MERT BELL YAZDI: AĞUSTOS ELMASLARI

Temmuz ayını müzik açısından çok kural geçiren GZone müzik yazarı Mert Bell, Ağustos'ta onu mutlu eden ve üzen şarkıları yazdı.

Ağustos yalnızca benim doğum günü ayım olması nedeniyle değil yılın en güzel şarkılarının çıkışına ev sahipliği yapması nedeniyle de çok çok önemli, kıymetli bir aydır. Bilhassa Temmuz ayının heyecanlandırmayan şarkıları ile kıyaslayacak olursam bu ay kulaklarım bayram etti diyebilirim.

Mert Bell’in seçtiği şarkılarla GZone Top 50 Spotify’da. Dinlemek ve favorilerinize eklemek için tıklayın.

Popta beni en çok heyecanlandıran Merve’ler ile başlayalım. Sesine eridiğim Merve Çalkan; bizi epey bir bekletti ama Gülay’ın kültleşmiş “Cesaretin Var mı Aşka” yorumu ve bütün ışıltısıyla geri döndü. Ses rengi 90’lar vokallerini hatırlatan Çalkan için son derece isabetli ama şarkının Gülay damgası vurulmuş orijinalinin ardından da çokça cesaret isteyen bir seçim bu. Ancak Çalkan daha bu genç yaşında o kadar kendine has ve iyi bir şarkıcı ki yorumuna daha ilk mısradan teslim oluyorsunuz. Burakbey ile şahane işler çıkaran aranjör Zeynep Oktar’ın orijinalin keman ve gitarını synth ile değiştirerek akıllıca güncellediği düzenlemesi de kusursuz.

Bir önceki teklisi “Dokun Bana” ile yılın en iddialı ve iyi şarkılarından birine imza atan Merve Deniz’in yenisi “Geçti De” ise ondan beklediğim gibi kaliteli bir pop örneği. Bu kez melodik olarak daha geleneksel pop şarkılarına yakın, daha az maceracı bir şarkı var karşımızda; ancak aranjör Can Oflaz şarkının akışına ve Deniz’in yer yer hırpalanıp incelen, yer yer de bıkkınlıkla hiddetlenen vokalinin etrafında şarkıyı harikulade detaylandırmış. Deniz’in müthiş vokaliyle bizi başbaşa bırakan kapanışını ayrıca sevdim. Merve Deniz ve Can Oflaz’ın beraber ve ayrı ayrı yaptıkları her şeye kulağınızı veriniz ey sevgili dinleyici.

Esin İris’in yenisi “Önce Aşk”a da bayıldım. “Dans Edelim mi?”den bu yana yayınladığı şarkılara sürekli elektro-pop etiketi yapıştırıp duruyorum ama İris’in süper pop şarkıları yazma yeteneği ve zevk seviyesi bu şarkıda artık o kadar bariz ortada ki elektronik kelimesini kullanıp kafa bulandırmamaya karar verdim. Şarkı sözü yazarlığındaki ustaca kelime kullanımından oyun hamuru gibi kolayca değişen sesine kadar İris sözlükte pop şarkıcısı tanımının yanında resmini görmemiz gereken kişi aslında. Orhan Akın ve Ozan Bozdağ ile birlikte kotardıkları şarkının saat gibi işleyen aranjesi ve vokal düzenlemesi de birinci sınıf olmuş.

Gökhan Türkmen’in 8 dakikalık şarkısının içine giremedim belki ama Türkmen bir sonraki şarkısı “Deli” ile beni hızla kendi manyetik alanının içine çekmeyi başardı. Öncelikle kendisinden hareketli bir şarkı dinlemeyi çok özlediğimi fark ettim, ardındansa Mert Carim ile yazdıkları insanı hemen yakalayan nakaratın akışına kapıldım. Disko-funk becerilerine her zaman güvendiğim aranjör Genco Arı da yine beni yanıltmadı.

Yanıltmayan bir isim de Mavi. “Karya Kayıtları” projesi altında diskografisinden seçtiği 6 şarkıyı yeniden yorumlayan şarkıcının ikinci durağı yine ilk albümünden “Acaba”. Çalınışı ve söyleyişini değiştirerek şarkının hissini bu denli değiştirmiş olmasına hayran kaldım Mavi’nin. Orijinal kayıtta yanlış bir aşkın hikayesini hafiften dalga geçer gibi anlatırken bu defa aranjör ve gitarlar çalan Berkant Çelen’in yardımıyla eski bir anı gibi, hatta kendine ait olmayan bir anıymış gibi dingin yorumluyor şarkıyı. Ben her halükarda mest oluyorum, özeti bu.

Ayşe Özyılmazel’i hüzünlü ama başı dik şekilde geri döndüren Sezen Aksu ortaklığı “Geri Dönülmüyor”dan da bahsetmem gerek. Özyılmazel’in özel hayatının zamanında magazine çok fazla malzeme olması ama aslında bu tip olaylarda neler yaşandığını ve neler hissedildiğini asla bilmiyor oluşumuz gerçeğini düşünerek dinledim bu şarkıyı ve doğrudan otobiyografik olmasa bile öyleymiş gibi hissettim. Kimseye bir şey ispatlama derdi yokmuşçasına yazılmış sözler ve aranjör Okay Barış’ın gitarları ve kemanları kalp kıra kıra kullandığı aranjesi ile zarif bir iş ortaya çıkmış.

