863269c786
guliz-ayla-mert-bell

MERT BELL YAZDI: GÜLİZ AYLA VE “PARLA”YANLAR

Müzik yazarımız Mert Bell, yeni yazısında müzik dünyasındaki son gelişmeleri ele aldı.

İşte bu yazı:

Güliz Aylavyu

Güliz Ayla’nın kendi ismini taşıyan ilk albümü 2015’te piyasaya çıktığında onu o sıralarda kanatları altına almış olan (ya da öyle görünen) Sıla ile kıyaslanmalarının sonu gelmemişti. Hoş, ikili bundan pek rahatsız değildi. Böyle bir rahatlığın nedeni her iki şarkıcının da kendilerine olan güveni ile alakalıydı elbette. Sıla rüştünü çok öncesinden ispatladı malumunuz ama Güliz Ayla’nın yazlık hiti “İlk Öpücük Benden Olsun” ile bizi Yalın’dan kurtardıktan sonra ne yapacağı merak konusuydu. Şimdi, söz ve besteleri tamamen kendisine ait şarkılarından oluşan yeni albümü “Parla” ile karşımızda olan şarkıcı onunla ilgili ümitleri boşa çıkarmadığını gösteriyor.

Bir kere, hem ticari hem eleştirel anlamda ne kadar başarılı olursa olsun ilk albümünde Ayla’nın üstüne tam oturmayan bir şeyler vardı. Onunla kısa bir tanışma fırsatı da yakalayınca bunun o albüm üzerindeki karanlık hissiyat olduğundan emin oldum (evet, Ayla’nın gayet güneşli bir karakteri var ve sahiden de ‘limonata gibi bi kız’).

Bu albüm bilhassa açılıştaki 3 şarkısı ile Ayla’nın radyo-dostu canavar hitler yaratabileceğini ispatlıyor ilk olarak. Gürsel Çelik tarafından aranje edilen bu 3 şarkıdan çıkış için seçilen “Bilirkişi” ne bu albümün ne de diskografisinin en iyi şarkısı ama 70’lerin şeker kaplı pop şarkıları gibi hızla kulağa giriyor ve ikinci dinlemede şarkıcıya eşlik etmeye başlıyorsunuz. Mazoşist sözleriyle öne çıkan orta tempolu “Diğer Yarım” ve marş gibi ilerleyen ama baymayan “Gelsin Öpsün Kalbimi” için de aynı şey geçerli. Zaten bu 3 şarkı da bilinçli olarak dinleyiciyi yormayacak şekilde düzenlenmiş ve söylenmiş.

Devamında gelen şarkılar “Yetmedi mi?” ve “Hodri Meydan” albümün merkezini oluşturuyor ve benim favorilerim oldular. “Yetmedi mi?” Ayla’nın puslu sesini layıkıyla sergilediği hüzünlü ve klasik pop balladı iken “Hodri Meydan” aranjörü İskender Paydaş’ın 90’lar popuna en şahanesinden bir gönderme yaparak (Nazan Öncel’in “Aynı Nakarat”ı) aranje ettiği albümün enerji zirvesi. “Hodri Meydan” şarkıcının sesini daha önce duymadığımız disko-pop evrenine atması ve Ayla’nın buraya rahatlıkla adapte olduğunu göstermesi açısından da önemli.

Alışması biraz daha zor olan son 3 şarkı da (“Uyar Bana”, “Öldür Beni” ve “Benim Adım Yalnızlık”) isabetli bir düşünceyle usta aranjör İskender Paydaş’a teslim edilmiş ve Paydaş bu 3 şarkıyı duduk ile birbirine bağlayarak enteresan bir akış elde etmiş. Etnik-popa yakın bir soundla ama gayet modern bir sonuç alınan bu şarkılardan en sevdiğim, akışı devamlı değişen bestesiyle “Uyar Bana” oldu.

Ayla’nın bu albümdeki hafiflemiş ve çok da kasmayan/tırmalamayan ruh hali beni çok mutlu etti. O nedenle belki albümün en karanlık anı “Öldür Beni”yi değil de pek hüzünlü kemanlarına inat Ayla’nın içindeki ışığı ve umudu eksik etmediği “Benim Adım Yalnızlık”ı çok daha fazla sevdim.

