MERT BELL YAZDI: GELDİ BAHAR AYLARI…

GZone müzik yazarı Mert Bell, 2020'nin Mart ayının ilk günlerinde çıkan albümleri sizler için değerlendirdi. İşte bu keyifli yazı:

2019’un kuraklığından mıydı bilmiyorum ama bu yıl çok daha fazla şarkı ardı ardına görücüye çıkıyor. Ve geçen yıla kıyasla çok daha nitelikli işlerle karşı karşıyayız sanki. Çok sevdiklerimle başlamak istiyorum.

Yasemin Mori’nin yenisi “Rampa Stampa” yalnızca Mori’nin başarıyla altından kalkabileceği tarzda, yüzde yüz onun enerjisini yansıtan bir şarkı. Serhat Şensesli ile birlikte yarattıkları “Rampa Stampa” Mori’nin “Estrella”nın güneşli ve hafif havasından sonra daha agresif bir sounda yönelişinin de habercisi. Endüstriyel bir tempo üstünde yakıp yakan sözlerini tükürür gibi söylüyor Mori ve ben her dinlediğimde titreyip kendime geliyorum.

Nova Norda’nın şarkılarında kulağıma takılan en az bir detay mutlaka bulunur. Kendi dinlediği müziğin türkçe sözlü versiyonunu çok doğru icra ettiğini düşündüğüm Nova Norda pop müzik açısından önemli bir üretici. Yeni şarkısı “Kim Üzdü Seni” Norda’nın alıştığımız, göz kırpan sözlerini içeren bir elektro-vals ama aranje açısından bir çok iyi fikri aynı anda kullanması açısından bana biraz kalabalık geldi. (İyi şarkı ya bence ben kusur arıyorum.)

Güliz Ayla’nin yenisi “Sarmaşık” da çok kaliteli bir pop ürünü olmuş. Ayla’nın aranjör Ufuk Kevser ile birlikte evrilen müzikal tarzını çok beğeniyorum ve ona çok yakıştırıyorum. Şarkının nakarata doğru giden son derece dramatik dizelerini de onlara tezat kolaylıktaki akılda kalıcı nakaratını da çok sevdim. Murat Joker’in yönettiği siyah-beyaz videosu da çok şık olmuş. Bu sefer kusur aramadım ve bulamadım da.

Kusur arayamadığım biri olan Sezen Aksu, ikinci “Demo” albümünün şarkılarını tane tane sunmaya başladı. İlk şarkı “Yetinmeyi Bilir misin?” ben hariç herkeslerce çok ilgi gördü ama ben yakın zamanda ilk kez duyduğumuz yeni şarkı “Ben De Yoluma Giderim”e vuruldum. Aksu’nun yazdığı sözlerin netliği her zaman bu seviyede delici olmuyor. Erman Arda’nın yaptığı sakin düzenlemeye demo demek zor, dört başı mamur bir bitmiş şarkı bu ama ona kafayı takacak durumda değilim, ağlamakla meşgulüm şu an.

Fikri Karayel’in “Öl De Öleyim”ine ise birkaç dinlemede ısındım. Karayel ondan beklediğim gibi modern bir pop şarkısı yapmış yine ama şarkılarında genellikle melodik olarak çok fazla yükselip alçalma olmuyor ve bu durum ilk kez bu şarkıda çok dikkatimi çekti –şarkının oldukça düşük temposundan kaynaklanıyor olabilir elbette. Tolga Erzurumlu’nun ‘moody’ düzenlemesinde de sorun yok ama şarkı havaların ısınmaya başladığı şu günlerde dinleyicileri sıkabilir.

Yine de Aleyna Tilki’nin yeni şarkısı “Yalan” kadar beni sıkamaz herhalde. Tilki’nin ne yapmaya çalıştığını anlıyorum, Ozan Çolakoğlu’nun üstün yardımlarıyla kendi izini bırakmaya çalışıyor ama bu şekilde pop müzikte izini bırakamaz. Popstar ya da rockstar da olunamaz böyle şarkılarla. Elbette canının istediği müziği yapmakta özgür biricik starletimiz ama her tür profesyonel dokunuşa rağmen benden gitmeyen ucuzluk hissi arzu ettiği midir, onu bilemiyorum.

Demet Akalın’ın son albümündeki en sönük şarkılardan biri (“Âlâ”) için bir araya gelmeye karar veren Akalın, Işın Karaca, Deniz Seki ve şarkının yaratıcısı Cansu Kurtçu bu ortaklıkla ne hedeflediler sormak isterim ama şarkının bu haliyle de dört ismin kariyerlerine olumlu bir katkı sağlamayacağı aşikar.

İlle bir ortaklık dinlemek isterseniz Murat Güneş’in şarkısı “Yağdır”da buluşan Aynur Aydın ve Damla Yıldız’a kulak verin. Ozan Bayraşa’nın imzası haline gelen synth ve efekt kullanımını iki şarkıcının vokal harmonizasyonu ile efektif şekilde buluşturan bu şarkı sanıyorum sevilecek ve çokça çalınacak. Yalnız, şarkı (Bayraşa dokunuşu nedeniyle) Simge’nin “Prens & Prenses”ini çağrıştırıyor yer yer, bunu da not düşmek isterim sevgili ve sayın kıymetli dinleyiciler.

