MERT BELL YAZDI: İZEL’İN DÖNÜŞÜ, MERT DEMİR’İN YÜKSELİŞİ VE DİĞERLERİ

GZone Müzik yazarı Mert Bell, İzel'in dönüşünü müjdeleyen yeni albümünü, Mert Demir'i ve ayın dikkat çeken diğer çalışmalarını yorumladı.

Pop müzik tarihinin en anlaşılmamış/yanlış anlaşılmış albümlerinden birini (“Aşk En Büyüktür Her Zaman”) yaptıktan 7 yıl sonra biricik İzel’imiz yeni albümü “Kendiliğinden Olmalı” ile karşımızda. 

Çelik ve Ercan’la birlikte olan dönemini de sayarsak yaklaşık 30 senelik bir kariyer İzel’inki ve öncelikle sesini bal gibi koruduğunu ve hatta sesinin baldan tatlı olduğunu söylemek gerek. Ne kadar iyi bir yorumcu olduğu gerçeğini de hesaba katarak çok kötü bir şarkıyı bile dinlenebilir yapabileceğini biliyoruz.

“Kendiliğinden Olmalı” şarkıcının kariyeri boyunca zirveyi beraber gördüğü hemen her ismin ziyaret ettiği bir albüm, üstelik yeni besteci ve aranjörlere de çokça şans verilmiş. Anlayacağınız gibi, albümde çokça isim ve ortaklık var. Ancak bu ortaklıklardan bir kısmı başarılı olurken, bir kısmında işler pek yolunda gitmemiş.

Öncelikle iyi olmayanları aradan çıkartmak istiyorum; albümün en bariz hareketlileri “Daha Ne Kadar” ve “Bi Bitmediniz”i sevemedim, “Yok Yere” ya da “Bir Dilek Tut Benim İçin”i söylemiş olan İzel bu iki şarkıdan çok daha iyilerini hak ediyor. Alen Konakoğlu’nun düzenlediği iki şarkı; Alper Narman ve Onurr ortaklığı “Fersah” ve Emrah Altun imzalı “Efendi Gibi” de hafifçe rocklaştırılmış arabesk-pop halleriyle bana yavan geldiler.

İzel’e yakışmayan tek tarz acaba bu arabesk-rock mı diye düşünürken Çelik’in elinden çıkma (ve Funda Arar’ı hayli kıskandıracak) melodramatik “Bırakın”ı dinledim ve  fikrim değişti. Bu şarkı hem çok iyi düzenlenmiş hem de İzel’in albümdeki en sağlam vokal performanslarından birine sahip. Çelik’in Ercan Saatçi – Sezen Aksu ortaklığından (albümün isim şarkısı) daha iyi iş çıkaracağına dünyada inanmazdım ama buyrun bakalım, oldu işte.

Meral Turan ve Birkan Şener ortaklığından çıkan 2 şarkı; çıkış için seçilen “Bizim Ağaç” ve açılışı yapan “Saçmalık” gayet iyiler ve İzel’e çok yakışmışlar. İki şarkının aranjörleri de (Serdar Ayyıldız ve Gökçer Turan) 90’lar popuna göz kırpan temiz işler ortaya çıkarmışlar. Özellikle Turan “Saçmalık”ı şarkı boyunca ama bilhassa finalinde “Aşk En Büyüktür Her Zaman” iklimine taşımayı başarmış.

Sinan Akçıl’ın ikinci bir “Gurur” olabilecek “Yerine Sevemiyorum”u da güçlü bir şarkı ve zaten İzel’in kendini en kuvvetli hissettiği şarkılardan olduğu için muhtemelen kliplenecektir. Ardından gelen iki cover; Mustafa Sandal’ın “Bugün Erkenden”i (orijinali “Devamı Var”) ve Mehmet Güreli’nin “Kimse Bilmez”i albümü arabesk sularından uzaklaştırarak dingin bir moda sokuyor. “Kimse Bilmaz”in günün birinde hareketlendirilmiş bir versiyonu yapılacağı kesindi, bunu yapanın İzel olması beni mutlu etti açıkçası.

Herhangi bir latin-pop şarkısı gibi başlayıp şahane sözleri ve İzel’in kontrollü yorumuyla albümün en iyisine dönüşen Alper Narman – Onurr imzalı “Yas Mühürümdür” ise finale doğru geliyor ve albümün notunu yükseltiyor.

Kapak fotoğrafında İzel’in ifadesinin ele verdiği gibi bu çokça hüzünlü bir albüm (en azından en çok iz bırakan şarkıları hüzünlü olanlar). Ben içinde İzel’in ortalıkta pek görünmediği bu 7 yılda yaşadıklarına dair daha fazla şey bulmak isterdim ama yine de yüzünü asacak bir şey yok İzel’ciğim, kendiliğinden olan bu ise bizim de kabulümüzdür. Sen biriciğimizsin.

Yılın en iyi albümlerinden biri olmaya aday Mert Demir’in “Bak Kollarım Burada”sından illa bahsetmek gerek. Demir’in albüm öncesi teklileri “Uyan” ve “Karakış”a olan hayranlığımı eski yazılarıma konu etmiştim; kendisi de tam ondan beklediğim gibi son derece iddialı, havalı ve modern bir ilk albüme imza atmış. Kendisinin tarzını; bir şekilde türkülerden ve arabeskten beslenmeyi beceren atmosferik elektronik pop r&b olarak değerlendirmek mümkün belki ama bu upuzun betimleme bile albümün en iyilerinden ve dosdoğru bir rock şarkısı olan “Uzadı Yollar” için yetersiz kalıyor örneğin.

