MERT BELL YAZDI: BEREKETLİ NİSAN

GZone Müzik yazarı Mert Bell, Pandemi'nin dalga dalga yayoldığı Nisan ayında müzik dünyasındaki bereketi kaleme aldı.

Mert Bell’in hazırladığı GZone Top 50 listesini buradan dinleyebilirsiniz.

Pandeminin müzik piyasasına en ağır yükü konserlerin iptaliyle şarkıcıları hayranlarından uzak tutması oldu elbette ama bu açığı kapatmak adına yayınlanan yeni şarkıların hızı kesilmiyor nazar değmesin. Yasaklarda kendini öğrenciliğe veren Simge’yi her daim hak ettiği ilginin merkezine geri döndüren “Sevmek Yüzünden” ile başlayalım. Şarkı Sezen Aksu’nun tahrip gücü yüksek sözlerinden gücünü alıyor almasına ama Ersay Üner, Ozan Bayraşa ve Simge’nin birlikte yazdığı melodiler Simge’nin sesini uçuruyor resmen. Sesini çok daha iyi anladığını düşünüyorum artık bir yorumcu olarak Simge’nin, sırf bu yüzden bile şarkılarında onun imzasını görme konusunda çok iştahlandırdı “Sevmek Yüzünden”. Yüksek kalite işlerine alışkın olduğumuz aranjör Genco Arı da şarkıya hak ettiği 90’lar ruhunu özenle işlemiş. Bana tatlı tatlı Sertab Erener’in “Sevdam Ağlıyor”unu ve o dönemi hatırlattı bu süper ekip.

Mert Demir’in EP’ler halinde yayınladığı ikinci albümü “KİMİM LAN BEN?”in tamamına da kavuştuk. 21 şarkıya tamamlanan albümün yeni eklenen şarkıları arasında iki büyük bomba var dinlemeniz gereken. Demir’in r&b/hip-hop ile daha çok fingirdediği şarkılar “SENDEN KORKTUĞUM KADAR” ve Asil ile beraber söylediği “KEZZAP”. Genel olarak bakarsam; bir parça dağınık olmakla birlikte bu yılın en sağlam albümlerinden birine imza attığını söyleyebilirim Demir’in. Bu kimlik arayış sürecini böylesine özürsüz ve korkusuz yaşadığı ve paylaştığı için de kendisini tebrik ediyorum.

Hakan Kalgıdım’ın onu tanıdığım ilk günden beri bugünü bekleyen şarkısı “Dökünce Gül Dikenlerini” ise nihayet hepimizin kulaklarında. Bu defa; “Derin Hatıra”nın keskin müzikal tarzından uzak, hüzünlü gitarlarıyla daha kırılgan bir şarkı ve şarkıcı var karşımızda. Kalgıdım’ın popun en büyük isimlerinden etkilenen ve onları çok iyi etüt etmiş bir şarkı sözü yazarlığı var. “Dökünce Gül Dikenlerini”nde de yine yeteri kadar oyunlu (“ayrılık ölüm bildiğimden olmadım ben hiç gidenlerden”) ama her daim romantik sözlerini aranjör Tunç Çakır’ın finale kadar düşürmediği temposuyla tüm dargın sevenlere yoldaş olsun diye söylüyor cancağızım.

Seda Erciyes’in baştan çıkarıcı düşük tempolusu “Eylül Ekim Kasım”ı da sevdim. Erciyes’in zaten seksi olan müziğine bu ateşli sözleri oldukça yakıştırdım ve nihayet kendisinin canlı performanslarında şahit olduğumuz ağız sulandıran vokal performansına da bir kayıtta doymuş olduk. Erciyes; hem solo işleri hem de yaptığı işbirlikleriyle 2020’lerin en heyecan verici isimlerinden biri olacak, demişti dersiniz.

emir taha’nın geçen yılki “Hoppa”sının ikinci bölümünden de bahsetmek lazım. Daha önce çıkan “Baka Baka” ve “Kendi Yoluna”nın yanına onlar kadar iyi ve kıvrak “Katakulli”nin de eklenmesiyle Türkçe isimli şarkılarında hedefi gözünden vurmuş taha. Tamamı İngilizce şarkılar beni onlar kadar cezbetmedi ama “Hoppa” EPleri boyunca neredeyse kendini tekrar seviyesinde hissettiren müzikal füzyonundan bir kopuş olarak görebileceğimiz “Autopilot”a bir kulak verin derim.