3 senedir albümü çıksa da dinlesem diye heveslendiğim Ekin Beril ilk albümü “Dualite” ile beni yanıltmadı, şükürler olsun. Beril’in yaptığı son derece kendine özgü coverları belki Youtube’dan biliyorsunuzdur. Bu albüm öncesinde yayınladığı yine coverlardan (“Melek”) ve kendi şarkılarından (“Zaman”) oluşan EP’leri de vardı. Ama her ikisi de elimizdeki bu nihai ürüne gelen ara basamaklarmış belli ki. Beril, tamamını kendi yazdığı “Dualite”de varoluş sorgulamalarından iç hesaplaşmalara (albümün en iyilerinden “Sakin”, temponun hızlandığı nadir anlardan “Ha Ha”) oradan romantik ilişkilenmelerin iki zıt ucuna kadar (minnoş bir aşk itirafı olan “Ercüment” ve bebeğine resti çektiği ”Biraz Sussana”) bir çok konudan bahsediyor. Albümü dinlerken sözler ne kadar açık ve direktse o kadar güçlü buldum; bu anlamda “Dualite” ve “Petrichor” gibi şarkıların içine girmekte zorlandım ama o noktalarda da prodüktör Playjoy ve Ekin Beril’in özenli ve kusursuz prodüksiyon tercihleri imdadıma yetişti. Türkiye’den referans vermesi zor bir müzikal evren yaratmış ikili (Lorde belki yakın bir isim olabilir) ama Ekin’in müziğine daha önceden aşinaysanız kulağınızın yadırgamayacağını garanti edebilirim. Synth kullanımı arttıkça daha ilgi çekici bulduğum bu albümde; çıkış için seçilen ve hevesli bir kaçış fantazisi sunan ‘club banger’ “Uzayın Dibi” ile tam tersi meditatif bir etki yaratan “Deli Bir Rüya”ya bayıldım. Beril’in (belli ki) çok sevdiği uzay-zaman temalarını harikulade şekilde romantikleştirdiği “Bükülür Galaksiler”e de öyle. Geri dönüştürülmüşlük hissiyle hep aynı şeyi dinliyormuşuz hissi veren pop camiamıza taze bir nefes olarak geldi Ekin Beril ve “Dualite”. 

*YABANCI POP GÜNCELLEME: Lady Gaga’nin yeni albümü “Chromatica”nın çıkış şarkısı “Stupid Love” geldi bile. ‘Ona benziyor, buna benziyor’ falan dedik ama “eski Gaga”yı döndüren bu zımba gibi dans şarkısı hepimize iyi geldi. Ariana Grande ve Blackpink ortaklıkları da içereceği söylenen yeni albüm için hevesliyiz bakalım.

Dans etmek isteyenlere diğer önerilerim; Pussycat Dolls’u uzun bir zamandan sonra bir araya getiren (hatta turneye çıkmaya karar verecek kadar gazlayan) yeni şarkıları “React, Jessie Ware’in disko ve dans müziğine dönüşünü müjdeleyen yeni albüm habercisi “Spotlight” ve en sevdiğim house prodüktörü kardeşler Disclosure’un bombastik 5 şarkısından oluşan yeni EP’si “Ecstasy”.

‘Ben ağlayım da bi rahatlayım’ diyenler için tek adres ise 5 yılın ardından muhteşem sesiyle aramıza dönen güzelim Lianne La Havas ve şarkısı “Bittersweet”.

3 tane de albüm önereyim madem buradasınız: 80’ler ve 90’lar dans popunu seviyorsanız Sam Sparro’nun süper eğlenceli albümü “Boombox Eternal”ı es geçmeyiniz derim (favoriler: Outside The Blue, Everything, Bow, The PPL). 

Gotik görünse de hiç de gotik olmayan bir albüm (“Cape God”) yapan Allie X’e de kulak vermelisiniz. 5 yıldır şarkı yayınlamasına rağmen benim ismine yeni aşina olduğum Allie X’in yeni şarkıları anladığım kadarıyla sound olarak eski işleri kadar sivri değiller ama rahatlıkla söyleyebilirim ki pop’un büyük isimlerinin hepsi albümdeki 12 şarkıdan en az birini buradaki haliyle söylemeyi ister. Kaliteli bir indie-pop değil, sağlam bir pop albümü resmen (favoriler: Sarah Come Home, Rings a Bell, Super Duper Party People, Susie Save Your Love, Life of the Party).

Geçen yıl keşfedemediğim ama şu sıralar bininci kez 70’ler disko patlamasına neden olan “Say So” sayesinde ağıma takılan Doja Cat albümü “Hot Pink” ise son yılların en tutmuş hip-hop/r&b trendleri üzerine kurulmuş ve çokça hit şarkı çıkarması için kurgulanmış bir albüm. Doja’nın diğer repçilerden en önemli farkı ise aynı zamanda çok iyi bir şarkıcı da olması. Bu alanda bu şekilde yetenekli biri en son Lauryn Hill idi sanıyorum. Yine Doja’yı yazdığı sözler doğrultusunda Hill’den çok Nicki Minaj, SZA ve Gwen Stefani gibi isimlere yakın buldum ben (favoriler: Cyber Sex, Rules, Say So, Like That, Juicy).

Mert Bell’in hazırladığı GZone Hot 50 listesini dinlemek ve takip etmek için tıklayın.