MERT BELL YAZDI: 2020’NİN İLK ŞARKILARI

GZone Müzik yazarı Mert Bell, 2020'nin ilk Türkçe Pop şarkılarını sizler için değerlendirdi.

Pop müzik adına 2019’dan daha iyi olacağını umduğumuz bir 2020’ye başladık. Hande Yener’in 20.yıl albümü, geçen seneden bu yana beklediğimiz Edis-Gülşen düeti ve Diplo’lu mu Diplo’suz mu olduğu anlaşılamayan yeni Aleyna baba şarkısı haberleri heyecanlandıradursun geçen yılın son günlerinden bu yana çıkan ve kulağıma takılan şarkılara, albümlere bir dalış yapayım bakalım:

Ceyl’an Ertem’in (yine şahane adlandırılmış) 7.solo albümü (bu ikinci cover albümü oluyor) “Cahille Sohbeti Kestim” ağırlıklı olarak türkülerden oluşuyor ve haliyle, benim yorumlama kabiliyetimi kafadan yarı yarıya düşürüyor. Türkü dinleme rutinine ve sevgisine pek sahip olmadığımdan türkü nasıl çalınmalı, söylenmeli konusunda fazla bir fikrim yok. Bariz olan; buradaki tüm yorumların (kaşıklı ve ateşli “Bahçe Duvarından Aştım” ile bağlama ustası Coşkun Karademir’in konuk olduğu “Ey Zahit” hariç) bir pop-rock-elektronik filtresinden geçtiği ve işinin en iyisi müzisyenler tarafından kaydedildiği. Bu anlamda Ertem’in cesareti kadar Cenk Erdoğan, Can Güngör ve Çağrı Sertel’den oluşan aranjör kadrosu ve tüm enstrümanist ekibin yeteneğini de alkışlamak gerek. Albüm favorimi, elbette, türküler halkasının dışına çıktığımda buldum (muhteşem Yusuf Taşkın’ın finalinde şakıdığı “Fosforlu Cevriye”) ve Ertem’e de açılışı yapan ve bir türlü içine giremediğim “Al Fadimem”dense bu şarkı ve Ahmet Kaya’nın “Herkes Kendi İşine”sinin yakıştığını düşünüyorum. Türkü yorumlarından sevdiklerim ise nefis düzenlenmiş “Gide Gide Bir Söğüde Dayandım” ile Mahzuni Şerif’in hüsranını hiç düşmeyen bir gerginlikle sunmayı beceren “Dargın Mahkum” oldu. “Cahille Sohbeti Kestim” bir konsept albüm müdür; böyle bir bilgi okumadım ama olduğunu düşünmüyorum; zira albümü bütünlüklü bulmadım. Ancak Ertem’in konserlerinde ve birçok farklı mecrada çalınıp alkış alacak parçalar barındırdığı da ortada. Bu sefer de (benim adıma) böyle olsun n’apalım, bir sonraki pop albümünü bekleriz.

Kendi şarkılarını coverlayan bir isim ise Oğuzhan Koç. “Ev” ismini verdiği ve ‘ev yapımı müzik hissi vermek istemek’ gibi söylemlerle yola çıktığı bu albüm, 11 tane eski şarkının akustik versiyonunun yanında şükürler olsun ki 5 tane de yeni şarkı barındırıyor. Çünkü bu albümün en en en güzel tarafı besteci/aranjör Çağrı Telkıvıran’ın yeni şarkılara yaptığı düzenlemeler. Koç’un söz ve bestelerinin radyo dostu olduğu aşikar ama kendine acıyan adam şeklinde tek düze olmaya meyilli nezleli yorumuna ve melodik olarak kimi zaman birbirini hatırlatan bestelerine (bu albümde 11 tanesini yalnızca bir piyano ve gitar eşliğinde dinlediğinizde çok daha iyi anlıyorsunuz) gelebilecek en iyi muamele ilgi çekici aranje ve enstrüman tercihleri olmalı. Telkıvıran, tam da bu gerçeğin üstüne basarak ve Koç’un bestelerini pop/r&b yörüngesine oturtmaya çalışarak (en bariz ikinci sıradaki pürüzsüz “Yok Sanayım”da hissediliyor); şarkıcının eski işlerine göre çok daha modern ve taze bir sonuç ortaya çıkarmış. Hadise’nin bu haliyle üstüne atlamak isteyeceği ballad “Aşk Dediğin”, Gökhan Türkmen’in tarzına yakın duran “Utan”, nakaratı Barış Manço’nun “Unutamadım”ına selam çakan “Unutma Bari Beni” ve çıkış için seçilen “Hesabıma Yazıyor” dahil tüm şarkılar zaten iyi bir besteci olan Koç için ileriye dönük bir adımlar. Bir bütün olarak tarzını oturtması için zamana ihtiyacı var. albümün ‘akustik’ lafını dini imanı belirlemiş türk dinleyicisi tarafından çok dinleneceği ise kesin gibi.