Edis’in Emrah Karakuyu imzalı yeni şarkısı “Martılar” ve çiçekler açtıran pozitifliği dinledikçe daha çok keyif verdi bana. Abuk ama cezbedici “Nirvana”nın iddiasını taşımamasına rağmen Edis’i çok daha geniş kitlelere taşıyacak ve sevdirecek bir şarkı bu. Harika çekilmiş videosuyla birlikte baharı, hatta yazı erkenden getirmiş oldu ve kariyerinin albümsüz geçen bu süreci için doğru bir adım attı Edis.

Tuğba Yurt’un “Benim O”su da şarkıcı açısından enteresan ve hoş bir seçim. Ersay Üner tarafından yazılıp aranje edilen şarkı Yurt’un gürül gürül çağladığı şarkılarının yanında oldukça sakin kalıyor. Hatta şöyle diyeyim; şarkıyı Yurt’un söylediğini bilmezseniz onun söylediğini anlamayabilirsiniz ilk dinlemede. Bu anlamda; şarkıcıyı anonimleştiren ama bir yandan hafif arabik esintili melodisiyle insanın kafasına bir kurtçuk gibi girip gezinen bir şarkı “Benim O”.

Düşük tempolu şarkılarını çok daha sevdiğim Tuğba Özerk ise kendi yazdığı “Koltuklar Kitaplar” ile döndü bir yıllık bir aranın ardından. Erhan Bayrak’ın şarkıyı yormayan aranjesiyle 2000’ler sounduna sahip klasik pop şarkılarını sevenleri çok memnun edecek bir iş çıkarmışlar. Özerk, her zamanki gibi çok hissederek söylüyor şarkıyı ve insan dinlerken yağmur yağsın ve kaşmir bir kazakla kocaman kanepelerde dramalar yaşasın istiyor.

2016 yılında Gülşen destekli iddialı çıkışının ardından yayınladığı İngilizce ve Türkçe şarkılarla daha lowkey bir çizgide ilerleyen Abdullah İnal’ın yeni ve pek içli şarkısı “1 Bilsen” tuhaf bir şekilde kendisini yine Gülşen ile aynı sularda buluşturuyor. Şarkının ekibinde olmamasına rağmen bu şarkıyı onun sesinden de rahatlıkla duyabiliyorum mesela. İnal’ın şarkılarında müzikal bir tutarlılık yok, belli ki canının yapmak istediği müziği yapıyor; burada da modern r&b ve arabesk arasında gidip gelen bir işe imza atmışlar, mutlaka ilgi çekeceğini düşünüyorum.

Zeynep Bastık da çokça konuşulacak ilk albümü “ZEYNODISCO”nun çıkış şarkısı “Bana Sorma”yı saldı; Bastık’ın albümünü çıktığında komple değerlendirmek istiyorum aslında ama iki kelam edeyim. Şarkının çok iyi ve çok kötü olan tarafları var: çok iyisi; aranjör Serhat Şensesli’nin çok katmanlı ve dinlemesi/dans etmesi çok keyifli aranjesi; kötüsü ise yine Şensesli ve Bastık tarafından kaleme alınan sözleri. Dans şarkılarında basit sözler arıyor/istiyor olabiliriz ama bu ilkokul seviyesine ineceğimiz anlamına gelmiyor. “Bana Sorma”dan daha da kısa bir sürede nasıl iyi şarkı sözü yazılır duymak isterseniz sizi Sedef Sebüktekin’in sade ve olağanüstü güzellikteki “Çıplak”ına davet ediyorum.

Kraliçem Ebru Yaşar’ın ise yine rüya gibi bir aranjör kadrosu ile güldürmeli; ağlatmalı ama asla baymayan bir albüm yaptığını (“Gel De Sevme”) ve en az 3-4 hit çıkaracağını söyleyebilirim. Benzer bir yoldan giden Ziynet Sali’nin yeni albümü “Yaşam Çiçeği”nin ise hedefi tutturamadığını ve albümü dinlerken çoğunlukla esnediğimi; Oğuzhan Koç’un reggae-pop yenisi “Bence De Zor”u eğlenceli bulduğumu ama Koç’un buna benzer 5 şarkısı daha olduğuna yemin edebileceğimi ve her ikisinin tarzından da ayrı ayrı sıkılmama rağmen Deeperise ve Jabbar’ı bir kez daha buluşturan “Unuttum Derdimi”yi sevdiğimi; hatta şarkının tutmasını istediğimi belirterek yazıyı noktalıyorum.

Mert Bell’in hazırladığı GZone Top 50 listesini buradan dinleyebilirsiniz.

https://track.adform.net/C/?bn=47497305 1x1 pixel counter :