MERT BELL YAZDI: BAHARI BANA GETİR

GZone Müzik yazarı Mert Bell, gelemeyen ilkbaharı seçtiği şarkılarla çağırıyor. İşte bu yazı:

Mert Bell’in hazırladığı GZone Top 50 listesini buradan dinleyebilirsiniz.

Baharın kendini yağmurlarla göstermeye başladığı bu günlerde gönül yaylarımız henüz istediğimiz kadar gevşeyemedi ama şarkılar sağ olsun uyuşuk hislerimizden yavaştan kurtulmaya başladık.

Önceki şarkılarında tempoyu yükseltmemesinden şikayetçi olduğum Merve Çalkan ile başlayalım. Kendisi, şarkı yazarı ve yapımcısı Mabel Matiz’in desteğiyle bu arzumu yerine getirmekle kalmadı, üstüne beni zevk sarhoşu etti. “Aşkı Bana Getir” Matiz’in pek romantik bir çok dizesine (“Аçtım bаhаrı al, ruhumdа eri”) ve tatlı tatlı değişip insanı hipnotize halde dans ettiren bir besteye sahip. Aranjör Volkan Karaman’ın kalabalık ama özenli aranjesi dans pistine hazır, Çalkan’ın biricik güzellikteki sesi ise bu güzel cümbüşün içinde parıldıyor. Zamansız bir dans şarkısı nasıl olur deneyimlemek isterseniz dinlemenizi öneririm.

Mabel Matiz’in kendisi de “Gözlerine” ve “Toy” ile uzaklaştığı pop arenasına “Kahrettim” ile dönüş yapmış gibi görünüyor. Önceki işleriyle bağ kuramamış ve gönül teli titrememiş (kabul edelim, Mabel Matiz’in özü gönül teli titremesidir) biri olarak yeni şarkı “Kahrettim” beni pek mesut etti elbette. Matiz şarkıda hiddetle kahrederken Flytones ve Da Poet tarafından yapılan düzenleme gayet sağlam ve şarkının odağını dağıtmadan yeteri kadar enteresanlık içeriyor. Ama Sabi Saltiel ile yakaladıkları apayrı uyumu bu şarkıda duyamadım.

Aranjör/müzisyenler Zeynep Oktar ve Şener Engin’le yakaladığı uyumda bir üst boyuta geçen ve bugüne kadarki en iyi şarkısı “pürhayal”i yayınlayan Burakbey’i ise alkışlamak lazım. Burakbey yazdığı şarkılar ve onları taşıyış şekli ile bir tür ‘rüyalar perisi’ne dönüşüyor kulaklarımda ve vaat ettiği rüyaların çokça heyecan verici olduğuna da eminim artık. “pürhayal” klasikleşecek kalitede nakaratı ve kalp kıran dürüstlükteki (“Benim için hiç yer var mıdır kalbinin kenarında?”) köprü bölümüyle sizi yakalamıyorsa ben bu işi bilmiyorum demektir sevgili okuyucu.

Amerikan ve İngiliz pop’una benzeyen şarkılar bu yazılarda en azından geçer not alırlar. Bu bakımdan beni heyecanlandırmayı başaran iki şarkı çıktı yakın zamanda. Nova Norda’nın Korhan Futacı ile yaptığı “Cehennem” daha ilk dinlemede yükseldiğim bir şarkı oldu. İyi elektro-pop şarkılar yapması Nova Norda’dan beklediğimiz bir şey zaten. Bu yeni şarkısının öfke dozu ve Korhan Futacı’nın saksafonu ile biten outro’su da gayet hoş ancak şarkı bir bütün olarak yüksek dozda Taylor Swift’in “…Ready For It?”ini anımsatıyor. Hatta o şarkı üstünden çalışılmış hissi verdi maalesef. Ekin Beril’in iddialı yenisi “Körkütük” ise Billie Eilish’in izinden gider gibi başlıyor ama aranjör Playjoy’un marifetleri ile Eilish’in asla cesaret edemeyeceği bir dans şarkısına dönüşüyor. Dikkat çekmek istediğim bir başka husus da Beril’in şarkı sözü yazarlığının özellikle son 2 şarkısında çok doğru bir rotaya sapmış olduğu. Burada da ister birçok heceyi hızlıca aynı notaya sığdırsın ister kelimeleri süründürsün; müthiş bir aciliyetle kulağımızı aşkla atan kalbine uzatmamızı buyuruyor.

