MERT BELL YAZDI: GÜLDÜRMEYEN VE ÖLDÜRMEYEN TEMMUZ ŞARKILARI

GZone müzik yazarı Mert Bell, bu yazısında öldürmeyen ama güldürmeyen şarkıların çıktığı Temmuz ayından bahsediyor.

Yazının mesajını baştan vereyim; Temmuz ayında yayınlanan şarkılar beni çok uçurmadı arkadaşlar. Bu memnuniyetsizliğin sirayet ettiği yazıyı okumak istiyorsanız parmaklarınızı aşağıya alalım.

Gökhan Türkmen’in 8 dakikalık “Yüzüme Vurma”sına bağlanamadım. Yalın’ın anlamsızca ergen tınlayan yenisi “Oyunbaz”ı ona yakıştıramadım. Hande Yener’in tropik olmaya çalışıp hiçbir şey olamayan “Bela”sı ise Yener’in ufuktaki albümünü ne akla hürmet ‘Apayrı 2.0’ zannettiğini sorgulattı bana. Ece Seçkin’in ‘cringe’ ötesi, felaket kötü “Acayip İyi”sinden daha beteri ise Kenan Doğulu’nun desteklediği müzisyen Cem Pilevneli’nin “Petek Pansiyon” isimli EP’si oldu. Hayatımda duyduğum en yılış yılış erilliğe sahip şarkı sözlerini kaleme alan Pilevneli acilen şarkı yazmaktan men edilmeli diye düşünüyorum.

Ellie Goulding’in yeni albümü “Brightest Blue” bayık ötesi çıktı. Bu kadın “Lights” ve “Halcyon Days” ile tozu dumana katalı 10 sene bile olmadı halbuki. Goulding’in kendine has, alternatif tarzı zamanla biraz kaybolmuştu kabul ama birbiri ardına sıkıcı balladlar sıralaması da ne iştir yahu? Kylie Minogue da Kasım’da çıkaracağını söylediği yeni albümü “Disco”nun ilk şarkısı “Say Something”i bırakıverdi kulağımıza, derdimize derman olur dedik ama şarkı Seal’ın “Crazy”sini fena anımsatmakla birlikte bir türlü kaynama noktasına gelemiyor. Disko temalı albümler konusunda çok iddialı ve şanslı bir yıl geçiriyoruz; dilerim Kylie bir zamanlar hakimi olduğu bu arenada kendini rezil etmez.

Fena olmayan şarkılar da vardı elbette; Zeynep Bastık’ın “Bir Daha”sı gibi. Oğuzhan Koç şarkıları Bastık’a yakışıyor, bunu anladık zaten ama “Bir Daha”nın yıldızı, ismini yakın zamanda Yasemin Mori ile yaptığı şarkılardan hatırlayacağımız Serhat Şensesli. Nefis bir funky düzenleme ile Bastık’ın yorumunu uçurmuş resmen aranjör.

Bir önceki işleri harikulade “Uzunlar” ile ben ve herkesin dikkatini çeken Evdeki Saat’in “Kötü Zamanlar”ı da yine radyo dostu bir iş olmuş. “Uzunlar” gibi hemen tekrar çalma isteği uyandırmıyor belki ama sözlerin içine girdiğinizde bilhassa nakarat kafanızın içinde dönmeye başlıyor. Evdeki Saat’in pop müzikteki ‘nostaljik’ duruşa getirdiği yorum bana farklı geliyor ve en önemlisi, kasıntı bulmuyorum. Şarkılarını sevmemin sebebi bu sanıyorum.

Mert Bell’in GZone için seçtiği şarkılar Spotify’da GZONE HOT 50 listesinde.

Sedef Sebüktekin’in ‘atını günbatımına süren kovboy’ şarkısı “Gözün Doysun” geçtimiz ay dinlediğim en iyi Türkçe şarkıydı. Sebüktekin çok iyi bir şarkı yazarı zaten ama burada nezleli yorumuna da ayrıca bayıldım.

Burakbey’in kısa ve seksi yenisi “uyurgezer”i de sevdim. Burakbey şarkılarıyla atmosfer yaratmayı seviyor belli ki; burada da Zeynep Oktar ve Şener Engin’in desteğiyle gayet temiz bir iş çıkarmışlar. Ama tuhaf ki ben bu şarkıyı dinlerken hızlandırmak/remikslemek falan istedim. Sanki bu şarkı da “sarbeni” gibi dans pistine aitmiş gibi geldi; bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Eda Baba; Youtube’da pek çok dinlenen coverlarını albüme dönüştürdü. Yeni ve özellikle kendi şarkılarını yapabilen isimlerin cover albümü yapması fikrine pek sıcak bakmıyorum. Baba ve ekibi de çok orijinal coverlara imza atmışlar diyemeyeceğim açıkçası. Zerrin Özer’in muhteşem “Her Şey Seninle Güzel”ini her şekilde dinlerim mesela ama şu sıralar reklam müziği olarak da kullanılıyor. Baba’nın sesine ve yorumuna çok yakışan şarkılar var, Ahmet Ali Arslan’ın “Aç Zülfünü” gibi ama Sezen Aksu’nun “Vay” yorumunda hiç bir ilgi çekici taraf yok bir yandan. Benim gibi Tuna Kiremitçi, Ahmet Kaya ve İlhan Şeşen şarkıları ile de çok ilgilenmiyorsanız albüm cazibesini kaybediveriyor.

