MERT BELL YAZDI: 2020 MODEL ALBÜMLER

GZone müzik yazarı Mert Bell, 2020 model yeni albümleri sizler için dinledi ve yazdı.

Geçtiğimiz bir aylık sürecin değerlendirilmesi gereken şarkılarına hızlıca dalalım hemen:

Türkiye’nin Frank Ocean’ı olması muhtemel Mert Demir yenisi “SNNK” ile bir önceki şarkısı “Benden Kimseye Hayır Yok”un piyanolu yalnızlığını terk edip bas ağırlıklı nefis bir dream pop seansı sunuyor bu kez ve pek sevdiğim ‘beyhude kaçış/teslimiyet’ mevzusuna dalarak beni mest ediyor. Demir, bu enteresan ve yağ gibi akan vokal-melodi komboları ile popun çok önemli adamlarından olacak, en azından ben öyle umuyorum.

Türkiye’nin nesi (Edis’i?!) olacağına henüz karar veremediğim Burakbey’in ilk şarkısı “Canın Nasıl İsterse”yi ise ben kaçırmışım, varsın olsun, çünkü yeni sürümü, disco house “sarbeni” beni anında Burakbey kanalına bağladı. Herkes bilir ki bu bir dans şarkısı için altın anahtardır. Ayrıca, bu şarkılara iyi sözler yazmak oldukça güçtür, Burakbey ise tekerleme sularına daldığında bile kontrolü kaybetmiyor. Sesini de ilk işi gibi bir college parti şarkısı yerine böylesi bir parti şarkısına daha çok yakıştırdım. Gerisi beyimizin bileceği iş.

Türkiye’nin Kali Uchis’i (biri youtube’da videosunun altına böyle yazmış) olsa ne şahane olur diye düşündüğüm Seda Erciyes’in ikinci şarkısı “Başa Sarıp Dur”u da dinlemeniz gerek. Erciyes, nihayet r&b’yi yerli pazara layıkıyla getirecek kadın gibi görünüyor (bir de Doğa vardı 2010’ların başında hatırlar mısınız bilmem). Burakbey gibi, iyi türkçe söz yazılmasını zor bulduğum bir türe süper akılda kalıcı sözler yazabilen Erciyes’in prodüktör Flytones ile uyumu da yine hayranlık uyandırıcı. Sanıyorum dahil olduğu türün yabancı referansları ile de oldukça barışık biri şarkıcı ama işin güzel tarafı, asla taklit gibi hissettirmiyor ve sizi kendi groove’una dahil ediveriyor.

Nasıl oluyor da büyük bir yıldıza dönüşmüyor diye hayıflandığım Merve Deniz’in kendi yazdığı “Dokun Bana” kusursuz bir pop şarkısı. Kimyasının tuttuğu Can Oflaz ve Ali Katırcıoğlu, Deniz’in coşkulu sözlerine çok yakışan elektronik bir altyapı ile dinleyiciyi anında uyandıran bir işe imza atmışlar.

Şu aşamada hata yapması imkansız gibi görünen Gökhan Türkmen’in Fransızca şarkısı “Bout D’Histoire” ve Türkçe versiyonu “Kağıt” gitarlı ve hüzünlü brit-pop’un da şarkıcının üstünde şık durmasının ispatı olarak önemli. Son aylarda yayınladığı şarkılar gelecek yeni albümünün habercisi ise yılın en iyi albümlerinden birini yapmış olması muhtemel Türkmen’in.

Geçen yazın disko kraliçesi Göksel’in bir sonraki adımını çok merak eden ben; yeni şarkı “Ben Fena Aşığım” ile dumura uğrayarak neredeyse 20 yıl öncesine gittim. Göksel’in 2001’deki patlamasına neden olan depresyon bağlamalarını aranjör Sabi Saltiel sayesinde bol perküsyon eşliğinde döndüren bu alevli şarkı “Hiç Yok” gibi ilk anda çarpmıyor ama birkaç dinlemede etkisi altına alıyor (slow burn diyelim). Göksel’in yeni albümünün bir best of etkisi yaratacağına inanmak istiyorum, fingers crossed.

Slow burn kraliçesi Melike Şahin’in Canberk Ünsal ile yazdığı “Geri Ver”de ise Şahin’i yine acılar içinde buluyoruz. Bu kez hiddetlenmeden, usulca kaybettiği neşesini arayan billur sesli şarkıcımız karşısında içlenip gözyaşı dökmemek çok zor.

İlyas Yalçıntaş ve Murat Boz gibi mutlaka dikkat çeken isimlerin biraz daha dikkat çekici şarkılara ihtiyacı var. Yalçıntaş “Kirli Kadeh” ile güzel bir ivme yakalamıştı ama yeni şarkısı “Olur Olur” ile sıkıcılık sularına meylediyor gibi. Sevgililer Günü nedeniyle maruz kaldığımız bir sürü kötü şarkı (gerçi Gülben Ergen utanç verici şarkısı Bu Benim Hayatım” için çok daha erken davrandı) arasında dikkatimi tek çeken ise Boz’un “Can Kenarım”ı oldu. Bu korkunç isimlendirilmiş şarkıya hayat vermek için çok çabaladığı hissediliyor şarkıcının ve aslında şarkının iyi bir giriş melodisine sahip olduğu da söylenebilir. Ama nakarata yaklaştıkça ve bilhassa nakaratta; şarkı klişe bir amatörlüğün içine düşüyor ve dinlenemez hale geliyor.

Mustafa Ceceliler, Ziynet Saliler ve İrem Dericiler sağolsunlar ana akım poptan dinlenemez şeyler duydukça üçüncü yenilere bir şans veriyorum. Spotify sağ olsun kırk yılda bir işe yaradı da bana türkçe rep yerine Evdeki Saat’in son şarkısı “Uzunlar”ı önerdi. Henüz diskografisine dalmadığım bu grup ‘karaköy-kadıköy menşeili alternatif müzik’ yapıyormuş, inşallah beni bu maceraya pişman etmezler.