Bu ayın iki yeni keşfinden de bahsetmek isterim. Bunlardan ilki Melis Yelman ve şarkısı “Sanma”. Bu, Yelman’ın yayınladığı üçüncü tekli ve diğer şarkılarından da anladığım kadarıyla minimal ve alternatif bir r&b sunuyor şarkılarında. Söz ve müziğini kendi yaptığı şarkısında tatlı sesini, kulağı hemencecik yakalayan ölçülü vokal oyunlarıyla sunuyor şarkıcı. Şova ihtiyaç duymayan sakin sözleri ise Görkem Arslan’ın tropikal bir ‘quietstorm’ deneyimi yaşatan aranjesi ısıtıyor.

Diğer keşfim ise; tesadüfi şekilde bir başka Melis olan Melis Fis. “İşin Düşünce” isimli şarkı da yine tesadüfen Fis’in üçüncü solo teklisi. Kendisi ile ilgili minik bir araştırma yaptığımda instagramda yarım milyona yakın takipçisi olduğunu gördüm; bir fenomen keşfetmiş oldum sanırım. Buna neyin sebep olduğunu kaçırdığım bariz ama dinlediğim şarkıya bakarak; genç yaşına (20) oldukça uygun tarzda bir şarkıyı süper bir karizmayla söyleyen bir yorumcuyla karşı karşıya olduğumu söyleyebilirim. Fis, bu şarkının yazımında Umur Doma ve Ömer Akkaya ile birlikte çalışmış ve aranjör Ozan Bayraşa da her zamanki gibi bir kaliteli pop şarkısının altına daha imza atmış.

Bu ayın sıcak konusu Dünya Kadınlar Günü ekseninde kadın hakları; daha doğrusu ülkemizde bu hakların var olamayışı idi biliyorsunuz. Yakın zamanda İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini açıklayarak şirazesinin ne denli kaydığını gösteren devletimizin karşısında ise sessiz kalmak mümkün değil malum. Ezgi Yelen’in yeni şarkısı “Gücümü Sınama” işte tam da bu mevcut durumu kuvvetli bir çığlıkla bölüyor. Kısa ama nokta atışı yapan sözleri ile tüm kadınların ve sindirilen azınlıkların kendini bulacağı bir şarkı yapmış Yelen. Her şarkının yalnızca ‘cool’ olmanın peşinde koştuğu şu günlerde iyi gelecektir.  

Evdeki Saat’in “Hiç Uyanmasam”ı kesinlikle bugüne kadar duyduğum en piyasa şarkıları,  melodik olarak zengin, bu defa arabeske göz kırpan ama tam da bu yüzden çok iyi bir vokal performansı sunmayan, hatta sanki söylenememiş hissi veren bir iş. Dinlerken evvela vokalist Eren Alıcı’nın içine Cihan Mürtezaoğlu kaçmış zannettim ama sonradan bu füzyon da beni rahatsız etti. Ben Evdeki Saat’imi daha hafif tonlarda seviyorum galiba.

Çokça konuşulan ilk İngilizce şarkısı “Retrograde” ve Aleyna Tilki’den de bahsetmeden geçmek olmaz. Tilki’nin bu zamana kadarki duyduğumuz tüm performanslarına inat kontrollü yorumu da; İngilizcesi de benim beklentilerimin üstünde açıkçası. Ancak; şarkının bir patlama noktasının olmaması ya da aranjede Tilki’nin rahatlıkla sırtlayabileceği bir ‘dance break’e izin verilmemiş olması bana tuhaf geldi. Sağlam remixler ve belki bir remix videosuyla daha dikkat çekecektir diye düşünüyorum “Retrograde” ya da arayı uzatmadan bir yenisini patlatıverir Ms.Tilki.

Kapanışta ise Zeynep Bastık’ın Dünya Kadınlar Günü’ne şampuan döküp köpürttüğü şarkısı “Kendi Yolumuzda”nın nakaratını hiç de fena bulmadığımı ve artık “ZEYNODISCO” isimli ilk albümü için sabırsızlandığımı; fena batan son albümünden sonra alelade, herhangi birinin söylebileceği bir şarkıyı (“Savaş ve Aşk”) söylemeyi tercih eden Deniz Seki’ye olan ilgimi kaybettiğimi; tam da Nükhet Duru’nun söyleyebileceği bir şarkı olan “Kapıldım Gitti” ile ‘Nünü’nün içimi kıpırdatmayı başardığını ve Berkay ile Hande Ünsal’ın geçmişte tutan şarkılarının soluk birer kopyası gibi duran son şarkılarına (“Yeter Ki Sen İste” ve “Çok Sevmekten”) ısınamadığımı belirterek yazıyı noktalıyorum.

Mert Bell’in hazırladığı GZone Top 50 listesini buradan dinleyebilirsiniz.

https://track.adform.net/C/?bn=47497305 1x1 pixel counter :