MERT BELL YAZDI: HANDE AN’A DÖNÜYOR

GZone Müzik yazarı Mert Bell, Hande Yener'in merakla beklenen albümü "Carpe Diem Vol.1" ile ilgili düşüncelerini yazdı.

Nihayet Hande Yener’in 20.yıl albümü “Carpe Diem”e (en azından onun ilk yarısına) kavuştuk. Yener çalışkan bir şarkıcı ve sürekli üretiyor olmasına rağmen 2017’den bu yana ondan bir albüm dinlememiş olmak; bu arayı vermek bana çok iyi geldi açıkçası. Kariyerinin 2000-2010 arasındaki ilk on yılını tamamen orijinal ve yenilikçi bir hikaye ile çiçeklendiren ve böylesine kısa bir sürede popun en saygın isimlerinden biri olmayı başaran bu kadın 2010-2020 arasını ise müzikal anlamda daha güvenli sularda ama kendisiyle aynı arenada gördüğü isimlerle son derece güvensiz ve doludizgin bir rekabet içinde geçirerek kafamızı karıştırdı. Nihayetinde ‘“Apayrı” Hande’nin zirvesiydi’ ya da ‘of o elektronik albümler ne cesur işlermiş yaf’ diyenlerin kulakları hiç hak etmedikleri “Uzaylı”, “Kışkışşş” ya da “Kuş” gibi şarkılar duydu ve bu dinleyiciler biraz yoruldu. (Bana göre Yener’in kariyerinin ikinci yarısı ‘bir iyi şarkı yanında bir kötü şarkı bedava’ şeklinde özetlenebilir ama elimizdeki bu güzel albümün hatırına oraları didiklemeyeceğim.)

Yener, “Apayrı”nın isminin her daim pek anıldığını biliyordu ki ‘o albüme benzer bir albüm yapıyorum’a denk gelen açıklamalar yapmıştı magazin basınına. Gelin görün ki albüm öncesi yayınlanan “Pencere” ve “Bela” ile ben bu bağlantıyı pek kuramamıştım. Gerçi bunda benim de kusurum var; tek tek çıkan şarkıları bir albüm ile bağdaştırmaya çalışmam saçma ama yine de bu iki şarkının da albümün ilk yarısına dahil edilmemesine sevindim, inşallah ikinciye de edilmezler.

Gelelim “Carpe Diem”e. Hande Yener’in sesinin ve yorumunun en üst formunda olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. Yıllar içinde türler arasında sekerken şarkıcılığını da büyüten ve her defasında muhteşem ses tonuyla hayran bırakmayı beceren biri Yener ve burada da şaşırtmıyor. Albümün diğer önemli oyuncusu ise prodüktör Misha. Misha, Yener’in geri dönüşünün sound açısından son derece incelikli duyulmasını sağlayan kişi; bilhassa açılışı yapan ilk üç şarkıda o kadar zevkli işler çıkarmış ki Yener’i bir popstardan çok bir rockstar gibi havalı döndürmeyi becermiş. Buz gibi bir açılış yapan synth-pop “Aşk Sandım” ve üstü açık bir arabada dinlenmesi şart gitarlı ikinci şarkı “Bulut”un ardından gelen “Senden Çok” albümü büyük umutlarla açıyorlar. Hatta şöyle diyeyim; (şimdilik albüm favorim) “Senden Çok”da şarkı boyunca tekrar eden bas gitar melodisi bu yıl dinlediğim şarkıların bir çoğunun tamamından bile daha güzel; varın siz anlayın.

Dördüncü sırada albümün geneline hakim Berksan – Misha ortaklığını bozan Fikri Karayel – Deeperise şarkısı “Aşk Elinde” var. Bu şarkı albümün çoğunda Berksan’ın sözlerini dinlediğimiz için güzel bir değişiklik yaratıyor ama ben Deeperise’ın 3 senedir kendini tekrar eden bu aranjelerinden artık biraz sıkıldığım için kendimi bu şarkıyı sona doğru ilerletirken buldum; yine de bu chill tarzın düşkünleri çok fazla olduğu için şarkının sevileceğine inanıyorum.

Albümün kalanında Misha; Yener’i konfor alanı olan dans pistine göndermeyi de ihmal etmiyor elbette. Bu minvalde; hem piste baş aşağı dalış yaptıran “Başka Dudaklar”ın hem de slow motion bir öfori yaratan “Melekler ve Şeytanlar”ın gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Daha risksiz ama Yener’in müthiş yorumuyla reggaeton’u bile cool hale getirmeyi başardıkları “Kaç” tatlı bir iş ama ikinci yarının yıldızı albümün isim şarkısı. Berksan’ın albüme yazdığı en güzel sözlerin; gayet sade (ve sözlere uygun alaycı) bir düzenlemeyle sunulduğu “Carpe Diem” Yener’in “Apayrı”da Mete Özgencil ile yaptığı “Unut” ile aynı kandan bir şarkı ve albümün tüm yükünü toprağa basıp boşaltma durağı. Özgencil ve Devrim Karaoğlu ise en ağır şarkı olan “Boşuna”nın sahipleri burada. Bu şarkı albümün akışına göre yavaş kalıyor, doğru ama yine de Yener’in performansı ile kendini dinletiyor. “Boşuna” albümün geneline göre zayıf kalan şarkı sözlerini tartışmak için iyi bir fırsat.

Hep yazıyorum; ben şarkı sözlerine ilk dinlemelerde çok dikkat eden biri değilim. Ama albümü dinledikçe şunu fark ettim ki şarkı sözlerini ezberleyemiyorum (ve şarkılar çok uzun sözlere sahip falan da değiller). Berksan’ın bilhassa “Aşk Sandım” ve “Kaç”taki işlerinin hayranı değilim kesinlikle ama “Bulut”un tuhaf sözlerle dolu nakaratının aklımda kalan ilk sözler olduğuna aydığımda genel bir sıkıntı olduğuna ikna oldum. Bu nedenle albümü dinleyen arkadaşlarımın (favorim olmasa da) Fikri Karayel’in “Aşk Elinde”deki sözlerine hayran olmasına şaşırmadım. Hoş, teoride albümün ikinci bir “Apayrı” olma ihtimalini düşündürten kişi olan Mete Özgencil’in “Boşuna” için adeta söz yazmadığını söylemek de yerinde olur.

Yine de Berksan’ı “Başka Dudaklar”ın süper nakaratı; albümün manifestosu “Carpe Diem” ve trap-pop sevmeyen beni bile etkileyen ve ‘Hande Yener manifestosu’ olarak okunabilecek kapanış şarkısı “Yolcu” için tebrik etmek isterim.

Yener’i kariyerinin 20.yılına görkemli ve prestijli bir şekilde getiren “vol 1” şarkıları uzun zamandır Yener ile ilgili bir gelişmeye heyecanlanmayan ben ve benim gibi bir sürü dinleyiciyi “vol 2” için heyecanlandırdı diye düşünüyorum. Umarım kendisi hit peşinde koşmaya biraz ara vererek; durup dinlenerek ve nihayet Demet Akalın’la rekabet etmekten ve artık var olmayan bir tahtın kavgasından  vazgeçerek ne kadar rahatladığını ve özgürleştiğini ve yeniden yalnızca Hande Yener’in eforsuzca altından kalkabileceği müziği yapmaya başladığını fark etmiştir. Bu Hande’ye uzun bir zamandan sonra kavuşmak bize iyi geldi çünkü.