabesk ve reggae’nin ülkemizdeki en başarılı uyarlamalarından olduğunu düşündüğüm “Selam” ve “Yıldızlar” albümün esas yıldızları. Üner’in yazdığı sözlerin acı düzeyi arttıkça kuvvetlendiği aşikar (“artık okunmayan bir hikayede noktayım”), burada da sevdiceğini sorguladığı iki şarkı olan “Selam” ve “Sana Mı Yanayım?”ın sözlerinin dinleyici tarafından kolayca yakalanacağına inanıyorum. Yine de ben “Tatlım Tatlım” ve “Yıldızlar” gibi yarı buruk şarkılardaki umutsuz romantik adamı kendime çok daha yakın buldum. Neredeyse hiç kusuru olmayan (üzgünüm “İki Aşık”, seni bir türlü sevemedim) bu ilk albümü hararetle öneriyorum.

Merve Özbey de 4 seneye yakın bir aradan sonraki ikinci albümü “Devran” ile karşımızda. Müthiş bir karizması olmasa da youtube kanalına sıklıkla videolar koyarak, arabesk-pop-türkü fark etmeden söyleyerek zorlu türkçe müzik piyasasında gündemde kalabilmiş, çokça hayran ve takipçi kazanmış biri kendisi. Özbey’in ilk albümüne imza atan aranjör Erdem Kınay ise popun en kaliteli ve zamansız şarkılarına imza atmış bir müzisyen. Bu ikili, şarkıcının ilk albümünde bu tip şarkılara imza atmadılar belki ama ismi en çok Özbey ile anılacak olan arabesk-disko tarzını tazelediler. Disko aranjelerin üstüne bol nağmeli vokal serpilen bu türü epeyce sevdi ve tüketti halkımız. Bu yeni albümde Kınay yerine gelen aranjör Celil Yavuz, şükür ki yalnızca çıkış şarkısı olan “Tebrikler” için bu yolu takip etmiş ve pop-arabesk olan tüm diğer besteleri albümün ikinci yarısında hızlandırmadan sunmuş. Can Tosun imzalı “Tebrikler” kötü bir beste değil ama Allah, ah(i)ret gibi kelimeleri içeren sözleriyle bir dans şarkısı olarak beni heyecanlandırması zordu zaten. Fikri Karayel’in “Konumuz Var”ı ve Gülhan’ın “Devran”ı ise bunu layıkıyla beceren iki şarkı oldu. Her ikisi de Yavuz’un sade aranje tercihi ve Özbey’in kontrollü yorumu sayesinde taze bir nefes gibi geldi kulağıma. Açıkçası ben, nağmelerle şakıdığı şarkılar yerine bu tip şarkılarda Özbey’in kendi sesini ve yorumunu bulduğuna inanıyorum.  Bilhassa, Ayşe Hatun Önal’ın cayır cayır “Devran” versiyonundan sonra Özbey’in şarkıyı böylesine serin yorumlamış olması beni hem şaşırttı hem de sevindirdi. İlk 3 şarkının ardından temponun düşüp nağmelerin arttığı 5 şarkının arka arkaya gelmesiyle albüme olan ilgim azaldı maalesef; evet, Özbey’in vokal aralığını cömertçe sergilediği “Kalır Mı Günah” ve “Gücüm Yetmez” övgü alacak ve Onur Can Özcan’ın “Yaramızda Kalsın”ı kesin hit olacaktır ama, bilhassa Ersay Üner’in popa yön verebilecek “Nokta”sından sonra bu albümü biraz yavan buldum.