“Beyaz Giyme” türküsü hariç tüm söz ve müziklerin Demir’e ait olduğu albümde Disclosure’ı kıskandıracak seksilikte disko ritimleri de (favorim “Bırak Beni”) var, şarkıya bir anda dahil oluşuyla ‘wtf?’ hissi yaratan bağlama da (açılışı yapan “Her Yanım Kar”). Ancak tüm bu enstrüman ve düzenleme tercihlerinin rastgele olmadığı, üzerinde çokça düşünüldüğü belli. Arabesk ve r&b’nin daha kolay flört eden türler olduğunu biliyoruz ama özellikle “Karakış” ve “Yılanlarla”da son derece incelikle kullanılan yaylı, ud ve kanun tercihi için Demir’I ve tüm ekibini alkışlamak gerek.

Yine de kafanızı çok karıştırmak istemem (belki de isterim), tüm yerli entrümanlara rağmen hemen hemen tüm şarkılar dream-pop sularına uğramadan bitmiyor. Sevdiceğine lüksü değil ama kolları arasında bir çadır romantizmi vaat ettiği isim şarkısı ile kaybettiği sevgilisinin peşine düşüp stalkerlaştığı “Ecem” sound olarak daha az sürprizli şarkılar ama sözleri farklı ve dikkat çekici.

Demir’in müziğini oluşturan tüm öğelerin en rahat bir araya geldiği şarkı olan “Sadece” ise bir diğer favorim oldu. Demir’in sevdiği ve etkilendiği bir çok tür var belli ki ama yarattığı sentez (tüm düzenlemelerde de ismi var) ve vokali tamamen kendisine özgün ve bu pop müzikte her gün başımıza gelen bir şey değil. Bu nedenle Mert Demir’e kollarımız açık ve burada.

Ayşe Hatun Önal’ın yeni şarkısı “Katakulli”ye bayılmak isterdim ama olmadı maalesef. Mabel Matiz’in yazdığı şarkıda hiç bir problem yok (ve kabul edelim ki herkes “böyle bir yılan daha görmedim” cümlesini seslendirmek ister) ama Önal’ın şarkıdaki tonu kulağıma hatalı (hatta yer yer boğuluyor gibi) geldi. Aranjör Sabi Saltiel ve Matiz’in kalabalık bulduğum aranjesi de işimi kolaylaştırmadı. İkilinin aranjeleri, Matiz’in albümünde beni hiç yormazken bu disko şarkısında kulağımı tırmaladı.

Ziynet Sali’nin gereksiz Ferdi Tayfur coverı “Bana Da Söyle” ve Deeperise’ın Fikri Karayel ile ortaklığı “Yağmur”u bir kezden fazla dinleyesim gelmezken Bedük’ü “Overload” albümünün yüksek enerjisine döndüren yeni teklisi “Hayvan”ı sevdim.

Sıla’nın parça pinçik albüm yayınlaması fikri enteresan ama keşke ilk olarak daha güçlü bir şarkı setiyle çıksaydı. Nefis bir enstrümantal introyla (“Ağrı”) başlayan bu ilk EP’nin promo şarkısı “Sabır”ı Gürsel Çelik’in su gibi akan aranjesiyle Sıla için ‘light’ buldum ve bu değişiklik hoşuma gitti açıkçası. Ağır şarkı “Medet”in Sezen Aksu’ya ait bestesine bayıldım ama Sıla’nın “medet umdum şair sözden, medet umdum sahir günden” gibi ve benzeri sözlerinden gına geldi sanıyorum artık bana.

Aynur Aydın’ın da biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Popun yenilikçilerinden olacağını düşünürken standart pop icracısı olma yolunda ilerliyor. Yeni şarkısı “Düşüne Düşüne” kötü değil ama pek şık videosunun desteğiyle bile “Yanı Başıma” ve “Diğer Yarın”ın yorumcusu olan Aydın’ın diskografisine ne katacağı belirsiz.

“Yenilikçi olsun, farklı olsun, benim olsun diyorsanız” size 2 isim önereceğim (aslında 4). Tel Aviv’li prodüktör Kutiman ve şu sıralar favori şarkıcım olan Melike Şahin’in işbirliği “Sakla Beni” Tarantino-esk bir retro funk alaturka sentezi ve Şahin’in olağanüstü vokalleriyle tadına doyum olmuyor. 

Drag queen Ceytengri ve prodüktör Jtamul ortaklığı “Buz Gibiyim” ise müzik tarihimiz açısından önemli bir olay. Yurtdışından bolca örneğini bildiğimiz ve çoğu parodi işler olan şarkıların aksine “Buz Gibiyim” Ceytengri’nin kendi yazdığı sözleri yaşatmasıyla içinizi soğutup Jtamul’un delici baslarıyla soğuk terler dökmenize neden olacak spoken word bir club şarkısı. Derhal ituneslayınız, spotifylayınız.