Benim gibi albüm dinlemeye bayılan müzikseverler yazının devamını okuyabilirler J

Murathan Mungan’ın yazdığı şarkı sözlerinin 26 (hatta son şarkı “Gecenin Eldiveni”ne sızan Mungan’ın kendisini da sayarsak 27) farklı yorumcu tarafından söylendiği “2020 Model” önemli bir albüm. 2020 Türkiye’sinde Mungan gibi bir yazar/şairin yazdıklarının böyle iddialı bir projeye dönüşebiliyor olması çok güzel öncelikle. 2004’teki muhteşem “Söz Vermiş Şarkılar”ın ardından aynı kalibrede bir albüm dinleyeceğimden emin değildim başta ama bir kaç tur dinleme sonrasında içerik açısından mutlu olduğumu kabul edebilirim (albümün türlü yerlerine serpiştirilmiş, tahammül edemediğim sesler olmasına rağmen). Öncelikle albümdeki yorumcuların hiçbirinin beklentileri aşan bir deneyime soyunmadığını belirtmek gerek fakat çok farklı tarzlara sahip isimlerin bir araya geldiği bu albümde buna çok da gerek olduğunu düşünmüyorum. Bir kere Nazan Öncel, Nükhet Duru, Şebnem Ferah ve Derya Köroğlu gibi usta yorumcuların hepsi iyi işler ortaya koymuşlar (nihayet yerli Leonard Cohen’e dönüşümünü tamamlayan Teoman ve sesini duyduğum her fırsatta mutlu olduğum Koray Candemir ise çok çok iyiler). Albüm sayesinde seslerini ilk kez duyduğum Hande Mehan ile Ozan Anlaş’ı ve Mungan evrenine ilk kez konuk olan ama şahane bir ahenk yakalamayı başaran Kalben ve Jehan Barbur’u da anmak lazım. Favorilerim ise Fikret Şeneş albümünde de harika bir iş çıkaran, burada da albümün enerjisini hoplattıran Six Pack grubunun yorumladığı “Ezber” ve Ah!Kosmos ile şahane bir elektro pop işbirliğine giren Aylin Aslım’ın “Geçiyorum”u oldu. Albümün en güçlü sözlerine (“Ters Orantı”) nefes veren ultra yetenekli arkadaşım Nuri Harun Ateş ve Çamur grubunun söylediği “Aşk Bin Defa”yı besteleyen ultra yetenekli diğer arkadaşım Görkem Sengel’i de başarılarından dolayı tebrik ederek sizleri “2020 Model”e doğru alıyorum.

Nükhet Duru’nun on bir kült şarkısının farklı müzisyenlerle yeniden söylendiği “Hikayesi Var” hem Duru’ya yeni başlayacaklar hem de azılı hayranları için güzel bir alternatif. Şarkılar çoğunlukla orijinal formlarına yakın çalınıp söylenmiş. İstisnalardan Kenan Doğulu’nun hiperliğinden nasibini alan “Seninle” ya da tam tersi bir muamele ile Mete Özgencil’in sözlerini hece hece işleyen Mabel Matiz düeti “Nerde” iyiler ama “Gözlerin Bulutlu”da Duru’yu kendi puslu ve karanlık evrenine götürürken şahane bir ortaklığa imza atan Sena Şener albümün en değerli oyuncusu kanımca.

Duru, yorumcu olarak, albümün tamamında ondan beklediğim gibi kusursuz; Sıla ve Funda Arar gibi divaların “Yaralım” ve “Beni Benimle Bırak”ta ön plana çıkmasını dert etmeyecek kadar da cool bu kez. Zaten albümde Evrencan Gündüz’le söylenen “Aşık Oluyorum”dan Ata Demirer’in rol çalabilmek için her tür atraksiyonu denediği kapanış “Mahmure”ye kadar erkek eşlikli tüm şarkıları domine ediyor kendisi. Duru ile düet yapmak ise gerçekten güçmüş, bunu anladım. Sesi, harikulade bir kendini iyi hisset şarkısı olan “Kazandım”ı birlikte söylediği Zeynep Bastık hariç hiç bir yorumcuyla uyuşmuyor bir kere (bunda Bastık’ın ideal geri vokal sesine sahip olmasının payı büyük elbette). Zaten her şarkıda yorumcular sırayla kendi A ve B’lerini söylüyor ve (belki) son nakaratta bir kez Duru ile sesleri buluşuyor. Açıkçası ben tüm şarkıları, orijinallerinde olduğu gibi, yalnızca Duru’dan dinlemek istedim (Nükhet Duru olmak böyle bir şey) ve bu anlamda da albüm bir çıkmaza girdi haliyle ama sabredene güzel sürprizleri de var “Hikayesi Var”ın; vokali ile beni bir kez daha şaşırtmayı başaran ve çok da bayılmadığım bir şarkı olan “Bir Nefes Gibi”ye yükselten Kalben ve aranjör Cenk Erdoğan’ın yakasını asla bırakmaması gerektiğini bir kez daha gösteren (“Destina”) Ceyl’an Ertem gibi. Bu albüm sayesinde Cenk Taşkan, Mehmet Teoman, Çiğdem Talu, Melih Kibar, Aysel Gürel, Fikret Şeneş, Onno Tunç ve Atilla Özdemiroğlu gibi efsanevi şarkı yazarı ve bestecilerin muhteşem eserlerine ve bunlarla Türkçe Pop’un iskeletini nasıl oluşturduklarına bir defa daha hayran kalmamak imkansız tabii ki.