Gelelim İrem Derici’nin henüz bir öncekinin üstünden 1 yıl bile geçmeden yayınladığı 3.albümü “Mest Of”a. Yanlış anlaşılma olmasın, burada Ariana Grande gibi fazladan bir yaratıcılığa kapılıp peşin sıra albüm yayınlama gibi bir durum yok, yalnızca Derici’nin onu nereye götüreceğinden emin olamadığım kocaman hırsı var. Batan albümünün ardından 90lar, 2000ler şarkılarından medet umması da kötü bir strateji değil aslında. Ama kabul edelim ki türkçe sözlü pop müzik son 30 yıl içerisinde çok da müthiş bir gelişme kaydedemedi. Bu nedenle eğer dahice bir revize yapılmadığı sürece “Bende Hüküm Sür”, “Acemi Balık” ve “Kaçın Kurası” gibi hitleri bugün hala kulüplerde çaldığında insanları oynatmayı başaran şıkır şıkır orijinal versiyonları/yorumları ile dinlemeyi tercih ederim. Böyle bir yenilik yok madem akıllıca şarkı seçimleri olsun dediğimdeyse karşımda “Gidiyorum” ve “Kurşun Adres Sormaz Ki”yi görünce hevesim kursağımda kaldı. Üstelik iki şarkıda da Derici’nin yorumu başarılı ama kim Sezen Aksu ve Kenan Doğulu yerine ondan dinlemeyi tercih edecek bu şarkıları, hiç bilmiyorum. En isabetli seçimi ve yine en iyi performanslarından birini verdiği açılıştaki “Beni Sana Hapsettin” ise albümün açık ara en iyisi. Kitsch sevenler de unutulmamış, Burhan Çaçan’ın “Aşkımız Olay Olacak”ı ve Mine Koşan’ın “Zor Dostum”u ile albüm tamamlanmış. 2000 sonrası doğanları bu şarkılarla tanıştıracak olması albümün en güzel özelliği sanırım, daha da yazılacak bir şey yok.

İlgimi çekmeyenler arasında ise başı Edis, kuşkuş Hande kuşkuşşş Yener ve Gülben Ergen’in son ‘iş’leri ile Aşkın Nur Yengi’nin müthiş bir gaflete düştüğü Mehmet Erdem düeti başı çekiyor. Bu şarkıların isimlerini yazmaya gerek görmedim, zira şarkıcıların kendi de yanlış yazdı (hey Gülben!).

Aleyna Tilki’nin dondurma şarkısı “Nasılsın Aşkta?” robotik seviyede autotunelu belki ama Edis’in şampuan şarkısından kat be kat başarılı ve bu başarı kendini her platformda gösterdi bile. 

Gülşen’in yeğeni Ezra’nın çokça Gülşen etkilenimli çıkış şarkısı “Avaz Avaz” kendini dinledikçe çokça sevdirirken bu yeni ismin kendisini ileride gösterme şansını yüksek buluyorum – tabi biricik teyzesinin etkisinden ne kadar çıkabileceği ile doğru orantılı bu. 

Müthiş enerjili süper ses Zeynep Bastık da her zaman cover videoları yayınlamıyor neyse ki. 2017’deki “Şahaneyim”den çok daha sağlam bir şarkı olan Çağrı Telkıvıran imzalı “Her Yerde Sen” Kenan Doğulu’nun akustik tavrını hatırlattı bana. Ama bu grup müziği soundu zaten canlı performansı ile nam salmış Bastık’ın üzerinde çok iyi durmuş. Tavsiye ediyorum.

Mabel Matiz’in kadın vokallerle işbirliği bu kez yeni bir isim olan Merve Çalkan ile devam ediyor. Aranjör koltuğunda yine Sabi Saltıel var. Sonuç ise bu zamana kadarkilerin en iyisi olmuş. Çalkan’ın kesinlikle bu yıllara ait olmayan- sanırım en çok 90lar gibi, nostaljik ve gizemli bir ses rengi var. Matiz ve Saltıel bu eşsiz sesi çok doğru bir beste ve düzenleme ile taçlandırmış ve bu yaz sıcaklarında dövünmek istediğimde dinlemek isteyeceğim bir şarkı ortaya çıkmış.