Evet, “Parla” Güliz Ayla için çıtayı çok yükseltmeyecek belki ama ilk albümüyle güzel bir çıkış yakalamış olan şarkıcı için en önemli görevi yerine getirecek; onu fazlasıyla radyolarda çaldıracak.

GÜLİZ AYLA’NIN PARLA ALBÜMÜNÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Diğer “Parla”yanlar

Kariyerine hiçbir katkı sağlamayacak yeni şarkısı “Bazı Aşklar Yarım Kalmalı” ile İrem Derici, sonunda farklı bir şey duymamızı sağlayan ve azıcık gülümseten Derya Uluğ (“Nabız 180”) ve Funda Arar (“Aşk Olsun”), aynı şeyi farklı sosla önümüze tekrardan getiren şahane sesli Simge’yi (“Üzülmedin mi?”) bir kenara koyarak dikkat çekmek istediğim bir isim var, o da Melike Şahin.

Şahin ile ilgili sahip olduğum birkaç bilgi; Baba Zula’nın eski solistlerinden biri kendisi ve Youtube’da sürüsüne bereket kaydı bulunuyor. Sony Müzik ile yayınladığı ilk teklisi “Deli Kan” pek bayıldığımız Cihan Mürtezaoğlu ile beraber yarattıkları insanın içini deştikçe deşen muazzam bir eser.

Yabancı popa bir bakacak olursak; Taylor Swift’in merakla beklenen albümü “reputation” birkaç hafta önce çıktı ve bugün de tüm online stream servislerine verildi. Albüm benim için “1989”un yarattığı isteriye neden olmadı ama çok iyi olduğunu belirtmem gerek. Yayınlanan ilk 3 şarkıdan önceki yazımda bahsetmiştim, aynen beklenildiği gibi şarkıcının içindeki kötü kızla barıştığı, kurban rolünü oynamayı reddettiği, karanlık ve oyunbaz bir albüm bu. “End Game”de r&b/hip-hop, “I Did Something Bad”de trap, “Don’t Blame Me”de gospel gibi bugüne kadar kendisine uzak türleri deneyen ama harikulade sonuçlar çıkaran Swift’e hayran olmamak imkansız. Şarkı sözleri her zaman olduğu gibi yine en yakın arkadaşınız sizin için yazmış hissi verecek kadar incelikli ve samimi, Swift’in başarasının anahtarı olarak da bu görülüyor zaten. Albümün en iyileri olan “Delicate”, “Call It What You Want” ve “New Year’s Day” gibi minimal prodüksiyonlu şarkılarda da bu kalite çok daha fazla öne çıkıyor.  Ama illa ki gürültü ve nefes kesici düzenlemeler isteyenler için “…Ready For It?”, “Dancing With Our Hands Tied” ve “This Is Why We Can’t Have Nice Things” ışıl ışıl parlıyor.

Disko ışıkları ile parlayan bir kişi de İsveçli pop prensesi Tove Lo. Lo, geçen yılki “Lady Wood”un devamı niteliğinde ve yine iki bölüm olarak sunduğu yeni albümü BLUE LIPS ile edepsizliğin ve arsızlığın sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Muazzam şekilde isimlendirilmiş bayıldığımız çıkış şarkısı “disco tits” dışında yine aynı minvalde ağzınızı ve başka yerlerinizi sulandıracak şarkılar “shedontknowbutsheknows”, “stranger”, “bitches” ile hafiften buhranlı “cycles”, “struggle” ve “bad days” benim favorilerim.

Ayrınca Bakın

ASLI-KARASAC

HABERTÜRK TV’DE TRANSFOBİK AÇIKLAMALAR YAPAN PSİKOLOĞA MESLEK DERNEĞİNDEN TEPKİ

Haber Türk’teki bir programda “cinsel kimlikte genler ve kalıtımsal faktörün temel belirleyici olmadığını” savunarak çocuklarda ...