Daha önce yörüngesine bir türlü giremediğim Melis Güven’in son şarkısı “Karşında” ise sonunda şarkıcıyla buluşmamı sağladı. Güven’in geçmişteki, havalı ortamlar için yaptığı havalı pop/house şarkılar düzgündü, kaliteliydi ama bir patlama noktası eksikti belki bilemiyorum –belki olması da gerekmiyordu. Velhasıl o sulardan çok uzakta ve buzzz gibi sularda gezindiği yeni şarkısı “Karşında”da hem Güven’in vokal performansına hem de Eren Erdol’un şarkının elektronik ritmi üstünde sallandırdığı piyano kullanımına bayıldım, tekrar dinle tuşunu katlettim.

Prodüktör Aytaç Kart’ın, sesini ilk kez duyduğum ve vokaline hayran kaldığım Umur Doma ile birlikte yaptığı “Zamansız” isimli dans-pop şarkısına da kulak veriniz. Şarkıda imzası bulunan Ozan Bayraşa’nın etkisi de oldukça hissediliyor burada.

Demet Akalın ve Murat Boz’un şarkıları “Nostalji” ve “Gece”yi ise sevmedim. “Gece” aranjörü Gürsel Çelik’in tüm çabalarına rağmen basit bir şarkı olmuş. “Nostalji”yi Onurr’dan alan Akalın’a ise yapabileceğinizin en iyisi bu muydu diye sormak istiyorum. Her nasılsa dinledikçe daha bayağılaşan bir şarkıya imza atmayı başarmışlar. İkisi yerine Hande Ünsal’ın içini dökerken dansa kaldırdığı ve hızlıca bir kulak solucanına dönüşen yazlık şarkısı “Yorgun Savaşçı”yı dinlemenizi öneririm.

Temmuz’un sonlarında çıksa da tüm Ağustos’a etkisini bırakan (ve tüm yıla bırakacak olan) Duygu Soylu’nun ilk albümü “Kara Elmas”ı yazmak isterim heyecanla. Soylu’yu Kenan Doğulu’nun vokalisti olarak sahnede bir kez dinlemiş ve duyduğuma çok memnun olmuştum. Zaten bu albümde de düzenlemelerin hepsinde ve şarkıların çoğunda Doğulu’nun ismi var. “Kara Elmas”ta Soylu’nun arkasında çok sağlam bir orkestra var öncelikle. Şarkılar tür olarak birbirine denk olmasa da (ki böyle harika bir vokalden hep aynı tarzda şarkılar duymak ne sıkıcı olurdu) hepsinde aynı aranjörün parmağı olduğu için albüm oldukça bütünlüklü hissediliyor. Soylu’nun yorumcu kimliğinden yola çıkarak caz ve funk esintileri taşıyan modern bir pop albümü yaratmış bu müthiş ekip. Duygu Soylu- Nedim Ruacan imzalı iki şarkı, açılışı yapan “Oldu Olacak” ve finaldeki “Kara Kaşık”, şarkıcının nasıl bir müzik yapmak istediği hakkında çok daha net fikir veriyor zaten. Doğulu da kendi şarkılarını yeniden yorumladığı “İhtimaller” albümünden hatırlarsınız ki bu füzyona uzak biri değil. O da kendi yazdığı seksi “Şımart Beni” ve Sadettin Dayıoğlu’nun sözlerini yazdığı süper eğlenceli “O İş Bende” ile Soylu’nun üstüne cuk oturacak şarkılar yapmış. Ancak albüm bilhassa ikinci yarısında geleneksel pop dinleyicisinin daha kolay hissedeceği şarkılarla tam olarak kendini buluyor. Fikri Karayel – Doğulu ortaklığı olan buruk “İncilerin Dökülür”, albümün en büyük hiti “Can Kenarı” ve 90’lar popunu Soylu’nun tarzıyla buluşturan “Dediydin” (ikisi de Doğulu’nun şarkıları) albümü hak ettiği geniş kitlelere ulaştıracak şarkılar olacaktır diye düşünüyorum. Vokal performansı açısından son derece kontrollü ve sağlam bir iş çıkaran Soylu’yu da alkışlamak gerek. Kendisi aslında, Evrencan Gündüz bestesi “Senlensem Ya”da (ismine bakmayın, oldukça güzel bir şarkı bu) duyabileceğiniz gibi ‘Işın Karaca’nın en iyi dönemi’ seviyesinde gürleyip çağlayabilen ama bunu yalnızca ‘olabilecek’ şarkının ‘isteyen’ bölümünde yapacak kadar da akıllı bir yorumcu. Bravo Duygu Soylu ve şahane takımı, süpersiniz!

İki yazımdan birine girmeyi mutlaka beceren Oğuzhan Koç’un yeni şarkısı “Heyecandan” da son anda yetişti. Beraber güzel bir uyum yakalamış olan Çağrı Telkıvıran – Koç ikilisi ile yine temiz, tropikal bir sound yakalamış. Şarkının köprü ve final bölümünü bilhassa çok sevdim.

Ağustos daha da güzelleşemez derken son anda yetişen bir diğer şarkı da ailemizin favori pop ikilisi KÖFN’den gelen “EL” oldu. Salman Tin ve Bilge Kağan Etil’in kulağa eforsuzca ahenkli gelen, modern tarzlarına bayılıyorum biliyorsunuz. Yeni şarkıları “EL” ile bu kez baya baya dans ettirmeyi hedeflemiş ve başarmışlar (ve tanrı biliyor, bu yaz buna çok fazla ihtiyacımız vardı!).

*YABANCI POP GÜNCELLEME: Victoria Monét’nin son projesi “JAGUAR”! Atlamadan dinlenecek, balla kaplı müthiş bir sevişme albümü. Üstelik çoğumuzun yaptığı seks kadar (25 dakika) sürüyor.