Defne Samyeli ve Zeynep Bastık ise Sezen Aksu’dan şarkı alıp çok kısa aralıklarla yayınladılar. İki şarkı da Aksu’nun artık biraz kabak tadı veren sözlerinden (ağla ağla bitenler, uslanmayan gönüller, allahtan korkmaz kuldan utanmaz aşklar) muzdarip ama yine bestecinin alamet-i farikası anında kulağa yapışan melodilerine de sahipler. İki besteden daha oynak olanını (“Uslanmıyor Bu”) kapan Bastık şarkıyı enerjik performansıyla yükseltirken (yoksa Sertab Erener’in “Mecbursun”unu taklit etmeye çalışan düzenlemeyi hiç sevmedim) Defne Samyeli ise “Ağla Ağla”da aranjör Murat Acar’ın çok katmanlı ve hiç sıkmamayı başaran düzenlemesinin hakkını veriyor.

Tek şarkı ile yetinmeyen Zeynep Bastık, daha bir kaç gün önce Çağrı Telkıvıran ile birlikte yazdığı “Çukur”u da gün yüzüne çıkardı. Şarkıyı dinlemeden evvel bu kadar yakın zamanda bir “Çukur”a daha gerek var mıydı diye mızmızlanan ben ikinci dinlemede çenemi kapadım. Çünkü, nasıl desem bilmiyorum, evet Sezen Aksu harikulade bir bestecidir lakin kendiniz de iyi şarkı yazabiliyorsanız, Aksu’yu falan bırakıp kendinize oynayın sevgili müzisyenler, şarkıcılar. Bastık 2014’te sesini duyduğum ilk şarkısı “Fırça”dan beri, beni yorumculuğuyla ilk kez bu kadar heyecanlandırdı.

Dicle Olcay’ın yeni şarkısı “Bu Saatten Sonra”yı da çok sevdim. 2017’deki çıkış teklisi “Zamanında”yı da yazan Çağrı Telkıvıran’a ait olan bu şıkır şıkır düzenlenmiş disko-pop şarkı Olcay’ın sesine çok yakışmış. Ecem Gündoğdu tarafından çekilen siyah beyaz videosu da acaip şık ve seksi olmuş. Kabaran iştahımın bana verdiği yetkiye dayanarak Olcay’ı daha sık şarkı yayınlamaya davet ediyorum.

İkisi de sık şarkı yayınlayan İlyas Yalçıntaş ve Gökhan Türkmen’in bol trompet soslu yeni şarkılarını da hiç fena bulmadım. Yalçıntaş’ın kendi yazdığı “Olur Olur” tatlı tatlı ilerleyen bir radyo pop şarkısıyken Türkmen “Gülmedi Kader”de Birkan Nasuhoğlu ile çalışmış ve şarkıyı bir düet olarak sunmuşlar. Nakaratı fazla tekrarlı olsa da klasik GT tarzında zengin bir orkestrasyonla güçlendirilmiş bir şarkı olmuş “Gülmedi Kader”.

Bir elektropop şarkıcısına mı dönüşüyor diye düşündükçe fena halde mutlu olduğum Esin İris’in geçen yaz çıkan nefis “Dans Edelim mi?”den sonra çıkardığı enerj dolu yenisi “Korkarsan Dur”u sizlere önererek yazıyı noktalıyorum.

*YABANCI POP GÜNCELLEME (özlediniz di mi): Selena Gomez ve Halsey’nin yeni albümleri de yakın zamanda yayınlandı. Gomez; geçen yıl çıkardığı ve Justin Bieber hüsranı konusunda kalbinin kapılarını açtığı “Lose You To Love Me” ile Amerika’daki ilk liste birinciliğini yakalamıştı. Bu doğrultuda söz konusu albüm “Rare”, Ariana Grande’nin “thank u, next”i gibi kız kıza kalp kalbe bir iç dökme seansı vaat ediyor mu derseniz cevabım hayır, Selena alıştığımız donukluğu ile dinleyicisini bir kol mesafede tutmayı beceriyor albümün kalanında. Yine de “Rare” çok sade ve şık hazırlanmış, beklenmedik şekilde keyifli ve akıcı bir albüm. Ayrıca “Dance Again” ve “Vulnerable” gibi cool dans anlarına, “Fun” ve “Cut You Off” gibi pop şahanelerine ve bir de albümün bütününden daha fazla tüylerimi dikeltmeyi beceren bir trompet soloya (“Kinda Crazy”) şahit olmamıza neden oluyor.

Halsey’nin 3. albümü “Manic” ise Gomez’in “Rare”inin aksine tam olarak filtresiz bir durum özeti. 25 yaşındaki Halsey ‘baya bi karışık ama bu durumla da barışık’; yalnız gelsin görsün ki bu albümün soundu beni hiç açmadı. Yine de “killing boys”u mutlaka dinleyin, çünkü siz buna değersiniz 😉