Aksu’yu anmışken onun yayınladığı şarkılardan bahsedelim. Hem “Demo 2” kapsamında çıkardığı, daha önce Harun Kolçak’ın söylediği “Karşıyım” hem de “Attila Özdemiroğlu Besteleri” tribute albümü altında söylediği “Bir Vurgun Bu Sevda”nın tek cazip tarafı yine kendisi; efsunlu sesi ve yorumu.

emir taha’dan daha önceki bir yazımda “Huyu Suyu” nedeniyle bahsetmiştim. O şarkıyı ve öncesinde yayınladığı “Kendine Gel”i bana çeken, taha’nın ingilizce ve türkçe sözleri nefis harmanlayabiliyor oluşu idi. Bu şarkıcının ilk EP’si “Hoppa pt.1”in tamamı için geçerli mi diye soruyor iseniz cevabım hayır ama bu ağırlıkla ingilizce sözlü minimal r&b tarzın içinde türkçe müzik esinlenmeleri hem melodi (Fırat Tanış’ın “Yani”sini samplelayan “7 Cigs” ve dansözleştiren “Cold”) hem de taha’nın vokal kullanımında (“Silence”) varlığını sürdürüyor. Yine de potansiyelini tam değerlendiremeyen ya da taslak halinde kalmış hissi veren şarkılar (“Faydası Yok”, “Silence”) nedeniyle arzu ettiğim kadar sevemedim bu EP’yi, pt.2’de durumlar değişir umarım.

*YABANCI POP GÜNCELLEME: Pop’un en güzel kadını Zara Larsson’ın “Love Me Land” iddialı yaylı düzenlemesi ile enteresan bir dinleme vaat ediyor. Katy Perry’nin 14 Ağustos’ta çıkacak 5.albümü “Smile”ın aynı isimli şarkısı ise hiç orijinal bir iş olmamakla birlikte ‘groove’u sağ olsun kendini dinletiyor. 80’lerin etkisi altında gezmeye devam eden Troye Sivan’ın “Easy”si bir önceki şarkısı “Take Yourself Home” gibi adamı yerine mıhlamıyor ama derinden derinden paralamayı başarıyor.

2 tane de albüm tavsiye edeceğim. HAIM’in 3.sü “Women in Music Pt.III” kardeşlerin bugüne kadarki eforlarının en başarılı ürünü olmuş diyebilirim. Grup müziği ile prodüksiyon arasındaki dengeyi sağlamakta zorlandıkları ikinci albümlerinden sonra burada pop-rock’tan r&b ve hatta reggae’ye kadar salınırken hem gayet korkusuz davranmışlar hem de şarkılar bir şekilde ‘eforsuzca iyi olmuş’ hissi vermiş.

Dünyanın en güzel seslerinden birine sahip olduğu aşikar Lianne La Havas’ın kendi ismini taşıyan 3.albümü de çok çok çok iyi. Müthiş bir yetenek La Havas ve saf yetenekten oluşan albümü de sesi misali sihir etkisi yaratıyor. Bu iki albümü de baştan sona istisnasız dinleyiniz derim ben.

*SON DAKKADA EKLENENLER: Arkadaşlar Taylor Swift’in gökten iniveren melankolik folk albümü “folklore”u dinleme heyecanı ve şevki gösteremedim tahmin edersiniz ki ama iki favorim Mert Demir ve Seda Erciyes’in bir araya geldiği “GEBEREBİLİRİM”e vuruldum. Demir’in böyle pişmanlık şarkılarında sürünen vokalinin hastasıyız zaten ama Erciyes’in ikinci yarıya getirdiği hüzün olmasaymış şarkı eksik kalırmış. Birbirine iltifat eden performansların olduğu düetlere çok sık denk gelmiyoruz, kıymetini bilelim.

Göksel’in Osman Şahin ile yazdığı ve şarkıcıyı akustik pop sularına döndüren “Lütufsuz Yaz”ı çok anlayamadım henüz ve anlayamadığım için de biraz sıkıldım. Dinlerken Göksel’in “ölmeden bir yaz daha, kesmeliyim şurada ipimi” demesiyle irkildim ve haliyle “böyle yaza böyle şarkı” diye geçirdim içimden. Göksel’den kolay vazgeçmem, dinledikçe seveceğime inanıyorum.

Mert Bell’in GZone için seçtiği şarkılar Spotify’da GZONE HOT 50 listesinde.