MERT BELL YAZDI: 25 YAŞINDA GÖKHAN KIRDAR – TUTUNAMADIM

GZone müzik yazarı Mert Bell, 1995'te yayınlanan ve 90'ların önemli albümlerinden biri olan "Tutunamadım"ı kaleme aldı.

Gökhan Kırdar’ın 1995 yılında çıkan ikinci albümü “Tutunamadım” o yıl içinde nasıl bir etki yaratmıştı hatırlayamıyorum (11 yaşındaydım) ama içindeki şarkıların yarattığı etkiyi çok uzun yıllar hissettiğimi biliyorum. İyi şarkılar böyledir zaten, bilirsiniz. “Tutunamadım”ın birbirinden güzel 10 şarkısı da geçen 25 yılın ardından sahip oldukları zamansızlığın ihtişamıyla karşımızdalar.

Kırdar, bir önceki yıl yayınladığı ilk albümü “Serseri Mayın” ve bilhassa albümdeki “Yerine Sevemem” ile “Fayton” şarkıları sayesinde dikkatleri üzerine çokça çekmişti. Gecikmeden gelen bu ikinci albümde ise yanına Mete Özgencil’i almıştı. İsmini bu albümde muhtemelen ilk kez duyduğumuz Özgencil beş şarkının sözlerini yazmış (biri Kırdar ile ortak), aynı zamanda albümün süpervizörlüğünü üstlenmişti.

Müthiş yetenekli Kırdar ve Özgencil ikilisinin işbirliğinden doğan şarkıların Erkan Oğur, Gürol Ağırbaş, Erdem Sökmen, Turhan Yükseler, Halil Karaduman, Cengiz Ercümer ve Mustafa Süder gibi efsane (ya da yıllar içinde efsaneleşecek) enstrümanistler tarafından çalınmış olması albümün kalitesini doğrudan yükseltiyor ancak Kırdar’ın benzersiz sesi ve yorumunun da duyulan tüm enstrümanlar kadar kıymetli olduğunu belirtmem gerek. Kırdar’ın tenor vokali albüm boyunca neredeyse cinsiyetsiz bir hal alıyor ve bu cinsiyetsizlik hissi, şarkıların yine Kırdar tarafından yapılan zamansız aranjelerinin üstüne bindiğinde eşi bulunmaz bir deneyim ortaya çıkıyor dinleyici için.

Gelelim şarkılara. Albüm, karanlık kapak fotoğrafının da yarattığı intibanın aksine tahminimizden ya da hatırladığımızdan daha çok yüksek tempolu şarkı barındırıyor. Evet, içinde kalbi kırıklar için çok şarkı var ama tamamına bir depresyon gösterisi demek de oldukça güç. Bir kere tüm tempolu şarkılar yoğun bir cinsel arzu ve şehvet duygusunda buluşuyor. Kırdar’ın bu şarkılarda tercih ettiği aranjelerin çoğu da bu arzuyu uyarıcı bir aciliyetle sunuyor. Örneğin albümün en hızlı şarkısı “Dokun Tenime”nin coşkulu kemanları üzerinde Kırdar direkt olarak dinmeyen arzularından bahsederken aynı arzuyu durdurmak için yola çıktığı “Sabret”te oyunbaz gitarlar dans ediyor.

Albümün yıllar içinde keşfedilmeye doymayan hitlerinden “Ah Ayartan Yar” ise pop tarihinin en muhteşem aranjelerinden birine sahip. Özgencil’in dizeleri şeffaf hançerlerin kalbe saplandığı tutkulu bir aşkı anlatırken bu aşkın kahramanları yerine şarkıdaki kanun, saksafon ve bas gitar meşk ediyor resmen. Daha fingirdek bir yerden bol darbukayla ses veren “Yatağına Göz Koydum” ise albümün en eşlik edilesi nakaratlarından birinde nazdan usanmış bir aşığın yakınmasını anlatıyor.

Bu flörtöz şarkıların heyecanı ve diriliğinin karşısına düşen albümün kültleşmiş hüzünlü şarkılarında tuhaf bir teslimiyet ve sakinlik duygusu hakim. Bunlardan albümün isim şarkısı, duyabileceğiniz en kalbi kırık iç dökme seanslarından biriyken neredeyse bir ninni gibi şefkatli melodisinin üstünde tüm ayrılık korkularını acımasızca üstümüze salan “Üstüme Basıp Geçme” Kırdar’ın yazdığı en iyi pop şarkısı kanımca. Bu şarkının dinleyenlerin bir kısmını ağlattığına emin olduğum nakaratını Kırdar’dan daha dokunaklı yorumlayabilecek birini düşünemiyorum.

Mete Özgencil’in albümdeki en sevdiğim sözleri ise ikinci yarıdaki “Hep Aynı Aşk” ve “Yaşıyoruz” ile geliyor. İki şarkı da ilişkilerimizin başlangıç heyecanlarını ve bitiş sancılarını çok iyi bilen Özgencil tarafından olgun bir kabullenişle kaleme alınmış, albümün rock müziğe göz kırptığı nadir anlardan “Yaşıyoruz”un nakaratında Kırdar tarafından coşkuyla söylenmiş. Aynı coşku; Candan Erçetin’in vokali ile desteklenmiş şarkılardan “Hep Aynı Aşk”ın katman katman açılan aranjesi için de geçerli.

Albümün sonunda ise Atıf Yılmaz’ın 1994 tarihli kültleşmiş filmi “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar”ın aynı isimli şarkısı var. Sözleri Yıldırım Türker tarafından yazılıp Kırdar tarafından bestelenen bu şarkı, Türkiye’deki kuir kültürü ve 90’ların lubunya yaşantısını, hikayesindeki trans karakterler ile de anlatan filmin ruhunu harikulade yansıtır ve sırf bu yüzden bile kalbimizde ayrı bir yere sahip.

Henüz dinlemediyseniz, kariyerinin devamında etnik, elektronik ve trip-hop gibi farklı müzik türlerine bulaşacak ve etrafında hep gizemli bir hava taşıyacak olan Gökhan Kırdar’ın daha ikinci albümünde gösterdiği ustalığı ve incelikli zevkini duymak için “Tutunamadım”ı dinleyiniz derim. 90’lar nostaljisi serüveni olmaktan öte başucu albümlerinizden biri olacağına inanıyorum.

2020 yılına vedamı bir önceki yazıda etmiştim aslında ama şimdi bu nefis şarkılardan birinin sözleriyle, hepimizin iyiliği adına sevdiklerimizden çokça ayrı kaldığımız bu zorlayıcı yılı uğurlamak daha anlamlı geldi:

“Öldürmez hiçbir ayrılık

Evet yaşıyoruz

Bilerek binbir emek seviyoruz.”

Mutlu seneler, lütfen kısıtlamalara dikkat edin ve hayatta kalın!

Not: Albümün dijital platformlara yüklenen versiyonundaki şarkı sıralaması 1995 yılındaki orijinal basımın sıralamasına göre daha farklı, bir de kolay bulunması adına sanıyorum “Üstüme Basıp Geçme”nin ismini de kapağa taşımışlar, bilginiz olsun.

https://track.adform.net/C/?bn=47497305 1x1 pixel counter :